SABAHI…..

1999 yılının 17 Ağustos’unu Marmara bölgesinde yaşayan hiç kimse unutmaz.
Özellikle biz.
Yalova.
Daha önce yaşamadığımız , televizyon ekranlarında bile görmediğimiz, deprem yaşayıp ta ilimize gelmiş insanlar haricinde travmasını bile hayal edemeyeceğimiz bir afet yaşadık.
Klasik sözdür Allah bir daha yaşatmasın.
Yok böyle bir şey .  Bu alemi kuran ve sistemin bir sahibi varsa, bunu bize mesajlar gönderdiği kitabı varsa,  inanıyorsak , yaşayacağız.
Bir daha, belki bir daha…
Çözüm akılda, Alem’in sahibinin insanoğluna verdiği akılda.
Yani, bilimde.
Anadolu yarım adası her sene 2.5 santim Mora yarım adasına doğru yürüyorsa, Arabistan Yarımadası her gün Anadolu’ya kuzeye doğru baskı  uyguluyorsa  bu depremler yaşanacak.
Bunun ne çıplak denize girenlerle alakası var, nede içki içenlerle..
………
Ders mi alacağız, hep birlikte alalım.
Tedbir mi alalım, hep beraber alalım.
Biz bu depremi yaşadık ve yaşayacağız.
Deprem konusu gündeme geldiğinde önce toplanma noktaları konuşulur.
Ben kişisel olarak yazıyorum.
1999 Depreminden önce ne Yalova Valiliği’nin  nede Yalova Belediyesinin bir planı olduğunu düşünmüyorum.
Bugün gündeme gelen toplanma alanları konusu ile ilgili şunu sormak  isterim .
1999 depremi öncesi böyle bir toplanma alanı İmar planı ya da Stratejik planda var mı idi?
Varsa buraları neresi idi?
1999 17 Ağustos sabaha karşı deprem oldu.
Kim nereye gitti?
Kim nerede toplandı?
Hangi yaşam alanı, hangi tuvalet?
Depremi birlikte yaşayanlar 20 kuruşluk suyu 1 liradan satmaya başladı.
Kime?
Komşusuna,her gün gelen müşterisine!
Bu işin neresin de RAB var, bu işin neresinde vicdan, insanlık, din var…
İnsanlar insanlığını kaybetmiş , kim kime ne söylüyor.
………
Tigem arazisi Yalova Halkına kapalı idi, çadır kent için anında açıldı mı?
Bir plan mı vardı?
Arberatuma  Çadırkent  kuruldu, acil eylem planında var mıydı?
Atatürk Merkez Araştırma Enstitüsü içinde ki buzhane morga dönüştü , hangi planda vardı?
………
Kimse yazımı başka noktalara çekmesin.
1-    Bu ilin 25,000.lik yada 50,000,lik planları yapılırken deprem gerçeği göz önünde bulunduruluyor mu?
2-    İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünün bu konuda bir çalışması var mı?
3-    Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün bu konuda sorumluluğu yada yükümlülüğü var mı?
4-    Valilik bünyesinde, İl Planlama ve koordinasyon Müdürlüğünün bir önerisi var mı?
5-    En sonun da Yalova Belediyesi bu işin sorumluluğunun da nerede?
6-    Depremi yaşamadan önce bu konular bizleri, toplumu, esnafı,ticaret erbabını hiç ilgilendirmez idi.
7-    Hani şimdi çok ilgilenen var mı?
8-    Ben cevap vereyim….
9-    Koskocaman bir yooooook.
10-    Yalan diyen varsa, açıkladınız da yazmadık mı?
11-    Geç kaldık diyen varsa buyurun açıklayın!
……….
İstemiyorum.
Dostlar diyor ya neden yazmıyorsun diye.
Bunun için istemiyorum.
YALOVA’yı bir çuvalın içinde gören insanlar benim yazacaklarımı anlayamayacakları için yazmak istemiyorum.
Dün 17 Ağustos’tu..
Yaşadığımız afetin yıldönümü.
Fotoğraflarınızı yayınlayacağız, işimiz bu habercilik.
Yarın hangi programdasınız?
Olacaksınız elbet.
Ama bu halk çaresiz kaldığında ne yapacak?
17 Ağustos’un yıldönümünde ne yazacaktım size?
22 Kişi deprem sonrası günlerinde aynı oda içinde yatarken biz?
Ağlamak, sızlanmak sorunları çözmüyor..
…….
Başka?
O sabahı yaşayanlara!
Ne yazayım başka?
Var mı o meşum geceyi yaşayıp ta farklı düşünen?
Var, var bilirim çok şey yazmak isteyenler var.
Allah yaşatmasın , diyemiyorum .
Yaşayacağız.
Belki biz değil .
Çocuklarımız, torunlarımız yaşayacak…
Çözüm?
Akıl,
Yani Bilim.
YORUM EKLE