Yalova’ya Üç Türkiye Derecesi

Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu tarafından “Şehitlerimize rahmet, Filistin’e destek” sloganıyla 13–28 Aralık 2025 tarihleri arasında Yalova’da düzenlenen 2026 Türkiye Wushu Kung Fu Şampiyonası, aynı zamanda Milli Takım seçmeleri niteliği taşıdı. Organizasyonda Ömer Allar Fight Academy sporcuları önemli başarılara imza attı:

  • Ertuğrul Ofluoğlu – Minikler Light Sanda Türkiye Şampiyonu
  • Ömer Asaf İşigüzel – Minikler Light Sanda Türkiye İkincisi
  • Uygar Utku Saydam – Minikler Light Sanda Türkiye Üçüncüsü

Ömer Allar 21

İki Sporcuya Ödül, Bir Sporcuya “Sporu Bırak” Sözü

Türkiye derecesi alan üç sporcudan ikisinin okullarında törenlerle ödüllendirildiği, ancak bir sporcunun öğretmeni tarafından “Sporu bırak, derslerine bak” sözleriyle karşılaştığı öğrenildi. Bu sözlerin ardından sporcuların antrenörü Ömer Allar kamuoyuna uzun ve dikkat çekici bir açıklama yaptı.

Ömer Allar 31

Ömer Allar, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada yalnızca sporcularım adına değil, bu ülkede emekle, disiplinle ve alın teriyle bir hayalin peşinden koşan bütün çocuklar adına konuşuyorum. Ömer Allar Fight Academy sporcuları, Wushu Türkiye Şampiyonası’nda üç Türkiye derecesi kazanarak Yalova’yı ve okullarını gururla temsil etmiştir. Bu çocuklar minderde sadece rakipleriyle değil, kendi korkularıyla, yorgunluklarıyla ve vazgeçme duygusuyla da mücadele etmiştir. Ve kazanmışlardır.

İki sporcumuz, okullarında hak ettikleri şekilde onurlandırılmış, törenlerle ödüllendirilmiştir. Bu, olması gereken bir davranıştır. Çünkü bir öğrenci Türkiye derecesi yapıyorsa, o artık sadece kendi başarısını değil; okulunun, şehrinin ve ülkesinin adını da taşır. Ancak üçüncü sporcumuz için aynı tablo ortaya çıkmamıştır. Bu öğrenciye, bir öğretmeni tarafından ‘Sporu bırak, derslerine bak’ denilmiştir. Bu cümle, sadece bir çocuğa değil, bu ülkenin spor kültürüne söylenmiş bir cümledir.

Ben bir antrenörüm ama her şeyden önce bir eğitimciyim. Bu yüzden sormak zorundayım: Bir çocuğun disiplinle çalışmasını, sorumluluk almasını, hedef koymasını, zamanını planlamasını öğreten spora ‘engel’ olarak bakan bir zihniyet, nasıl bir eğitim anlayışını temsil eder? Sporu düşman gibi gören bir öğretmen, hayatı ne kadar anlayabilir?

Spor, bir öğrencinin okul hayatına rakip değildir. Spor, okulun en güçlü müttefikidir. Spor yapan çocuk; zaman yönetimini öğrenir, özgüveni artar, stresini sağlıklı yollarla atar, disiplin kazanır, hedef koymayı öğrenir ve başarının emekle geldiğini görür. Bugün dünya çapında başarılı olan sporculara bakın; büyük bir bölümü aynı zamanda akademik olarak da güçlü bireylerdir. Çünkü spor, zihni de eğitir.

Bir çocuğa ‘sporu bırak’ demek, ona ‘hayallerinden vazgeç’ demektir. Bir Türkiye derecesi almış bir gence bunu söylemek ise, başarıyı cezalandırmaktır. Biz bu ülkede neden sporda ileri gidemiyoruz diye soruyoruz ya… İşte cevabı tam da burada yatıyor. Sporu desteklemek yerine onu yük olarak gören, başarıyı alkışlamak yerine küçümseyen bu zihniyet yüzünden.

Benim sporcularım haftalarca, aylarca sabahın erken saatlerinde kalkıp antrenmana geliyor. Okuldan çıkıp salona koşuyor, ter döküyor, fedakârlık yapıyor. Ailesinden, arkadaşlarından, oyunundan zaman çalıyor ama hedefinden vazgeçmiyor. Bu çocuklar zaten hayatın en büyük derslerinden birini alıyorlar: Mücadele etmeyi.

Bir öğretmenin görevi, öğrencinin önüne duvar örmek değil, ona yol açmaktır. Bir öğretmen, öğrencisinin yeteneğini törpülemez; onu parlatır. Spor yapan bir genci küçümseyen bir bakış açısı, eğitimin ruhuna terstir. Ben böyle bir yaklaşımı gördüğümde, o kişinin nasıl bir eğitimci olduğu konusunda gerçekten ciddi şüphelerim olur.

Biz Ömer Allar Fight Academy olarak sadece şampiyonlar değil, karakterli bireyler yetiştiriyoruz. Çocuklarımıza rakibine saygıyı, kaybettiğinde ayağa kalkmayı, kazandığında kibirlenmemeyi öğretiyoruz. Bunlar okul müfredatında yazmaz ama hayatın en önemli dersleridir.

Ben buradan tüm eğitimcilere, yöneticilere ve velilere sesleniyorum: Sporu okuldan koparmayın. Spor, okulun düşmanı değil, tamamlayıcısıdır. Bir çocuğun hem başarılı bir öğrenci hem de başarılı bir sporcu olabileceğine inanın. Çünkü bu çocuklar, bu ülkenin yarınlarıdır.

Bugün bir öğretmenin söylediği o cümle, belki bir anlıktı ama etkisi çok derindir. O yüzden ben buna sessiz kalmam. Çünkü sessiz kalırsak, kaybeden sadece bir sporcu olmaz; ülke kaybeder.

Ben sporcularımın arkasındayım. Onların emeğinin, alın terinin ve hayallerinin arkasındayım. Ve sonuna kadar şunu söylemeye devam edeceğim: Sporu küçümseyen bir zihniyet, geleceği küçümser.”

Ve şunu da özellikle söylemek isterim: Ben bir eğitimciyim ve eğitim hayatımı da spordan kopmadan nasıl kazandığımı çok iyi biliyorum. Avrupa ve dünya derecelerim sayesinde üniversiteye girmeye hak kazandım. Üniversite yıllarımda ise bölüm başkanım dahil olmak üzere benzer tepkilerle karşılaştım. Bana da ‘ya spor ya okul’ denildi. Ben ise o yıl iki kez dünya, bir kez Avrupa derecesi elde ederek hem ülkemi hem de Yalova’yı en iyi şekilde temsil ettim.

“Fiziksel ve mental olarak çok güçlü durduk”
“Fiziksel ve mental olarak çok güçlü durduk”
İçeriği Görüntüle

Eğer o gün spordan kopmuş olsaydım, eğer beni sokaktan çekip alıp spora kazandıran hocam olmasaydı, eğer eğitim hayatıma devam etmeseydim bugün nerede, nasıl bir hayatın içinde olurdum, bunu kimse bilemez. Ama bugün istatistiklere göre Yalova’nın gelmiş geçmiş en çok dereceye sahip sporcusu olarak buradayım. Bu yüzden diyorum ki; spor, bir çocuğun hayatını değiştirebilir. Ve biz buna engel değil, destek olmak zorundayız.”

Başarılarla dolu bir kariyer

Deneyimli antrenörün sporculuk hayatı boyunca 18 Türkiye Şampiyonluğu, 1 Dünya Şampiyonluğu, 1 Dünya üçüncülüğü, 3 uluslararası şampiyonluk, 1 Avrupa Şampiyonluğu ve 1 Avrupa ikinciliği bulunuyor. Allar, profesyonel kick boks kariyerinde ise 18 maçta 17 galibiyet alarak Türk sporunun önemli isimleri arasında yer alıyor.

Muhabir: Sezgin Altınel