banner118

“Türkiye’de Yerel Düzeye Aktarılan Bazı Yetkilerin Doğurduğu Çatışmalar. Örnek Olay: Yalova İl Planlama Süreci ve Plan Uygulamaları “

Yerel düzeydeki yöneticilere aktarılan yetkilerin nitelikleri kadar, bu yöneticilerin yetkileri kullanma yönündeki istek ve tutumları da önemlidir. Yerel düzeyde görev yapan yöneticilerin tutumlarının şekillenmesinde, çıkar çatışmalarına dayanan bazı etkenler rol oynamaktadır. Örnek olay olarak ele aldığımız Yalova İl Planlama süreci boyunca, farklı bir çatışma alanı da yönetilmeye çalışılmıştır. Bu çatışma, merkezi yönetimin, “aktarılan yetkileri kullanma kararlılığında olan yerel düzeydeki yöneticilere karşı” takındığı engelleyici tavırla ilgilidir. Hükümetler ve özellikle merkezi bürokrasi, yerel düzeye aktarılan yetkileri başka bir yolla geri almak arzusunu devam ettirdikleri sürece, yapılan reformların sonucu alınamayacaktır.

“Türkiye’de Yerel Düzeye Aktarılan Bazı Yetkilerin Doğurduğu Çatışmalar. Örnek Olay: Yalova İl Planlama Süreci ve Plan Uygulamaları “
Ülkemizde yerel yönetimler ve merkezi yönetim ilişkilerini inceleyen bilim adamlarının, bu konuda raporlar hazırlayan kurumların ve yasal düzenlemeler yapan siyasetçilerin buluştukları ortak noktalardan biri,      “yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması gerektiği“ düşüncesidir. Ancak, belli zamanlarda yerel yönetimlere aktarılan yetkilerin, yerel düzeyde görev yapan yöneticiler tarafından ne ölçüde ve ne yönde kullanıldığı konusu üzerinde yeterince durulduğunu söylemek zordur. 
Çalışmanın amacı, yerel düzeyde görev yapan yöneticilerin kendilerine aktarılan yetkileri kullanma konusundaki isteklerini ve bu yetkileri aktaran merkezi yöneticilerin samimiyetlerini, örnek olay yöntemiyle irdelemektir.
Demokratikleşme çabalarında önemli yer tutan, yerel yönetimlere daha fazla yetki verilmesi amacına iki temel yolla ulaşılabilir. Birinci yol olan ve gerçek anlamda bir yerinden yönetimi var eden ve güçlendiren adem-i merkeziyet (decentralization) sayesinde, yerinden yönetim birimleri  (local authorities) yasaların belirlediği işlevleri yerine getirebilmeleri için tüzel, siyasal ve akçal yetkilerle donatılırlar. 
İkinci yol ise, merkezi yönetimin merkez dışındaki bir örgüte, kendi adına kullanmak üzere bazı yetkileri devretmesidir. Yetki genişliği (deconcentration) adı verilen bu yöntem, bazı görüşlere göre merkeziyetçiliğin bir biçimi olarak kabul edilse de, merkezden uzağa yetki aktarımının aslında bir tür adem-i merkeziyet uygulaması olduğu ileri sürülebilir (Keleş, 2006: 21-22).
Aktarılan yetkilerle arzulanan hedeflere ulaşılmasında belirleyici unsur, bu yetkilerin niteliklerinin yanı sıra, merkezden taşraya atanmış yöneticilerin yetkileri kullanma yönündeki istek ve tutumlarıdır.
Çalışmada ileri sürülen ve aşağıda özetlenen savlar, yerel düzeyde görev yapan yöneticilerin tutumlarının şekillenmesinde rol oynayan çeşitli etkenlere dayanmaktadır.
Bazı durumlarda yerel düzeyde görev yapan yöneticilerin yetkilerini kullanırken, yerel siyasetçilerin etkileme girişimleriyle karşılaştıkları bilinen bir gerçekliktir. Bazı durumlarda ise, yerel yönetimlerin seçilmiş yöneticileriyle şehrin çıkarları ve öncelikleri konusunda anlaşmazlığa düşülmektedir. Çıkar gruplarının kendilerini ilgilendiren kararlar konusunda oynamak istedikleri roller de başka bir etkendir.
Yukarda sayılanlarla birlikte, örnek olay olarak ele alınan Yalova İl Planlama ve Uygulamaları süreci boyunca, farklı bir çatışma alanı da yönetilmeye çalışılmıştır. Üzerinde özellikle durulan bu alan, yetkilerini taşradaki yöneticilerine devreden merkezi yönetimin -merkezi yönetim bürokrasisinin-, “aktarılan bu yetkileri kullanma kararlılığında olan yerel düzeydeki yöneticilere karşı” takındığı engelleyici tutumla ilgilidir. Çalışma içinde, bu tutumun açıkça ortaya konduğu yazışmalar ve devredilen planlama yetkilerini kullanma kararlığı gösteren yerel düzeydeki yöneticilerin cevabi yazıları da ele alınmıştır.
Çalışma içeriğinin ana yörüngesini oluşturan Çevre Düzeni Planı yapma yetkisi, 2005 yılında çıkarılan ve reform niteliğinde oldukları ileri sürülen yasalarla, merkezin taşradaki en üst düzey yöneticisi olan Vali’nin  “koordinasyonu altında”,  İl özel idaresi ve İl belediyesine verilmiş bir yetkidir. Yani, bu sadece yetki genişliğine dayalı olmayan, belediyeleri de görevlendirmesi nedeniyle, adem-i merkeziyetçi bir yaklaşımı da içinde barındıran bir yetkidir. İl için kapsayıcı ve yaşamsal özellikler taşıyan planlama yetkisini böyle bir yaklaşımla devreden merkezi yönetimin, yerel düzeydeki seçilmiş ya da atanmış yöneticileri  “koordinasyon içinde” çalışmaları gereken bir bütün olarak görmek istediği düşünülebilir.
Çevre Düzeni Planı yapma yetkisinin devri, bu yönüyle yönetim sistemi içinde ilgi çekici bir uygulama özelliği göstermektedir. Yerel düzeydeki yapılanmayı oluşturan merkezi ve yerel yönetim birimlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi yeni bir yaklaşım olarak algılanabilir. Merkezden atanmış yöneticiler ile seçilmiş yerel yöneticilerin, planlama gibi yaşamsal bir alanda işbirliği yapabilme konusundaki başarıları, yerel düzeye bundan sonra yapılacak olan yetki aktarımlarını da cesaretlendirecek bir etken olacaktır.
 
1.Yalova İl Planlama Süreci
Yalova İl Planlama süreci, İl hakkında genel bilgileri içeren Mevcut Durum Raporu’nun hazırlanmasıyla başlatılmıştır. Çevre Düzeni Planı’na ve İl Stratejik Planı’na altlık oluşturan Mevcut Durum Raporu, Gündem 21 çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirilen ve ilin kapsamlı bir fotoğrafını ortaya seren bir “tespit ve başlangıç” aşamasıdır.
Aynı dönemde çıkarılan yerel yönetim yasalarıyla verilen yetkiler kullanılarak hazırlanan İl Stratejik Planı da, Çevre Düzeni Planı’nın biçimlenmesine temel oluşturmuş ve onunla uyumlu bir şekilde yürürlüğe konmuştur.
 Bu planların kağıt üzerinde kalmayarak hayata geçirilmesi amacıyla hazırlanan Yeşil-Mavi Yol ve Model Orman Projeleri ise, planlama sürecini tamamlayan unsurlar olmuştur. Hazırlanan raporların ve yapılan planların toplumun gelişmesine katkı sunabilir hale dönüştürülmesi, uygulanan bu projeler aracılığıyla sağlanmaya çalışılmıştır. 
Yalova il planlama sürecinin en önemli aşaması olan Çevre Düzeni Planını ve doğurduğu sonuçları irdelemeye geçmeden önce yapılan bu çalışmalara kısaca göz atmakta yarar vardır. 
1.1.Mevcut Durum Raporu
Yerel Gündem 21 çalışmalar ağına üye olarak katılan Yalova Belediyesi, sadece belediye sınırlarıyla bağlı kalmayarak Yalova İlinin bütününü kapsayan bir mevcut durum raporu hazırlamıştır. Bu rapor, ağın diğer bir üyesi olan Nevşehir İl Özel İdaresi tarafından 2001 yılında tamamlanan “Kapadokya Mevcut Durum Raporu”nda benimsenen bütünsel yaklaşıma ve çalışmada uygulanan sistematiğe paralel tarzda şekillendirilmiştir (Nevşehir Valiliği, 2002: xi-xiv). 
 Raporun amacını ve kapsamını özetleyen giriş bölümünde, çalışmanın dayanağı olan Gündem 21 sürecine ve bu sürecin yoğunlaştığı iki temel noktaya değinilmiştir. Bunlardan birincisi, toplumun ekonomik ve sosyal gelişmesi ile doğal ve tarihi çevrenin korunması süreçlerinin bir arada ele alınması; ikincisi ise, çevrenin korunması işinin toplumun çeşitli kesimlerinin aktif katılımları ve işbirliği ile planlanması, yönetilmesi, denetlenmesi süreçlerinin kolaylaştırılması ve önlerindeki engellerin kaldırılmasıdır. 
Bu çerçevede, bilimsel bir perspektifle hazırlanan “Yalova Mevcut Durum Raporu”nda şehrin, ekonomik ve sosyal yapısının bir fotoğrafı çekilmekte ve kamu yönetimlerine “Sürdürülebilir Kalkınma Vizyonu ve Stratejileri”nin oluşturulması hususunda; Özel Sektör Kuruluşlarına ise “Rasyonel Yatırım Planlamaları”nın yapılması aşamasında önemli bir veri desteği sağlanmış olmaktadır (Yalova Yerel Gündem 21 Genel Sekreterliği, 2004: I-IV).
Raporun sonuna eklenen Yalova İli Mevcut Durum Haritasında, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve yatırım planlarına ışık tutacak noktasal tespitler ve değerlendirmeler ortaya konmakta ve İl Stratejik Planı’nın altlığı oluşturulmaya çalışılmaktadır. 
1.2.Yalova İl Stratejik Planı
Yalova İl Stratejik Planı, Avrupa Birliği'ne üyelik perspektifi, kamu yönetimi sistemindeki yeniden yapılanma çalışmaları ve İl Özel İdarelerinin artan fonksiyonları göz önünde bulundurularak; İl Özel İdaresinin mevcut kurumsal çerçevesini de içine alacak şekilde tüm ili bütüncül bir biçimde değerlendiren bir yaklaşımla ortaya konmuştur (Yalova İl Özel İdaresi, 2006: 4) .
Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması çalışmaları çerçevesinde; 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, 5393 Sayılı Belediye Kanunu, 5302 Sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanunlardan son ikisi İl Özel İdarelerine Stratejik Plan yapma zorunluluğu getirmiştir.
Stratejik Plân, varsa üniversiteler, meslek odaları ve konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanır ve il genel meclisinde kabul edildikten sonra yürürlüğe girer. 
 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ‘nun 9. Maddesi de strateji planlarıyla ilgili bazı hükümler düzenlemektedir. Buna göre, kamu yönetimleri; kalkınma planları, programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle stratejik plan hazırlarlar.
Gerek sözü edilen mevzuat hükümleri, gerekse dünyadaki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda, Stratejik Plan’ın katılımcı bir metotla hazırlanması bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Yalova İl Özel İdaresi’nin öncülüğünde hazırlanan İl Stratejik Planı, bu doğrultuda ve yönetişim ilkeleri ışında hazırlanmış, tüm aşamalarında katılım ve saydamlık ilkelerine uygunluk sağlanmıştır.
1.2.1 Stratejik Planın Hedefi
Yalova İl Stratejik Planı, bir makro plan niteliği taşımakta ve ilin ekonomik, sosyal, kültürel, kentsel hizmetler vb. alanlarda sürdürülebilir gelişmesine ilişkin stratejik amaç ve hedefler ile bu çerçevede kurumlarca yapılması gereken faaliyetleri içermektedir. 
Yalova İl Stratejik Planı; 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın ve Belediyeler, İl Özel İdaresi ve diğer Kurum ve Kuruluşların Stratejik Planlarının da temel hareket noktası olmuştur. 
Stratejik Plan hazırlanırken böyle bir planın olmazsa olmaz koşullarından sayılan durum analizine girişilmiş; bu bağlamda, paydaş analizi ve GZFT (SWOT) analizleri yapılmış ve varsayımlara yer verilmiştir. Ardından, planın diğer gereklerinden olan misyon, vizyon ve ilkeler belirlenmiştir.
 Plan’ın en temel hedefi İl’de bulunan tüm paydaşların katılımıyla bir “Yalova Vizyonu” oluşturulmasıdır. Bu vizyon sadece Belediye’nin ya da İl Özel İdaresi’nin vizyonu değil, tüm şehrin vizyonudur. Tüm paydaşlar aşağıdaki Yalova Vizyonu etrafında birleşmektedir:
“Yalova, doğal ve kültürel değerlerin korunduğu ve geliştirildiği; eğitim düzeyi yüksek bireylerden oluşan; katılımcı ve şeffaf bir anlayışla kamu hizmetlerinde etkinliğin ve verimliliğin sağlandığı; yüksek katma değer yaratan ve ekolojik dengeyi koruyan sektörlerin desteklendiği; alt yapı sorunlarını çözmüş ve teknolojik bakımdan gelişmiş; sağlıklı ve güvenli çağdaş bir dünya kentidir.” (Yalova İl Özel İdaresi, 2006: 20) .
 Planın misyonu ise: “ Yalova halkının yerel ve ortak nitelikteki ihtiyaçlarını; en verimli ve etkili biçimde karşılayarak; sahip olduğu potansiyel doğrultusunda ilin sürdürülebilir gelişmesini ve halkın refah düzeyini  artırmaktır.” (Yalova İl Özel İdaresi, 2006: 20) .
Yalova İl Stratejik Planı,” Ekonomik Sektörler”,” Sosyal Sektörler” ve “ Bayındırlık Hizmetleri” olmak üzere üç ana sektörde çeşitli stratejik alanlara yönelmiş ve İli, Yalova Konseyi bünyesinde ilgili tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla oluşturulan Stratejik Plan Çalışma Grupları aracılığıyla ve bütüncül bir yaklaşımla planlamaya çalışmıştır. 
Yalova’da bulunan ya da gelişmekte olan sektörler; uluslararası ve ulusal ekonomik gelişmelerden oldukça etkilenmektedir. Dolayısıyla, ulusal ölçekli planlar İlin gelişimi bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, Yalova İl Stratejik Planı, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan ve 2001 – 2005 yıllarını kapsayan 8’inci Beş Yıllık Kalkınma Planı ile birlikte "Uzun Vadeli Strateji" belgesi göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Ayrıca, “Marmara Bölgesi Gelişme Stratejileri ve İstanbul – Bölge Etkileşimleri” de Stratejik Plan çerçevesinde ön plana çıkartılacak sektörlerin belirlenmesinde etkili olmuştur.  
1.2.2 Stratejik Plan Hakkında Bazı Değerlendirmeler.
5393 Sayılı Belediye Kanununda, belediyelerin kent konseyleri oluşturarak, plan hazırlıklarında demokratik katılımı sağlamalarının gerekli olduğu belirtilmektedir. Ancak, 5302 sayılı İl Özel İdaresi kanununda ilin bütününü kapsayan "İl Çevre Düzeni Planı" ve "Stratejik Plan" gibi konularda böyle bir konsey oluşturulması öngörülmemiştir.
Yalova İli’nin bütünsel olarak planlanması kararı, katılımcı planlama anlayışı yönünden, İlin tümünü kapsaması gereken bir katılımcı yapılanma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.
 Öncelikle Stratejik Plan çalışmalarında ortaya çıkan bu ihtiyacı karşılamak ve ardından İli ilgilendiren her konuda ortak kararlar oluşturulmasına katkıda bulunmak amacıyla;  başta Anayasa olmak üzere, İl İdaresi Kanunu ve İl Özel İdaresi Kanununda Valilik  Makamına tanınan "yetki genişliği" ilkesi çerçevesinde, Yalova Konseyi olarak adlandırılan Yalova Ekonomik, Sosyal ve Kültürel İşbirliği Konseyi kurulmuştur (Yalova Valiliği Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü, 2005: 1 ).
Devamı Yarın
Başta yerel yönetimler ile merkezi yönetim kuruluşları olmak üzere, diğer kurum ve kuruluşlar arasında yaşanan rekabet ve çekişme kentsel gelişme ve yerel kalkınma önündeki en önemli engellerden biridir. Yalova’da, Seçilmişler, Kamu Kurumları, Meslek Örgütleri, Eğitim Kurumları, Sağlık Kuruluşları, Sivil Toplum Örgütleri, Özel Sektör ve Toplum Kesimlerinden oluşan paydaşların temsilcileri Yalova Konseyi çatısı altında bir araya gelerek yerel yönetişimin en iyi örneklerinden birini sergilemişler ve demokratik olgunluk içerisinde kendileri ile ilgili stratejik kararların plana yansıması ve Yalova’nın ortak vizyonunun oluşması için birlikte çalışmışlardır. Tekil yönetim geleneğinin egemen olduğu ülkemizde böylesine gelişmiş bir demokratik katılım örneğinin ortaya konmasını önemli bir sosyal yenilik ve gelişme olarak değerlendirmek gerekir. Bu bağlamda girişimin getirdiği en önemli yenilik “şehrin geleceği” ortak paydasında yerel kurumlar arasında birlikte çalışma kültürünün oluşmasına sağladığı katkı ve yarattığı sinerjidir. 
Yalova İl Stratejik Planı yenilikçi ve uygulanabilir bir model ortaya koymaktadır. Kurumsal stratejik planlama uygulamasının yarattığı karmaşa ve çekişmeleri ortadan kaldırarak kentle ilgili tüm tarafları ortak bir vizyon etrafında bir araya getirmektedir. Paydaşlar sadece ortak vizyonla bir araya gelmekle kalmayıp kentin geleceğini ilgilendiren stratejik kararları birlikte almakta; bu stratejik kararların altındaki stratejik hedefleri birlikte belirlemekte ve her bir kurumun kurumsal planında oluşturulacak somut proje ve faaliyetleri tespit etmektedirler. Bu yaklaşım yerel yönetimleri ve diğer kamu kurumlarını bütüncül bir yerel kalkınma istenci etrafında bir araya getirmekte ve kaynakları rasyonel bir biçimde planlamaya imkan sağlamaktadır. 
İlk bakışta başarılı da olsa; yerel düzeyi özgün gelişme dinamiklerinden koparan bireysel kalkınma girişimleri zamanla kentin gelişmesinin önünde ayak bağı olabilmektedir. Bu nedenle, tüm paydaşların ortak bir vizyon etrafında birleştirilmeleri ve yerel düzeyi bütün olarak ele alan katılımcı – sürdürülebilir bir anlayışla bu vizyonun içine sokulması; yerel kalkınma ile ilgili tüm girişimleri kopmaz bağlarla birbirlerine bağlayacaktır. Aksi taktirde, tek tek ve birbirinden kopuk projelerle yerel kalkınmanın sağlanması mümkün gözükmemektedir. Çünkü, yerel kalkınma çok sektörlü ve çok aktörlü bir süreçtir. Bu sürecin başarıyla sürdürülebilmesi ancak yerel düzeyin bütününü kapsayan bir stratejik planlanın ortaya konulmasına bağlıdır. 
Belki de bu yönüyle değerlendirilen Yalova İl Stratejik Planı, Friedrich Naumann Vakfı ve Sabancı Vakfı tarafından 2008 yılında ülkemizde düzenlenen “Yerel Kalkınmada İyi Örnekler“ çalışmasında değerlendirmeye ve rapora giren 14 projeden biri olmuştur (Friedrich Naumann Vakfı ve Sabancı Vakfı,  2009: 286-312).
1.2.3. Stratejik Plan Uygulama Sonuçlarının Rakamsal Değerlendirmesi.
12’si Ekonomik, 15’i Sosyal ve 52’i Bayındırlık Hizmetleri Sektörlerinde olmak üzere 159 hedefi ve bu hedefleri gerçekleştirmeye yönelik 375 faaliyeti içeren ve 2006-2010 yılları arasında uygulanan planın ulaştığı sonuçlar, Valilikçe oluşturulan bir komite tarafından izlenmiştir.
Buna göre,  toplam 375 faaliyet alanının 313 tanesi gerçekleştirilmiştir. % 83.5 gibi yüksek bir başarıya ulaşan tamamlanmış faaliyetlerden 62’sinde öngörülenden de ileri bir hedef yakalanmıştır. (Yalova Valiliği, 2011:1-4)
2011 yılı itibarıyla devam eden faaliyet alanı sayısı 42’dir ve bu toplam sayının %11.2’sine karşılık gelmektedir. Bu süre içinde tamamlanamayan ya da hiç başlanamayan faaliyet sayısı ise 20 olarak belirlenmiştir (% 5.3).
Öngörülen süre içinde tamamlanan (% 83.5 ) ve devam eden (%11.2) faaliyetlerin toplamının % 94.5 gibi çok yüksek bir rakama ulaşması, bir yandan belirlenen hedeflerin doğruluğuna, diğer yandan da yapılan uygulamaların etkinliğine işaret etmektedir.
1.3.Yalova Çevre Düzeni Planı
Yalova Çevre Düzeni planı hakkında açıklamalar yapmaya geçmeden önce, planlama hakkında çok kısa bilgiler vermekte fayda vardır.
Sosyal programların bir parçası olarak planlama, daha iyi bir toplum yaşantısına ulaşma hedefine fiziksel temeller sağlamaktır. Bunun için;  arazi kullanımında düzen ve denge kurulması, sınırlı arazi kullanımı için taleplerin uzlaştırılması ve daha iyi bir fiziksel çevre yaratılması gerekmektedir (Demirel, 2011).
Planlama,  ulaşılması öngörülen amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ve gelişme ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli önlemleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi olarak da tanımlanabilir         (milliemlak.org, 2011).
Planlamanın amacı, topluma pahalıya mal olacak kayıpları planlı hareket ederek önlemektir. Planlamanın eylem alanı tüm ülke mekanıdır. Ülkenin tüm aktörleri, farklı disiplinler ve onların ilgi alanları, çözüm önerileri ve ortaya koydukları ürünler, biri diğerinden bağımsız olmayan değişkenlerdir ve aralarında doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşim ve dolayısıyla bir hiyerarşi vardır (Demirel, 2011).
1.3.1. Çevre Düzeni Planı ve Plan Kademesindeki Yeri
Bugün ülkemizde,  çok sayıda kurum ve kuruluş planlama yetkisi kullanmaktaysa da, bu alanda temel yasa 1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunudur. Bu yasada ve ilgili yönetmeliklerinde, fiziki plan kademelenmesi ile bu planların yapım ve onaylanmasına ilişkin yetki ve yükümlülükler belirlenmiştir (milliemlak.org, 2011).
Yasada,  aşağıdaki kavramlar açıkça kullanılmamakla birlikte, planlar iki ana kademede tanımlanmıştır: Üst Ölçekli Planlar (Bölge Planı) ve Alt Ölçekli Planlar (İmar Planları). İmar Planları da kendi içinde Nazım ve Uygulama İmar planları olarak ikiye ayrılmaktadır.
 Yasanın,  5. maddesinde yer alan bir başka plan türü ise Çevre Düzeni Planıdır. Bu plan türü gerek tanımında verilen içerik nedeniyle, gerekse “imar planları” tanımı içinde yer almadığı için, yine üst ölçekli bir plan türü olarak görülmelidir (milliemlak.org, 2011).
Bu çerçeveden yola çıkarak denebilir ki, Türkiye’de plan türleri kademeli olarak; kalkınma planı, bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak sıralanabilir (Demirel, 2011).
 Bu kurumların planlama bütünlüğü, hiyerarşisi ve yetkilendirme mekanizmaları açısından birbiriyle ilişkileri sorunludur. Bu sorunların en önemlilerinden biri,  çevre düzeni planlarının yapılması ve onaylanması konusundaki yetki sorunudur.
1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. Madde’sinde üst ölçekli plan olarak “Ülke Planı”ndan söz edilmekte olup, bunlar hedef ve politikalar dizisi biçiminde DPT tarafından hazırlanan Kuramsal Kalkınma Planları metinleridir. Bölge Planları; kırsal ve kentsel alanları içeren, mekan boyutu olmayan “Ulusal Kalkınma Plan” hedeflerini “Yerel Plan”lara aktarma aracı olan fiziksel boyutlu politikalar demetidir. Bu plan kademesi 1960’lı yıllardan sonra DPT’nin kuruluşundan sonra gündeme gelmişse de ciddi bir ilgi görmemiştir (Demirel,2011). 
 Mevzuatta belirtilen plan kademelenmesi açısından bakıldığında, Bölge Planlarını izleyen ikinci kademede Çevre Düzeni Planları yer almaktadır. İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre Çevre Düzeni Planı, ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen plandır.
Ülkemizin sahip olduğu doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde kullanılabilmesi ve fiziksel mekana yansıtılabilmesini sağlayan en önemli araç, üst ölçekli fiziksel planlardan birisi olarak da kabul edilen Çevre Düzeni Planlarıdır. Çevre Düzeni Planları, çevreye duyarlı planlama olgusu esas alınarak hazırlanması gereken ve ekolojik dengeyi koruyan bir niteliğe sahiptir.
 Çevre Düzeni Planları, başta sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak üzere, çarpık kentleşme ve sanayileşmeyi önlemek; ekolojik, ekonomik, kültürel, sosyal ve fiziki değerlerin bir bütün olarak ele alınmasını sağlamak; koruma-kullanma dengesini kurmak; stratejik kararlar ve genel arazi kullanım kararlarının alınması yolu ile çevre sorunlarını önlemek ve alt ölçekli planlara esas olacak kararların alınmasını sağlamak açısından önem arz etmektedir.
İlk kez, İmar Kanununda yer verilen Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması konusunda, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığı arasında uzun yıllar devam eden yetki karmaşası 2006 yılında çözümlenmeye çalışılmıştır.
 26.04.2006 tarihli ve 5491 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. Maddesi değiştirilerek çevre düzeni planı yapımı yetkisi Çevre ve Orman Bakanlığına verilmiştir (milliemlak.org, 2011).
Bu arada, yerel yönetimlerin yetkilerini artırmaya yönelik olarak 2005 yılına yürürlüğe giren 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ise yeni bir çevre düzeni planından söz etmektedir. Kanunun İl Özel İdaresinin görev ve sorumluluklarının sayıldığı 6.maddesinde, İdareler ilin çevre düzeni plânını hazırlamakla görevlendirilmektedirler. Buna göre, il çevre düzeni plânı; valinin koordinasyonunda, büyük şehirlerde büyük şehir belediyeleri, diğer illerde il belediyesi ve il özel idaresi ile birlikte yapılır. İl çevre düzeni plânı belediye meclisi ile il genel meclisi tarafından onaylanır.
1.3.2. Yalova Çevre Düzeni Planı
2005 yılında çıkarılan 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanununda, yerel yönetim birimlerine il düzeyinde planlama yetkisi verilmesiyle Yalova 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planının oluşturulması bir zorunluluk olmuştur.
Aslında, 27.12.2004 tarihli Valilik Oluru ile Yalova Çevre Düzeni Planı Proje Danışma Kurulu ve Yalova Çevre Düzeni Planı Proje Teknik komitesi kurularak, İldeki planlama çalışmaları az önce sözü edilen kanunların çıkmasından önce başlatılmıştır. Yalova Çevre Düzeni Planı'nın oluşturulması ve yürürlüğe konulması,  Yalova İli Stratejik Planı'nın Ekonomik Sektörler bölümündeki “ Stratejik Hedef”ler içinde de yer almıştır (Yalova İl Özel İdaresi, 2006: 21).
Plan, İl Stratejik Planını gerçekleştirmiş olan Yalova Konseyi’ni oluşturan kamu kurum ve kuruluşları, meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve özellikle il ve ilçe belediyelerinin görüş, eleştiri ve önerileri doğrultusunda iki yılı aşkın bir süre boyunca yapılan toplantılar ve çalışmalar sonucunda, mümkün olan en üst düzeyde katılımcı bir yöntemle şekillenmiştir.
Çalışmalar sonucunda İl Genel Meclisinde ve Yalova Belediye Meclisinde 08.06.2007 tarihli kararlarla eş zamanlı olarak kabul edilip yürürlüğe girmiştir (Yalova İl Özel İdaresi, 2007: IV). 
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 70. Maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 84.maddesinde, İl Özel İdarelerinin ve Belediyelerin görev ve yetki alanlarıyla ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanununa aykırılık bulunması halinde, sözü edilen kanunların geçerli olacağı belirtilmektedir. Bu nedenle, 5302 ve 5393 sayılı bu kanunlara dayanılarak yapılan Yalova 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı, alt ölçekli plan yapan tüm kurum ve kuruluşlar için bağlayıcı niteliktedir. 
1.3.3. Planın Kapsamı ve Hedefleri
Yalova 1/25000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı; Çevre Düzeni Planı, Plan Uygulama Hükümleri ve Plan Açıklama Raporu gibi üç parçadan oluşmaktadır ve her biri diğerinin tamamlayıcısıdır. Planlama alanı Yalova İli sınırlarının tamamını kapsamakta; planlama sınırları içine Yalova ilinde yer alan toplam 6 ilçe ve 15 belediye ile bunlara bağlı köyler girmektedir.
Yalova ilinin, mevcut olanak, potansiyel ve kaynaklarının tespiti, gerek sosyo-ekonomik yapı deseninin, gerekse mekansal arazi kullanım durumunun bir bütün içinde incelenerek, yapılan araştırma-analiz-değerlendirme çalışmalarının ışığında, 2025 yılı hedef alınarak ve il sınırlarının tamamını kapsayacak şekilde Yalova İlinin ülkesel ve bölgesel konumu ile önemi göz önünde bulundurularak hazırlanan 1/25.000 ölçekli “Yalova İl Çevre Düzeni Planı”nın, temel amaç ve hedeflerinin önemli bazıları şunlardır:
Türkiye’nin kalkınma politikası kapsamında, sektörel gelişme hedeflerine uygun planlama ilkeleri çerçevesinde, koruma-kullanma dengesinin sağlanarak gelişme hedeflerinin belirlenmesi ve ekolojik dengenin korunarak yaşanabilir bir çevre yaratılması,
İl sınırlarını kapsayan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının; İlin doğal, tarihsel ve kültürel zenginliklerini koruyarak, sürdürülebilir bir gelişme sağlamasına yardımcı olacak; alt ölçekli sosyal, ekonomik, kültürel ve fiziki planlara temel oluşturması,
Planlama alanında gerekli fonksiyonel kullanım alanlarını oluşturarak, ulaşım altyapısının iyileştirilmesi için gerekli plan kararlarının üretilmesi,
İl sınırları içerisinde yaşayacak nüfusun, kentsel eşikler ve sınırlamalar da göz önünde bulundurularak, dengeli dağılımını sağlayacak planlama kararlarının oluşturulması,
Turizm kaynaklarının da değerlendirilmesi suretiyle koruma ve kullanmayı birlikte hedefleyen planlı bir bütünleşmenin sağlanması, turizm yatırım ve işletmelerinin nitelikli tesislerinin oluşumuna yön verecek şekilde geliştirilmesi, 
Tarım ve orman alanları ile yapılanma gerektiren diğer arazi kullanışları arasındaki koruma-kullanma dengesinin sağlanması, tarımsal alanların, orman alanlarının mümkün olduğunca korunması,
Tarımsal faaliyetlerin geliştirilmesi, kısıtlı ve kıymetli özel mahsul alanlarının korunması, organik tarım vb. alternatif tarım olanaklarının artırılması,
İl’in korunması için gerekli doğal, ekolojik, kültürel ve peyzaj özellikleriyle uyumsuz ve bu nitelikler üzerinde olumsuz etki yapabilecek düzensiz yapılaşmanın önlenmesi,
Kentsel, sanayi, çalışma alanlarının kullanımlarının doğal ve kültürel kaynaklarla dengeli ve uyumlu gelişmesinin sağlanması (Yalova İl Özel İdaresi, 2007: 1-2).
2. Plan Uygulamaları ya da Uygulama Planları
Stratejik Plan ve Çevre Düzeni Planı yapıldıktan sonra, bu planların hayata geçirilebilmesi için çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Kamu yöneticilerinin görevleri içinde yer alan bu çalışmaların, projelere dönüştürülerek uygulanması, yönetimin planlamaya ve bilimsel yöntemlere dayandırılması ilkesine uygun bir tercihtir.
Yalova’da gerçekleştirilen planlama sürecinin tamamlayıcı parçaları olan bu projelerden ilki “Yeşil-Mavi Yol”, ”ikincisi Model Orman”  projeleridir.
2.1. Yeşil - Mavi Yol Projesi  
  Proje, Yalova’nın sahip olduğu kültürel ve doğal değerlerin ortaya çıkarılarak ekonomik değer yaratılmasını sağlamak suretiyle, başta turizm sektörü olmak üzere ilgili diğer sektörlerdeki istihdama ve ekonomik büyümeye katkıda bulunmayı hedefleyen sürdürülebilir bir bölgesel kalkınma projesidir. Proje, aynı zamanda, çevre ile kalkınma arasındaki ilişkiyi çevre lehine yeniden kurgulamayı hedeflemektedir. 
Yerel halkın, yaşadığı yörenin doğal ve kültürel değerleri sayesinde ekonomik gelir elde etmesini ve dolayısıyla doğal hayatın korunmasında etkili bir denetim sisteminin parçası olmasını sağlamak; sahip olunan biyolojik çeşitliliği korumak; turizmin ve turizme uyumlu diğer sektörlerin gelişimini kolaylaştırmak projenin diğer hedefleri içinde sayılabilir 
Tam ismi "Yeşil-Mavi Turizm Seyir Yolu, Alternatif Turizm ve Organik Tarıma Dayalı Bölgesel Kalkınma Projesi”  olarak belirlenen kapsamlı çalışma, bir dizi alt uygulama projesinden oluşan bütünleşik bir proje niteliği taşımaktadır (yesilmaviyol.com/, 2011).
2.2.Model Orman Projesi
1990’lı yılların başında Kanada Hükümeti tarafından geliştirilen Model Orman kavramı, ormanların sürdürülebilirliğini, içinde yaşayan insanların sosyal, ekonomik ve kültürel yönden gelişimleri ile bağdaştırmayı, uzlaştırmayı hedefleyen bir kavramdır.
1992 Rio toplantıları esnasında, ilgili diğer ülkeler sürdürülebilir orman yönetimini hedefleyen bu yenilikçi yaklaşıma ortak olmaya ve uluslararası bir ağ oluşturmaya davet edilmiştir. Günümüzde Kanada dışında Model Orman Ağı çerçevesinde yapılan çalışmaların uygulandığı alanlar 20 ülke içinde 50 bölgeyi aşmıştır (imfn.net, 2011).
Yeterli büyüklükte bir alan (Peyzaj),  Gönüllü Ortaklık ve Sürdürülebilirlik ilkelerini üç ana dayanağı olarak belirleyen Uluslararası Model Orman Ağına üye olabilmek için aranan temel nitelikler arasında: Kapsamlı ve dinamik bir ortaklık potansiyeli; çeşitli orman kullanımlarını temsil edebilecek yeterli büyüklükte bir alan; ormanlık alanlarda sürdürülebilir bir yönetim; somut, katılımcı, temsil edilebilen bir yönetişim yapısı; ortakların ihtiyaçlarını ve değerleri yansıtan program çalışmaları; yerel düzeyden uluslar arası düzeye bilgi paylaşımı; kapasite inşası ve ağ oluşturma yeteneği  gibi özellikler sayılmaktadır (imfn.net, 2011).
Katılımcı bir yaklaşımla Strateji ve Çevre Düzeni Planlarını yaparak yürürlüğe koymuş ve bunlara dayalı olarak Yeşil-Mavi Yol gibi projeleri hayata geçirmiş olan Yalova İli, Model Orman Projesi için aranan ve yukarda sayılan temel niteliklere sahip bulunuyordu. Bu nedenle, 2008 yılında yapılan başvuruyla başlatılan çalışmalar iki yıl içinde sonuçlandırılabilmiş ve Yalova ülkemizde bu ağa katılan ilk bölge olmuştur (ogm.gov.tr, 2011).
Bu tarihten sonra yapılan çalışmalarla sürdürülebilir ormancılık ilkesi doğrultusunda hayata geçirilen Model Orman Projesi, Yalova planlama sürecinin önemli bir uygulama alanı olarak değerlendirilmektedir.
3.Yetki Çatışması
Ülkemizin yönetim sisteminin güçlendirilmesi gerektiği ve demokratikleşmesinin yolunun yerel yönetimlere verilen ve verilecek olan yetkilerden geçtiği sıkça ileri sürülmektedir.  Bu yüzden, siyasi iktidarlar da sık sık “ Yerel Yönetimler Reformu”  tasarıları hazırlar ve hayata geçirmeye çalışırlar.
 2005 yılında çıkarılan kanunlarla yürürlüğe konan reform sayesinde arzulanan bazı yenilikler hayata geçirilmiştir. Ancak, yapılan kanunların gerçekten ve engelsiz olarak uygulanması her zaman mümkün olmamaktadır. Yetkilerin yerel yönetimlere (decentralisation), merkezi yönetimin yerel temsilcilerine (deconcentration) ya da incelediğimiz planlama sürecinde olduğu gibi her ikisine birden aktarılması, bu yetkileri uzun yıllardır kullanmakta olan merkezi birimler tarafından kolayca kabul edilmemektedir.
Yalova planlama sürecinde yerel düzeydeki birimlere verilen yetkilerin kullanılması sonucunda merkezi birimlerle yereldeki yöneticiler arasında meydana gelen yetki çatışmaları, bu sürece ilginç bir  “örnek-olay” niteliği kazandırmıştır. Özellikle, merkezi yönetim tarafından gerçekleştirilmek istenen maden arama talepleri, planlarla verilen yetkiye dayanılarak yerel düzeydeki yöneticiler tarafından kabul edilmemiştir.
Yapılan planları ve bunlara dayalı olarak hayata geçirilen çevreye duyarlı projeleri anlamsız hale getirecek olan bu taleplerin yerine getirilmesi, ağaç katliamına da göz yumulması anlamını taşımaktaydı. Esas olarak, Yalova ormanlarını korumaya yönelik olarak takınılan bu tavrın doğurduğu gelişmeleri izlemek, yapılan reformlarla yerel düzeydeki yönetimlere bırakılan yetkilerin kullanılmasında karşılaşılan güçlükleri anlamaya yardımcı olabilir.
Bu gelişmeler süresince ortaya çıkan yetki çatışması, merkezdeki ve yereldeki kurumlar arasındaki yazışmalarda ve uygulamalarda kendini göstermiştir.  
Maden arama ruhsatları verme konusunda yetkili olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü, yerel düzeydeki kurumların bu konuda alandaki yetkilerini görmezden gelerek, uygulamanın kendi istekleri doğrultuda yapılmasını adeta dikte ettirmeye çalışmıştır.
Buna karşın, Valilik, Çevre Kanunu’nda yer alan Mahalli Çevre Kurulu’na dayalı yetkilerini ve 2005 yılında yapılan kanunlarla yerel düzeye aktarılan Strateji Planı ve Çevre Düzeni yapma yetkilerini sonuna kadar kullanmıştır. Üstelik, bu uygulamalar sırasında karşılaşılan idari yargı süreçleri dikkatle yürütülmüş ve ülke düzeyinde emsal teşkil edecek olumlu bir yüksek yargı kararına ulaşılmıştır. 
3.1 Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün Taleplerine Verilen Cevaplar
Yalova Valiliği Mahalli Çevre Kurulu 2005 yılında, İlin ekolojik dengesinin ve özellikle orman varlığının korunmasını hedefleyen iki adet kararla “…işletmeye geçmiş ocakların kullanılmasını ve bundan sonra İl genelinde planlanan maden ocağı faaliyetlerine izin verilmemesini ve konunun ilgili kurumlara bildirilmesini” hükme bağlamıştır (Yalova Valiliği Mahalli Çevre Kurulu, 2005: 11-12).
2007 yılı Haziran ayında yürürlüğe giren Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporu’nda aynı doğrultuda “Orman alanları, sit alanları ve korunması gerekli diğer doğal alanlar içerisinde yeni taş ocağı açılamaz, maden, taşocağı ve mermer ocağı faaliyetleri yapılamaz“ kararı alınmıştır (Yalova İl Özel İdaresi, 2007: 74).
Bu kararların da içinde bulunduğu Çevre Düzeni Planı ve Strateji Planı’nın yasal dayanakları ile uygulamalarında izlenecek yolu gerekçeleriyle belirten 18.06.2007 tarih ve 1106 sayılı Valilik Genelgesi yayımlanarak İldeki bütün birimlere gönderilmiştir (Yalova Valiliği, 2007:1-3).
Genelgenin özellikle altını çizdiği birinci husus çevrenin ve orman alanlarının korunmasına ait hükümler; ikinci husus ise uygulamada karşılaşılacak yetki çatışmaları konusunda yasanın öngördüğü çözümdür. Buna göre, 5302 sayılı kanunun 70. Maddesinde belirtildiği üzere,” Bu kanunla, İl Özel İdaresinin sorumlu ve yetkili kılındığı görev ve hizmetlerle ilgili olarak…içlerinde İmar Kanunu ve İl İdaresi kanunun da bulunduğu bir dizi kanunda…bu kanun hükümlerine aykırılık bulunması durumunda bu kanun hükümleri uygulanır.”
Belirtmek gerekir ki, bu madde ile yerel yönetimlere ve merkezin yerel düzeydeki temsilcilerine belki de bu güne kadar en kapsamlı yetkiler aktarılmıştır. İli bütünüyle planlayan ve uygulama hükümleriyle birlikte yürürlüğe konacak olan Çevre Düzeni Planı yapma yetkisi, Kanun’un 6. Maddesiyle Vali’nin koordinasyonunda belediye ve özel idarelere verilmiştir. Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi tarafından onaylanarak yürürlüğe girecek olan Plan’ın, yerel kalkınmada oynayacağı yaşamsal rol açıktır. Kendilerine yetki verilmemesinden şikayetçi olan yerel yöneticilerin, kullanabilme yetisini göstermeleri kaydıyla, önemli ve kapsamlı bir yasal güçle donatıldıkları kolaylıkla ileri sürülebilir.
Çevre Düzeni Planı ve Genelge yürürlüğe girdikten sonra, o güne kadar yerel düzeydeki hiçbir kuruma/kuruluşa sorulmadan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen maden arama ruhsatları konusunda bu birime, 27.11.2007 tarih ve 2469 sayılı açıklayıcı bir yazı iletilmiştir. Ormanlık alanlar da içinde olmak üzere verilmiş olan 9 adet yeni maden arama ruhsatı söz konusu edilerek:
“Yalova İlinde yeni maden arama ruhsatı verilmesi amacıyla Bakanlığınıza yapılacak müracaatlarda, Yalova Valiliği’nin önceki yazılarının, Mahalli Çevre Kurulu Kararlarının ve Yalova İli Çevre Düzeni Planı’nın dikkate alınması hususu“  bildirilmiştir (Yalova Valiliği, 2007: 2).
Bu kararların bildirilmesindeki amaçlardan biri de, yerel düzeydeki yönetimlerden taş ocağı ruhsatı alamayanların, Ankara’dan alacakları maden ocağı ruhsatlarıyla açacakları ocaklardan taş ve toprak çıkarma arzularının Bakanlığın dikkatine sunulmasıydı. Sıkça başvurulduğu bilinen bu yöntemle, yerel düzeyde karşılaşılacak olası zorluklar bir çeşit “kanuna karşı hileyle“ aşılmakta, özellikle Yalova’da alınan plan kararları “bypass” edilmek istenmekteydi. 
Yasal düzenlemelere uygun olarak yapılan bu hatırlatmalara karşın, Genel Müdürlük eski uygulamalarına devam ederek maden arama ruhsatı vermeyi sürdürmüştür. Bu durum karşısında Valilik kendisine verilen, Gayri Sıhhi Müessese (GSM) ruhsatı verme gibi, ilgili bazı diğer yetkilerini kullanma yoluna gitmiş ve bunu 17.07.2008 tarihli, İl Özel İdaresi çıkışlı yeni bir yazıyla Bakanlığa iletmiştir. Konuya ilişkin bütün yeni ve eski mevzuatın özetlenerek bir defa daha hatırlatıldığı yazının sonunda:
“Yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı Bakanlığınızca verilen Maden Arama Ruhsatları, Yalova İli Stratejik Planıyla ve Çevre Düzeni Planı ile Plan Uygulama Hükümleriyle çelişmektedir. Bundan ötürü arama ruhsatı sahiplerinin Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatı başvurusu halinde İdaremizce GSM ruhsatı verilmesi mümkün olamayacaktır.
Yapılan kamu harcamalarının anlamını yitirmemesi ve dolayısıyla kamu yararı ilkesine aykırı düşülmemesi için verilen Maden Arama Ruhsatlarının yeniden gözden geçirilmesi ve iptal yoluna gidilmesi halinde, ortaya çıkan ya da çıkabilecek olan idari ve hukuki sorunlar çözülebilecektir ” ibareleri kullanılmıştır (Yalova Valiliği, 2008: 1-3).
Verilen maden arama ruhsatlarıyla ilgili olarak ortaya çıkan anlaşmazlık devam ederken, yine aynı Bakanlıktan, “Yalova’da bulunan 17 adet sahanın Maden Kanunu’na göre ilan ve sonrasında ihale edilmesiyle“  ilgili 19.11.2007 tarih ve 17531 sayılı bir yazı gelmiştir  (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü, 2007: 1 ).
Yalova Valiliği tarafından 05.12.2007 tarih ve 4947 sayı ile Bakanlığa gönderilen yazıda, Mahalli Çevre Kurulu’nun iki kararı, Stratejik Plan’ın çevreyle ilgili koruyucu ilkeleri ve Çevre Düzeni Planı’nın yeni maden ve taş ocağı açılmasını engelleyen hükümleri gerekçe gösterilerek, “Bu nedenle yukarıda belirtilen hükümler doğrultusunda, ihale edilmek istenilen alanlar ilan edilmemiştir. Bilgilerinize arz ederim” cevabı verilmiştir (Yalova Valiliği İl Özel İdaresi Strateji Geliştirme Birimi, 2007: 1).
Verilen bu cevap üzerine, Bakanlığın Maden İşleri Genel Müdürlüğü, 03.01.2008 tarih ve 25199 sayılı, Valiliğe görevlerini uyarıcı bir dille hatırlatan yeni bir yazı yollamıştır. Bu yazıda sonuç olarak:
“5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. Maddesinde: “Valiler, ilde devletin ve hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır” hükmü öngörülmüştür. Ancak Valiliğiniz Yalova İl Özel İdaresinin ilgi (b) de kayıtlı yazısının tetkikinde maden sahalarının ekonomiye kazandırılması bağlamında 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 30. maddesi ile bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 118. maddesi hükmünün İlinizdeki maden sahalarına ait bilgilerin en az bir ay süreyle Valiliğiniz ilan tahtasında ilan edilmesi gerekirken bu ilanın yapılmayarak Maden Kanunu’nun uygulamasını engellemeye çalıştığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle Maden Kanunu hükümleri icrasının engellenmemesi gerektiği, ilgi (a) yazımızdaki hususların yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri gereğince yerine getirilerek 17 adet sahanın İliniz ilan tahtasında en az bir ay süreyle ilan edilmesi ve sonucunda Genel Müdürlüğümüze bilgi verilmesini rica ederim.” ifadesine yer verilmiştir (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü, 2008: 1-2 ).
Genel Müdürlüğün bu ikinci yazısına karşılık olarak, Valilik tutumunu sürdüren bir tavır sergilemiş, verilen ilk cevaptaki gerekçeler ve uygulamanın nedenleri yeniden izah edilerek, ihale edilmek istenilen alanların ilan edilmediği tekraren bildirilmiştir. Yalova İlinde yürürlüğe giren Planların kararlı bir şekilde uygulanacağı ise, yazının son cümlesinde ortaya konmuştur:
“Söz konusu nedenlerle idaremiz görev ve yetkilerinin temelini oluşturan 5302 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda hazırlanan Çevre Düzeni Planı ve Stratejik Plan’ın bağlayıcı hükmü bulunmakta, ilgili tüm konularda ilimizde uygulanmaktadır. Bilgilerinize arz ederim.” (Yalova Valiliği, 2008:1).
3.2. Maden İşleri Genel Müdürlüğü Tarafından Verilen Ruhsatların Kapsadığı Alan ve Kesilecek Ağaçlarla İlgili Rapor 
Maden arama sahalarının ilan edilmemesi ve planlara aykırı olarak verilen maden arama ruhsatlarına GSM verilmemesine rağmen, MİGM ruhsat verme işlemini hızlandırmıştır. Yalova İli dahilinde, yereldeki hiçbir birime sorulmadan doğrudan Ankara’dan verilen maden arama ruhsat sayısı 2008 yılında 24’e ulaşmıştır. Bu gelişme üzerine Valilikçe verilen görev neticesinde Orman İşletme Müdürlüğü tarafından çalışma yapılarak teknik bir rapor hazırlanmış ve sonuçları açıklanarak ilgililerin dikkatine sunulmuştur (Yalova Orman İşletme Müdürlüğü, 2008: 1-4 ).
Ancak ruhsat sayısı artmaya devam etmiş ve 2010 yılında 46’ya, 2011 yılı Mart ayı itibarıyla 67’ye ulaşmıştır. Verilen bu ruhsat alanlarının Yalova’nın genel yüzölçümüne oranı %21, orman alanlarına oranı ise %37’dir. Yalova Orman İşletme Müdürlüğü’nce bu alanlara yönelik olarak hazırlanan ve daha sonra güncellenen teknik rapora göre, Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen bu ruhsatlara Valilikçe de GSM Ruhsatı verildiği takdirde, orman varlıklarımızdan meşe, kayın, kestane, ıhlamur, karaçam, fıstıkçamı, kızılçam, gürgen olmak üzere yaklaşık 6.996.000 (altı milyon dokuz yüz doksan altı bin)  adet  ağacın  kesilmesi  gerekecektir.
3.3 Yargı Kararları
Artarak devam eden bu rakamların oluşturacağı tahribatın büyüklüğünü kestirmek zor değildir. Yeni yapılacak olan köprü ve yolların yarattığı ranta yönelik olarak hızlanan bu taleplerin Valilikçe GSM ruhsatı verilmeyerek engellenmesi üzerine, MİGM’den maden arama ruhsatını alanlar tarafından idari mahkemelere çeşitli davalar açılmıştır. 
Davaların birinde, Çevre Düzeni Planında GSM ruhsatı verilmemesine dayanak teşkil eden bir cümle iptal edilerek Valilik aleyhine karar verilmiştir. Ancak, Yüksek Yargıya yapılan itiraz sonucunda Danıştay 8. Dairesince verilen E:2010/4528, K:2010/7304 sayılı karar, Yalova Valiliği’nce yapılan işlem ve uygulamalardaki haklılığın ortaya konulması bakımından önemlidir. Yüksek Yargı tarafından alınan ve idare hukukuna göre emsal teşkil eden bu kararda, yerelde alınan Mahalli Çevre Kurulu Kararı ve Stratejik Plan hukuki temel olarak kabul edilmiştir. Kararın hüküm kısmına göre:
“Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikle değerlendirilmesinden; yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılması ve çalıştırılmasının mümkün olmadığı ve yetkili mercilerin iznin verilmesi için yapacakları incelemelerde insan sağlığı ve çevre kriterlerini esas almaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davaya konu alanın, Yalova Valiliği Mahalli Çevre Kurulu kararları ve Yalova İl Genel Meclisinin 7.6.2006 gün ve 93 sayılı işlemi ile onaylanarak yürürlüğe giren Yalova Stratejik Planı doğrultusunda maden ocağı açılmaya uygun olmaması nedeniyle gayri sıhhi müessese ruhsatı verilmesi isteminin reddedildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, tersi yaklaşımla verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır,
Açıklanan nedenlerle, Bursa 1. İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine 24.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.” (Danıştay 8.Daire, 2010: 1-3).
Oybirliğiyle alınan ve daha önce tersine alınmış olan bir idare mahkeme kararını bozan bu kararın altının çizilmesi gereken iki önemli hükmü vardır. Birincisi, “yetkili mercilerin iznin verilmesi için yapacakları incelemelerde insan sağlığı ve çevre kriterlerini esas almaları gerektiği sonucuna ulaşılması”; İkincisi ise, “Yalova Valiliği Mahalli Çevre Kurulu kararları ve.. Yalova Stratejik Planı doğrultusunda maden ocağı açılmaya uygun olmaması nedeniyle gayri sıhhi müessese ruhsatı verilmesi isteminin reddedildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu” hükümleridir. (Danıştay 8.Daire, 2010: 3).
 Bu karar, kendilerine yetki verilmesini arzu eden ve bu yetkileri gerçekten kullanmak isteyen yerel yöneticilerin önünü açacak özelliklere sahip bir karardır. Bugüne kadar “istişari” nitelikte olduğu söylenen Mahalli Çevre Kurulu kararlarının, bir “Yüksek Yargı Kararı”nın gerekçelerinden biri olarak sayılması, özellikle çevreyi koruma amacıyla alınacak ve uygulanacak kararlara “hukuki” bir güç katmıştır. Yetkili mercilerin ruhsat izni verirken insan sağlığı ve çevre kriterlerini esas almaları gerektiği hükmü ise, çevreci olduklarını ileri süren pek çok yönetici için bir “turnusol kağıdı” niteliğindedir.
Ayrıca, Çevre Düzeni Planı’nın bir cümlesinden yola çıkılarak erişilen bu karardaki diğer dayanağın Yalova Stratejik Planı olarak belirtilmesi önemli bir yerel kazanımdır. Sözü geçen planın, Çevre Düzeni Planı’nın “altlığını” oluşturduğunu ve eşgüdüm içinde yürürlüğe konduklarını unutmamak gerekir.
Yerel düzeyde alınacak kararlar, yapılacak planlar ve verilecek ruhsatlar açısından önem taşıyan bu yargı kararı, sürecin geçmişi de özetlenerek bütün Valiliklere gönderilmiştir. Aynı nitelikte bir yazı, Başbakanlığa ve ilgili bakanlıklara da iletilmiştir (Yalova Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü,  2011: 1). Ancak, bir Valilik hariç, resmi ya da gayri resmi, olumlu ya da olumsuz hiçbir cevap ya da tepki alınamamıştır.
3.4 İlgilileri ve Kamuoyunu Bilgilendirme Çabaları
Kamuoyunu oldukça meşgul eden “maden aramaları sırasındaki ağaç katliamı“ konusunun bir parçası olması gereken gelişmeler bir “Basın Bildirisi” şeklinde bütün ulusal medya kuruluşlarına da gönderilmiştir. İçeriğine sadece birkaç köşe yazarının değindiği bildiride, yaşanan süreç şöyle özetlenmiştir:
“Yalova’da Orman Depremi
Yalova İlinin kapladığı alanın yarısından fazlası ormanlardan oluşmaktadır… Ancak; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünce (MİGEM)…çoğunluğu orman ve tarım alanları olmak üzere yerleşim alanlarına dahi “Maden Arama ve İşletme Ruhsatları” verilmiştir ve verilmeye de devam edilmektedir…bu alanlara, Yalova  Valiliğince Çevre Düzeni Planı, Mahalli Çevre Kurulu Kararları ve İl Stratejik Planı gerekçe gösterilerek, “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” (GSM) verilmemektedir. Yalova’nın ağaç denizini gelecek nesillere taşımak amacıyla Yalova Valiliği tarafından hassasiyetle sürdürülen bu uygulama, idare ile maden ruhsatı sahipleri arasında hukuki çatışmalara neden olmaktadır. 
Bu işlemler sonucunda açılan bir dava nedeni ile, Danıştay 8. Dairesince verilen karar, Yalova Valiliğince yapılan işlem ve uygulamalardaki haklılığın ortaya konulması bakımından önemlidir. Bu kararda, Valilerin yerel düzeyde alacağı Mahalli Çevre Kurulu Kararı ve Stratejik Plan hukuki temel olarak kabul edilmiştir. Yerel Kurumların ülke genelinde yapılacak orman katliamına karşı kullanabileceği bu yasal yetkinin ilgili bütün kurumlarca göz önünde bulundurulması hayati önem taşımaktadır.
Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen bu ruhsatlara Yalova Valiliğince de GSM Ruhsatı verildiği takdirde… Orman İşletme Müdürlüğünce bu alanlara yönelik olarak hazırlanan teknik rapora göre… yaklaşık 6.996.000 (altı milyon dokuz yüz doksan altı bin)  adet ağacın kesilmesi gerekecektir. Bu, Yalova İlinin yaşadığı deprem felaketinden sonra karşılaşacağı ikinci bir “Orman Depremi” felaketi olacaktır.” (Yalova Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü,  2011: 1).
Sonuç
Yerel yönetimlerle ilgili olarak yapılan düzenlemelerle kendilerine aktarılan yetkileri kullanan yerel düzeydeki yöneticiler, Yalova İli’nin “çevre odaklı ve çevreye duyarlı” planlarını yapmış ve uygulamaya koymuşlardır. Bölgesel yapının ana özelliğini oluşturan orman varlıklarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması temel kaygı olarak bütün uygulamalara yansıtılmıştır. Dünya ölçeğinde ön plana çıkan alternatif turizme ve ekoloji dostu ekonomilere dayandırılan Yeşil-Mavi Yol gibi yerel projeler, Model Orman adı altında yürütülen uluslararası çalışmalarla bütünleştirilmiştir.
Bu süreçte kaygıları farklı olan kişiler ve kurumlarla açık ya da kapalı çatışmalar yaşanmış ve yaşanmaktadır. Merkezin takındığı tutumun yanı sıra, bazı yerel çıkar gruplarının, özellikle maden, taşocağı ve inşaat sektörlerinin kısıtlanan faaliyetleri nedeniyle plana karşı tepki ve muhalefetleriyle karşılaşılmıştır.
Altında imzaları olan Çevre Düzeni Planı’nı bu tip yerel tepkilere karşı savunamayan yerel seçilmiş kişilerin bir kısmı, yürürlüğe girmesinin üzerinden henüz kısa bir süre geçen Planı değiştirmenin yollarını aramışlar ve aramaya devam etmektedirler. 
Sadece çevre duyarlılığını değil, Yalova için yaşamsal önem taşıyan depremle ilgili hükümleri uygulamaya koyan Plan, bazı kesimlerce “gelişmeyi engelleyici” bir unsur olarak algılanmıştır. Planlı gelişmenin getirdiği düzenlemeleri, denetimsiz ve sınırsız kar getirici faaliyetleri için engel olarak gören bu anlayış, bölgede kısa süre önce yaşanan ve halen var olan deprem tehlikesini de görmezden gelme yanılgısını devam ettirmektedir. Yalova Plan çalışmaları sürecinin bu yönüyle de incelenmesi ve dikkate alınması gerekmektedir.
Başka bir kaygı verici tutum, planda olmayan ve bölgede yapılmasında özellikle çevre açısından ciddi sakıncalar olan termik santral ve kimyasal atık tesislerinin kurulması çalışmalarıdır. Plan yapma yetkisini yerel düzeyde görev yapan örgütlere veren merkezi birimler, bu tutumlarının aksine, bazı özel kanunlara dayanarak planı işlevsiz hale getirme görevini yürütmektedirler. Merkezden verilen maden ocağı ruhsatlarına gösterilen yereldeki direnç ise,  ne yazık ki, bu konularda yerini teslimiyete bırakmış görünmektedir. 
Yalova’da yapılan planlama çalışmalarını kayda değer bir yönü de, halkın sürece katılımının sonuç alıcı bir tarzda hayata geçirilmiş olmasıdır. Yöre insanının 2025 yılında geleceği düzey hedef alınarak hazırlanmış olan Çevre Düzeni Planı’nın gerçekleşmesinde etkin bir rol oynayan halkın, aynı bilinci planın korunmasında ve ödünsüz bir şekilde uygulanmasında göstermesi de oldukça önemlidir. 
Bu çalışma, giriş kısmında da belirtildiği üzere, yerel yönetimlere hangi yetkilerin aktarılması gerektiği konusunu değil; aktarılan yetkilerin bazı yöneticiler tarafından “nasıl kullanılmak istendiği” ve bu isteğin merkezi yönetim tarafından “nasıl engellenmeye çalışıldığı” konusunu irdelemeyi hedeflemiştir. 
Yalova deneyimi göstermiştir ki, yerel düzeyde görev yapan kuruluşlara verilen yetkiler kadar önemli bir nokta da, yetkiyi veren merkezi birimlerin bu konudaki samimiyetleridir. Hükümetler ve özellikle merkezi bürokrasi, bir şekilde verdikleri yetkileri bir başka şekilde geri almak arzusunu devam ettirdikleri sürece yapılan reformların sonucu alınamayacaktır.
Bir diğer samimiyet sorgulaması, sürekli yetki eksikliğinden yakınan yerel düzeydeki yöneticilerin bu yetkiler kendilerine verildiğinde takındıkları tutumla ilgilidir. Merkezi birimlerle ya da yerel düzeydeki bazı odaklarla ters düşmemek için yetkilerini “ kullanmama “ ,“korumama “ hatta “yok sayma” yolunu seçen yönetici tipinin sayısı ülkemizde maalesef az değildir.
Ele alınan örnek olay ve incelenen süreç göstermektedir ki, kanunlar çıkararak ve düzenlemeler yaparak yerel yönetimlere yetkiler aktarmak tek başına yeterli olmamaktadır. Yetkileri aktaran merkezi yapılanmanın ve bunları kullanacakları varsayılan yerel düzeydeki yöneticilerin istekleri ve tutumları önem arz etmektedir.
“Demokrasinin Beşiği“ olarak nitelenen yerel yönetimlerin etkinliklerinin artmasını gerçekten isteyen merkezdeki ve yereldeki yetkin kişilerin, bu gerçeği “içselleştirmeleri”, davranışlarına ve uygulamalarına yansıtmaları gerekmektedir. Aksi takdirde, yerel yönetimlere” verilmiş gibi yapılan”,fakat ilk fırsatta parça parça geri alınan yetkiler öbeğiyle ve bu yetkileri kullanma konusunda fazla arzulu olmayan yöneticilerle çağdaş bir yerel yönetim oluşturma amacına ulaşmak zorlaşacaktır.
Kendilerine verilen yetkileri kullanırken kamunun çıkarını, yerel ve çevresel öncelikleri dikkate alan; halkın isteklerini demokratik ve katılımcı yöntemlerle karar alma süreçlerine etkin bir şekilde aktaran; ve bilimsel yöntemlerle yapılan planları merkezdeki birimlerle ya da çıkar odaklarıyla çatışmayı göze alarak, hukuka uygun biçimde titizlikle uygulama yolunu seçen yöneticilere ise fazla ihtiyaç duyulduğunu söylemek bir abartma sayılabilir.
Kaynakça
Danıştay Kararı (2010), Danıştay 8.Daire, E:2010/4528, K:2010/7304 Sayılı Karar, (24.12.2010).
Demirel, Öner (2009), “Ülke Mekansal Planlaması İçinde Ekolojik Ağırlıklı Disiplin Olma Yönünde Bir Misyon Taşıyan Peyzaj Mimarlığı Mesleği’nin Yeri ve Üzerine Düşen ya da Yapması Gerekenler“, http://sablon.sdu.edu.tr/fakulteler/orman/pemat/sunum5.pdf (4.10.2011). 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (2007), 17531 Sayılı Yazısı, (19.11.2007).
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (2008),  25199 Sayılı Yazısı, (03.01.2008 ).
(http://milliemlak.org/yonetim/upload/Cevre.pdf,14.10.2011).
(http://www.imfn.info/sitio/que-es.php?idioma=tu ,13.9.2011).
(http://web.ogm.gov.tr/Haberler/HaberGoruntule.aspx?List=b5227992-7788-41c4-8a38-24e745c3108e&ID=11027 , 13.9.2011).
(http://ajansyalova.com/haberler/yalovanin-gurur-gecesi.html, 4.10.2011)
(http://www.yesilmaviyol.com/ ,13.9.2011).
(http://www.sondakika.com/haber-yalova-valisi-yusuf-erbay-a-yilin-turizmci-valisi/ ,13.02.2007).
2006 - 2010 İl Stratejik Planı (2006 ), Yalova İl Özel İdaresi, Mega Matbaacılık, Yalova.
Kapadokya Mevcut Durum Raporu  (2002), Nevşehir Valiliği, Nevşehir.
Keleş, Ruşen (2006),Yerinden Yönetim ve Siyaset, Cem Yayınevi, İstanbul.
Yalova İli 1/25 000 Ölçekli İl Çevre Düzeni Planı (2007), Yalova İl Özel İdaresi, Mega Matbaacılık, Yalova.
Yalova Mevcut Durum Raporu (2004),Yalova Yerel Gündem 21 Genel Sekreterliği Yayını, Yalova.
 Yalova Orman İşletme Müdürlüğü Raporu (2008), Maden Ruhsatlı Sahalardaki Orman Varlığı Hakkında Rapor (15.12.2008 ).
Yalova Valiliği İl Yazı İşleri (2007), 1106 sayılı Valilik Genelgesi, (18.06.2007).
Yalova Valiliği İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü (2008), 007 Sayılı Yazı, (17.07.2008).
Yalova Valiliği İl Özel İdaresi Strateji Geliştirme Birimi (2007), 4947 Sayılı Yazı, (05.12.2007).
Yalova Valiliği İl Özel İdaresi Strateji Geliştirme Birimi (2008), 77.İ.Ö.1 Sayılı Yazı, (14.01.2008).
Yalova Valiliği Mahalli Çevre Kurulu (2005), Karar no:11, ( 07.11.2005). 
Yalova Valiliği Mahalli Çevre Kurulu (2005), Karar no:12, ( 29.11.2005).
Yalova Valiliği Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü (2005), Onay Yazısı, (28.11.2005 ).
Yalova Valiliği Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü (2007), 2469 Sayılı Yazı, (27.11.2007).
Yalova Valiliği Stratejik Planı İzleme Komisyonu Raporu (2011), Yalova Valiliği Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü, Yalova.
Yalova Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü (2011), B054VLK4770400.090.05 Sayılı Yazı, (02.03.2011).
Yerel Kalkınmada İyi Örnekler Raporu (2009), Friedrich Naumann Vakfı ve Sabancı Vakfı, Atak Matbaası, İstanbul. 
Yazar hakkında istenen bilgiler:
Yusuf Erbay, Doç. Dr. Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu. Çevre, Avrupa Birliği, küresel işletmeler, kamu yönetimi ve yerel yönetimler alanlarında makale ve kitapları vardır.
İçişleri Bakanlığında, Kaymakam, Şube Müdürü, Daire Başkanı, Genel Müdür Yardımcısı görevlerinde bulunmuş, Nevşehir ve Yalova Valiliği yapmıştır. Avrupa Konseyinde çeşitli komitelerde ülkemizi temsil etmiştir. TOBB genel sekreterliği görevinde de bulunan yazar halen Merkez Valisidir.
Adres   Bilgileri:  Merkez Valisi, İçişleri Bakanlığı, Ankara.
 Tel:0532 4709209 – e posta:yerbay61@gmail.com
YORUM EKLE