İmza Atmasını Ve Yasal Sorumluluklarımızı Bilmiyoruz!  2

BİLENCE 7

Öneriler

Türkiye’de imza sahteciliği en çok rastlanan suçlardan biridir. Bunun başlıca nedeni imzanın belli yasa ve kurallara bağlanmamasıdır. Devlet ve millet adına seçilmiş ve atanmışlarca onaylanacak, devletin ve milletin refah ve bekasına aykırı yurtiçi ulusal ve yurt dışı uluslararası milli ve kamusal sözleşmeler, vatan ve millete ihanet edilmemesi için, ağırlaştırıcı cezalar ile anayasal korunma ve kollanma altına alınmalıdır. Sadece vatana ihanet edilmez millete de ihanet edilebilir.

Piyasada imza demeye bin şahit isteyen milyonlarca imza var ve ilgili kamu görevlilerince herhangi bir uyarı yapılamamaktadır. İlgililerce, usulüne uygun atılmamış kaçamak yapıdaki imzaların, sahteciliğe zemin hazırlaması ve kolaylaştırması nedeniyle   işlem yapılmamalıdır.

Her türlü şekil ve çizgilerin imza olarak kabul edildiği ülkemizde, imza sahteciliğinin gelecekte de sahtecilik olaylarının temelini oluşturacağı kaçınılmaz bir gerçektir.

Tüzel kişilik ve danışmanlıklarda ve bilhassa “Gümrük İşlerinde” noter tasdikli “imza sirküleri“ olan  sorumlu bir uzman personel görevlendirilmesi uygun olur.

Kötü niyetli kişiler, yasalarımızda imzanın nasıl atılacağı hakkında bağlayıcı, açık ve net hükümler bulunmamasından yararlanarak, istedikleri şekilde ve çok sayıda imza tasarlayıp kullanabilmektedirler.

İmzaların nasıl atılacağı yasa ile açık ve net olarak belirtilmeli ve ilgili yasalarda da paralel olarak gerekli değişiklikler bir an önce yapılmalıdır.

Bir ülke düşünün ki: vatandaşlarının çoğunluğu, imza atmasını bilmiyor, kapsamını ve yükümlülüklerini önemsemiyor ve bu konuda herhangi bir eğitim almamış olsunlar!

Dünya ülkelerinin büyük bir kısmında grafoloji ve sahtecilik uzmanları imzanın, önad ve soyadın birlikte veya önadın baş harfiyle soyadın tamamının açıkça kişinin kendi el yazısıyla yazılması suretiyle atılması görüşündedirler.

Ülkemizde de imzaların aynı şekilde dünya standartlarına göre atılmasının gerektiği belirtilmektedir. Böylelikle uluslararası sözleşmelerde; karşılıklı güven, şeffaflık, birlik ve standartlık sağlanabilir.

Dolandırıcılık ve sahtekârlıkların en az seviyeye indirilebilmesi için acilen çok teferruatlı ((arkasından dolanılamayacak) ve şeffaf bir imza kanununa ihtiyaç vardır. Elektronik ve ıslak imza üzerinde önemle durulmalıdır. İmza hukuken tartışılmaz bir güvence göstergesi olmalıdır.  Taklidi çok zor olan parmak izi üzerinde de durulmalı ve çalışmalar yapılmalıdır.

İmza hukuken gerçek, tüzel ve kamusal kişiliklerin sorumluluklarının büyük bir vebal ve sorumluluk içeren tartışılmaz bir güvence garantisi göstergesi olmanın yanında imza sahteciliği karşısında çok caydırıcı bir cezası da olmalıdır. Mesken ve iş yerlerinde; paket, kart çekme ve koli gibi işlemlerde imza atarken çok dikkatli ve titiz davranmalıyız. Dolandırıcıların kapı kapı dolaştıkları hususunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız !..

İmzalar fotokopi ile sahteciliği önlemek amacıyla yasal olarak mavi renkli kalemle atılmak zorundadır. Tedbir olarak Bankaların birçoğu önad ve soyadın yazılıp altına el yazısı ile açıkça okunacak şekilde imza alınması işlemini uygulamaktadırlar.

İmza, kişileri devlete ve devleti kişilere karşı güvence altına almak için çok önemli bir olgudur. İmzanın bilirkişiliğe havale edilmesi olgusu adaletin gecikmesine sebep olmaktadır. Bazı kötü niyetli kişilercekasıtlı olarak veya önemsemeyerek yeteri kadar özen gösterilmeyen imzalar: imza sahteciliğine  yol açıp adaletin gecikmesine  ve bir çok vatandaşın mağdur olmasına, hatta hayatına son vermesine  sebep olmaktadır..

İmza şahsın adını soyadını el yazısı ile yazmasının altına imza sembolünün atması ve yerine göre  parmak izinin alınması  ile tamamlanmalıdır. Bu tanımdaki imzanın taklit edilme ihtimali yok gibidir. Ayrıca imzanın bütününü oluşturan bu işlemin nüfus cüzdanlarında ve  sürücü belgesinde bulundurulması zorunlu hale getirilmelidir ki; gerektiğinde beyan  ilgili  sorumlu kişi ve memurlarca kontrol edilebilsin.

İmza kanununun caydırıcı olmadığı bir ülkede; refah ve huzur içinde  yaşamak, erdemli ve yasalara saygılı bir vatandaş için oldukça zor olmalıdır. İmza yöntemi ile irade ve düşüncelerimizi açıklayıp, bize ait olduğunu başkalarına ifade ve beyan etmiş oluruz.

18 yaşını dolduran her “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Vatandaşı”nın imza sirküleri, noterler vasıtasıyla ücretsiz olarak yasalara uygunluğu onaylanmalı ve aynı zamanda hazırlanıp TBMM’ce onaylanan ve Anayasada belirlenmiş olan bir “Vatandaşlık Yemini”  imzalanarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Vatandaşlarının “ refah içinde  bekası “  amaç ve hedefiyle  ant içilmesi hususundaki görüş ve kanaatimi  belirtmeyi bir vatandaşlık borcu olarak kabul ediyorum.

Açık ve net bir imza kanunu; yukarda önerilen ve aşağıda belirtilen ve halen yürürlükte olan kanunlar doğrultusunda bir an önce çıkarılarak imza sahteciliği ve dolandırıcılığının önüne geçilmelidir.

Yürürlülükte olan ilgili kanunlar

1 Ocak 2002 tarih ve  4721 sayılı Medeni Kanunun 11. maddesi ne göre 18 yaşını dolduran gerçek kişiler reşit ( ergin ) olma hakkını kazanırlar.

2 Temmuz 1934 tarih ve 2525 sayılı Soyadı Kanunun 2. maddesinde " Söyleyişte, yazışta, imzada önad önde; soyadı sonda kullanılır." ifadesi yer almaktadır. Buradan imzada önad ve soyadın yer alması gerektiği anlaşılmaktadır.

22 Nisan 1926 tarih ve 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükten kaldırılarak yerine yürürlülükte olan 1 Temmuz 2012 tarih ve 6098 sayıl Borçlar Kanununun 14. maddesinde ise " İmzada, üzerine borç alan kimsenin el yazısı olması lazımdır." ifadesine yer verilmektedir. Buradan da imzanın el yazısı olması gerektiği anlaşılmaktadır.

 Sağlıcakla ve hoşça kalınız, her nerede, ne kadar ve nasıl kalınabiliniyorsa!..

YORUM EKLE

banner137

banner138