Alternative content

Get Adobe Flash player

Şefik Kayar
Email :
Telefon :


ACI TÜTÜNÜN HİKAYESİ

Otuz beş  yıl  evvel  tütün  ekilirdi  Yalova’nın  bazı  köylerinde .  Hatta  o  köylerde  yaşayan  insanların  en  önemli  geçim  kaynaklarından  biriydi tütün.  Ancak  çok  meşakkatli  bir  işti  tütün  yetiştiriciliği. Üretim  başından,  pazarlanana  kadar  13  aylık uzun  bir  zaman  dilimi  ve  çok  aşamalı  uğraş  gerektiriyordu.

       Bu yazımda  sizlere , hatırladığım  kadarıyla; bu uzun ve  meşakkatli  tütün  yetiştiriciliğini  anlatmaya  çalışacağım.

        Bir  yıl  evvel  tütün  bitkisinin en  tepe  noktasında  bulunan  fındık  büyüklüğündeki  tohumluklardan  tohumlar  alınırdı.  Rutubetsiz  bir  yerde  bekletilirdi. İncir  çekirdeği  büyüklüğündeki  bu  tohumlar  mart  ayı  geldiğinde  bahçelere ; ocak  denilen  1  metre  genişliğinde  5-6 metre  uzunluğunda  hazırlanan  yastıklara  serpilirdi.  Üzerine  odun  külü  ile  karıştırılmış  çok  inceltilmiş  toprak,  ince  bir  tabaka  olarak  örtülürdü.  Onun  üzerine de  yine  çok  ince  bir  tabaka  olarak  yanmış  hayvan  gübresi  yayılırdı.  Daha  sonra  bu  tohumlar  çimlenip  5-6  cm.  boyuna  gelene  kadar  sulanırdı.  Sulama  işi, hortumun  ucuna  suyu  yağmurlama  şekline  getiren   sepki  denilen  bir  aparat  kullanılarak  yapılırdı.                .     Fideler  yetiştiğinde  tarla  dikim  için  hazırlanırdı.  Sürülür , tırmık  çekilir, toprak  inceltilirdi. Şimdi  sıra  birbirine  paralel  ve  birbiri  ardına  açılan  çizgi  şeklinde  bir  karış  derinliğinde  fide  ekim  kanallarının  açılmasına  gelmiştir.  Gün  doğarken  fideliklerden  sökülen  tütün  fideleri  açılan  bu  çizgi  karıklara  20  santim  ara  ile  dikilir,  dikilen  bu  fidelere  can  suyu  verilirdi  .Eğer  yakında  su  varsa  hortumla  sulanır  yoksa  dereden  veya  kuyudan  fıçılarla  at , eşek  üzerinde  taşınan  su ,  dikilen  bu  fidelere  can  suyu  olarak verilirdi.

      Tarlaya  dikilen  fideler  bir  süre  sonra  boy  atar  yaprakları  bir  el  büyüklüğüne  gelir. Artık  tütün  kırma  işi  başlar. Sabah  gün  doğarken  tarlaya  ailece  gidilir.  Gün  doğup bir  iki  adam  boyu   yükseldiğinde  tütün  yaprağı  toplama  işine son  verilirdi.  Tekrar  eve  dönülür , kahvaltı  yapılır. Toplanan  tütün  yaprakları  ipe  dizilecektir  şimdi.  7-8mm.  eninde  30-35  cm.  boyunda , bir  ucu  sivri , bir  ucu  delikli   tütün  iğneleri ile  sap kısmına  batırılarak  dizilen  tütün  yaprakları , 3m kadar  kınnap  denilen  ketenden  yapılan  3-4 m  boyunda  iplere  aktarılırdı. Daha  sonra  bu  dizeler  bilek  kalınlığında  hafif  ağaçtan  yapılan , adına  ayna  denilen , kare  seklindeki  kurutma  sergenlerine , birbirine  paralel  ve  belli  aralıkla  bağlanırdı.  Bahçede  60-70 cm  yüksekliğinde  hazırlanan  odundan  yapılmış  rayların  üzerine  konurdu.Geceleri  vagonluk  denilen  kuruluğa  alınır, sabah  yine  güneşe  çıkarılırdı.. Kuruyan  dizeler  eve  çıkarılır  tavan  arasına  asılırdı.                                         .       .      Derken  kış  gelir…                                                                                                                           .      Şimdi , tütünleri  pestel  denilen  deste  yapma  zamanı  gelmiştir. Fakat bu tütün  yaprakları  gevrektir; ufalanmaya  çok  müsaittir.  O  nedenle tütün  dizeleri , bahçede  toprağa  açılan  susuz  bir  kuyuya  asılıp,  bir  gece  bekletilerek  nemlendirilir  ve  yumuşamaları  sağlanırdı. Daha  sonra  tütün yaprakları renk, kalite  ve  boylarına  göre  ayrılırdı. Gruplanan  bu  yapraklar sap kısmı  ve    kısımları  birbiri  üstüne  gelecek  şekilde  demetler (petsel) yapılırdı.  Bu  demetler  sini şeklinde  hazırlanmış  bir  tahta  kalıbı  üzerine  yuvarlak  bir  öbek  şeklinde dizilirdi. Üzerine  tahta  bir  kapak  ve  onun  üzerine de  ağırlık  konarak  pestel  denilen  desteler  sıkıştırılırdı.

En  sonunda  kalite  kalite  ayrılan  bu  desteler  kalitesine  göre  tütün  balyası  makinesinde  balya  yapılırdı.                                                                                                                                  .      Artık  tütün  satışa  hazırdır. Herkese satış  için  gün  verilir,  günü  gelen üretici   tütün  balyalarını  bir  vasıtaya  yükler; Yalova’ya  indirirdi . -- Şimdiki  büyük  postane  yanındaki  belediyeye  ait  güzel  sanatlar  merkezi  o  zamanlar  tekel  binası  idi. -- Orada  alıcıya  teslim  ederdi.                                                                                                                                  .     Teslim  ederdi  etmesine  de ; on  üç ay  ailece  yapılan  bir  çabanın ürünüdür  teslim  edilen  bu  tütün .  O  an köyde ; yeniden  acı  tütün   için  tohum  toprağa  dikilmiş ;  yeni   on üç  aylık  bir uğraş  başlamıştır  bile aile bireyleri  tarafından .                                                                        .     İşte  acı  tütünün  hikayesi  budur , hatırlayabildiğim  kadarıyla. Elektiriğin  de  olmadığı  yıllardı  o  yıllar.   14’lük  gaz  lambasının  ışığında  yapılırdı  pesteller.  Zifirli  ellerle  yenirdi  yemekler. Tütün  satıldıktan  sonra  ödenirdi  borçlar.   O  zaman  alınırdı  yeni  kıyafetler. Ondan  sonra  evlenirdi  gençler.

  Kalın  Sağlıcakla…


2262 defa okundu.
Yazıcıya Yolla
Arkadaşına Gönder
18.03.2010




Copyright © Yalova Gazetecilik ve Reklam San. ve Tic. Ltd. Şti
Cumhuriyet Caddesi No: 86/A   YALOVA
Merkez Telefon : (0226) 814 08 90 - 814 33 44 Merkez Fax : (0226) 813 62 62 Dağıtım Abone : (0226) 812 69 27