2 yılı geçmiş, uzun zaman.

Denedim pek çok kez, yazdım vaz geçtim, yazdım baskıya göndermedim. 
Çünkü bir günde gündem değişti, etkilendiğimiz olaylar değişti, bir gün önce yazdığım bir gün sonra anlamını kaybetti.
Hatta akşam yatarken başka önemli etkilendiğimiz bir gündem varken, sabah uyandık ki bambaşka daha önemli olay var artık. 
Neler olmadı ki etkilenmediğimiz?
Seçim oldu… Hem de Yalova açısından bakarsanız yaklaşık bir yılda beş kez sandığa gittik. Bir seçim sonucu diğeri ile bağdaşmadı.   
Gezi Parkı olayları oldu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı olduğu halde Topçu Kışlası'nı Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde imar izni olmadan yeniden inşa edilme trajedisini engelleme eylemi sade vatandaşımızı, ev hanımlarımızı bile sokağa dökerken, gençlerimizin aslında ne kadar duyarlı ve esprili olduğunu fark ettik milletçe. 
Her bir komşumuzla ayrı ayrı, gün be gün ekonomimizi, dostluğumuzu, vicdanımızı etkileyen, savaş, göç, sınır ihlalleri, sığınmacı sorunları, iç işlerimize etkileri,  başka ülkelerin tepkileri…
Bombalar patladı, toplu halde vatandaşlarımız kaç kez genç yaşta hayatlarını kaybetti, aileler söndü, baş şehirlerimiz kan revan.
Kadınlarımız en yakınındaki erkekler tarafından cinayetlere kurban gitti, genç kızlarımız öldürülmekle kalmayıp, gencecik cansız bedenleri parçalara ayrıldı, yakıldı. 
Kaç tane facia yaşandı. Soma’da saçma sapan sebeplerle, bile bile, İş Sağlığı Güvenliğiyle ilgili sayfa sayfa kanunu, yasası olduğu halde, gerekenler yapılmadığından, 301 Madencimiz toprak altında can verdi. 
Haksız yoldan elde edilen ancak para makinalarıyla sayılabilecek miktardaki, ancak kamyonla taşınabilecek miktardaki, bakan, bakan çocuklarının evlerinde bulunan paralar, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık kayıtları daha önceleri millet olarak bizleri sarsan ilişki “kaset”lerini çok çok  geride bıraktı. 
Hele 7 Haziran akabinde 1 Kasım seçimleri sonrası ; her sabah, her akşam yiğit askerlerimizin, polislerimizin, vatan evlatlarımızın şehit haberleriyle sarsıldık, kahrolduk. 
PKK terör örgütüydü, sonra öyle miydi değil miydi algılarımızla oynandı.
Silahlı Kuvvetlerimizin en değerli komutanları “özel mahkemeler” “özel savcılar” tarafından yıllarca hapishanelerde tutuldu. Terör örgütü kurmaktan yargılandı. Terör örgütüne karşı yıllar yılı mücadele etmiş, bu uğurda hayatları pahasına vatandaşının yanında fedakarlık etmiş Komutanlarımız ve malum terörist başıyla aynı kefede değerlendirildi. Vatandaşın algısında kahraman Türk Askerimiz, Ordumuz itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. 
Sora bir baktık “özel mahkemeler” kapatıldı, “özel savcılar” hakkında arama, tutuklama kararları alındı, kaçış öykülerine şahit olduk. 
Yeni Terör Örgütleri peydah oldu. Ülkemizde ve dış ülkelerde hangi terör örgütünü hangi ülkenin beslediği, kimin destek olup olmadığı tartışıldı, kafalar karıştı. Özünde insan sevgisi olan güzel dinimizin adıyla anılan ama aynı zamanda insanları katleden terör olayları tüm dünyada toplu katliamlarla, cinayetlerle anıldı.
Yeni Terör Örgütlerinin baş harfleri, isimleri kadar kafa karıştıran bir diğer şey de hayatımıza giren yeni kelimeler, oluşumlardı. Mesela Tape, Montaj, Aktrol, Paralel, Ayyaş, Çapulcu, Bakara Makara, Gemicik, Mwitter, Balyoz, Ergenekon, Manidar, Sehven, Hayırsever İşadamı, Başçalan, Fuat Avni, Havuz Medyası, Yandaş, Sıfırlamak, Türgev, Haramzade, Hizan-Fizan, Akil Adam, İstikşafi, Kumpas, Külliye, Üst Akıl, Yeni Türkiye, Başkanlık Sistemi.
Herkes, her kurum, her şey ayrıştırıldı. Üniversiteler, Yargı, Yürütme, Basın… Yandaş Basın, kapatılan kanallar, hapse atılan gazeteciler. Daha önce askerlerimiz için seyrettiğimiz filmi bu kez gazeteciler, basın kuruluşları için izledik. Önce yargılandılar, sonra yargılayanları yargıladılar mesela. 
2 yıl geçmiş, uzun zaman.
Denedim pek çok kez, yazdım vaz geçtim, yazdım baskıya göndermedim. 
Çünkü bir günde gündem değişti, etkilendiğimiz olaylar değişti, bir gün önce yazdığım bir gün sonra anlamını kaybetti. Bir sonraki yazımda Ruh Sağlığı Çalışanı gözüyle bütün bu olayların, kafa “algı” karışıklıklarının, toplum olarak, birey olarak üzerimizdeki etkilerinden söz edeceğim. 
Bu zaman zarfında kaybettiğimiz çok değerli sanatçılarımızdan biri, sevgili Levent KIRCA’nın veda mesajının son satırları ; “Dik durun.. Adil olun, sabırlı olun. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle. Atatürk’le kalın, cumhuriyetle kalın, hoşça kalın!!” Bir sonraki yazıma kadar…
YORUM EKLE