Prof. Dr. Erbay’dan ‘Atatürk’ Konferansı

İstinye Üniversitesi’nde 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmasını İSÜ Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş gerçekleştirdi. Daha sonra, Yalova eski Valisi, üniversitenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Yusuf Erbay, ‘Modernleşme ve Atatürk’ konulu bir konferans verdi.

Prof. Dr. Erbay’dan ‘Atatürk’ Konferansı

Üniversitenin Topkapı Kampüsü’ndeki Kongre Merkezi’nde gerçekleşen konferansı, üniversitenin öğretim üyeleri ile çok sayıda öğrenci takip etti. Prof. Dr. Yusuf Erbay konuşmasında, “Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün sonsuzluğa intikal edişinin 84. Yılında, O’nu anmak üzere bir aradayız. O’nu ve önderliğini yaptığı kurtuluş mücadelesinde şehit olanları, saygı ile anıyoruz. O’nu ve önderliğini yaptığı medeniyet mücadelesindeki yol arkadaşlarını, saygı ile anıyoruz. Geleceğimize ışık tutan tarih biliminin, kendine özgü ilkeleri ve yöntemleri vardır. İnceleme konusu olan dönemin şartlarının “her yönüyle dikkate alınması gereği” bunlardan biridir. Tarihçilerin “senkranizasyon” terimiyle karşıladığı bu yöntemin dilimizdeki karşılığı, bilindiği üzere “eş zamanlamadır”. Olayların, belli bir zaman diliminin özellikleri dikkate alınarak yapılan eşzamanlı değerlendirmelerinin ardından, zaman içinde nasıl gelişerek günümüze geldikleri, tarihsel diyalektiğin işleyişi ile anlamlandırılır. İncelenen dönemde ve günümüze yürüyen zaman içinde, meydana gelen gelişmelerin diğer toplumlardaki gelişmelerle de karşılaştırılması, tarihe dayalı bilimsel değerlendirmelerin tamamlayıcısıdır. Bizim Atatürk ve modernleşme konusunda söyleyeceklerimiz, sözü geçen bilimsel yöntemlere uygun olarak biçimlendirilmeye çalışılacaktır. Olayların gerçekleştiği çağın şartlarını, ülkedeki ve dünyadaki tarihsel gelişmeleri dikkate almaksızın; dünden bugüne, bugünden düne uzanan zaman bilincinden yoksun ve bilimsel bakışın yerine, ideolojik ön yargıların konduğu “anakronik” değerlendirmeler konumuz dışındadır. Batı toplumlarında ortaya çıkan ve gelişen yeni yaşam biçimine, yani “modern medeniyete erişme çabaları”, Türkiye’nin son iki yüzyılına damgasını vurmuştur. Öncelikle ‘‘devletin yıkılma tehlikesine karşı’’ Osmanlı’da başlayan modernleşmeye yönelik reform hareketleri, Cumhuriyet döneminde artarak ve nitelik değiştirerek sürmüştür. Cumhuriyet’in kendisi, hem bu reform çabalarının yarattığı birikimlerden etkilenmiş, hem de bu çabaları yeni ve geri dönülmez bir yola yönlendirmiştir. Bu anlamıyla, Türkiye Cumhuriyeti, bir yandan, bağımsızlık savaşını kazanan yeni bir devlet ve rejim olarak, geçmişten açık bir kopuşu gerçekleştirmiş; diğer yandan, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki modernleşme çabalarının mirasını kabullenmiş ve reformları devrimlere dönüştürerek devam ettirmiştir. Hakkında ciltlerle kitap yazılmış ve yazılacak olan bir dönemi ve bu dönemdeki modernleşme girişimlerini, bazı gelişmeleri ön plana çıkararak kısaca özetlemeye çalıştım. Şüphesiz bu dönem ve dönemin Önderi hakkında daha söylenecek çok şey var. Sözlerimi Atatürk’ün çağları aşan öngörüsünün en çarpıcı örneklerinden biriyle tamamlamak istiyorum. Sözlerimi, O’nun, yaşadığı çağdan çok, bizim yaşadığımız zamanların evrensel sorunu olarak büyüyen ve belirginleşen çevre konusunda gösterdiği bir “sembol eylemden” söz ederek tamamlamak istiyorum. Atatürk, Yalova’yı ziyaretleri sırasında altında oturup dinlenmeyi sevdiği deniz kıyısındaki bir çınarın yanına küçük bir köşk yaptırmak ister. Bizzat refakat ettiği yapım esnasında köşkün çatısının inşaatını engelleyen çınarın bir dalını kesmeye kalkarlar. Buna şiddetle karşı çıkan Atatürk, çınarın dalını kesmek yerine, köşkün yürütülmesini ister. İstanbul’dan getirilen raylar ve gerekli malzemeyle, yine O’nun gözetiminde harika bir mühendislik uygulaması yapılır. Köşk, temellerine döşenen raylar sayesinde 4.80 santim kaydırılır. Çınarın dalına dokunulmaz. Hafta sonu yaptığım yürüyüşlerde, önünden her geçişimde Yürüyen Köşke bakarım ve ne kadar benzersiz bir liderimiz olduğuna yeniden şahitlik ederim. Benzeri olmayan bir savaşın muzaffer komutanı, benzeri olmayan bir çağdaşlaşma mücadelesinin yorulmaz lideri Mustafa Kemal diyor ki, “Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır…” O’nu sonsuzluğa yolladık. Ancak, O’nun gençleri, O’nun çocukları, O’nun en büyük eseri olan Cumhuriyeti sonsuza dek yaşatacaklar. Karşılarına çıkan güçlükleri aşarken onun mirasına, akla ve bilime sahip çıkacaklar. Rahat uyu Gazi Mustafa Kemal, gözün arkada kalmasın. Rahat uyu aziz Atatürk, ruhun şad olsun.

YORUM EKLE