Kongre salonundaki koltuğa oturup ilk birkaç bildiriyi izledikten sonra kahve molasında etrafıma baktığımda birkaç üroloji uzmanı dışında branşdaşımı göremedim. Toplantı programına göz gezdirdiğimde 3 gün boyunca sunulacak bunca bildirinin sadece birkaçının üroloji uzmanlarınca gerçekleştirileceğini fark ettiğimde meslektaşıma dönüp “Galiba kovanda yabancı arıyız” diye espri yapma gereği duydum.
Tıp camiası elbette bir bütündür. Bu espri ile kadın doğum uzmanlarınca düzenlenen ürojinekoloji kongresinin aslında ne kadar gerekli olduğunu da belirtmiş oluyordum.
Üroloji ile jinekolojinin birçok ortak hastalığı vardır ve bu iki tıp dalı birbirinden sürekli olarak yardım ister. Kongrede ağırlıklı konu mesane sarkması(sistosel) ve bununla beraber olan idrar kaçırması idi.
Teknolojinin tıbba uygulanması sonucunda ameliyat tekniklerinde oldukça büyük ilerlemeler kaydedildiğini görmekten mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Eskiden göbek altından kesi ile girilerek mesaneyi askıya alıp yukarı kaldırma ameliyatları terk edilmiş, yerini rahim ağzından küçük bir kesi yaparak şeritle(meş) mesane ağzını, yani üretrayı yukarı kaldırma şeklindeki cerrahi girişim almıştı. Zaten biz de Yalova Devlet Hastanesinde 1 yıldır TOT denilen bu yeni ameliyat tekniği ile ameliyatlar yapmaya başlamıştık..Bu ameliyatla idrar kaçırma %80 oranında önlenmektedir.
İstanbulda düzenlenen bu ürojinekoloji kongresinde de bilgilerimi pekiştirme imkanı bulabildiğim ve jinekologlarla da görüş alışverişinde bulunabildiğim için kendimi mutlu hissettiğimi belirteyim.
Tıpta bir özdeyiş vardır:”Bilmez ki sorsun, sormaz ki bilsin.” Tıptaki gelişmelerden haberdar olabilmek için kongrelere katılmak gerektiğine inanırım ve inanmaya da devam etmek niyetindeyim.
Bir fıkra anlatalım..Adam şişmandı. Üstelik kalp yetmezliği, tansiyon yüksekliği, şeker ve damar sertliği de vardı. Doktor EKG çekti, kan ve idrar tahlili yaptı.Sonuçta hastayı bilgilendirdi. Önerilerini sıraladı ve reçetesini yazdı.
Hasta sordu:”Peki doktor, sigara ve alkole devam edebilir miyim?” Doktor:”Yapmayın, bunları size daha geçen sefer gelişinizde yasaklamıştım!” “Biliyorum doktor. Biliyorum da acaba dedim, o zamandan beri tıpta bir gelişme oldu mu?”
Fıkrada da görüldüğü gibi tıpta olan gelişmeler hastalar tarafından sabırsızlıkla beklenir.
İdrar kaçıran kadın veya erkek, kendini toplumdan tecrit eder, adeta topluma küser. Geçenlerde polikliniğe gelen bir hastam üzüntülü bir yüz ifadesi ile “Vallahi kendimi denize atacağım, bıktım bu altımı ıslatmaktan, bana yardım edin” diye yakındığında çok etkilenmiştim. Elbette ateş düştüğü yeri yakıyor.
Kadınlarda idrar kaçırma oranının yüzde 30 olduğu, yaşla birlikte artarak genç erişkinlerde yüzde 20’den, yaşlılarda hemen hemen yüzde 50’ye çıktığı bilinmektedir.
Yaşlı hastalar idrar kaçırmayı bir yaşlanma belirtisi olarak kabul eder ve yardım istemeği düşünmezler.
Doğumdan sonra geçici idrar kaçırma olabilir veya akut mesane enfeksiyonuyla birlikte görülürler. Kronik idrar kaçırma çeşitli nedenlerden oluşabilir ve şu ana başlıklar altında toplanabilir:
*Anatomik veya gerçek stres idrar kaçırma
*Sıkışma tipi idrar kaçırma
*Sinirsel tip idrar kaçırma
*Doğumsal idrar kaçırma
*Yalancı(taşma) idrar kaçırma
*Travma sonrası idrar kaçırma
*Fistüle bağlı idrar kaçırma
Bizim üzerinde durduğumuz, rahim ağzından yaptığımız kesiyle gerçekleştirdiğimiz “stres tipte idrar kaçırma”yı önleyici ameliyattır. Sıklıkla orta yaşı geçkin kadınlarda görülen stres tipte idrar kaçırma genellikle mesane çıkımının sfinkterik(subap) biriminin zayıflayan desteği ve pelvis tabanının güçsüzlüğü sonucu oluşur. Çoğul gebelikler ve vajinal doğumlar buna zemin hazırlar. Öksürme, hapşırma veya ıkınma anında idrar kaçırma tipik şikayetlerdir. Bu hastalıkta vajenden küçük bir kesi yapılır ve kasıklardan iki taraftan delik oluşturularak özel iğne ile girilir ve bir yapay meş(şerit) ile mesane çıkımı yukarıya kaldırılır. Hasta ertesi gün evine gönderilir. Hastanemizde bu ameliyat başarı ile yapılmaktadır.
BİR FIKRA
Bir beyin cerrahı ile genel cerrah öğle tatilinde yemeklerini yemiş, bahçedeki bir bankta oturmuş yarenlik ediyorlardı. O sırada karşıdan gelen bir adam ilgilerini çekti. Aslında çok da yaşlı sayılmayacak bu adamda bir tuhaflık vardı. Hem iki büklümdü, hem de çabuk çabuk yürümeye gayret ediyordu.
Genel cerrah meslektaşına dönerek “İşte tipik bir hemoroid(basur) vakası” der. Beyin cerrahı ise “Sanmam, der ama bel fıtığı olduğuna bahse girebilirim.” Sonuçta adamı çağırıp sorarlar. Adam “Beyler üçümüz de yanıldık. Sadece yellendiğimi sanmıştım. Ama maalesef altıma kaçırmışım” der ve yürür gider. |