1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na katılan Güner, gazilerin en büyük beklentisinin hatırlanmak olduğunu belirterek, “Kapımızı çalıp ‘Nasılsınız?’ deyip, bir çayımızı içmeleri, bundan başka bir beklentimiz yok” dedi.
Muharip Gazi nedir?
Muharip Gazi, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasından bir savaşa veya silahlı harekâta fiilen katılan ve görevini tamamlayarak sağ dönen asker için kullanılan bir kavramdır. Şakir Güner’in anlatımıyla Muharip Gazi, yalnızca bir unvan değil; vatan savunmasında savaş meydanına çıkan, görevini yerine getiren ve millet adına tarihi mücadelelerin parçası olan Mehmetçiktir.
Güner, Muharip Gaziliğin toplum tarafından daha iyi anlaşılması gerektiğini belirterek, kavramı şu sözlerle tanımladı:
“Muharip Gazi taraf bir ülkeyle savaşa girip sağ dönen kişidir. Yani savaşa girip başarıyla dönen Mehmetçiğin adıdır.”
Güner'e göre Muharip Gazilik kavramının kökleri Türk milletinin tarih boyunca verdiği vatan mücadelelerine uzanıyor. Anadolu'nun kapılarını Türklere açan Alparslan ve onun askerlerinden, Çanakkale'de “Çanakkale geçilmez” destanını yazan Mehmetçiklere; Sakarya ve Dumlupınar'da vatan savunması yapanlardan Kore ve Kıbrıs'ta görev alan Türk askerlerine kadar uzanan bu mücadele, gazilik anlayışının temelini oluşturuyor.
Güner bu anlayışı şu sözlerle ifade etti:
“Türklere Anadolu'nun kapılarını açan Alparslanlara, Dumlupınar'da ‘vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk edilemez’ emrini yerine getirenlerdir Muharip Gazi.”
Güner, gaziliğin yalnızca savaş meydanında kazanılmış bir unvan olmadığını, Türk milletinin bağımsızlığı için verilen büyük mücadelenin bir sembolü olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gazilik bir destan. Gazi ise bu destanı Kahraman Mehmetçiğin adıdır.”
Bu nedenle Muharip Gaziler, şehitlerin can yoldaşı ve bağımsızlığın simgelerinden biri olarak görülüyor. Güner'in ifadesiyle gazilerin vatana hizmetleri ve fedakârlıkları unutulmaması gereken bir miras niteliği taşıyor.
Şakir Güner kimdir?
Türkiye Muharip Gaziler Derneği Yalova Şube Başkanı Şakir Güner, emekli deniz astsubayı. Güner, askerlik görevi sırasında 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na, çıkarma filosunda görev yaparak katıldı. 2013 yılından bu yana Türkiye Muharip Gaziler Derneği Yalova Şube Başkanlığı görevini sürdürüyor. Derneğin resmi teşkilat listesinde de Yalova Şube Başkanı olarak Şakir Güner yer alıyor.
Kendisini anlatırken Güner, “Ben Şakir Güner, emekli deniz as subayıyım. Görevim esnasında 74'te de çıkarma filosunda görevliyken Kıbrıs Barış Harekatı'na katıldım. 2013'ten beri de dernek başkanlığını yapmaktayım” ifadelerini kullandı.
Türkiye Muharip Gaziler Derneği'nin 1984 yılında 2847 sayılı Kanun kapsamında kurulduğunu belirten Güner, derneğin genel merkezinin Ankara'da bulunduğunu, Yalova Şubesi'nin ise gazileri aynı çatı altında buluşturduğunu ifade etti.
Yalova'da 94 Kıbrıs gazisi bulunuyor
Dernek üyelerinin geçmişte İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılan gaziler ile bunların dul ve yetimlerinden oluştuğunu belirten Güner, yaşların ilerlemesi nedeniyle gazilerin sayısının her geçen gün azaldığına dikkat çekti.
Yalova'da derneğe kayıtlı 94 Kıbrıs gazisi bulunduğunu söyleyen Güner, Türkiye genelinde de gazilerin sayısının ciddi şekilde azaldığını belirtti.
“Malumunuz yine dediğim gibi 52 yıl geçti üstünden Kıbrıs Barış Harekatı'nın. Yaşımız 73 ve üzeri olduğu için tükeniyoruz. 94 kişi kaldı. Türkiye'de de 37.500 kişiden 22.000 kişi civarında sayımız kaldı maalesef.”
Derneğin en önemli görevi gazilerin yanında olmak
Türkiye Muharip Gaziler Derneği Yalova Şubesi'nin temel faaliyetlerinden birinin gazileri, eşlerini, dul ve yetimlerini aynı çatı altında toplamak olduğunu belirten Güner, özellikle ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan sağlık sorunlarında gazilerin yanında olmaya çalıştıklarını söyledi.
“Faaliyetlerimiz öncelikle tüm gazilerimizi, dul, eş ve yetimlerini aynı çatı altında toplamak. Bunların her türlü dertleriyle, problemleriyle ilgilenmek. İyi ya da kötü zamanda bunların isteklerini yerine getirmek.”
Gazilerin evlerinde ve hastanelerde ziyaret edildiğini belirten Güner, bu ziyaretlerde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Şehit Yakınları ve Gaziler Birimi, Vali ve Garnizon Komutanlığı gibi kurumların da destek verdiğini ifade etti.
Derneğin gençlerle gerçekleştirdiği buluşmalara da değinen Güner, öğrencilerle gazileri bir araya getirerek geçmiş ile gelecek arasında bağ kurmaya çalıştıklarını söyledi.
“Öğrencilerimizi okullarında ziyaret ederek ya da onları derneğimizde kabul ederek geçmişle gelecek arasında köprü oluşturmaya çalışıyoruz. Onlara anılarımızı paylaşıyoruz. Merak ettiklerini anlatmaya çalışıyoruz dilimizin döndüğü kadarıyla.”
“En büyük sorunumuz dernek binasıydı”
Yalova'daki gazilerin yaşadığı sorunlara da değinen Güner, dernek binası probleminin çözülmesinin kendileri açısından önemli olduğunu söyledi.
Güner, yeni dernek binasına taşınma sürecinde Yalova Valiliği, İl Özel İdaresi, belediye ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün katkılarını vurguladı.
“İlimizde en büyük sorunumuz bizim dernek binası sorunu idi. Bunu valimizin talimatıyla, özel idarenin katkılarıyla, yine belediyemizin katkılarıyla ama Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünü hiçbir zaman unutmam. Onlar devamlı yanımızda. Bu binamıza 2 sene önce taşındık.”
Güner, halen dernek binasının daha güzel ve yaşanabilir hale getirilmesi için üyelerle birlikte çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Gazilerin devletten tek beklentisi: Madalya
Şakir Güner, Kıbrıs Barış Harekâtı'na katılan gazilerin önemli beklentilerinden birinin devlet tarafından madalya verilmesi olduğunu açıkladı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından gazilere madalya verildiğini belirten Güner, Türkiye'den de aynı yönde bir adım beklediklerini söyledi.
“Sadece devletimizden bir isteğimiz var. Bunu maalesef genel merkez de çok dile getirdi. Bizler de dilimizin döndüğünce dile getirmeye çalışıyoruz ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bize madalya verdi. Fakat devletimiz bize vermedi henüz. Madalya sorunumuz var.”
Madalya talebinin maddi bir beklenti olmadığını özellikle vurgulayan Güner, bunun gaziler ve gelecek nesiller açısından manevi bir anlam taşıdığını söyledi.
“Yani bunun maddi değerinden çok manevi değeri var. Biz bu harekata katıldıysak gazilik unvanı da bize verildiyse madalya almakta hakkımız diye düşünüyoruz ve devletimizden bunu istiyoruz. Yarın çocuklarımız da gururla yakalarında takabilsinler bizden sonra. Biz de takalım. Bizden sonra da çocuklarımız ‘Gazi babamızdan hatıra’ diye yakalarına takabilsinler diye bekliyoruz.”
Şakir Güner'den gençlere: “Vatandan asla geçilmez”
Genç nesillerin vatan sevgisi konusunda bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Güner, bugün özgür ve bağımsız şekilde yaşanan Türkiye'nin büyük fedakârlıklar sonucunda kurulduğunu söyledi.
“Vatan Mehmetçiklerimizin uğruna canını verdiği kutsal bir topraktır. Bu kutsal topraklara vatana olan borçlarını canlarıyla, kanlarıyla ödeyen fedakâr bir neslin hikayesidir vatan.”
Gençlere önemli bir mesaj veren Güner, maddi değerlerin geçici olduğunu, vatanın ise her şeyin üzerinde tutulması gerektiğini belirtti:
“Maldan, mülkten, paradan, puldan geçilir. Hatta yardan geçilir, vatandan asla geçilmez diye düşünüyorum.”
Türk gençliğinin çok çalışması gerektiğini ifade eden Güner, “Yarın vatanın sorumluluğu sizlerdedir” diyerek gençlere ilim ve irfanla Türkiye'yi daha ileriye taşıma çağrısında bulundu.
“Bayrağımızın dalgalanması özgürlüğümüzü hatırlatıyor”
Bayrağın bağımsızlığın ve milli birlik duygusunun sembolü olduğunu belirten Güner, bayrak sevgisinin gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir değer olduğunu söyledi.
“Bayrak ise bir ülkenin sembolü ve ulusal birlik ifadesidir. Ülkemizin bağımsızlık mücadelesinin bir simgesidir. Bu yüzden ona sevgimiz ve saygımız sonsuzdur.”
Güner, bayrağın toplumun ortak değerlerini temsil ettiğini belirterek, “Bayrağımızın dalgalanması bizlere özgürlüğümüzü ve demokrasimizi hatırlatır. Bayrak sevgisini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak görevimizdir” dedi.
Gaziler “başımızın tacısınız” değil, hatırlanmak istiyor
Toplumun gazilere yaklaşımını da değerlendiren Güner, özellikle ağır yaralanmalarla hayatını sürdüren gazilere ve şehit ailelerine büyük saygı duyduğunu ifade etti.
Gaziliğin kendisi için kutsal olduğunu belirten Güner, “Görevimizdi, görevimizi yaptık” diyerek gaziliği bir görev ve sorumluluk anlayışı içerisinde değerlendirdi.
Ancak gazilerin bazı özel günlerde sıkça duyduğu “Sizler bizim başımızın tacısınız” ifadesinin artık kendileri açısından yeterli olmadığını belirten Güner, gazilerin asıl beklentisinin samimi bir şekilde hatırlanmak olduğunu söyledi.
“Çok özel günlerimizde ‘Sizler bizim başımızın tacısınız’ lafı artık bizim çok hoşumuza gitmiyor. En büyük beklentimiz halkımızdan, yöneticilerimizden ne biliyor musunuz? Kapımızı çalıp ‘Nasılsınız?’ deyip, bir çayımızı içmeleri. Bundan başka bir beklentimiz yok.”
Güner, sözlerini, “Allah sağlık verdiği sürece biz buradayız. Her an göreve hazırız. Yeter ki ihmal etmesinler bizleri” ifadeleriyle sürdürdü.
“Ağustos ve Eylül ayları bizim için çok önemli”
30 Ağustos Zafer Bayramı öncesinde Ağustos ve Eylül aylarının Türk tarihi açısından taşıdığı öneme de değinen Şakir Güner, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz ve Dumlupınar Zaferi'nin Türk milletinin bağımsızlık mücadelesindeki önemine dikkat çekti.
Güner, son olarak başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri rahmet ve minnetle andı.
“Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere kaybettiğimiz, geçmişten günümüze kaybettiğimiz tüm şehitlerimizi ve aramızdan ayrılan gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Sağ olan gazilerimize de sağlıklı, huzurlu, mutlu günler diliyorum.”



