İnce, partisinin Yalova İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında Sözlerine, "Çakma Pehlivan'a bir cevap vereyim" diyerek başladı.  Pehlivan'ın, "Gardırop Atatürkçüleri" sözlerine, "Siyasi dönek" sözüyle yüklendi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a da gönderme yapan İnce, "Ben CHP'nin Grup Başkanvekiliyim. Bir il başkanına cevap vermem. Ama büyük bir dönek bize laf söylemiş. Ankara'da zaten var bir Bakan onla uğraşıyorum. Yalova'da da yavrusu var. O siyasi döneğe şunu söylüyorum. Bir zamanlar benim CHP İl Başkanı olarak Cuma Namazı'na gittiğim için beni gericilikle suçlayan AKP'nin İl Başkanı'na sesleniyorum. Bu il binasında CHP'nin İl Başkanı Cuma Namazı'na mı gider diye bana muhalefet eden adamsın.

Sesini kes daha fazlasını söylettirme bana. Kaşınma. Kaşınırsan kaşırım seni. Yok buradaymışım da mesaj göndermişim. Demek ki işim varmış gelememişim. Gazilere saygı göstermesini Mustafa Pehlivan'dan mı öğreneceğim ben. O gitsin partisine söylesin de Gaziler ve Şehit yakınları ile ilgili verdiğimiz kanun tekliflerini geçirsinler meclisten" dedi. 

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, "Balyoz Davası"nda verilen karara ilişkin, "Acaba zamanı geldiğinde darbe yapmaya eksik teşebbüsten generallere 18-20 yıl ceza verilen bu ülkede Cumhuriyeti yıkmaya tam teşebbüsten birileri kaç yıl ceza yiyecek" dedi. 

Birçok bilim kuruluşunun, mahkemeye sunulan delillerin "sahte", TÜBİTAK'ın ise "gerçek" olduğunu söylediğini dile getiren İnce, şöyle devam etti: "TÜBİTAK'ı neden ele geçirmek istediklerini şimdi daha iyi anlıyoruz. TÜBİTAK, 2008'e kadar özerk bir kurumdu. 2008'den sonra Başbakan'a bağlandı. Eğer bu ordu darbe yapacaksa kime karşı yapacak? Hükümete karşı, başbakan'a karşı yapacak. Böyle bir durumda darbe sanıkları varsa hükümete bağlı olan TÜBİTAK bilir kişi olamaz." 

İnce, "Türk ordusunun subaylarının hapse atılmasının Kürdistan'ın kurulma projesi olduğunu" iddia ederek, "Bir büyük projeye doğru gidiyor Türkiye. Saklamaya, gizlemeye, aman oy mu kaybederiz demeye gerek yok. Türkiye bölünmeye, parçalanmaya doğru gidiyor. PKK ile pazarlık yapacaksın, PKK ile görüşmeleri tutanak altına alacaksın, sonra çıkıp 'İmza var mı' diyeceksin. Başbakan, 'İmza var mı' diye soracağına 'Hakem devletin elinde mutabakat metni var mı' diye sorsun. Hakem devlet İngiltere. PKK ile AKP arasındaki mutabakat metni, hakem devletin elinde var mı yok mu?" dedi. 

"Oslo görüşmeleri"nin, AK Parti ve terör örgütü PKK arasında bir "seçim ittifakı" olduğunu ileri süren İnce, şunları kaydetti: "Açık açık da 'Türk ve Kürt tarafı' diye yazmışlar. Yani seçimlerden 3 gün sonrasına kadar eylem yapılmayacak. Bu bir ittifaktır, bu bir koalisyondur. Hükümet temsilcisi, 'Sizin istemediğiniz valileri, kaymakamları görevden aldık' diyor.

'CHP olmasa istediğiniz her şeyi yapacağız. Ama CHP var, yapamıyoruz' diyor. Sonra, 'Sayın Öcalan'la, Sayın Başbakan'ın bölgeye ilişkin vizyonu yüzde 90 - 95 oranında örtüşüyor' deniyor. Görüşme olsun mu, olmasın mı- Bunları geçelim arkadaşlar. Milletimize, orada ne konuşulmuştur, onu anlatalım. Mutabakat metninde yazılı olan ne- Başbakan ve Öcalan'ın örtüşen görüşleri ne- Seçimin bitimine kadar yapılan ittifak ne- AKP-PKK koalisyonudur bu." 
İnce, daha sonra partililerle esnafı ve bazı okulları  dolaşarak ziyaretlerde bulundu.

 
Editör: TE Bilişim