KARDEŞ OLALIM VE KARDEŞ KALALIM

Kardeş tabiri Kur’an’da 95 defa tekrarlanırken, Peygamberimiz (s) de bu konuya çokca vurgu yapmaktadır. Bir konunun ayet ve hadislerde çok defa tekrarlanması, o konunun çok önemli olduğunu gösterir. Rasulüllah’ın da Medine’ye gelişindeki ilk icraatı, Ensar ile Muhacirleri kardeş yapmak; birbirine düşman hale gelen Evs ve Hazrec isimli iki kardeş kabileyi de barıştırmak olmuştur.

 

Bir gün Peygamber Efendimiz, Medine mezarlığına girerek, ölmüşlere dua ettikten sonra yanındakilere: “ Kardeşlerimizi çok göresim geldi ” der. Orada bulunanların: “Biz senin kardeşin değil miyiz?” demeleri üzerine Rasulüllah (s): “ Sizler benim ashabımsınız. Kardeşlerimiz ise, henüz dünyaya gelmediler” buyurmuştur. Yani asırlar öncesinden bize “Kardeşlerim” diye seslenen bir Peygamberimiz var. Demek ki, Rasulüllah (s), sadece o dönemde yaşayanların istifade edeceği, O’nu göremeyenlerin ise mahrum kalacağı bir Peygamber değildir. Asırlar sonra bile, müminlerin O’na kardeş olma bahtiyarlığına erebileceği, rahmet Peygamberidir.

 

Sevgili Peygamberimiz, pek çok hadislerinde, kendimizi din kardeşimizin yerine koymamızı ve onların derdiyle ilgilenmemizi istemektedir. Diğer bir ifadeyle insanların acılarını ve mutluluklarını paylaşmamızı öğütlemektedir. Zaten insanoğlu toplum içinde yaşamak ve kendisine ait pek çok şeyi de çevresindekilerle paylaşmak durumundadır.

 

Paylaşma duygusu, insanlara çocukluktan itibaren verilmeye başlanmalı ve bu suretle bencillik duygusunun önüne geçilmelidir. Çocukken paylaşmayı öğrenenler, büyüyünce sahip olduğu şeyleri, başkalarıyla paylaşmakta zorluk çekmeyecektir. Bu konuda en büyük görev anne ve babalara düşmektedir. Anlatarak ve özellikle örnek olarak çocuklarımıza paylaşmayı öğretmeliyiz. Paylaşmak, sadece maddi şeylerde değil, sevinç ve keder gibi manevi konularda da olmalıdır. Böyle yapınca sevinçler artacak, üzüntüler de azalmış olacaktır.

 

Kardeş olanların ziyaretleşmesi, yardımlaşması ve bilgi aktarımında bulunmaları en başta gelen görevlerindendir.  Dinimiz, iyilik ve güzellikte yardımlaşmamızı ve bir binanın tuğlaları gibi birbirimize destek olmamızı ister. Birbirimizi asla terk etmemeyi ve tehlikeye de atmamayı öğütler. Çok muhtaç durumda olan birine, yardım edebileceğimiz haldeyken,  yardımdan kaçarsak; bir gün biz de onun durumuna düşeriz. İşte o zaman Allah bizim yüzümüze bakmayacaktır. Öyleyse din kardeşimizle dargın ve düşman olmaktan, onları dışlamak ve terk etmekten sakınalım.

 

Farklılıklarımız, kültürel zenginliğimizdir. Dili, rengi, kimliği ne olursa olsun, birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız. Acı, tatlı her şeyimizi paylaşarak yaşayacağız. Yüce Mevla: “İnananlar kardeştir” buyurmuştur.  Biz kardeşiz, birbirimize hep kardeş gözüyle bakacağız, kardeşim demekten asla vazgeçmeyeceğiz.

 

Bugün bir çok kişiye, Allah rızası için, kardeşim diyelim. Birbirimizle selamlaşalım, yardımlaşalım ve kardeşliği doyasıya yaşayalım. Çocuklarımıza ve gençlerimize işte bu duyguyu miras olarak bırakalım. Kardeş olalım ve kardeş kalalım.

YORUM EKLE