Vakıf, enerji dönüşümünün adil geçiş politikalarıyla desteklenmesi ve doğal varlıkların korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
TEMA Vakfı Genel Merkezi tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü kapsamında yapılan açıklama, TEMA Vakfı Yalova İl Temsilciliği aracılığıyla Yalova kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklamada, iklim krizinin etkilerini azaltmak için fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiği vurgulanırken, özellikle kömür kullanımının enerji sektöründeki sera gazı emisyonlarının başlıca kaynaklarından biri olmaya devam ettiği belirtildi.
TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, iklim krizine karşı mücadelede kömürden çıkışın kritik öneme sahip olduğunu ifade ederek, bu sürecin yalnızca santrallerin kapatılmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
Ataç, “Sera gazı emisyonlarının önemli bölümünden sorumlu olan kömürden çıkış, iklim krizine karşı mücadelenin temel adımlarından biridir. Ancak ekolojik etkiler gözetilmeden, yaşam alanları korunmadan ve yerel halkın katılımı sağlanmadan yürütülen enerji yatırımları yeni çevresel ve toplumsal sorunlar yaratma riski taşıyor. Bu nedenle dönüşüm, kömür bölgelerinde yaşayan işçileri, yerel ekonomileri ve toplulukları koruyan bütüncül bir adil geçiş politikasıyla desteklenmelidir” dedi.
“Doğal Varlıklar Üzerindeki Baskı Artıyor”
İklim krizine karşı geliştirilen politikaların, doğal varlıkların korunmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirten Ataç, son yıllarda madencilik faaliyetleri ve çeşitli mevzuat değişiklikleri nedeniyle ormanlar, tarım alanları ve su kaynakları üzerindeki baskının arttığını ifade etti.
2025 yılında kabul edilen Torba Yasa ile doğal varlıklar üzerindeki risklerin daha da derinleştiğini kaydeden Ataç, Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yaşananların bu duruma somut bir örnek oluşturduğunu belirtti. Açıklamada, kömürlü termik santrallere yakıt sağlamak amacıyla yürütülen madencilik faaliyetleri için orman alanlarının kesilmek istenmesinin, fosil yakıt politikaları ile iklim hedefleri arasındaki çelişkiyi gözler önüne serdiği ifade edildi.
“Toprakların Yüzde 67’si Ruhsatlandırılmış Durumda”
TEMA Vakfı’nın 2020-2022 yılları arasında yayımladığı haritalama çalışmalarına göre, 29 ildeki toprakların yüzde 67’sinin IV. Grup maden faaliyetleri için ruhsatlandırıldığına dikkat çekilen açıklamada, bu durumun ekosistemler açısından ciddi riskler taşıdığı vurgulandı.
Deniz Ataç, “Ormanlar, tarım alanları ve önemli doğa alanları üzerindeki bu baskı; karbon yutaklarının devamlılığı, su döngüsünün sürdürülmesi ve iklim krizine karşı dayanıklılığın artırılmasında kritik rol oynayan ekosistemleri tehdit ediyor. Bu nedenle doğayı korumadan iklim krizini durdurmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.
TEMA Vakfı, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı çağrıda, iklim krizine karşı atılacak adımların doğal varlıkların korunmasını merkeze alan, toplumun tüm kesimlerini kapsayan ve adil geçiş ilkelerine dayanan politikalarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.




