Topçular, “Rahmetli Başbuğ’u minnetle anıyoruz”

MHP İl Başkanı Hasan Topçular, “Alparslan Türkeş’i ölümünün 16.yılında rahmet ve minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

Topçular, “Rahmetli Başbuğ’u minnetle anıyoruz”
Alparslan Türkeş’i  anlamak için Türk ve İslam kültürünü iyi özümsemek gerektiğini vurgulayan İl Başkanı Topçular, “Türklük ve İslamiyet’ten nasibini almayanlar Başbuğumuzu tanıyamaz, onu anlayamazlar. Hayatta olduğu süre içerisinde bütün varlığını Türk - İslam davasına adayan Türk Dünyası’nın Başbuğ’u merhum Alparslan Türkeş'in sistemleştirdiği ve aksiyon haline getirdiği fikirler, bugün sadece Türk Milleti’nin değil, emperyalizmin tehdidi altındaki bütün mazlum milletlerin kurtuluş mücadelesine yol haritası olmuştur. Başbuğ Alparslan Türkeş 80 yıllık yaşamında sürekli zorluklarla karşılaşmış ve hiçbir zaman bu zorluklar karşısında yılgınlığa, ümitsizliğe düşmemiştir” dedi.

MHP İl Başkanı Topçular açıklamasını şöyle sürdürdü: “Atatürk sonrası unutulan, unutturulmak istenen Türkçülük-Milliyetçilik fikri; merhum Başbuğ’umuzun da yer aldığı ve 23 vatanseverin öncülük ettiği 1944 yılında yapılan meşhur ‘yürüyüş’ sayesinde yeniden canlanmış, yok oldu sanılan Türklük bilinci bir kez daha milletimizin gönlünde ve beyninde hayat bulmuştur. Bu tarihi hadisenin kahramanlarından olan Başbuğ’umuz diğer arkadaşları ile birlikte ‘Irkçılık-Turancılık’ davasında yargılanmış, çok ağır işkencelere maruz bırakılmıştır. Ancak verilen bu büyük mücadele sonucunda o güne kadar dik duran başlar eğilmemiş,  hüsran yaşanmamış; neticesinde kıyamete kadar kutlayacağımız bir bayramı, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nü bize armağan etmiştir.

1968 sonrası ülke genelinde birliğimizi ve dirliğimizi bozmak, aynı zamanda İslam ve Türklük şuurunu tamamen fes etmek için kollarını sıvayan komünizmin planlayıcıları, yerli işbirlikçileri sayesinde Türkiye’yi kutuplaşma, kamplaşma ve bölünme ortamına sürüklemişlerdir. Bu durum aynı ülke çocuklarının sadece farklı düşüncelere mensup olduğu gerekçesi ile birbirlerinin kanını dökmesine ve ana-babaların gözyaşı akıtmasına sebep olmuştur.

Bu durum karşısında yalnızca Başbuğ’umuz devletin selameti ve milletin bekası için, daha da önemlisi bin bir zorluklarla kurduğumuz Cumhuriyetimiz’in ilelebet yaşayabilmesi için her fedakârlığa göğüs germiştir.1980’lerin kara Eylülünde yapılan müdahale, ülkücü harekete karşı yapılmış bir müdahale idi.   Vatan haini ile vatanseveri aynı kefede değerlendirip yargılayan ve suçsuz yere yıllarca parmaklıklar arkasında çile doldurmalarına sebep olan (!) zihniyet; 1980 sonrası ülkücü hareketi toparlayan ve yeniden ivme kazandıran Başbuğumuz karşısında hayrete düşmüştür.   

Çünkü bu gafiller Başbuğumuzu tanımıyorlardı. Onun Gazi Mustafa Kemal Atatürk  gibi derin teşkilatçılığını hayal bile edemiyorlardı. Kara eylül sonrası siyasi yasakları kaldırılması ile Başbuğ; Türk siyasetinin daima aranan, fikirlerine başvurulan Bilge bir insan olmuştur. Çünkü şartlar ne olursa olsun o, önce “Ülkem, Devletim, Milletim” diyen bir anlayışa sahipti. Onun bu köklü  devlet ve millet aşkı ile ileri görüşlülüğü sayesinde Türkiye Cumhuriyeti, birçok kez Meclis dışında olmasına rağmen aşılması zor badireleri aşmasını bilmiştir.1990’lı yıllara gelindiğinde ülkemizin gerek içeride, gerekse de dışarıda karşı karşıya kaldığı ‘terör’ bağlantılı sorunlarında, zamanımıza kadar tazeliğini koruyan ‘çözüm önerileri’ hafızalarımızdan bir an olsun silinmemiştir”

Topçular açıklamasını şöyle sürdürdü: “Merhum Başbuğumuz’un o zaman terör örgütü ile ilgili söylediği sözler ve çözüm önerileri bütün tazeliği ile hafızalarımızda dururken. Şimdilerde ise ihanetin içine batmış AKP iktidarı mensupları tarafından, Türkeş yaşasaydı çözüme destek verirdi diyerek ihanet çemberinin içine MHP’yi de dahil etmek isteyen, Tayip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bebek katilinin gözüne girmek için takla atan, Mehmet Ali Şahin’e “Ne Mozaiği Ulan” sözlerini hatırlatmak isteriz.

Şunu da belirtmek isteriz ki Başbuğun bozkurtları içerisinde, çözüm süreci diye millete yutturmaya çalıştığınız, ihanet ve yıkım projesine destek verecek sütü bozuk yoktur. Bu da böyle biline. Sizleri buradan uyarıyoruz, her ihanet girişiminiz süreci içerisinde Başbuğ sağ olsa idi destek verirdi gibi sözlerle ihanetinizi meşrulaştırmaya çalışmayın. Şunu da unutmayın ki Başbuğ sağ olsa idi, sizi bu ihanetiniz yüzünden gömerdi. Bütün bu yaşananlar karşısında ‘sınır ötesi operasyon’ yapamayan, dünün salyangozu ile siyasi  Barzani ve Talabani’yi TBMM konutlarında ağırlayan, ABD’ye “sen bak işine” diyemeyen ve ayağına kadar giderek devletimizin ve milletimizin itibarını sarsan ve şuursuzca alt kimlik- üst kimlik tartışmalarını başlatan, terör örgütü ile müzakere masasına oturup, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mensuplarını Silivri Kampına dolduran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ise ‘Devlet Adamlığı’ dersi verirdi. 

Daha dün gibi hatırlıyoruz, PKK’nın siyasi uzantılarına televizyon ekranlarında “ Vatanımız için gereken can vermekse, can veririz. Kan dökmekse, kan dökeriz!” veya mozaik tartışmaları ile ilgili “ Ne mozaiği ulan! Bu ülke mermerdir, mermer! ” dediğini. Büyük devlet adamı ve Ülkü Ocaklıların, ülkücü gençliğin ve Türk Dünyasının efsanevi Başbuğ’u; seni unutmak tükenmektir, silinmektir, yok olup gitmektir.

Teslim ettiğin bayrak Sayın Genel Başkanımız  Dr.Devlet Bahçeli’nin  ellerinde hedefe dikilmek üzere yükselmektedir. Yeminimizdir O bayrak hedefe dikilecektir.Bayrak hedefe dikildiğinde, İşte o zaman öksüz dediğin ‘Tuna’, eskiden olduğu gibi çılgınca çağlayacak. İşte o zaman ‘Karabağ’, ‘Kerkük’, ‘Doğu Türkistan’ hürriyet aşkını tadacak! İşte o zaman yüce Türk Milleti’nin kaybolan itibarı iade edilecek, Türk Bayrağından , Ne Mutlu Türküm Diyene sözünden rahatsız olan, Türk’e kefen biçmeye kalkan bütün mihraklar gereken dersi alacak.  Bundan kimsenin şüphesi olmasın”

“Merhum Başbuğumuz’un fikir ve düşünceleri Türk Dünyası insanlık alemine ışık tutmaktadır” diyen İl Başkanı Topçular, “Kıyamete kadar da tutmaya devam edecektir. Onun fikir ve davsını da şartlar ne olursa olsun mahşere kadar devam ettirmek her Türk Milliyetçisinin boynunun borcudur. Hakka yürüyüşünün 16. yılında Türk Dünyası’nın Başbuğ’u Rahmetli Alpaslan Türkeş’i rahmet ve minnetle anıyor aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyor ve diyoruz ki, Sevdan Sevdamız, Ülkün Ülkümüz, Kavgan kavgamızdır” dedi.
YORUM EKLE

banner137

banner138