Başlığı okuyan siz değerli okurlarımızın birçoğunun aklına gelen ilk cevap eminim ki; ‘Muhtar’ olmuştur. Bazen özellikle yeni nesil olarak nitelendirdiğimiz çocuklarımızdan duyduğumuz “Muhtar kim ki?”, “Ne iş yapar ki?” gibi sorularla sık sık karşılaşmaya başladık. Bu nedenle demokrasinin ilk basamağı olan muhtarlarımız için ayrı bir parantez açmak ihtiyacı hissettim.
Muhtarlık, devletin vatandaşa en yakın kapısıdır. Öyle ki birçok vatandaş için resmi kurumların ilk adresi değil, ilk danışma noktası muhtardır. Fikir aldığı, derdini anlattığı ve her an ulaşabildiği ilk basamak.
Teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği, birçok resmi işlemin artık birkaç tıkla yapılabildiği bir çağda yaşıyoruz. Evinden çıkmadan birçok işini halleden ve hızlı tüketen bir toplum yapısına dönüşmeye başladığımız bu günlerde insanlar, zaman zaman “Muhtarlıklara halen ihtiyaç var mı?” sorusunu soruyor. Oysa ki bu sorunun cevabı, çok net. Evet, hem de her zamankinden daha fazla var.
Neden mi var gelin hep birlikte cevaplayalım…
Muhtarlık sadece belge alınan bir makam değildir. Muhtar ise o makamda sadece evrak vermek için oturan kişi değildir. Muhtar, mahallenin nabzını tutan, vatandaşın derdini ilk dinleyen, ihtiyaçlarını en yakından bilen kişidir. Muhtar, seçilmiş bir mahalle temsilcisidir. O mahallenin bir ferdi, mahalle sakinlerinin komşusu, abisi, ablası, kardeşi, evladıdır. Muhtar, devlet ile vatandaş arasında kurulan en güçlü köprüdür.
Bir mahallede yaşlı ve yalnız yaşayan bir vatandaşın durumunu, ihtiyaç sahibi bir ailenin sıkıntısını, engelli bireyin karşılaştığı sorunları ya da altyapı eksikliği nedeniyle yaşanan mağduriyetleri ilk fark eden kişi muhtardır. Çünkü muhtar, masasının başında değil, mahallesinin sokaklarında görev yapar.
Doğal afetlerde, acil durumlarda ve kriz anlarında muhtarlıkların üstlendiği sorumluluklar da bunun en somut örneğidir. Deprem, sel veya yangın gibi olaylarda mahalledeki ihtiyaçların tespiti, vatandaşların yönlendirilmesi ve kamu kurumlarıyla koordinasyonun sağlanmasında muhtarların rolü hayati önem taşır. Devletin en küçük yerleşim birimindeki gözü ve kulağı olmaları, onları vazgeçilmez kılmaktadır.
Elbette günümüz muhtarlığı da değişmek zorundadır. Dijitalleşen kamu hizmetleriyle birlikte muhtarlıklar yalnızca evrak düzenleyen değil, mahallenin sosyal projelerine öncülük eden, gençleri, kadınları ve yaşlıları kapsayan çalışmalar yapan, çevre sorunlarını takip eden ve yerel yönetime katkı sunan merkezler haline gelmelidir.
Kentimizde uzun yıllardır görev yapan tecrübeli muhtarlarımızın yanı sıra, bu göreve ilk kez seçilmiş bu görevi başarıyla yerine getiren değerli muhtarlarımız var. Eskilerin tecrübeleri yenilerin çalışma arzusu kentimiz için önemli çalışmalara ışık tutabilir.
Yerel yönetimlerin başarısı muhtarlar ile koordineli çalışmadan geçer. Bu koordineye katkı sağlamak adına da vatandaşıyla sürekli iletişim halinde olan, sorunları yakından takip eden ve çözüm için fikir üreten muhtarlarımız başarının anahtarıdır. Bu nedenle muhtarlıkları sadece idari bir makam olarak görmek büyük bir eksiklik olur.
3 dönem Belediye Meclis Üyeliği 2 dönem Başkan Yardımcılığı yaptığım aktif süreçte muhtarlarımız ile sürekli yakın ilişkiler içerisinde olmaya özen gösterdim. Yönetim anlayışımızda hep böyle oldu. Her ay mutlaka muhtarlarımız ile bir araya geldik. Bizim eksik kaldığımız mahallelerimizin sorunlarını hep o toplantılarda tespit ettik. 14 mahallemize aynı anda hizmet götürdük. Muhtarlarımız ile hep ortak hareket ettik.
Çünkü; demokrasinin ilk basamağı muhtarlık kurumu, seçimle iş başına gelen yöneticileriyle halkın iradesini doğrudan yansıtır. Vatandaşın kapısını rahatlıkla çalabildiği, derdini aracısız anlatabildiği belki de tek kamu görevlisi muhtardır. Bu yönüyle muhtarlık, devletin sıcak yüzünü temsil eder.
Düşünülenin tam aksine, gelişen teknoloji ve değişen kamu hizmetleri muhtarlıkların önemini azaltmıyor; bana göre görevlerini daha da anlamlı hale getiriyor. Çünkü hiçbir dijital sistem, mahallesindeki yaşlı teyzeyi tanıyan, sokaktaki çocuğun eğitim sorununu bilen, komşular arasındaki dayanışmayı güçlendiren bir muhtarın yerini tutamaz.
Mahalle kültürünün yaşaması, dayanışmanın güçlenmesi ve yerel demokrasinin gelişmesi için muhtarlıklara sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü güçlü mahalleler vatandaşını tanıyan, sorunlarını sahiplenen ve çözüm için mücadele eden muhtarlarla kurulur.
Unutmamalıyız ki; kapısını çaldığımızda bizi tanıyan, derdimizi dinleyen ve çözüm arayan bir muhtarın varlığı, sadece bir kamu hizmeti değil; aynı zamanda mahalle kültürümüzün, dayanışmamızın ve toplumsal bağlarımızın da en önemli güvencelerinden biridir.