Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Sinop halk buluşmasında, “Recep Tayyip Erdoğan’a şunu hep beraber söylemeliyiz. Sen sakın şöyle 1 Nisan bekleme; ‘Ben emekliyi perişan ettim, yine oy verdiler. Esnaf, siftahsız kepenk kapıyor, borcunu ödeyemiyor. Yine oy verdiler. Çiftçi hak ettiği desteklemeyi alamıyor ama yine oy veriyor. İşçinin emeği ve alın teri karşılığını bulamıyor, yine oy alıyorum. Gençler kızıyor diyorlardı, yine oy alıyorum’ diye 1 Nisan’ı bekleme. Emin ol ki bu millet bu sandıkta bunun hesabını soracak” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Sinop’ta halk buluşmasına katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada, “Bugün sizlerle burada olmak benim için büyük bir keyif. Engin Altay, CHP’nin parlamentoda olan, aktif siyasette olan en tecrübeli isimlerinden birisi. En kıdemlimiz ve grup başkanvekilliğimde ustam ve kıdemlim. Birlikte birbirimize of demeden, öf demeden çalıştığımız değerli büyüğüme bu nazik anonsu için çok teşekkür ediyorum. Kendisine minnettarım. Saygılar sunuyorum” dedi.

“BALIKÇILARIN SORUNLARINA HAKİMİZ”

“Diğer yandan biz deniz, denizcilik, balıkçıların sorunları deyince sadece CHP’de değil Türkiye’de, TBMM’de tek bir isim akla gelecekse o da Barış Karadeniz kardeşimdir” diyen Özel, “Bütün Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’i gezen, balıkçıların sorunlarını dile getiren bu çalışkan kardeşimle Sinoplu balıkçıların şahsında tüm balıkçıları saygı ile selamlıyoruz. Balıkçıların çok önemli sorunları ve dertleri var. Uzun yıllardır Barış kardeşim bu sorunları dile getirir, raporlar yazar. Bu raporlarla Genel Başkanımız bu sorunları konuşurdu. Partimiz Denizcilik Bakanlığı kurulmasına karar verdiyse, şüphesiz o kararda en çok emeği olanlardan bir tanesi Barış Karadeniz kardeşimizdir. İktidarımızda onun Denizcilik Bakanı olduğu günleri görmeyi ümit ediyoruz. Ben Meclis’te çıkarım, güzel bir konuşma yaparım, telefon çalar, bakarım. Kazım Altay, Engin abimizin rahmetli babası. Çok iyi dedin der, en sevdiğim grup başkanvekili. Ben gülerim. Engin abi var, Engin abiyi daha çok sevmiyor musun derim, der ki evladım olarak Engin’i severim ama grup başkanvekili olarak seni severim. Onu dinlemiyorum bazen derdi, bana derdi ki bir gün Sinop’a Genel Başkan olarak geleceksin. O gün bugün ama rahmetli Kazım amcayı kaybettik. Onun gibi bir partili, onun kadar gündemi yaşına rağmen yakından takip eden birisini hiç görmemiştim. Allah gani gani rahmet eylesin. Kazım amcamıza, onunla birlikte Sinop’ta partimize emek vermiş, aramızda olmayan tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ayancık’ta geçen sene sel felaketinde 16 canımızı kaybettik. Onlara ayrı ayrı Allah’tan rahmet diliyorum. Böyle büyük felaketlerin yaşanmamasını diliyorum. O süreçte tüm Türkiye’nin gözünün önünde vermiş olduğu büyük mücadelesi ile partimizin yüzünü öne eğdirmeyen, göğsünü kabartan değerli belediye başkanımız Hayrettin Kaya’ya bir kez daha huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sağ olsun, var olsun” diye konuştu. Özel, şunları söyledi:

“EN MUTLU KENT SİNOP”

“Şüphesiz, Sinop’tayız. CHP için en önemli kentlerden birisindeyiz. TÜİK’in istatistiklerine göre Türkiye’nin en mutlu kentindeyiz. Tabi dertler, sıkıntılar her yerde olduğu gibi Sinop’ta da var. Ama sonuçta doğası, sosyal yaşamı, insanıyla Türkiye’nin birbirini en çok seven, birbirine en saygılı kentindeyiz. Sinop’un genç il başkanı, Cem Başkana onun şahsında il ve ilçe yöneticilerimize büyük bir teşekkür borcum var. Biz özellikle 895 ilçe ya da beldeye dilediğiniz yerde ön seçim yapma kararı alabilirsiniz dedik. Bunların 199’unda ön seçim yaptık. Cem Başkanın liderliğinde, hep birlikte Sinop’ta çok başarılı ön seçim süreci geçti. Sinop’un değerli belediye başkanı, Barış Başkanımız. Barış Ayhan ön seçim sürecinde aday olmadı. Bayrak yarışında CHP bayrağını ve Sinop’a hizmet bayrağını kendi elleriyle teslim etmeyi tercih etti. Öncelikle başkanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Gerçek bir partili, gerçek bir Atatürkçü ve demokrat olarak hem aday olmayıp, hem adayın arkasında aslan gibi duran gerçek bir CHP’li. Yapılan ön seçimde yarışan bütün aday adaylarımıza teşekkür ediyorum. Bu büyük demokratik olgunluk için tüm Türkiye’ye örnek olacak bu parti içi demokrasi örneği için, parti disiplini için, dosta güven ve dost olmayana kaygı veren bu muhteşem tutum için bütün aday adaylarımızı yürekten kutluyorum. Başkanımıza, Metin Gürbüz Başkanımıza başarılar diliyorum.”

“SIFIR DERECE HAVAYA RAĞMEN…”

“Metin Başkanın Devlet Su İşleri’nde 32 yıllık bir hizmeti var. Bu 32 yıllık hizmetin yaklaşık 17 yılı üst düzey yöneticilikle geçti. Yaptığı görev boyunca hem çok iyi yönetim, hem kamu yararı, hem vatandaş memnuniyetini ön plana alan, sendikacılıkta, KESK’te il temsilciliği yapan, örgütlenmeyi bilen, CHP örgütünü bilen ve iyi yönetici özellikleri ile çok değerli Metin Gürbüz Başkanımız, Barış Başkandan alacağı bayrağı daha ilerilere taşıyacağına, Sinop’a en iyi hizmet ve katkıyı sağlayacağına ben yürekten inanıyorum. Ben Karadeniz’e gelmeye karar verdiğimde arkadaşlar dedi ki Ramazan’da olmaz. Hatta Artvin, Rize, Pazar, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop diye gideceğimizi söyledik. Dendi ki kalabalıklar toplanamaz. Belki kahve toplantıları olabilir. Dedim ki siz Karadeniz’i bilmiyorsunuz. Siz Artvin, Trabzon, Giresun, Samsun, Sinop’u bilmiyorsunuz. Bizim oradaki partililerimizi bilmiyorsunuz dedik. Bu sıfır derece havada, neredeyse kara dönecek, yağmur altında buraya toplandınız, uzun süredir beklediniz, hepinize çok teşekkür ediyorum. Ayaklarınız dert görmesin. İyi ki varsınız.”

“ENFLASYONA EZDİRMEYECEĞİM DEDİ”

“Tabi ki Sinop deyince akla mutlu bir şehir geliyor ama emekli yoğunluğu açısından çok dertli insanların bir arada olduğu bir şehir geliyor. Biliyorsunuz AKP, geldiğinde 3 Kasım 2002’de bir emekli maaşı en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret düzeyindeydi. Sizinle hiç uğraşmasa, ilişmese, düzenimizi bozmasa, 17 bin lira asgari ücret ve 26 bin lira maaş alıyor olacaktınız. TÜİK ne demek, Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Tayyip beyi üzmediler ama sizi üzdüler. Gerçek enflasyon yüzde 120. TÜİK’e göre yüzde 68 ve en nihayetinde 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yapan, yüzde 33’lik zamla sizi enflasyona ezdiren bir anlayış. 1,5 ay önce buna isyan ederek ilk toplantılarda emekliler sesimize ses olursanız, yanımıza gelirseniz, birlikte mücadele edersek diyerek çağrıda bulunmuştum. Tayyip bey de demişti ki ‘Türkiye yüzde 4,5 büyüyor. Herkesin keyfi yerinde. Özgür Efendi de çıkmış, emeklileri kışkırtmaya çalışıyor…’ Ben söyledim her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Yeni kulaklar işitmeye başladı. Yeni kabuklar çatladı ve daha çok olduk. İşte bugün burada emeklilerimizle hep birlikteyiz. Türkiye’de her hesap şaşar, altın hesabı şaşmaz. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın satın alıyordu. Bugün gittiğimizde 10 bin lira ile 2,5 çeyrek altın alabiliyoruz. Tayyip bey geldikten bugüne 5,5 çeyrek altın cepten gitmiş. Ama bir sefer değil bir emekli bir çeyrek altın düşürse, gider gezdiği her yerde onu arar. Ama bir emekli değil her emekli. Bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın. Bir sefer değil her ay maaş aldığında kaybediyor. Emekliler kaybettiklerini arayacaklar mı? Nerede arayacağız söyleyeyim. Siz bunu bir seçim sandığında kaybettiniz. Onu bulacağınız yer yine bir seçim sandığıdır. 31 Mart’ta sandıkta kaybettiklerimizin hesabını soracağız. Ayrıca buradan hem hatırlayalım, hem selamlayalım. Biliyorsunuz eskiden emekli ikramiyesi diye bir şey yoktu. 2015 yılında, 7 Haziran’da birisi çıktı ve emekliye 2 bayramda birer ikramiye dedi. Kim diyor, Kemal Kılıçdaroğlu. Saygı ile selamlıyoruz. Kemal Bey dediğinde veremezsiniz dediler. Sonra 7 Haziran’da çoğunluğu kaybedince 1 Kasım’da biz de vereceğiz dediler. Seçimi kazandılar, sözlerini unuttular. Tam 3 yıl. 3 Ramazan Bayramı, 3 Kurban Bayramı. 6 bayram söz verdikleri ikramiyenizi vermediler. Sonra 2018 seçimlerine bir iki ay kala bin lira verdiler. Biz o zaman itiraz ettik. Dedik ki bin lira yetmez. Sizin mutlaka bir maaş vermeniz lazım. Bin lira dediler. O bin lira ile o gün 24 kilo kıyma alınıyordu, kıymanın kilosu 42 liraydı ve 24 kilo kıyma alınıyordu. Şimdi 2 Nisan günü 3 bin lira yatıracaklar. O 3 bin lira ile 6 kilo kıyma alınıyor. Ramazan mübarek gün. Allah oruçlarınızı kabul etsin. Ama 30 sahur sofrasından, 30 iftar sofrasından, torunlara ve çocuklara kurulacak bayram sofrasından, mutfağınızdan, dolabınızdan tam 18 kilo kıymayı 6 yılda almış bir iktidar ile karşı karşıyayız. Bugün 1 kilo kıymayı kim kime veriyor. Ama bayram ikramiyesi 18 kilo kıyma kaybetti. O yüzden bunların hesabını teker teker bütün Türkiye’de yapıyoruz.”

“16 TABAK SİNOP MANTISI EMEKLİNİN SOFRASINDAN EKSİLDİ”

“Emekli maaşı ile kalkan hesabı yapmak mümkün değil. O yüzden mantı hesabı yapacağız. En düşük emekli maaşı geçen sene bugün 54 tabak Sinop mantısı satın alabiliyormuş. Bugün 38 tabak alıyor. Bir yılda 16 tabak Sinop mantısı emekli maaşından eksiltilmiş durumda. Yani büyük haksızlıkla, büyük mağduriyetle karşı karşıyayız. Ben Tayyip Erdoğan’a geçtiğimiz günlerde çağrıda bulundum. Dedim ki duyuyorum, emekliye önce hepsinin keyfi yerinde demiştin. Sonra ardından döndün, dedin ki bir şeyler yapacağız. Sonra para yok, enflasyonu düşüreceğim dedin. Şimdi bizim önerdiğimiz emekli kartı seçim sonrası için söylemeyi düşünüyormuş, sosyal yardım diyormuş. Esas mesele en düşük emekli maaşının en azından, kanun teklifini verdik, asgari ücret olması. Yani emeklilere 7’şer bin lira seyyanen zam verilmesi. Sakın gelecek hafta çıkıp ben bunu ileride yapacağım deme. Sen vereceğim dediğin bayram ikramiyesini 6 bayram vermemiş insansın. Sen Bağ-Kurlunun 9 bin gününü 7 bin 200’e indireceğim deyip, yapmamış insansın. Sen mülakatı kaldıracağım deyip seçimden sonra mülakatlara devam demiş insansın. Eğer emekliye bir şey yapacaksak, Özgür Özel, CHP grubu burada. Önümüzdeki hafta Meclis’i açalım, emeklinin zammını Salı günü seçimden önce yapalım. Hodri meydan. Ama emekliye bir şey vermek değil emekliyi kandırmanın peşinde olduğu için Recep Tayyip Erdoğan seçimden sonra bir iyileştirme yaparız diyor. Emeklinin karnı aç ama senin yalanlarına emeklinin karnı tok kardeşim. Bir başka sorun Sinop’un okumuşu çok, okuyanı çok, İstanbul’da olanı çok ve bu bayram için bilet almaya gidenler büyük bir şokla karşılaştılar.”

Öncesi ve sonrası görüntülendi Öncesi ve sonrası görüntülendi

“SADECE BİLET PARALARI 11 BİN LİRA TUTUYOR”

“Bayram için otobüs biletleri yüzde 60-70 zamlandı. Mazot 19 liradan seçimde 44 liraya çıktı. Bayram için kesilen bilet yüzde 70 zamlandı. Şimdi bir Sinoplu aile Sinop’a tatile gelip bayramda gelip İstanbul’a dönmeye kalktığında 11 bin lira bilet parası ile karşı karşıya. Emeklinin maaşı 10 bin lira. Asgari ücret 17 bin lira. Yolda gidip gelmek sadece 11 bin lira. Anayasa’ya göre en önemli hak olan seyahat özgürlüğü bile bu ekonomik kriz yüzünden, bu kötü yönetim yüzünden artık kullanılamaz duruma geldi. Son bir yılda et fiyatlarına yüzde 110 zam geldi. 2021’de 60 lira olan, 2022’de 110 lira olan, 2023’te 260 lira olan kırmızı et, 500 lirayı geçti. 3 yılda 8 kat zam almış durumda. Bir yandan da hayat pahalılığını ben düşüreceğim diyen birisi kendisinin inandığı ve kimsenin inanmadığı bir ekonomik icatta bulunmuştu. Diyordu ki enflasyon sebep, faiz sonuç değildir. Faiz sebeptir, enflasyon sonuçtur. Ben faizi düşürerek, enflasyonu düşüreceğim diyordu. Bütün dünya tersini yaptı. Covid’den sonra 3 olan enflasyonu 6 olunca faizi 7 yaptı, enflasyonu bastırdı. 4 olan enflasyon ABD’de 9 oldu, faizi 10 yaptı. Enflasyonu bastırdı. Faiz çok olunca para dövize gitmez, mala gitmez. Bankaya gider. Ama bu bir tek kendisinin inandığı ekonomi teorisi yüzünden faizi inadına düşürdü. Dolar fırladı, 128 milyar dolarımızı harcadı. Cayır cayır yaktı. Ev fiyatları fırladı, kiracıları yaktı. Et fiyatları fırladı, besicileri yaktı. Hepimizi perişan etti. Seçimden önce diyordu ki dünyanın neresinde çıkarsa çıksın Türkiye’de faiz çıkmayacak. Bu beden bu canda durdukça Türkiye’de faiz artmayacak. Faizi düşüreceğim, enflasyonun sonradan düştüğünü göreceksiniz ve seçim geçti. Mehmet Şimşek geldi. Bu yapılanlara, bunun anlattıklarına irrasyonel politikalar dedi. Yani gerçek dışı, mantık dışı, gerçeklikten kopmuş. O günden beri Tayyip Erdoğan yine duruyor. O can o bedende duruyor. Tayyip Erdoğan durduğu halde 11 ayda 9’uncu kez faiz artıyor. Bugün faiz yüzde 45’ten 50’ye çıktı. Ne diyordu Tayyip Erdoğan 2014’te? Biz geldiğimizde ülkeyi yüzde 47 faizle aldık. Nereden nereye getirdik diyordu. O beğenmediği, aşağıladığı, kötülediği koalisyon hükümetinde faiz 47’ydi ve şimdi faiz 50’ye çıktı. Nereden nereye getirdin memleketi? Faizler 45’ken Merkez Bankasında ihtiyaç kredisi faizleri bankada 60’tı zaten. Ayrıca kredi kartına nakit çekmek ya da nakit avans kullanmak, yüzde 113 faizdi. Şimdi 45-50’ye çıkınca bunların hepsi daha da yukarıya çıkacak.”

“BU MİLLET SANDIKTA BUNUN HESABINI SORACAK”

“Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi en borçlu, en çok faiz ödeyen, işsizliği en yüksek, genç işsizliği en yüksek noktaya sürükleyen lider olarak, Türkiye’yi ekonomik olarak büyük sıkıntıya, büyük darboğaza soktu. Kendisinden, çevresinde, yandaş müteahhitlerinden, beşli çeteden başka kimseye para bulamıyor. Emekliye para yok. Balıkçıya, çiftçiye, emekçiye, esnafa para yok. Peki bunu kimseye para bulamayan Tayyip Erdoğan sandığa gittiğinde ona oy var mı? Yok tabi. Tayyip Erdoğan’a şunu hep beraber söylemeliyiz. Sen sakın şöyle 1 Nisan bekleme; ‘Ben emekliyi perişan ettim, yine oy verdiler. Esnaf, siftahsız kepenk kapıyor, borcunu ödeyemiyor. Yine oy verdiler. Çiftçi hak ettiği desteklemeyi alamıyor ama yine oy veriyor. İşçinin emeği ve alın teri karşılığını bulamıyor, yine oy alıyorum. Gençler kızıyor diyorlardı, yine oy alıyorum’ diye 1 Nisan’ı bekleme. Emin ol ki bu millet bu sandıkta bunun hesabını soracak. Sana sarı kartı gösterecek. Kırmızı ışığı yakacak. Kendisini hesaba katmayandan sandıkta hesap soracak.”

“KARINCALARIN GÜCÜ BİRLİKTELİĞİNDENDİR”

“Şimdi tabi ki biraz önce ifade ettiğim gibi staj mağdurlarının, çıraklık mağdurlarının emeklilik sorununu dile getirmeye devam edeceğiz. Öğretmenlerin Tayyip Erdoğan tarafından geldiğinde 80 bin olan atanmayan öğretmenin 1 milyona çıkmasını, kaldırılması söz verilen mülakatın devamını, bu sene hiç memur alınmayacağına ilişkin beyanlarını gördük. Bunların peşini bırakmayacağız. Eninde ve sonunda emeklilerle birlikte, emekçilerle birlikte bu iktidardan hakkımızı alacağız. Siz bugün olduğu gibi hakkınızı aramak için meydanlarda olmaya, mücadele etmeye var mısınız? Biz CHP olarak sizi yalnız bırakmayacağız, o yukarıdan bakıyor, sizi tek başına, küçük ve çaresiz karıncalar gibi görüyor. Karıncaların gücü birlikteliklerindedir. 16,5 milyon kişisiniz. Ömürleri boyunca karınca gibi çalışmış, ekmeğini helal yollarla kazanmış, bu devlete ve millete hizmet etmiş kişilersiniz. Şimdi karıncalar gibi birbirimizi takip ederek, birbirimizden ayrılmadan, ekmeğimizin peşinde, hakkımızın peşinde mücadele edeceğiz. Karıncanın kardeşi var. Karıncayı ezdirmeyiz, karıncanın kardeşinin adı CHP’dir. Bugün Sinop’ta sizlerle birlikte olduk. Sinop’ta bir büyük ittifakın içindeyiz. Karşımızda her geçen gün birbirine benzeyen cumhur ittifakı. AKP ve MHP, yanlarına Hüda-Parcıları. Eski Hizbullahçıları, domuz bağcıların avukatlarını, bekar kadınlar sahipsiz hayvanlar gibidir, sahiplendirilmeli diyen vicdansızları aldılar, ittifak kurdular. Biz bu korku ittifakına, bu kötülük ittifakına, kadınların önce İstanbul Sözleşmesini alan, şimdi nafaka hakkına göz diken, artık kadına karşı şiddet yasasını tartışmaya açan ve temel hedefi medeni hukuk olan, medeni kanun kazanımları olan bu haksızlığa karşı bu korku ittifakına karşı, biz umudun, kardeşliğin, birlikteliğin, güzelliklerin ittifakıyız. Bu ittifakta sizler gibi aslan sosyal demokratlar var. Yakasında ve gönlünde, gözünde güneş olan iyi insanlar var. Haramdan ve yalandan korkan, gördüğü pisliklerden utanan, uzaklaşan muhafazakar demokratlar var.”

“EN BÜYÜK TÜRKİYE”

“Bu ittifakın içinde Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si ile bu toplumun bütün renkleri var. Biz bu korku ittifakına karşı hep birlikte kazanacak olan Türkiye ittifakıyız. Türkiye ittifakı, milli takım gol atınca ayağa kalkan herkestir. Türkiye ittifakı, filenin sultanları dünya şampiyonu olunca, İstiklal Marşı ile bayrak gönlere yükselirken, kızlarımızla birlikte ağlayan, gırtlağı düğümlenen herkestir. 10 bin lira ile ayın sonunu getiremeyen emekli, siftahsız esnaf, mağdur ve mahcup çiftçi, Atatürk’ün değimiyle milletin efendisi, bu milletin, Cumhuriyetin bütün renkleri Türkiye ittifakındadır. Gücümüz millettendir, renklerimiz ay yıldızlı al bayraktandır. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak. Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyorum, bu hava ve yağmurda buradasınız, hakkınızı helal edin. Hepinizi çok seviyorum, güveniyorum, her birinizi ayrı ayrı sevgi, saygı ve hasretle kucaklıyorum.”

Editör: Arda Yavuz