Yalova’nın geleceği dediğimiz zaman eminim ki herkesin bir fikri mutlaka var. İki kişi bir araya geldiğimizde bu konu üzerine çok şey konuşuyoruz. Turizm diyoruz, tarım diyoruz, sanayi diyoruz, tersane diyoruz, üniversite diyoruz, spor diyoruz….

Ama bütün bu başlıkların ortak bir sorunu var! Yıllardır sadece konuşuyoruz, fakat sonuç alamıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde gazete manşetlerine de yansıyan Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın, yani MARKA’nın son aylarda Yalova’nın ilçelerinde gerçekleştirdiği Proje Tarama Toplantıları bende yeni bir umut oldu.

Çünkü bu kez Ankara’dan, İstanbul’dan ya da masa başından Yalova’ya bakmak yerine, ilçelerin kapısını çalıp ihtiyaçları yerinde dinleyen bir çalışma yürütülmüş.

Haziran, temmuz ve ağustos aylarında Altınova, Armutlu, Çiftlikköy, Çınarcık ve Termal’de gerçekleştirilen toplantılarda ilçelerin ekonomik ve sosyal yapıları, öncelikli ihtiyaçları ve yatırım fırsatları masaya yatırılmış. Toplantılara kaymakamlıklar, belediyeler, kamu kurumları, üniversite, kooperatifler, üreticiler ve diğer yerel paydaşlar katılmış.

Ve bence burada haber içeriklerine yansıyan çok önemli bir ifade var; “Yerel ihtiyaçlardan hareketle geliştirilebilecek projeler.”

İşte Yalova’nın kalkınma meselesinin tam merkezindeki anlayış bence bu olmalı. Çünkü Yalova’nın ihtiyacı artık yeni bir vizyon belgesi hazırlamak değil. Yalova’nın ihtiyacı, elindeki potansiyeli ekonomik değere dönüştürebilecek uygulanabilir projelerin hayata geçirmesi.

Ne yazık ki Yalova’nın zenginliği çok, katma değeri az.

Bir tarafta tarım var. Kivi var, çiçekçilik var, sebze ve meyve üretimi var.

Diğer tarafta deniz var, kaplıca var, doğa var, tarih var. Armutlu’dan Termal’e, Çınarcık’tan Altınova’ya kadar birbirinden farklı turizm potansiyelleri var.

Sanayi var. Liman ve lojistik avantajı var.

Üniversite var.

İstanbul ve Bursa gibi iki büyük ekonomik merkezin tam arasında bulunuyoruz.

Peki bütün bunları ortak bir ekonomik modele dönüştürebiliyor muyuz? İşte asıl soru bu.MARKA toplantılarında tarımdan turizme, kırsal kalkınmadan istihdama ve yeşil dönüşüme kadar birçok alanın ele alınması bu nedenle değerli. Çünkü Yalova’nın kalkınmasını tek bir sektöre bağlamak yerine, ilçelerin farklı potansiyellerini birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Yalova’nın yıllardır turizm potansiyelinden söz ediyoruz. Ama turizm potansiyeli ile turizm geliri aynı şey değil. Termal’in kaplıcaları, Armutlu’nun kaplıcası ile denizi, Çınarcık’ın sahilleri, Yalova’nın tarihi ve doğal değerleri var. Fakat ziyaretçiyi bir günlüğüne getirip gönderen bir anlayışa sahibiz. Yerli yada yabancı turisti birkaç gün konaklatan bir turizm modelimiz yok.

MARKA toplantılarında turizm için yeni rotaların gündeme gelmesi bu açıdan önemli. Yalova’nın turizm haritasını yeniden çizmek gerekiyor.

Yıllarca Termal’i ayrı, Armutlu’yu ayrı, Çınarcık’ı ayrı, Çiftlikköy’ü Altınova’yı ayrı düşündüğümüz bir turizm stratejisi üzerinde durduk. Değim yerindeyse taktik değiştirip bütün ilçeleri birbirine bağlayan bir Yalova turizm rotası oluşturulmalıyız diye düşünüyorum.

Sabah Termal…

Öğlen şehir merkezi…

Akşam Çınarcık…

Ertesi gün Armutlu…

Böyle bir model neden olmasın?

Bir başka önemli başlık tarım. Yalova’da üretim yapan çiftçimizin en büyük sorunlarından biri yalnızca üretim maliyeti değil. Asıl sorunlardan biri de ürettiği ürünün katma değerini yeterince kendisinin alamaması. Kivi üretiyoruz ama kivi işleme tesisleri ne durumda? Çiçek üretiyoruz ama markalaşma ve ihracat noktasında ne kadar ileriyiz? Sebze ve meyve üretiyoruz ama kurutma, paketleme, işleme ve soğuk zincir altyapımız yeterli mi?

Kalkınma dediğimiz şey tam da burada başlıyor. Tarladan çıkan ürünün sadece kilosunu değil, markasını ve katma değerini de Yalova’da bırakabilmek.

MARKA’nın kırsal kalkınmayı proje başlıkları arasında değerlendirmesi bu açıdan doğru bir yaklaşım.

Bir şehrin ekonomik kalkınmasının en önemli göstergelerinden biri de gençlerine sunduğu gelecek fırsatlarıdır.

Üniversite mezunu gençlerimiz başka şehirlere gidiyorsa… Mesleki eğitim ile sanayinin ihtiyaçları birbirini karşılamıyorsa… Üretim yapan işletmeler nitelikli çalışan bulmakta zorlanıyorsa…

Burada ciddi bir planlama problemi var demektir.

MARKA toplantılarında istihdamın da başlıklardan biri olması bu nedenle önemli. Çünkü kalkınma yalnızca fabrika yapmak, tesis kurmak ya da yatırım çekmek değildir. Kalkınma, o yatırımın Yalova’daki insanlara iş ve gelir olarak dönmesidir.

MARKA’nın yaptığı toplantılar önemli. Çünkü ilçeleri dinlemek, ihtiyaçları belirlemek ve proje fikirlerini ortaya çıkarmak gerekiyor.

Ama burada bir noktayı özellikle vurgulamak lazım. Toplantı yapmak kalkınma değildir. Proje hazırlamak da kalkınma değildir.

Kalkınma, projenin hayata geçmesiyle başlar. Bu nedenle bundan sonraki süreç çok daha önemli. Toplantılarda ortaya çıkan fikirler tek tek sınıflandırılmalı.

Hangisi kısa vadede yapılabilir? Hangisi yatırım gerektiriyor? Hangisi merkezi hükümet desteği istiyor? Hangisi özel sektörle yapılabilir? Hangisinde kooperatifler devreye girebilir? Hangisi Avrupa Birliği veya ulusal fonlardan destek alabilir?

Ve en önemlisi:

Kim yapacak, ne zaman yapacak ve kaynak nereden bulunacak? Bunların cevabı verilmeden hazırlanan her proje dosyası, raflarda bekleyen başka bir belge olmaktan öteye geçemez.

Yalova potansiyelleri olan bir şehir. Yalova’nın eksiği bu potansiyelleri birbirine bağlayan bir ekonomik akıl.

Tarımı turizmle…

Turizmi gastronomiyle…

Sanayiyi üniversiteyle…

Üniversiteyi girişimcilikle…

Kırsal kalkınmayı kooperatiflerle…

Yeşil dönüşümü sanayiyle…

Ve bütün bunları istihdamla buluşturabilirsek Yalova’nın ekonomik hikayesi değişebilir.

MARKA, sahaya inerek ilçelerin ihtiyaçlarını dinlemiş. Şimdi sıra Yalova’daki tüm aktörlerde. Valilik, belediyeler, kaymakamlıklar, üniversite, ticaret ve sanayi kuruluşları, kooperatifler, üreticiler ve özel sektör aynı masada buluşmalı.

Çünkü Yalova’nın artık yeni bir slogana değil, uygulanabilir bir ekonomik kalkınma modeline ihtiyacı var.