Çevre ve Ekoloji Avukatlarından Bakan Eroğlu’na tepki

Aralarında Yalova Barosu’ndan hukukçuların da bulunduğu Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları ÇEHAV hareketi, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, çevre mücadelecilerine karşı olumsuz tavrına yayınladıkları açıklamayla tepki gösterdi.

Çevre ve Ekoloji Avukatlarından Bakan Eroğlu’na tepki

ÇEHAV açıklamasında; iktidara geldiği andan itibaren, belirsiz bir kalkınmacı söylemle doğal yaşam alanlarını sermayenin yatırım alanlarına dönüştürmekte bir sakınca görmeyen AKP iktidarının, enerji açığını bahane ederek, uluslararası enerji lobilerine yeni pazarlar kazandırmaya çalıştığı vurgulandı.

“Bakan Eroğlu açıkça çevrecileri hedef gösteriyor”

Açıklamada, “Bu amaçla, doğanın ticari bir meta olarak pazarlanmasına yönelik politikaları hayata geçirmekten çekinmezken,  yağmaya karşı çıkan hak savunucuları, baskı, korkutma ve polisiye tedbirlerle "zapt-u rapt" altına alınmaya çalışılmaktadır. Kendisinin sesinden başka her türlü sese sağır olan siyasal iktidarın politikalarına karşı sesini yükseltenler, itiraz edenler, fikir açıklayanlar, toplantı ve gösteri haklarını kullananlar, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu gibi yürütme gücünü elinde tutan siyasi aktörlerin açık ve doğrudan tehditleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bakan Eroğlu, gerek Çevre ve Orman Bakanlığı, gerekse Orman ve Su işleri Bakanlığı döneminde, çevre ve ekoloji mücadelesi içinde yer alan kişileri, avukatları, bilim insanlarını mesnetsiz beyanlarla, vatan hainliği, işbirlikçilik ve yabancı lobilerden yardım almakla suçlamaktan çekinmemiştir. İktidar erkini ellerinde bulunduranların açık ya da üstü örtülü teşviki, yönlendirmesi ve yol göstermesi sayesinde, politik cinayetlerin işlenebilmesinin işten bile sayılmadığı bu coğrafyada,  Bakan’ın “milli duyguları!” tahrik ederek, çevrecileri ve hak savunucularını “vatan haini” gibi göstermesi, açık hedef olarak tanımlaması başlı başına bir sorundur. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, çevre ve ekoloji mücadelesi içinde yer alan hak savunucularını, avukatları ve bilim insanlarını hedef göstermekten, derhal vazgeçmelidir” denildi.

“Gerçek suçluları çantacılar ve yol göstericilerinde aramalı”

Açıklamada, “Çevreci ve ekolojistler, hak savunucuları, avukatlar, bilim insanları, canla başla, gönüllü olarak doğayı bir kısım “çantacılara” ve “doğadan rant sağlayanlara” karşı savunurken, Bakan Eroğlu gerçek suçluları, çevresindeki gerçek çantacılarda ve kendi Bakanlığı’nın içinde bu çantacılara yol gösterenlerde aramalıdır. Kaç tane tahsis projesi Bakanlık çalışanlarının yakınlarına verilmiş, kaç tahsis el değiştirmiştir? Kaç ÇED raporu bölgeye hiç gidilmeden onaylanmıştır? ÇED raporları Mahkeme kararı ile iptal edildiğinde neden yama yapılarak masa başında yeniden onaylanmaktadır? Halkın katılımı toplantıları tepkiler nedeni ile yapılamazken neden yapılmış gibi tutanak tutulmakta ve bu tutanaklara itibar edilmektedir? Bakan DSİ’den gelen geçmişi sebebi ile neden çevrenin değil, koşulsuz bir biçimde baraj yapan müteahhitlerin yanındadır? Neden durup durup çevrecileri dış mihraklarla ilişkilendirme konusuna takılıp kalmıştır, bunun belgelerini varsa neden açıklamamakta kamuoyunu neden bu haksız ithamlarla taciz etmeye devam etmektedir? Neden profesör doktor ünvanını Bakanlık bünyesindeki işlerinde kullanarak etki yaratmaya çalışmaktadır? Bir inat uğruna gömdüğü Allianoi antik kentinin halen var olmadığını iddia etmekte ve 50 yıl daha su altında kalsa ne olur diyebilmektedir? Bakan, hangi değerlerin Bakanı olduğunun dengesini kaybetmiştir, bu sorulara net cevaplar vermek yerine neden kamuoyunu sürekli taciz ettiğine cevap vermelidir” denildi.

“Herkes hükümet gibi düşünmek zorunda değil”

Bilim insanlarının bilim ve insanlık için doğru bildiklerini söylemekle yükümlü olduğunu belirtildiği açıklamada,  “Türkiye’nin dereleri, kıyıları, ormanları tüm tabiat varlıkları satılırken, köylülerin, çevrecilerin, akademisyenlerin, duyarlı tüm insanların bu yağmaya seyirci kalması beklenemez. Herkes Hükümet gibi düşünmek zorunda değildir. Bizler, Bakan’ın yaptığı açıklamaların gerçeklikten öte soyut, dayanaksız ve mesnetsiz; yerel otoriteler üzerinde baskı yaratmak ve görevini yapan avukatların görevlerini icra ederken baskı ve tehdit altında kalmasına sebep olacak uygulamalara dayanak oluşturmak  için bir araç olarak kullanıldığını görüyoruz. Bakan Eroğlu tarafından itham edilen bir grup olarak Bakan’ın açıklamalarını gerçeği saptıran açıklamalar olarak görmekte, çevrecileri, ekolojistleri, çevre ve ekoloji hareketi avukatlarını ve bilim insanlarını itham etmeyi ‘suçluluğun telaşı’ olarak göstermektedir? Bakan’ın çevreciler ile duyarlı bilim insanlarından özür dilemesini gerekmektedir. Eroğlu, bu erdemi göstermezse, biz çevre ve ekoloji hareketi avukatları hakkında ileri sürdüğü bu mesnetsiz iddialarını belgeleri ile açıklamaz ve kamuoyu ile paylaşmazsa her yerde karşısında bizleri bulacağını, kendisine “3 kuruş”luk davalara muhatap bırakacağımızı ve kamuoyuna saygı ile bildiririz” denildi.

YORUM EKLE