Dünyada en tehlikeli güç, kontrol edilemeyen güçle donatılmış yetki ve uygulamalardır. Bir güç her ne şekilde elde edilirse edilsin, mutlaka bir başka güç veya güçler tarafından kontrol edilebilmelidir.
Seçimlerle elde edilen seçilmişlerin gücü ve yetkisi seçenlerden üstün olamaz.
Hiçbir seçilmiş veya atanmış seçenlerden daha fazla hak ve özgürlüklere sahip olma lüksüne sahip değildir!...
Seçilenler seçenlerin memurudur. 0nların uluslar arası, kamusal ve kişisel çıkarlarına aykırı hiçbir davranış ve uygulamada bulunamazlar…
Bir ülkedeki yer altı ve yer üstü zenginlikleri.ile mal ve hizmetler o ülkenin vatandaşlarının refah seviyesinin yükseltilmesi ve geliştirilmesi için kullanılabilir, bir başka kişi, zümre veya Devletin çıkarları ve refah seviyesinin artması için asla peşkeş çekilemez!...
Devletin asıl görevi; insan hak ve özgürlüklerine kayıtsız ve şartsız olarak uyularak, Milletin refah içinde bekasının, demokratik şartlar ve uygulamalar doğrultusunda hiçbir şekilde taviz verilmeden sağlanmasıdır.
DEVLETLERİ DEMOKRATİK OLARAK KONTROL ALTINDA TUTABİLECEK EN ÖNEMLİ GÜÇ, KUVVETLER AYRILIĞIDIR.
YASAMA GÜCÜ
Vatandaşların devlete ve birbirlerine karşı hak ve hürriyetleri ile hal ve davranışlarını belirleyen ve bağımsız adalet sistemi bağlamında herkese eşit olarak uygulanmasını sağlayan güç, olmazsa olmaz olan ve toplumun bütününü kapsayacak ve kucaklayacak olan yasalardır. Bu yetki, millet ve seçenler adına Milletin bütününün çıkarlarına ve refah seviyesinin yükseltilmesi amacıyla kullanılabilir.
YÜRÜTME GÜCÜ
Milletin; güvenlik, sosyal dayanışma, huzur ve refah içinde bekasının sağlanabilmesi için kamu hizmetlerinin, mevcut yasalar doğrultusunda Millete adil bir şekilde sunulmasının sağlanması, yürütmenin ( Hükümetin ) esas görevidir.
Hükümet; devletin dış ve iç politikasını Dünya etiğine ve Devletin felsefesine ve mevcut yasalarına uygun olarak asla taviz vermeden uygulamak zorundadır. Hiçbir güç, Türk Milletinden aldığı yetki ve güce dayanarak, Millete rağmen Anayasa ve yasalara aykırı olarak, keyfi bir şekilde hareket edemez!...
ABD tipi bir BAŞKANLIK sistemi, İyi denetlenemez ve kontrol altında tutulamazsa, mevcut sistem ve rejim içinde hiçbir şekilde kontrol edilemez bir güç haline gelebilir. ABD’de Başkan, yüz kızartıcı bir suç nedeniyle Monika olayında olduğu gibi yargılanabilmektedir.
Hiç bir hükümetin “ Madem bu Millet beni seçti, o halde ben Devleti, bir dahaki seçime kadar ( Yasalar benim için önemli değil ) istediğim gibi yönetirim “ demesi ve uygulamalarını yasalara aykırı olarak icra etmesi asla kabul edilemez.
Peki seçilmiş Hükümetlerin, bir dahaki seçime kadar yasa tanımaz ve keyfi bir şekilde yönetim uygulamamaları için hangi güç ile önlem alınabilir.?
İşte bu güç, Türk Milleti adına vekilleri olan TBMM tarafından yetkilendirilmiş “YARGI GÜCÜ” dür.
Yürütmenin, yasamayı güdümüne almasının önüne geçilmesi ancak ve ancak tam bağımsız bir YARGI ile mümkündür.
Yargı; Yürütmenin veya yargı dışı illegal güçlerin kontrolüne girdiğinde “Yürütme” kontrol edilemez bir güç haline gelir ve sonuçta Hükümetlere yargı dışı güçler tarafından müdahale edilir. Hiçbir Hükümet; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesi, mevcut kurum ve kuruluşlar ile anayasa ve yasaları yok sayamaz ve arkasından dolanmaya kalkışamaz. Seçilmişler Milletten daha üstün yetki ve haklarla donatılamaz!...
Milletvekili Dokunulmazlığı gibi ucube bir yetki ve hak olamaz. Seçilmiş ve atanmışların, Anayasa ve yasalar ile insan hak ve özgürlükleri ve genel ahlaka aykırı davranış ve uygulamalarını önleyecek yasalardan gocunmalarını hiçbir şekilde savunamam. Kürsü dokunulmazlığı adı altında “ Ben bu devleti yıkmak, bölmek, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini uluslar arası elit güçlere pazarlamak ve rejimini değiştirmek istiyorum” gibi hiçbir düşünce, “DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞ” olarak kabul edilemez.
“Biz kırmızı ışıkta da geçelim” gibi garip bir talep, 72 Milyon vatandaşı İnsan yerine koymamaktır. Yürütmenin, kesin olarak dokunulmazlığını getirir. Vatandaş vekillerinin kölesi midir? Kim kime hizmet için görevlendirilmiş ve yüksek maaş, kırmızı pasaport, gümrüklerde “ Çok önemli personel” muamelesi gibi yetki ve avantajlarla donatılmıştır?
Bütün bunlar “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ile “ İnsan Hak ve Özgürlükleri” felsefesinin özüne, tamamen aykırıdır.
Bütün Seçilmiş ve atanmışların; hizmet ve görev ile ilgili yolsuzluklarını ve yasalara aykırı davranışlarını önlemek (Vatana ihanet, rüşvet vb. gibi), denetlemek ve yargılamak maksadıyla, sadece Yüksek Yargı Kurumlarınca ( YARGITAY, DANIŞTAY, SAYIŞTAY) seçilmiş ve öngörülen sayıda yargıçla bir “ANAYASA MAHKEMESİ YÜKSEK KURULU” oluşturularak yargılanabilmeleri sağlanmalıdır.
“ADLAET VE HUKUK; BİR BİLİM VE HÜR VİCDAN MESELESİDİR.”
Üyeler, yüksek hukuk ilmine vakıf ve üstün vicdani değerlere sahip olmalıdır. Hiçbir güç, yargı dışı tutulamaz. Yargının da gerektiğinde yargılanabilmesi için taslak çalışmalar yapılmalı, yasalaşmalı ve uygulanmalıdır. Faydaları ve mahsurları da göz önüne alınarak “JÜRİ SİSTEMİ” gündeme alınmalıdır.
Yargı tam bağımsız olarak görevini yapabilmelidir. Yargı mensuplarının yaşamları ve hayat standartları güvence altına alınmalıdır.
Adalet Sisteminin; hiçbir siyasi (Parti), işbirlikçi dış (Uluslar üstü) ve iç ( Ağalık, şeyhlik, şıhlık vb. gibi), dini (Mezhep, cemaat, tarikat vb. gibi) ve ekonomik gücün ( Para, borsa, altın vb. gibi ) kontrol ve iradesine bağımlı olarak hareket etmemesi için, gerekli önlemler alınmalı, olağanüstü bir güvence ve koruma altında tutulmalıdır.
ADALET; KESİNLİKLE HİÇBİR PARTİ, CEMAAT, AĞA, ŞEYH, ŞIH, PARA, ULUSLARARASI VEYA ULUSLARÜSTÜ GÜCÜN, EMİR VE KOMUTASINDA OLMAMALIDIR.
“ KUVVETLER AYRILIĞI ” prensibine kesinlikle uyulmalıdır.
Sağlıcakla ve adil kalınız!... |