30 Ağustos’u Coşkuyla Kutladık

30 Ağustos Zafer Bayramının 100. yıldönümü, Yalova 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanında düzenlenen tören ve etkinliklerle coşkuyla kutlandı.

30 Ağustos’u Coşkuyla Kutladık

Destansı zaferin 100. yıldönümünü tören ve etkinliklerle coşkuyla kutladık. 30 Ağustos Zafer Bayramı, Yalova 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanında düzenlenen tören ve etkinliklerle kutlandı. Valilik, Garnizon Komutanlığı ve Belediye Başkanlığı çelenkleri protokol sırasına göre Atatürk anıtına konuldu. Çelenklerin konulmasından sonra bir dakikalık saygı duruşuna geçildi ve İstiklal Marşı’nın okunması ile göndere bayrak çekildi. Yalova Valisi Muammer Erol, beraberinde Yalova Garnizon Komutan Vekili Dz. P. Alb. Uğur Çelikten ve Belediye Başkan Vekili Mustafa Tutuk ile birlikte törene katılanların ve halkın bayramını kutladı. Daha sonra Deniz Yarbay İlker Sertbakan günün anlam ve önemine ilişkin konuşma gerçekleştirdi. Turizm Folklor Araştırma Geliştirme Derneği (TUFAG) ile Yalova Folklor Eğitim Merkezi (YAFEM) ekipleri tarafından halk oyunları gösterisi yapıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği tören ve etkinlikler askerlerin tören geçişinin ardından sona erdi. Yalova 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanında düzenlenen tören ve etkinliklerin ardından Vali Muammer Erol, beraberinde Yalova Garnizon Komutan Vekili Dz. P. Alb. Uğur Çelikten ve Yalova Belediye Başkan Vekili ile birlikte Valilik makamında tebrikleri kabul etti. 30 Ağustos Zafer Bayramının 100. Yıldönümü etkinlikleri kapsamında Zakkum grubu akşam saat 20:30’da 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanında konser düzenledi.

Sertbakan, ‘Türk milleti hürriyetinden ödün vermez’

30 Ağustos Zafer Bayramının anlam ve önemine ilişkin konuşma gerçekleştiren Deniz Yarbay İlker Sertbakan, şunları söyledi; “Bugün yalnız Türk milleti için değil aynı zamanda bütün dünya için büyük öneme sahip, tarihi bir olayın, çok şerefli bir zaferin 100. yıldönümünü kutluyoruz. Bugün; tarihinin hiç bir devresinde hürriyetinden zerre kadar ödün vermemiş büyük Türk milletinin, istilacı düşmanlara karsı canını ortaya koyarak verdiği yaşam mücadelesinin amacına ulaştığı çok anlamlı bir gündür bugünün değerini anlamak: ancak dünü ögrenmek ve daima hatırlamakla mümkündür. Osmanlı İmparatorluğu Trablusgarp ve Balkan savaşlarını takiben girdiği birinci dünya harbi sonunda: çok ağır şartlarla sevr anlaşmasını imzalamaya zorlanmış ve bunun kabulü ile azız vatanımızın parçalanması istenmişti. Mondros Mütarekesinden hemen sonra, İngilizler Musul Urfa. Antep ve Maraşı, Fransızlar Adana ve Mersini, İtalyanlar Antalya ve Konya’yı Yunanlılar ISE 15 Mayıs 1919'da İzmir’i işgal etmişlerdi ancak işgal devletlerinin düşünmedikleri bir husus vardı Türkler. Tarihin hiçbir devresinde esaret altında yasamamış, onurlu ve şerefli bir ulus idi. Böylece işgalciler. Her zaman hur ve bağımsız olmuş bir milleti karşılarına almışlardı. Çok zor koşullar altında planlanan ve hazırlanan büyük taarruzun amacı, sürpriz bir karşı harekatla, güçlü düşman mevzilerini yarmak ve sayıca üstün düşmanı kesin bir darbe ile mağlup etmekti ve taarruza; türkün ana yurdunu işgal eden düşman yok edilmeden ara verilmeyecekti. Büyük taarruza çok büyük fedakarlıklarla yapılan lojistik hazırlıkların sonunda, 100 yıl önce 26 Ağustosta başlanmıştır. Türkün gerçek kurtuluş güneşi ise 30 Ağustos 1922 sabahı düşmanın kesin yenilgisi ile doğmuştur. Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ey ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir" emrini alan kuvvetlerimiz 9 Eylül 1922 tarihine kadar benzeri görülmemiş bir azım ve irade ile düşmanı denize dökmüştür. 30 Ağustos Zaferi, zafere inanan, kendisine güvenen askerine destek olan, özgürlüğe gönül vermiş ve bütün imkânsızlıklara rağmen güçlü düşmanlarını yenen bir milletin destanıdır. Bu askeri zafer ile siyası zaferlerin de yolu açılmıştır. Mudanya mütarekesi yapılmış. Trakya işgalcilerden kurtarılmış ve nihayet müzakere gücünü büyük zaferdeki yenilmezlikten alan Türk delegasyonunun sıyası mücadelesi sonucunda barış anlaşması imzalanmıştır. Böylece büyük Türk zaferi milletler arası hukuk kurallarına göre tescil edilmiş ve Türk kurtuluş savası fiilen sona ermiştir. Başkomutanlık Meydan Muharebesinin önemi sadece düşman ordularının yenilmesinden değil, aynı zamanda yüce Türk milletinin tarihinde yeni bir dönem açarak. Yeni bir Türk devletinin kurulmasına imkân sağlamasından da kaynaklanmaktadır bugün zaferlerin en büyüğü olarak başkomutanlık meydan muharebesi, Türk milletinin kahramanlık duygusunu ve milli gururunu besleyen en güçlü kaynaklardan biridir ve böyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, 100 yıl önce olduğu gibi bugün de üstün bir vazife anlayışı içerisindedir vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü uğruna canını seve seve feda etmeye her zaman hazırdır milleti ve ordusu ile bir bütün halinde hareket den yüce Türk ulusunun varoluş nedeni olan bu kutsal zaferin 100. yıl dönümünde, başta ebedi başkomutanımız eşsiz önder Atatürk olmak üzere bu vatan için canlarını feda eden azız şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin hatıraları önünde saygıyla eğiliyor ve şükranlarımızı sunuyoruz.”

YORUM EKLE