banner131

GEÇ OLMADAN HELALLEŞMEK LAZIM

   Kul hakları, Allah’ın affetmediği günahlardandır. Bunun büyüğü de küçüğü de aynıdır. Kesinlikle hak sahibi ile helalleşmek gerekir. Diğer ifadeyle, dünyada iken, kul hakkından kurtulmaya çalışmak lazımdır. Şayet ödeşme işi ahirete kalırsa, sevaplarımızı alacaklıya vermek veya onun günahlarını üstlenmek zorunda kalacağız.

            Sevgili Peygamberimiz (s) “ Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir kul hakkı varsa, altın ve gümüşün geçerli olmadığı hesap günü gelmeden önce helalleşsin. Aksi halde yaptığı haksızlık oranında iyi amellerinden (sevaplarından) alınarak hak sahibine verilir.  Şayet sevabı kalmamışsa hak sahibinin günahlarından alınıp, haksızlık edene yüklenecektir.” buyurarak, konuyu net olarak gözlerimizin önüne sermiştir.

            Biz işi dünyada iken halletmeye çalışalım. İşin başı dikkatli olmak ve kul hakkına girmemektir. Üzerimizde kul hakkı varsa, sahibine iade edelim. Özür dilemek gerekiyorsa, asla ihmal etmeyelim, mutlaka helalleşelim. Tabi bu arada Allah için sadaka vermeyi ve bolca tövbe etmeyi de unutmayalım.

            Hz. Enes (r.a.) nın rivayet ettiği ve ümit verici şu hadisi paylaşmakta fayda görüyorum. “Bir gün Rasülüllah’ın (s) huzurunda oturuyorduk. Hz. Peygamberin gülümsediğini gördük. Hz. Ömer (r.a.) neden güldüğünü sorunca Hz. Peygamber “İki adam hesaplaşmak üzere Allah’ın huzuruna çıktılar ve aralarında şöyle bir konuşma geçti.

Alacaklı : ‘‘ Allah’ım bu adamdan hakkımı al ve bana ver ’’ dedi.

C. Hak borçluya : ‘‘ Bu adama hakkını öde ’’ diye emretti.

Borçlu :  Ya Rabbi bir iyiliğim kalmadı ne vereyim?

Alacaklı: Bari günahlarımı alsın.

C. Allah: Ey alacaklı, başını kaldır da, cennetin şu muhteşem köşklerine bak.

Alacaklı: Allah’ım gümüşten şehirler, inci ve pırlanta ile süslenmiş altından köşkler        

            görüyorum. Bunlar hangi peygamberin, şehidin veya velinindir?

C. Allah: Bu köşkler bedelini ödeyenler içindir.

Alacaklı: Bunların bedelini kim ödeyebilir ki?

C. Allah: Sen ödeyebilirsin.

Alacaklı: Benim neyim var ki, nasıl ödeyebilirim.?

C. Allah: Hakkını bu arkadaşına bağışlamakla bu köşklere sahip olabilirsin.

Alacaklı: ‘‘ Bağışladım, helal ettim Ya Rabbi! ’’ dedi.

C. Hak: ‘‘ Haydi arkadaşınla el ele tutuşun ve beraberce cennete girin’’ buyurdu.

Hz. Peygamber (s) devamla “ Allah’tan korkun ve aranızı düzeltmeye çalışın” tavsiyesinde bulundu.

Hz. Peygamber’ in (s) ahiret âleminden naklettiği bu manzara, Allah’ ın bir lütfudur, dilediğine nasip eder. Kime nasip olur, bize de kısmet olurmu bilemeyiz. Allah’ın merhameti bol ve geniştir, pek çok mümini kapsayacaktır. Ama yukarı ki örneğe bakıp, “ nasıl olsa Allah bana da bir çare bulur ” diyerek tembellik etmemek lazımdır.

Biz mümkün olduğunca ödeşmeyi ve helalleşmeyi ölmeden önce tamamlamalıyız. Eğer hesaplaşma işi ahirete kalırsa ve Allah’ın rahmeti de yetişmezse işimiz çok zor olacaktır. Paranın, malın ve torpilin geçmediği o gün gelmeden özür, af, tövbe, helalleşme ne gerekiyorsa gecikmeden halledelim. Kul hakkı ile ahirete gitmemeye özen gösterelim. Zira son pişmanlık fayda vermeyecektir.

 

                                                                      

 

 

Turgut AÇARİ

İl Müftüsü

YORUM EKLE