“Osmanlı Yalova’da Kurulmadı”

Tarihçi Hakan Erdem, geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden tarihçi Halil İnalcık’ın iddia ettiği gibi Osmanlı’nın devlet statüsünü Yalova’da kazanmadığını, olayın İnalcık’ın tarihte bahsedilen bazı olayları yanlış anlamasından ibaret olduğunu iddia etti.

“Osmanlı Yalova’da Kurulmadı”

Tarihçilerin kutbu olarak kabul edilen ve geçtiğimiz yıllarda hayatını kaybeden Prof. Dr. Halil İnalcık Osmanlı’nın Yalova’nın Altınova ilçesinde gerçekleşen Bafeus Muharebesi ile devlet olma statüsünü kazandığını dile getirmiş ve bunu düzenlenen sempozyumlarda da anlatmıştı. İnalcık’ın bu açıklamalarına Tarihçi Hakan Erdem’den tam tersi bir açıklama geldi. Erdem, “Âşıkpaşazâde’nin oldukça açık ifadelerine değil, Neşrî’nin bozuk ve karışık anlatımına itibar ettiği için İnalcık, Koyunhisarı savaşının Yalova’da olduğunu düşünmüş, bu hisarı o yörede aramıştır” dedi.
İnalcık’ın tamamen bir yanlış anlama ile bu sonuca vardığını iddia eden Tarihçi Hakan Erdem, “ Anonim Osmanlı Kroniği ve Neşrî’de anlatılan Yalak Ovası çarpışmasıyla Pachymeres’teki Bapheus savaşının aynı olamayacağını düşündüğümü söyledim. Birinde, kuşatma altındaki İznik’e yardım amacıyla gönderilen bir Bizans kuvvetinin Yalak Ovası’nda bir yerde kıyıya çıkartılmaması ve püskürtülmesi var. Diğerinde ise İzmit’in çok yakınlarında Osman’ın atlılarıyla Bizans piyadesi ve Alan süvarisi arasında geçen bir savaş var. Birinde gemiler ve deniz geçme var. Diğerinde yok. Aslında her iki anlatım arasındaki tek ortak nokta Doğu Roma merkezinden gönderilen ordularla Osmanlıların çarpışmasından ibarettir. Bu kadarının ise Osmanlı kaynaklarında herhangi bir ad verilmeyen Yalak Ovası savaşı ile Bapheus arasında bir özdeşleştirme kurmaya yetmeyeceği kanısındayım. Merhum Halil İnalcık ise İznik’ten İzmit Körfezi’ne inen yol üzerinde, sahilden birkaç kilometre mesafede, Karadere ve Ayazma köyleri arasında bulunan ve bugün Çoban Kale olarak adlandırılan hisarın Osmanlı kaynaklarında bahsedilen Koyunhisarı olduğu çıkarımını yapmış ve bunu da Bapheus ile özdeşleştirmiştir. İnalcık’ın başlangıçta sadece bir çıkarım olarak ileri sürdüğü bu özdeşliğe daha sonraki yayınlarında artık bir olgu muamelesi yaptığı görülüyor.

Kısacası, İnalcık, Bapheus’un, Pachymeres’ten anlaşılabileceği gibi İzmit’e çok yakın bir yer olduğu görüşünü kabul etmemiş ve bu hisarın, İzmit Körfezi’nin güney kıyılarında, bugünkü Yalova sınırları içinde olduğunu düşünmüştür. İnalcık’ın neden böyle düşünmüş olabileceği hususunu ele alacağız. Fakat ondan önce, iki adet itirazım var ki birincisi aslında İnalcık’ın Çoban Kale- Koyun Hisarı / Bapheus özdeşleştirmesine de bir kapı aralıyor. Şöyle: Osmanlı kaynaklarının bahsettiği Koyunhisarı, bugün belki de semantik bir yakınlıktan dolayı Çoban Kale olarak adlandırılıyorsa, bu daha sonraki bir gelişmedir. Kaynaklara gidince onun yerine orijinal “Koyunhisarı” adını görmemiz gerekir. Oysa kroniklerde Yalak Ovası’nda bir Koyunhisarı geçmiyor. Osmanlı zamanında Çoban Kale’ye Koyunhisarı deniyor idiyse bunu neden görmüyoruz? İkinci itirazım daha basit: Diyelim ki bugünün Çoban Kale’si Osmanlı döneminde, kaynaklar bir şekilde kaydetmedi ama gerçekten de Koyunhisarı olarak adlandırılıyordu, Anonim ve Neşrî’nin anlattığı çarpışma bütünüyle deniz kıyısında, Bizanslılar gece çıkarma yaparken tam sahilde olmuş görünüyor, neden tepedeki hisarla anmalıyız bu savaşı? Daha önce Koyunhisarı- Bapheus özdeşleştirmesi yapıldığı için mi? Halil İnalcık, uzun kariyerinin önemli bir bölümü boyunca Bapheus / Koyunhisarı’nın İzmit Körfezi’nin güney kıyılarında, bugünkü Yalova sınırları içinde bulunduğunu savundu. Bu ısrarlı savunu, Rudi Lindner’in bir makalesinde bir dipnotla dikkatimizi çektiği üzere 1969 yılına kadar geri gidiyor. İnalcık’ın, Osman Gazi’nin İznik kuşatması çerçevesinde bu konuyu kapsamlı olarak ele alması ise, daha önce değindiğim gibi 1991’de Girit’teki bir konferans vesilesiyledir. Merhum hocamız daha sonra defalarca konuya geri dönmüş, 1993’te basılan orijinal tebliğindeki bazı hususları düzeltmesine rağmen Çoban Kale- Koyunhisarı özdeşleştirmesinden vazgeçmemiştir.  İnalcık, mesela, Bapheus savaşının tarihini 27 Temmuz 1301 olarak vermişken, İznik Vakfı ve İş Bankası tarafından 2003’te yayımlanan İznik. Throughout History adlı eserdeki makalesinde bu tarihi 27 Temmuz 1302 olarak düzeltiyor. Fakat Yalak Ovası savaşı- Bapheus özdeşleştirmesi ve tabii Bapheus’un Yalova’da bulunduğu görüşü olduğu gibi kalmıştır. Dolayısıyla, bizzat İnalcık’ın, kendisinin bu görüşlerinin zamanın sınamasından geçtiği kanaatinde olduğunu söyleyebiliriz. Merhum, 2005 yılında Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen “Osman Gazi ve Bursa” sempozyumunun açış konuşmasını bitirirken şöyle demekteydi: “Görüyorsunuz ilk Osmanlı devletini tamamen yeniden ele almak lâzım. Şimdiye kadar yazılan bütün şeyleri bir tarafa atacaksınız, yeni baştan yazacaksınız (…) Ben araştırmalarımı şu makalelerimde ele aldım. Kaynaklarını ve delillerini orada bulacaksınız. Bir kere ‘Osman Gazi’nin İznik Kuşatması ve Bapheus Muharebesi’ adlı makalem, sonra ‘Struggle for Nicea between Osman Gazi and the Byzantine’ (sic) adlı makalem. Bu iki makale Osman Gazi tarihini zannediyorum yenileyecektir.” Bu yazıda, İnalcık’ın “Bapheus- Yalova” tezinin kapsamlı bir arkeolojisini yapmak veya bu tezin kamusal alanda nasıl yayıldığının izini sürmek şöyle dursun, bu konuda yapılan yayınları sıralayabilmem ve söylenenleri hakkıyla özetleyebilmem bile mümkün değil” dedi.

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2018, 15:30
YORUM EKLE