<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Yalova Gazetesi</title>
    <link>https://www.yalovagazetesi.com</link>
    <description>Yalova Haber, Yalova Haberleri, Güncel, Son Dakika, Yalovaspor, Siyaset, Sağlık, Asayiş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.yalovagazetesi.com/rss/babadan-ogula" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2026 22:30:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.yalovagazetesi.com/rss/babadan-ogula"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Otomotivde Nesilden Nesile Güven Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.yalovagazetesi.com/otomotivde-nesilden-nesile-guven-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yalovagazetesi.com/otomotivde-nesilden-nesile-guven-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova’da uzun yıllardır otomotiv ve galericilik sektöründe faaliyet gösteren Emek Şirketler Grubu yöneticisi Mustafa Emek, “Nesilden Nesile” röportaj serisinde aile mesleğini, kuşaklar arası değişimi ve sektörde güvenin önemini anlattı. Emek, iş hayatında en temel değerin “güven” olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Aile mesleğinde en büyük sermaye güvendir”</strong></p>

<p>Yalova’da otomotiv ve galericilik sektöründe faaliyet gösteren Emek Şirketler Grubu yöneticisi Mustafa Emek, Yalova Gazetesi’nin “Nesilden Nesile” yayın serisi kapsamında meslek hayatına ve aile geleneğine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>32 yaşındaki Mustafa Emek, Sakarya Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü mezunu olduğunu belirterek, çocukluktan itibaren aile mesleğinin içinde büyüdüğünü ifade etti.</p>

<p>“Ben Mustafa Emek. 32 yaşındayım Sakarya Üniversitesi dış ticaret mezunuyum Yalova’da ailemle birlikte uzun yıllardır otomotiv ve galericilik sektörünün içindeyiz. Küçüklüğümden beri araçlarla iç içe büyüdüm. Şu anda aile mesleğimizi daha modern ve kurumsal bir yapıyla devam ettirmeye çalışıyorum.” dedi.</p>

<p><strong>“Kararım zamanla doğal şekilde oluştu”</strong></p>

<p>Aile mesleğini devralma sürecinin bilinçli bir tercihten çok doğal bir akışla geliştiğini belirten Emek, üniversite sonrası sürece aktif olarak dahil olduğunu söyledi:</p>

<p>“Aslında bu mesleğin içinde büyüdüğüm için kararım zamanla doğal şekilde oluştu. 2015 üniversiteyi bitirip geldikten sonra bizzat kendim devam ettirmeye başladım. Küçükken sadece araba sevgisi vardı, zamanla işin emek, güven ve insan ilişkileri tarafını görmeye başladım. İlk başlarda sorumluluk kısmı zor geliyordu ama zamanla bu işi sahiplenmeye başladım. Şimdi hayatımın önemli bir parçası oldu.”</p>

<p><img alt="Otomotivde Nesilden Nesile Güven Hikâyesi" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/otomotivde-nesilden-nesile-guven-hikayesi.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>“En önemli değer: Güven”</strong></p>

<p>Mesleki hayatında en önemli ilkenin güven olduğunu vurgulayan Emek, aileden gelen ticaret kültürünün bu anlayış üzerine kurulu olduğunu ifade etti:</p>

<p>“En önemli değer güven kazanmak oldu. Babamdan ve büyüklerimden öğrendiğim şey, ticarette bir kere güven kaybedersen onu geri kazanmanın çok zor olduğudur. Dürüstlük ve sözünün arkasında durmak bizim için her zaman ön planda oldu.”</p>

<p><strong>“Eski kuşak tecrübeye, yeni kuşak teknolojiye dayanıyor”</strong></p>

<p>Kuşaklar arası iş yapma anlayışını da değerlendiren Emek, en doğru yaklaşımın iki sistemi birleştirmek olduğunu söyledi:</p>

<p>“Eski kuşak daha çok tecrübeye ve yüz yüze ilişkilere dayanıyordu. Yeni kuşak ise teknolojiye, sosyal medyaya ve hızlı iletişime daha önem veriyor. Bence en doğrusu ikisini birleştirmek; hem eski usul güveni korumak hem de yeniliklere ayak uydurmak.”</p>

<p><strong>“Geleneksel güven, modern iletişimle birleşiyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İş modelinde hem geleneksel hem modern yöntemleri birlikte kullandıklarını belirten Emek, müşteri ilişkilerinde güveni merkezde tuttuklarını söyledi:</p>

<p>“İkisini dengeli kullanmaya çalışıyorum. Geleneksel tarafta müşteri memnuniyeti ve güven anlayışını koruyoruz. Modern tarafta ise sosyal medya, dijital ilanlar ve yeni pazarlama yöntemlerini aktif kullanıyoruz.”</p>

<p><strong>“En büyük sorumluluk güveni korumak”</strong></p>

<p>Aile mesleği sürdürmenin avantajları ve zorluklarına değinen Emek, en büyük sorumluluğun beklentiyi karşılamak olduğunu ifade etti:</p>

<p>“En büyük avantajı hazır bir tecrübe ve güven ortamının olması. İnsanlar sizi ailenizden tanıyor ve bu önemli bir avantaj sağlıyor. En zor tarafı ise o güveni aynı şekilde devam ettirme sorumluluğu. Çünkü insanlar sizden de aynı kaliteyi bekliyor.”</p>

<p><img alt="Otomotivde Nesilden Nesile Güven Hikâyesi (4)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/otomotivde-nesilden-nesile-guven-hikayesi-4.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Aidiyet duygusu en önemli unsur”</strong></p>

<p>Mesleği nesilden nesile taşıyan temel unsurun aidiyet olduğunu söyleyen Emek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bence üçünün birleşimi ama en önemlisi aidiyet duygusu. İnsan yaptığı işi sahiplenmezse ne ustalık ne de emek uzun süre devam eder. Aidiyet varsa insan işini geliştirmek için zaten emek de veriyor, ustalaşmaya da çalışıyor.”</p>

<p><strong>“Devam etmesini isterim ama isteyerek yapılmalı”</strong></p>

<p>Aile mesleğinin gelecek nesillere aktarılmasını önemli bulduğunu belirten Emek, bunun zorunluluk değil tercih olması gerektiğini ifade etti:</p>

<p>“Tabii ki isterim. Çünkü bu sadece bir iş değil, aynı zamanda aile kültürü ve emeğin devamı. Ama yeni neslin bunu severek ve isteyerek yapması daha önemli.”</p>

<p><strong>“Gençler daha özgür ama fırsatlar da artıyor”</strong></p>

<p>Günümüz gençlerinin aile mesleklerine bakışını değerlendiren Emek, değişimin doğal olduğunu ancak doğru yönetildiğinde fırsata dönüşebileceğini söyledi:</p>

<p>“Eskisine göre gençler daha özgür düşünmek istiyor ve farklı alanlara yöneliyor. Bu normal bir durum. Ama aile meslekleri doğru şekilde geliştirilirse gençler için hâlâ çok büyük fırsatlar sunabiliyor. Özellikle yeniliklere açık olunduğunda gençler bu işleri daha istekli sürdürebiliyor.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Rümeysa Şahin - Sezgin Altınel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BABADAN OĞULA</category>
      <guid>https://www.yalovagazetesi.com/otomotivde-nesilden-nesile-guven-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yalovagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/otomotivde-nesilden-nesile-guven-hikayesi-1.JPG" type="image/jpeg" length="85080"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yarım Asırlık Termal Hikâyesi: “Ev Pansiyonculuğundan Bugüne Bu Kültürü Yaşatıyoruz”]]></title>
      <link>https://www.yalovagazetesi.com/yarim-asirlik-termal-hikayesi-ev-pansiyonculugundan-bugune-bu-kulturu-yasatiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yalovagazetesi.com/yarim-asirlik-termal-hikayesi-ev-pansiyonculugundan-bugune-bu-kulturu-yasatiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orkide Motel işletmecisi Bahadır Görür, Yalova Gazetesi’nin “Nesilden Nesile” yayın serisi kapsamında Termal’in turizm geçmişini, aile işletmeciliğinin yıllar içindeki dönüşümünü ve bölgenin bugün yaşadığı sorunları anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Orkide Motel işletmecisi Bahadır Görür:</strong></p>

<p>“Termal, Atatürk’ün mirası ama hak ettiği değeri hâlâ göremiyor”</p>

<p>Dedesi Fehmi Görür’den devraldığı aile işletmesini yaklaşık 15 yıldır işleten Görür, Termal’in geçmişten bugüne uzanan turizm hikâyesine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</p>

<p>43 yaşındaki Bahadır Görür, ailelerinin turizm serüveninin 1970’li yıllara dayandığını belirterek, “Dedem Fehmi Görür, Termal’den emekli olduktan sonra burada ev pansiyonculuğunu başlatan isimlerden biri oldu. O dönem emekli olan büyüklerimiz evlerinin alt katlarını gelen turistlere kiralardı. Hatta bazıları kendi evindeki bir odayı bile verirdi. Böylece Termal’de pansiyonculuk kültürü gelişmeye başladı” dedi.</p>

<p><img alt="Yarım Asırlık Termal Hikâyesi Haber (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/yarim-asirlik-termal-hikayesi-haber-2.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Önce Ermeni aileler, sonra Arap turistler geldi”</strong></p>

<p>Termal’in geçmişte özellikle Ermeni turistlerin yoğun ilgisini gördüğünü ifade eden Görür, 1980’li yıllarla birlikte bölgedeki turist profilinin değiştiğini söyledi.</p>

<p>Görür, “İlk yıllarda özellikle Ermeni aileler geliyordu. Köy halkıyla çok samimi ilişkiler kurulurdu. Sonra 80’li yıllarda Arap turistlerin yoğun ilgisi başladı. Arap turistlerin gelmesiyle birlikte Ermeni turistler daha çok Çınarcık tarafına yöneldi. Ama Termal her dönem İstanbul ve çevre iller için önemli bir cazibe merkezi oldu” diye konuştu.</p>

<p>Çocukluk yıllarından unutamadığı bir anısını da paylaşan Görür, “Toplumda Ermenilerle ilgili bazı ön yargılar var ama biz onları yakından tanıdık. Çok iyi insanlardı. Her yaz Hoannes amca diye bir misafirimiz gelirdi. İstanbul’da kot fabrikası vardı. Geldiğinde bize kot pantolon getirirdi. Onun geldiğini duyunca çok mutlu olurdum. Yıllar sonra onu tanıyan başka ailelerden Amerika’ya taşındığını öğrendik. Hiç unutamadığım bir anıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Yarım Asırlık Termal Hikâyesi Haber (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/yarim-asirlik-termal-hikayesi-haber-3.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“2010’dan sonra işletmeyi tamamen yeniledik”</strong></p>

<p>Kamu yönetimi mezunu olduğunu söyleyen Görür, devlet memurluğu yerine aile işletmesini devam ettirmeyi tercih ettiğini belirtti.</p>

<p>2009-2010 yıllarında işletmeyi devraldığını anlatan Görür, “Eskiden sadece yaz sezonunda açılırdı. Dedem mayısta açar, eylülde kapatırdı. Ben devraldıktan sonra yaz-kış açık hale getirdik. Ciddi bir tadilat yaptık. Odaları yeniledik, banyoları büyüttük, küvet koyduk, kalorifer sistemi kurduk. Kaplıca suyunun pansiyonlara dağıtılmasıyla birlikte hizmet kalitemizi artırdık” dedi.</p>

<p>Bugün 12 oda ve 35 yatak kapasitesiyle hizmet verdiklerini belirten Görür, işletmenin hâlâ aile pansiyonculuğu kültürünü taşıdığını söyledi.</p>

<p><img alt="Yarım Asırlık Termal Hikâyesi Haber (4)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/yarim-asirlik-termal-hikayesi-haber-4.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“İnsanla uğraşmak işin en zor kısmı”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Turizm sektöründe en büyük zorluğun insan ilişkileri olduğunu ifade eden Görür, zaman zaman ilginç müşteri profilleriyle karşılaştıklarını anlattı.</p>

<p>“Genel olarak müşterilerimizden memnunuz ama bazen gerçekten zor insanlar geliyor” diyen Görür, “Rezervasyon yapıp ödeme yapan, sonra birkaç saat kalıp ‘odayı beğenmedim’ diyerek ücret iadesi isteyen insanlar oluyor. Bu tarz durumlar küçük işletmeler için ciddi sorun oluşturabiliyor” şeklinde konuştu.</p>

<p>Dedesi Fehmi Görür’den unutamadığı bir öğüt aldığını da söyleyen Bahadır Görür, “Dedem hep ‘Bir işin cefasını çekmeden sefasını süremezsin’ derdi. Bu söz hep aklımdadır” dedi.</p>

<p><strong>“Termal’in marka tanıtımı eksik”</strong></p>

<p>İlerleyen yıllarda işletmeyi spa ve havuz konseptiyle butik otele dönüştürmek istediklerini belirten Görür, ekonomik koşullar nedeniyle yatırımların zorlaştığını söyledi.</p>

<p>“Destek kredilerine ihtiyaç var ama yeterli destek göremiyoruz” diyen Görür, kredi faizlerinin düşmesini beklediklerini ifade etti.</p>

<p>Termal’in turizm potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini söyleyen Görür, bölgenin tanıtım eksikliğine dikkat çekti.</p>

<p>“İstanbul gibi büyük bir metropole bu kadar yakın olup bu potansiyeli yeterince kullanamıyoruz” diyen Görür, “Termal için ciddi marka çalışmaları yapılmalı. Çeşme ve Alaçatı’daki gibi festivaller düzenlenmeli. İnsanların buraya akın edeceği organizasyonlar yapılırsa Termal yeniden çok güçlü bir merkez haline gelebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Termal hak ettiği değeri görmeli”</strong></p>

<p>Termal’in bakım ve çevre düzenlemesi konusunda yetersiz kaldığını savunan Görür, özellikle park ve peyzaj alanlarının ziyaretçiler tarafından sıkça eleştirildiğini söyledi.</p>

<p>“Termal, Atatürk’ün mirasıdır” diyen Görür, “Rahmetli dedem burada başbahçıvandı. Dedem, Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’ndan getirttiği Rum Pandelli Usta’nın yanında yetişmiş ve onun vasiyetiyle kendisinden sonra başbahçıvan olmuş. O dönem onlarca kişi vardiyalı çalışırmış. Şimdi ise koca arboretum alanına birkaç kişi bakmaya çalışıyor. Bu yeterli değil” dedi.</p>

<p>Termal’in yönetimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Görür, belediyenin bölgeyi devralma girişimlerinin olumlu sonuç verebileceğini belirterek, “Belediyeye geçerse daha iyi yönetilebileceğini düşünüyorum. Ama ne olursa olsun doğa korunmalı, sit alanı zarar görmemeli. Termal artık hak ettiği değeri bulmalı” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Rümeysa Şahin - Sezgin Altınel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BABADAN OĞULA</category>
      <guid>https://www.yalovagazetesi.com/yarim-asirlik-termal-hikayesi-ev-pansiyonculugundan-bugune-bu-kulturu-yasatiyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yalovagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yalovagazetesi-com/uploads/2026/05/haber/yarim-asirlik-termal-hikayesi-haber-1.JPG" type="image/jpeg" length="28388"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[60 Yıllık Lostra Geleneği Yalova’da Yaşatılıyor]]></title>
      <link>https://www.yalovagazetesi.com/60-yillik-lostra-gelenegi-yalovada-yasatiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yalovagazetesi.com/60-yillik-lostra-gelenegi-yalovada-yasatiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova Lostra Salonu İşletme Sahibi Mustafa Cengizhan, Yalova Gazetesi’nin “Nesilden Nesile” programına konuk olarak faaliyetleri hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 1,5 ay önce Süleymanbey Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki yerinde Yalova halkına ayakkabı bakımı ve tamiri hizmetini vermeye başlayan Yalova Lostra Salonu’nun işletme sahibi Mustafa Cengizhan, Yalova Gazetesi’nin “Nesilden Nesile” programına konuk oldu.</p>

<p>Dede mesleğini sürdürerek zanaatını devam ettiren Cengizhan, kendisini tanıttıktan sonra işletmesindeki faaliyetler hakkında bilgi verdi ve ayakkabı bakımı için yapılan işlemleri açıkladı.</p>

<p><img alt="Yalova Lostra Salonu Ayakkabi Tamiri Nesilden Nesile El Zanaat Haber (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/yalova-lostra-salonu-ayakkabi-tamiri-nesilden-nesile-el-zanaat-haber-2.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“İşletmemizde ayakkabıya dair her şey var”</strong></p>

<p>Ailesinin 1965 yılı itibariyle İstanbul’da ticari hayata adım attığını belirten Cengizhan, “İstanbul’da açılan ikinci lostra salonunun sahibi dedemdir. Daha sonra bu meslek babama aktarılmış, babamdan da bana devredilmiştir. Mesleki hayatımız yaklaşık 60 yıllık bir geçmişe sahiptir. Çok uzun zamandır bu mesleğin içerisindeyiz. Amcalarım ve babam hâlâ İstanbul’da ve Kayseri’de bu işi devam ettiriyor” dedi. Çalışma hayatının ilk yıllarından günümüze kadar aile mesleğinin devam ettireceğini düşünmediğini itiraf eden Cengizhan, “Ancak zamanla Yalova’da bu alanda büyük bir hizmet açığının olduğunu fark ettik. Bizim işletmemizde ayakkabıyla ilgili aradığınız her şey mevcut. Temizlik, yıkama, bakım, ortopedik ve medikal ürünler, ayakkabı bağcıkları… Akıllı bağcıklar, klasik bağcıklar; yani ayakkabıya dair birçok ürünü ve hizmeti burada bulabilirsiniz” diyerek Yalova halkına mesaj verdi.</p>

<p><img alt="Yalova Lostra Salonu Ayakkabi Tamiri Nesilden Nesile El Zanaat Haber (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/yalova-lostra-salonu-ayakkabi-tamiri-nesilden-nesile-el-zanaat-haber-3.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Bakım, onarım ve küçük tadilatların ardından ayakkabı yenilenmiş hâle gelirse o zaman gerçekten lostra yapılmış olur”</strong></p>

<p>İşletmelerine neden “Lostra Salonu” adını verdiklerine ilişkin soruyu cevaplayan Cengizhan, “Lostra” kelimesi aslında Fransızca kökenli bir kelimedir. Ayakkabıya bakım yapılması, cilalanması ve boyanması anlamına gelir. Bir müşteri ayakkabısını bize getirdiğinde, ayakkabının eski hâlinden çıkıp neredeyse yeni gibi teslim edilmesi gerekir ki lostra kelimesinin anlamı tam olarak karşılığını bulsun. Yani sadece boya yapmak değildir. Bakım, onarım ve küçük tadilatların ardından ayakkabı yenilenmiş hâle gelirse o zaman gerçekten lostra yapılmış olur” ifadelerini kullandı ve bu ismin günümüze kadar kullanıyor olmasının bilinçli bir tercih olduğunu söyledi. Yalova’da ayakkabı taban imalatı yapan bir atölyeleri olduğunu belirten ve bu atölyenin günümüzde de faaliyetlerini sürdürdüğünü açıklayan Cengizhan, “Atölyemizde Türkiye’nin 45 iline ürün gönderiyoruz. Ayrıca dört farklı ülkeye de ihracat yapıyoruz. Yalova’da böyle bir hizmeti sunmanın bize verdiği ayrı bir mutluluk ve gurur var. Çünkü yıllarımızı bu mesleğe verdik. Bu nedenle Yalova’da da bir lostra salonu açarak Yalova halkına hizmet etmek istedik” şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Yalova Lostra Salonu Ayakkabi Tamiri Nesilden Nesile El Zanaat Haber (5)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/yalova-lostra-salonu-ayakkabi-tamiri-nesilden-nesile-el-zanaat-haber-5.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Ayakkabı bakımı ve tamiri birçok aşamadan geçiyor”</strong></p>

<p>Yaptıkları işin tamamen el zanaatı olduğunu işaret eden Cengizhan, “Müşteriler bazen çok yıpranmış ayakkabıları getirip mutlaka yapılmasını isteyebiliyor. Ancak sanatın da bir sınırı vardır. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz ama olmayacak bir şeyi de baştan dürüstçe söylüyoruz. Benim yaklaşık 30 yıllık ticari hayatım var. İşletmecilikte dürüst olmak çok önemlidir. Olabilecek bir şey varsa yapılır, olmayacaksa da açıkça söylenir” dedi. Ayakkabı tamirinin birçok aşamadan geçtiğine dikkat çeken Cengizhan, “Öncelikle ayakkabının gerekli onarımları yapılır. Daha sonra yıkama veya boya işlemi uygulanır. İç astarları ve iç fileleri değiştirilir. Hatta bazen ayakkabının sadece iskeleti kalır. Sonrasında tabanı, iç tabanı ve diğer parçaları yenilenir. Boya yapılacaksa önce özel temizleme losyonlarıyla ayakkabı tamamen arındırılır. Eski boyalar temizlenir ve ardından kaliteli yeni boyalar uygulanır. Biz işimizi en iyi şekilde yapmanın huzurunu yaşamak istiyoruz. “Yaptım oldu” mantığıyla değil, gerçekten olması gerektiği gibi yapmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Yalova Lostra Salonu Ayakkabi Tamiri Nesilden Nesile El Zanaat Haber (6)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/yalova-lostra-salonu-ayakkabi-tamiri-nesilden-nesile-el-zanaat-haber-6.JPG" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Yüzde 90-95 oranında başarılı sonuç alıyoruz”</strong></p>

<p>Yaptıkları el işçiliğinin yanı sıra işletmelerinde makinelerin de kullandığını belirten Cengizhan, “Örneğin özel yıkama makinelerimiz var. Yalova’da bu konuda tek olduğumuzu söyleyebilirim. Türkiye’de de sayılı işletmede bulunan makinelerden bunlar. Spor ayakkabıları ve diğer ayakkabıları özel şampuanlarla içi ve dışı tamamen yıkıyoruz. Bu sayede ayakkabılar neredeyse ilk günkü hâline dönüyor. Bez ayakkabılar da aynı şekilde çok temiz bir şekilde teslim ediliyor. Bazı lekeler tamamen çıkmayabiliyor ama genel olarak yüzde 90-95 oranında başarılı sonuç alıyoruz. Çıkmayacak bir leke varsa bunu da müşteriye açıkça söylüyoruz. Biz ne umut tacirliği yapıyoruz ne de haksız kazanç elde etmek istiyoruz” şeklinde konuştu. Çalışma saatleri ve ücretlendirme politikaları hakkında konuşan Cengizhan, “Hafta içi sabah 09.00’da iş başı yapıyoruz ve akşam 19.00’a kadar hizmet veriyoruz. Cumartesi günleri de yine sabah 09.00’dan akşam 19.00’a kadar çalışıyoruz. Pazar günleri ise saat 12.00 ile 17.00 arasında hizmet veriyoruz. Ücretlendirme konusuna gelince; burada el emeği yoğun bir iş yapılıyor. Ancak piyasanın şartlarını ve halkımızın durumunu da biliyoruz. Bu nedenle minimum kârla çalışıyoruz. Çünkü bu benim mesleğim ve ben bu işi severek yapıyorum. Bazen müşteriler ücret sorduğunda “Siftah sizden olsun.” diyoruz. Bizim için önemli olan insanların buradan memnun ve güler yüzle ayrılmasıdır. Hakkımız neyse onu alırız, fazlasını istemeyiz” diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p><img alt="Yalova Lostra Salonu Ayakkabi Tamiri Nesilden Nesile El Zanaat Haber (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/yalova-lostra-salonu-ayakkabi-tamiri-nesilden-nesile-el-zanaat-haber-1.JPG" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Göktuğ Doğukan Yüksel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BABADAN OĞULA</category>
      <guid>https://www.yalovagazetesi.com/60-yillik-lostra-gelenegi-yalovada-yasatiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 00:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yalovagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/yalova-lostra-salonu-ayakkabi-tamiri-nesilden-nesile-el-zanaat-haber-7.JPG" type="image/jpeg" length="76315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yalova’dan Avrupa Kürsüsüne: Hakan Kanberoğlu]]></title>
      <link>https://www.yalovagazetesi.com/yalovadan-avrupa-kursusune-hakan-kanberoglu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yalovagazetesi.com/yalovadan-avrupa-kursusune-hakan-kanberoglu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova doğumlu milli sporcu ve antrenör Hakan Kanberoğlu, küçük yaşlarda başladığı Wushu sporunda Avrupa ikinciliği elde ederek önemli başarılara imza attı. “]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nesilden Nesile” programı kapsamında konuşan Kanberoğlu, sporun çocukların hem karakter gelişimine hem de akademik hayatına büyük katkı sağladığını vurguladı.</p>

<p><strong>Salonda Başlayan Bir Hayat Hikâyesi</strong></p>

<p>Yalova doğumlu olan Hakan Kanberoğlu, ilk, orta ve lise eğitimini Yalova’da tamamladıktan sonra üniversite eğitimini Bursa’da Uludağ Üniversitesi’nde aldı. Wushu ile tanışması ise oldukça erken yaşlara dayanıyor.</p>

<p>Babası antrenör olduğu için çok küçük yaşlarda spor salonuna girdiğini belirten Kanberoğlu, o günleri şu sözlerle anlatıyor:</p>

<p>“İlk salona adım attığım anı hatırlamıyorum ama salonda büyüdüğüm günleri hatırlıyorum. Başlarda bizim için daha çok oyundu. Koşturma, oyun derken zamanla disiplinli antrenmanlara başladık ve adım adım ilerledik.”</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-3.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Çalışarak Gelen Milli Takım Başarısı</strong></p>

<p>Wushu sporunda ilerlemenin kolay olmadığını söyleyen Kanberoğlu, federasyonun kurulmasının ardından sistemin değiştiğini ve yoğun çalışmalarla başarıya ulaştıklarını ifade etti.</p>

<p>Başlangıçta dereceler elde edemediklerini anlatan Kanberoğlu, zamanla elde edilen başarıların milli takıma uzanan bir yol açtığını belirtti.</p>

<p>“İlk başlarda dereceye giremiyorduk. Sonra yavaş yavaş dereceler geldi, ardından şampiyonluklar ve milli takım süreci başladı.”</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe (4)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-4.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>14 Yaşında Avrupa İkinciliği</strong></p>

<p>Kanberoğlu’nun kariyerindeki dönüm noktalarından biri ise 2004 yılında yaşandı. Henüz 14 yaşındayken Avrupa Şampiyonası için milli takım kampına çağrıldı.</p>

<p>Kayseri’deki milli takım kampının ardından Rusya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’na katılan Kanberoğlu, Tao branşında büyük bir başarı elde etti.</p>

<p>“İlk kez milli takımla tanıştım, ilk kez yurt dışına çıktım. Çok heyecan vericiydi. Avrupa Şampiyonası’nda Nanquen branşında Avrupa ikincisi oldum. O anın mutluluğunu tarif etmek gerçekten çok zor.”</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe (6)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-6.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Wushu’nun Az Bilinen Branşı: Tao</strong></p>

<p>Kanberoğlu, Wushu’nun Tao branşının Türkiye’de çok bilinmediğini belirterek bu branşı şöyle açıklıyor:</p>

<p>“Tao branşı biraz jimnastiğin yer hareketlerine benzetilebilir. Belirli bir koreografi var ve bunu belirlenen süre ve kriterler içerisinde sergiliyoruz. Hakemler de buna göre puan veriyor.”</p>

<p>Bu branşta kılıç, sopa gibi farklı ekipmanların kullanıldığı stiller bulunduğunu söyleyen Kanberoğlu, akrobatik hareketlerin de önemli bir yer tuttuğunu ifade ediyor.</p>

<p>“Taklalar, havada burgular, tekmeler ve akrobatik bağlantılar bu branşın önemli parçaları.”</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe (8)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-8.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Milli Takım Kamplarından Unutulmaz Bir Anı</strong></p>

<p>Yıllar boyunca birçok ulusal ve uluslararası organizasyona katılan Kanberoğlu’nun hafızasında kalan ilginç anılar da var.</p>

<p>Dünya Şampiyonası için Malezya’da oldukları bir dönemde yaşanan bir olayı şöyle anlatıyor:</p>

<p>“Bir arkadaşımızla şakalaşırken güreşmeye başladık. Bir anda düşerken arkadaşımızın kafası duvarın köşesine çarptı. Ertesi gün maçı vardı ve yıllardır o gün için hazırlanıyordu. Çok korkmuştuk ama doktor müdahale etti. Neyse ki büyük bir sorun olmadı.”</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe (7)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-7.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>“Babamdan Önce Ahlakı Öğrendik”</strong></p>

<p>Hakan Kanberoğlu için en büyük ilham kaynaklarından biri babası. Uzun yıllar antrenörlük yapan babasının sporun yanı sıra karakter eğitimine büyük önem verdiğini söylüyor.</p>

<p>“Babam her zaman önce ahlak, sonra spor derdi. İnsanlara iyi davranmayı, düzgün bir insan olmayı öğütlerdi. Salonda hep ‘biz bir aileyiz’ derdi.”</p>

<p>Bugün hâlâ yıllar önceki öğrencilerin babasını ziyaret ettiğini söyleyen Kanberoğlu, bunun kendisi için en büyük gurur olduğunu dile getiriyor.</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>“Disiplin Yetenekten Daha Önemli”</strong></p>

<p>Kanberoğlu, spor kariyerinde disiplinin en önemli unsur olduğunu vurguluyor.</p>

<p>“Babam hep şunu söylerdi: Yetenek önemli ama disiplin yoksa bir işe yaramaz. Disiplinli çalışan biri, yetenekli ama çalışmayan birini çok rahat geçebilir.”</p>

<p>Bu sözlerin yıllar sonra maçlarda karşılarına çıkan örneklerle daha iyi anlaşıldığını ifade ediyor.</p>

<p><strong>Ailelere Çağrı: Çocuklarınızı Spordan Uzak Tutmayın</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Röportajın sonunda ailelere önemli bir mesaj veren Kanberoğlu, bazı velilerin çocuklarının dersleri geri kalır düşüncesiyle spora göndermediğini belirtti.</p>

<p>Ancak bunun doğru bir yaklaşım olmadığını vurguladı:</p>

<p>“Bilimsel çalışmalar da gösteriyor ki spor yapan çocuklar zihinsel olarak daha rahatlıyor ve derslerine daha iyi odaklanabiliyor. Ayrıca sosyalleşiyor, özgüven kazanıyor ve kendilerini savunmayı öğreniyorlar.”</p>

<p>Kanberoğlu, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:</p>

<p>“Çocukların evde telefon, bilgisayar veya televizyon başında geçirdiği zaman yerine spor yapmaları hem fiziksel hem de psikolojik açıdan çok büyük kazanımlar sağlıyor. Aileler çocuklarını spordan uzak tutmamalı.”</p>

<p><img alt="Milli Sporculuktan Antrenörlüğe (2)" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-2.jpeg" width="960" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Rümeysa Şahin - Sezgin Altınel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BABADAN OĞULA</category>
      <guid>https://www.yalovagazetesi.com/yalovadan-avrupa-kursusune-hakan-kanberoglu</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 00:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yalovagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yalovagazetesi-com/uploads/2026/03/haber/manset/milli-sporculuktan-antrenorluge-5.jpeg" type="image/jpeg" length="71169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal Gıdanın Nöbetçisi: Fuat Güven 45 Yıldır Aynı Davayı Savunuyor]]></title>
      <link>https://www.yalovagazetesi.com/dogal-gidanin-nobetcisi-fuat-guven-45-yildir-ayni-davayi-savunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.yalovagazetesi.com/dogal-gidanin-nobetcisi-fuat-guven-45-yildir-ayni-davayi-savunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova’da dededen toruna uzanan esnaflık geleneğini sürdüren Fuat Güven, artan maliyetler, değişen nesil ve gıdada yaşanan büyük tehlikeye dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güven Peynircilik işletme sahibi Güven, “Bize gıdayla saldırıyorlar, biz de halkımızı doğal gıdayla ayakta tutmaya çalışıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>Dededen Toruna Uzanan Bir Esnaflık Hikâyesi</strong></p>

<p>1971 doğumlu Fuat Güven, Yalova’da yıllardır süren bir aile mesleğinin üçüncü kuşak temsilcisi. Babası ve dayısının pazar yerinde başlattığı süt ve süt ürünleri ticareti, bugün Güven’in elinde aynı anlayışla sürdürülüyor.</p>

<p>“Dedemden babama, dayıma geçen bir iş bu. Onlar ayrı ayrı dükkânlarda yıllarca bu işi yaptılar. Sonra bayrağı ben devraldım. Şimdi çocuklarım var, inşallah onlar da devam edecek,” diyen Güven, mesleğini yalnızca ticaret değil, bir sorumluluk olarak görüyor.</p>

<p><img alt="Peynirci (6)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-6.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Çocuk Yaşta Pazarın Tozunu Yuttuk”</strong></p>

<p>Mesleğe alışma sürecini anlatırken geçmişe dönen Güven, çocuk yaşta yaşadığı zorlukların bugün kendisini ayakta tuttuğunu vurguluyor:</p>

<p>“Millet Tom ve Jerry izlerken babam beni pazara götürürdü. Kaçardım, yakalanırdım, sopa yerdik ama o tokatların çok faydasını gördüm. İşe sahip çıkmayı, zor şartlarda mücadele etmeyi öğrendim.”</p>

<p>Zor bir çocukluk geçirdiğini anlatan Güven, bu sürecin kendisini hayata hazırladığını söylüyor:<br />
“Bugün batsam yarın yine çıkarım. Çünkü çalışmayı seviyorum. Ama maalesef yeni nesilde bunu göremiyorum.”</p>

<p><img alt="Peynirci (5)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-5.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Yeni Nesil Çalışmayı Değil, Parayı Seviyor”</strong></p>

<p>Günümüz gençliğine dair eleştirilerini de açıkça dile getiren Fuat Güven, masa başı beklentisinin üretimi bitirdiğini savunuyor:</p>

<p>“Telefon elde, masa başı iş olsun istiyorlar. Çalışıp kazanmanın tadını bilmiyorlar. Para yemeyi seviyorlar ama kazanmayı sevmiyorlar.”</p>

<p><img alt="Peynirci (4)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-4.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>Gıda Uyarısı: “Etiket Var, İçerik Yok”</strong></p>

<p>Güven’in en sert çıkışı ise gıda güvenliği konusunda. Sertifikaların ve etiketlerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Güven, vatandaşlara net bir çağrıda bulunuyor:</p>

<p>“ISO’lu, helal sertifikalı, TS belgeli diye bir sürü kötü ürünü yedirdiler bu millete. Denetimler etiket denetimi, içi açılmıyor. Sonuç ortada; hastalıklar, kanserler…”</p>

<p><img alt="Peynirci (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-3.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>“Bizim Kuralımız Net: Yemediklerimizi Satmayız”</strong></p>

<p>Aileden gelen en önemli prensibi ise şu sözlerle anlatıyor:</p>

<p>“Dedemin de babamın da dediği bir şey vardı: Sen yemedikçe insanlara yedirme. Yiyemediğin malı satma, vebalini alma.”</p>

<p>Bu anlayışla Güven Peynircilik’te satılan tüm ürünlerin arkasında durduklarını belirten Güven, müşteri memnuniyetini ön planda tuttuklarını söylüyor.</p>

<p><img alt="Peynirci (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-2.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>Beğenmeyene Koşulsuz Değişim</strong></p>

<p>İşletmenin en dikkat çeken uygulamalarından biri de koşulsuz değişim politikası:</p>

<p>“Malı aldın, eve götürdün, beğenmedin; getir değiştir. Burası da sizin dükkânınız gibi olsun istiyoruz.”</p>

<p>Art niyetli kullanımlar olsa da bu anlayıştan vazgeçmediklerini ifade eden Güven, “İnsanlarımız yeter ki sağlıklı olsun” diyor.</p>

<p><img alt="Peynirci (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://yalovagazetesicom.teimg.com/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-1.JPG" width="1280" /></p>

<p><strong>Geniş Ürün Yelpazesi, Doğal Üretim</strong></p>

<p>İşletmede günlük ve doğal ürünlerin ağırlıkta olduğunu belirten Güven, ürün çeşitlerini şöyle sıralıyor:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Günlük yumurta</li>
 <li>Günlük süt</li>
 <li>Tereyağı ve peynir çeşitleri</li>
 <li>Zeytinyağı, bal, tahin, pekmez</li>
 <li>Zeytin, sarma, unlu mamuller</li>
</ul>

<p><strong>“Bu Bir Gıda Savaşı”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dükkân girişindeki çift bayrağa dikkat çeken Güven, yaşanan süreci bir mücadele olarak görüyor:</p>

<p>“Çift bayrak savaş zamanında asılır. Biz şu an manevi ve maddi bir savaşın içindeyiz. Devlet başka cephede mücadele ediyor, biz de gıdayla kendi cephemizde halkımızı ayakta tutmaya çalışıyoruz.”</p>

<p><strong>“Sağlıklı Çocuk, Güçlü Gelecek Demektir”</strong></p>

<p>Sözlerini geleceğe dair mesajla tamamlayan Fuat Güven, sağlıklı nesillerin ülkenin temeli olduğunu vurguluyor:</p>

<p>“Çocuğuna ne yedirirsen onu büyütürsün. Sağlıksız gıda verirsen ne kendine ne vatana faydası olur. Bizim derdimiz bu; çocuklarımız sağlıklı büyüsün, bu ülkeye hizmet etsin.”</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Rümeysa Şahin - Sezgin Altınel</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BABADAN OĞULA</category>
      <guid>https://www.yalovagazetesi.com/dogal-gidanin-nobetcisi-fuat-guven-45-yildir-ayni-davayi-savunuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://yalovagazetesicom.teimg.com/crop/1280x720/yalovagazetesi-com/uploads/2026/02/haber/peynirci-7.JPG" type="image/jpeg" length="78822"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
