Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin “Mutlak Butlan” kararı vererek CHP yönetimini Kemal Kılıçdaroğlu’na devretmesinin ardından soğuk bir savaş başladı. Parti içerisindeki iki grup arasında devam eden tartışmalar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun topladığı Merkez Yönetim Kurulu’nun (MYK), Özgür Özel’e yakınlığıyla bilinen Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin ve İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer’i CHP’den ihraç istemiyle disipline sevk etmesiyle yeni bir safhaya girdi.
Süreç boyunca Özel’i destekleyen 9 milletvekilinin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilmesinin ardından tepkiler gelmeye başladı.
CHP içerisinde yaşanan kaos hakkında geçtiğimiz günlerde resmî X hesabından açıklamalarda bulunan ve CHP’nin bölünmemesi gerektiğini savunarak Kılıçdaroğlu ve Özel’e mesajlar gönderen İnce, yeni gelişme karşısında da pozisyon alarak tepkisini dile getirdi. Dokuz milletvekilinin ihraç edilme girişiminin yanlış olduğunu savunan İnce, Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin aldığı bu kararın yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.
“Böylesine yanlış bir karar alınması kabul edilemez”
İhraç taleplerine ilişkin resmî X hesabından yazılı bir açıklama yayımlayan İnce, “9 Haziran 2026’da yaptığım açıklamada, Saray Rejimi’nin tuzağına düşen CHP’nin bölünmeden, parçalanmadan mutlaka ayakta kalması gerektiğini belirtmiş ve sürecin serinkanlılıkla yönetilip partiyi ayrıştıran söylem ve eylemlerden uzak durulmasına vurgu yapmıştım. Butlan kararıyla CHP yönetimine gelen MYK, bugünkü toplantısında CHP milletvekillerini kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk etmiştir. Hukuka aykırı olan, demokrasinin değer ve ilkeleriyle bağdaşmayan, parti içi demokratik mücadele ve mutabakat alanını tıkayan bu karar; siyaseten yanlış olmasının yanında CHP’yi parçalayıp bölmek dışında bir amaca da hizmet etmemektedir. Siyasi partiler, emir-komuta merkezi değil; parti ideolojisi ve parti disiplini temelinde özgürce siyasi faaliyette bulunulan temsiliyet alanlarıdır. CHP’de politika yapan herkesin parti organlarına aday olma, adaylardan birini destekleme ve başkalarının desteğini toplamak için faaliyette bulunma hakkı en doğal hakkıdır. Ortada partiden atılmayı gerektiren kesinleşmiş bir yargı kararı yokken, böylesine hassas bir dönemde böylesine yanlış bir karar alınması kabul edilemez. Tekrar etmek isterim ki CHP’nin parçalanması değil; bütün kadrolarıyla el ele, kol kola, omuz omuza ve başı dik bir şekilde ayakta durması gerekmektedir. Bunun için bu yanlış kararı alan MYK’dan, ülkemizin ve partimizin yararını gözeterek kararlarını yeniden gözden geçirmelerini ve geri almalarını talep ediyorum” ifadelerine yer verdi.



