Aljazeera Deprem Sonrası Yalova'yı Değerlendirdi

Uluslararası yayın medya devlerinden birisi olan Aljazeera 1999 Marmara Depremi sonrasında Yalova'nın 15 yılda geldiği noktayı değerlendirdi. Aljazeera haberinde ilin önde gelenleriyle yaptığı yazılara da yer verdi.

Aljazeera Deprem Sonrası Yalova'yı Değerlendirdi
 Aljazeera 1999 Marmara Depremi sonrasında Yalova'nın geldiği noktayı değerlendirdi. İlin aradan geçen 15 yılda bir hayli toparlandığına ve hızlı bir gelişim içerisine girdiğini dile getiren Aljazeera haberinde şu detaylara yer verdi; 

"17 bin 840 kişinin öldüğü Marmara Depremi’nin üzerinden 15 yıl geçti. Bu 15 yılda üzerinde en çok durulan konu binalardaki dayanıklılık sorunuydu. Kentlerde afete hazırlık, altyapının, sağlık tesislerinin, sosyal ve kültürel tesislerin yeterliliği ise binalar kadar konuşulmadı. Depremi yaşayan diğer kentlerde de değişim şehircilik anlayışından çok, bina standartlarına yansımış durumda.

Yalova, deprem sonrasında kendisini ciddi ölçüde toparlamış görünüyor. Afetzedelere yaptırılanlar ve özel binalarla birlikte ilde 10 bin 800 konut inşa edilmiş. Yüzlercesinin inşaatı da sürüyor. Ancak hem depremzedelere verilen konutların zemini sağlam olduğu için kent merkezinden uzakta inşa edilmesi hem de kentteki konut alanı sıkıntısı, inşaatları yeniden zemini sakat olan Hacımehmet Ovası’na kaydırmış. Neredeyse bütün binaların yerle bir olduğu ovada deprem öncesinden daha yoğun yapılaşma var.

Türkiye’nin en küçük yüzölçümüne sahip Yalova’nın yüzde 60’ı orman, yüzde 30’u mera ve yüzde 10’u imara açık alan. Buna karşın yılda ortalama bin 300 bina yapılıyor. Hacımehmet Ovası’nda zemin balçık olduğundan, önceleri inşaat izni verilmemiş ama 2004’te TOKİ’ye bu bölgede ev yapma izni verilmesiyle, ova bir şantiyeye dönmüş. Yalovalı gazeteci Kemal Bayrı, “Burası ben küçükken elma bahçeleriyle doluydu. Şimdi 10 bin kişi yaşıyor.” diyor.

İnşaat Mühendisleri Odası Yalova Şube Başkanı Mahmut Renkler, depremden sonra “Artık Yalova’da inşaat yapılmaz.” deyip pizza salonu açmış. Ancak deprem travmasını atlattıktan sonra inşaata geri dönmüş. Standartların çok yükseldiğini, mühendislerin daha temkinli yaklaştığını, alıcıların daha bilinçli olduğunu ama uygulamada sorun yaşandığını söylüyor. “Yapı-denetim firmalarının ücretlerini, denetleyecekleri kişiden almaları zafiyet yaratıyor. Hacımehmet’te bazı binalarda kaya dolgu yapılması gerekirken, moloz dolgu yapıldığına tanık oldum ama şikâyetlerim dikkate alınmadı.”

Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Osman Ulukaya ise “İdareler olarak deprem konusunda iyi sınav vermedik.” diyor. “15 yıl geçmesine rağmen, orta hasarlı 807 bina kayıtlara göre halen güçlendirilmemiş veya yıkılmamış. Bunları belediyelere, bina sahiplerine bildirdik. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüşümü Hakkında Kanun’a göre, kredi teşvikleri, kira yardımıyla bunların yeniden yapımını teşvik ediyoruz.”

'Ölüm Ovası' olarak anılan Hacımehmet Ovası’nda zemin balçık olduğundan, depremin ardından inşaat izni verilmemiş. Ancak 2004'te TOKİ’ye burada konut yapma izni çıkmış. Yalova’nın eski sakinlerinin, giderek artan nüfus, yapılaşma ve trafikten kaçabilecekleri alanlar giderek daralıyor.

Yalova’nın merkezine 20 km uzaklıktaki Subaşı’na yapılan toplu konutların büyük bir kısmı depremde sahildeki evleri yıkılan yazlıkçılara verilmiş. Ama çoğu dağda ev sahibi olmak istemediği için satmış ya da kiraya vermiş. Yalova’da arsa ve emlâk her gün biraz daha değerleniyor.  Depremde yıkılan evlerin molozlarıyla doldurulan Yalova sahilinde şimdi büyük bir park ve yürüyüş yolları var.  Yalova’da yaşanan en büyük sorunlardan biri de trafik. Yalovalılar, araba sayısındaki artışı, nüfusla birlikte depremde sığınma ve hareket özgürlüğü sağlamasına bağlıyor.

Peki, şu anda bir deprem olsa? Ulukaya, “‘Rızasıyla cezaya girene merhamet edilmez.’ diye bir atasözü var. Vatandaşa, belediyeye bildirilmiş. Gerisi onlara kalmış.” diyor.

TÜİK’e göre Yalova, 2012-2013 döneminde yüzde 38,5 ile yıllık nüfus artış hızının en yüksek olduğu ikinci il. Depremden önce 67 bin olan nüfus, 125 bine çıkmış. Yalova sakin bir sayfiye yeriyken, hızlı nüfus artışıyla çok kimlikli bir kente dönüşmüş.

İzmit yönünde gelişen sanayi bölgesi, 2008’de kurulan üniversite, Armutlu-Çınarcık ve termal kaplıca bölgesindeki turizm yatırımları ile verimli tarım alanları kentin kimliğini oluşturuyor. Kent Konseyi Başkanı Şükrü Önder, “Tarım alanları evlerin içinde kalmaya başladı. İnsanlar tarımsal ilaçlamadan, hayvan ahırlarından şikâyet ediyor.” diyor.

50 yıl öncesinin sokak ve caddelerinde artık yoğun trafik var. Daha önce bisiklet yollarını kaldıran belediye, köprülü kavşak gibi projelerle sorunu çözmeye çalışıyor.

Yalova’nın su ihtiyacını karşılayan Gökçedere üzerindeki Gökçe Barajı’nın bu yıl ilk kez suyu bitmiş. Kurtköy Deresi’nden su getirilmiş ama kalıcı çözüme ihtiyaç var"

YORUM EKLE