Kadın Mimarlardan Yemekli Kutlama

Yalova Mimarlar Odası'na üye kadın Mimarlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte bir araya geldiler.

Kadın Mimarlardan Yemekli Kutlama
 Yalovalı mimar kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen yemekte bir araya geldiler. Hep birlikte sohbet eden kadın mimarlar adına söz alan ve bir konuşma yapan Mimar Ayşenur Kurtuluş Peltek, "İnsanlık tarihine baktığımızda ilk olarak anaerkil aileyi görürken zamanla kadının itibarı azalmış ve ikinci sınıf insan muamelesi görmüştür. Kimi toplumlarda isim bile verilmeden numaralandırılırken  kiminde uğursuz diye tabir edilip hor görülmüştür. Bu bakımdan kendi tarihimize baktığımızda "Cennet annelerin ayakları altındadır"  diyen bir Peygamberin ümmeti, kendi evinden, Kabe'den bir bölüm ayırıp bir anne ve oğluna, Hacer annemize ve Hz İsmail'e yuva açan,  misafir eden, kadını yücelten, saygıda kusur ettirmeyen yüce Allah'ın kullarıyız. Kadınlarımız, annelerimiz, yetiştirdikleri hayırlı evlatlarla, yarenlik ettikleri eşlerine verdikleri desteklerle bizi yüzyıllar boyunca taşıyıp buralara getiren neslimizin kökleri...

 Mimarlık mesleğinin belki de en bağlayıcı ve gururlandırıcı yanı dünyaya bir iz bırakabilmektir. İnsanların nefes alıp verdiği, barındığı, ibadet ettiği, şifa bulduğu, eğitim aldığı, eğlendiği, üzüldüğü, mutlu olduğu, üzüldüğü mekanlar üretmek, yaşatmak...

Yüzlerce yıl geriye gidemiyoruz kadın mimarlardan bahsetmek için, son zamanlara bakınca ancak rastlayabiliyoruz sesini duyuran, eline kalemini alıp eserler üreten, projelendiren, uygulamalara dahil olanları bulabilmek için ama eşleri fetihle, oğulları eğitim ve kent yönetimiyle meşgul olurken maaşlarını hayırda kullanmış valide sultanlarımızın yaptırdığı okullar camiler hastaneler sayesinde tarihimizin zengin mimarisiyle gururlanıyoruz.

 Amasya, Konya, Manisa, Trabzon, Bursa ve Edirne gibi kentler adeta hanım sultanların hayırlarıyla gelişmiş, büyümüş. Sultanlar kimsesizlere, fakirlere, çaresizlere sahip çıkarak sosyal hayatı da şekillendirmişler. Çaresiz kadınlar için sığınma evi açılmış. İstanbul'un simgelerinden Mısır Çarşısı, İstanbul Kız Lisesi, kaloriferli ilk hastane, Sultaniye Camii ve külliyesi, bir kısım binaları 2003 yılında Marmara Üniversitesi'ne verilerek Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılan  Atik Valide Camii ve külliyesi, Darüşşifa Hastanesi, Dünyanın ilk kadın hastanesi Haseki,hastalarından ücret alınmayan "Bir hastaya tedavisi için limon gerekse ve o limonun fiyatı bir altın kadar pahalı dahi olsa masraftan kaçılmasın" denen Gureba Hastanesi, Galata Köprüsü ayrıca her biri birer sanat eseri olan binlerce çeşme...

Çoğu eser de tek başına değil mektep, medrese, darüşşifa, darülkurra, imaret, kervansaray, hamam ve camisiyle birlikte inşa ettirilmiştir.

 Kurtuluş savaşımızda kahramanlıklarıyla tarihimize yön vermiş kadınlarımızın ruhları şad olsun. Kadın savaşçıların simgesi Erzurumlu Kara Fatma, boynundaki altını satarak tüfek alan binbaşı Emire Ayşe, 25 kişilik kadın birliği kumandanı  Ayşe Kadın, Fransız birliğini pusuya düşüren Kılavuz Hatice, yakalandıklarında kadın oldukları anlaşılan keskin nişancılar, ıslanmasın diye bebeğinin battaniyesini mermiye örten Şerife Bacı, mekanları Cennet olsun...

 Cumhuriyet döneminde başarılı olmuş kadınlarımıza, ilklere imza atan Türk kadınlarını da gururla analım. İlk kadın doktorumuz Osmanlı İmparatorluğu döneminde çeşitli hizmetleriyle tanınmış bir ailenin kızı olan Safiye Ali.

İlk kadın avukat Çocuk Dostları Derneği'nin Milletlerarası Hukukçular Komisyon'u üyesi, yazar,  Kadın hakları savunucusu Süreyya Ağaoğlu

Prof. Dr. Remziye Hisar Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kadın kimyacısı olmasının yanısıra Fransa'nın Sorbonne Üniversitesi'nden mezun olan ilk Türk kadını..

1933 yılında Türkiye'nin ilk kadın muhtarı seçilen Gül Esin Aydın Çine İlçesi Karpuzlu Bucağı'nın muhtarlığını yaptığı dönemde Atatürk tarafından ödüllendirilmiş.

İlk kadın savaş pilotumuz Türkiye'de uçağa binen ilk kadın Belkıs Şevket Hanım (1912) Türkiye'nin ilk uçağını kullanan kadın ise; Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçe

yıllar içinde kadınlar her meslekte söz sahibi olmaya başlamışlar, hemşire, muhabir, fotoğrafçı, heykeltıraş, muhtar, vali, bakan, başbakan olarak görevlerini yerine getirmişler...

 Son olarak aslında her gün elimizin altında olan her gün gördüğümüz ama pek fazla bilmediğimiz bir isim daha var. 50 Türk Lirası üzerinde resmi basılı olan Fatma Aliye Hanım (Topuz) Türk edebiyatının ve İslam coğrafyasının ilk kadın romancısı olarak tanınır.

 Tarihimiz bu kadar şanlıyken, kadın büyüklerimiz bu kadar çalışkan ve başarılıyken, onların evlatları olan bizlere bu görevi hakkıyla sürdürmek düşer. Yalovalı Kadın Mimarlar Olarak İyi bir anne, iyi bir eş, arkadaş, yoldaş, evlat, işini hakkıyla yapan, güzel sözlerle hatırlanan başarılı kadınlar olmak hepimizin isteği ve hedefi" dedi.

 

YORUM EKLE