Bilgin, pandemi döneminde keşfettiği heykel sanatının hayatındaki yerini ve bu alandaki hedeflerini anlattı.

“Heykel Benim İçin Hem İfade Aracı Hem Terapi” (4)

Sanata ilgisinin yeni olmadığını belirten Bilgin, heykel yolculuğunun aslında lise yıllarına dayandığını ifade ederek şunları söyledi:
“Lisedeyken resim yapıyordum, yeteneğim vardı. Ama hayat beni Türkçe öğretmenliğine doğru götürdü. Korona döneminde tekrar sanata döndüm. Önce killerle çalışmaya başladım. Arkadaşlarımın tepkileri çok olumluydu. İlk heykelim bir geyikti. O kadar güzel geri dönüşler aldım ki ‘neden bunu ilerletmeyeyim?’ diye düşündüm.”

Kadıköy’de Atölye, Sokrates ve Parmenides
Heykel yolculuğunu geliştirmek için İstanbul Kadıköy’de bir heykel atölyesine katıldığını anlatan Bilgin,
“Sokrates’in heykelini yaptım. Ardından Parmenides heykeliyle devam ettim. Korona döneminde bunu keşfettiğimde kendimi ‘akış’ içerisinde hissettim. Sanki zaman duruyordu. Bu çok mutluluk vericiydi,” dedi.

“Heykel Benim İçin Hem İfade Aracı Hem Terapi” (7)

“Heykel, Kendimi İfade Etme Biçimim Oldu”
Heykelin yalnızca bir uğraş değil, aynı zamanda bir ifade ve terapi aracı olduğunu vurgulayan Bilgin,
“Bazen üzgün olduğum zamanlarda heykel yaptım. O an sanki hiçbir şey kalmıyormuş gibi bir hissiyat oluyor. Heykel benim için hem terapi hem de ifade aracı oldu,” diye konuştu.

Fikirden Heykele Giden Yol
Bazı heykellerini resimden, bazılarını ise tamamen bir fikirden yola çıkarak yaptığını dile getiren Bilgin, üretim sürecini şu sözlerle anlattı:
“Geyik ve melek heykellerini resimden hareketle yaptım. Ama ‘şiddet neden var?’ fikriyle yaptığım ‘İz’ adlı heykelim var. Çocuğun yanağındaki iz aslında şiddeti anlatıyor. Bir de Kafka’nın ‘Dönüşüm’ hikâyesinden esinlenerek yaptığım bir heykelim bulunuyor.”

“Heykel Benim İçin Hem İfade Aracı Hem Terapi” (2)

Kil, Alçı ve Uzun Bir Süreç
Küçük heykellerde polimer kil kullandığını, büyük heykellerde ise alçıyla çalıştığını belirten Bilgin,
“Küçük heykeller havada kuruyor. Ama büyük heykellerde önce kilden çalışıp kalıp alıyorum, ardından alçıyla tek tek uğraşmak gerekiyor. Uzun ama keyifli bir süreç,” ifadelerini kullandı.

“Heykel Benim İçin Hem İfade Aracı Hem Terapi”

Felsefe ile Sanatı Buluşturuyor
2021 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne başladığını belirten Bilgin, bu süreçle birlikte heykellerinin de daha felsefi bir boyut kazandığını vurguladı:
“Şiddet, dönüşüm, psikoloji ve felsefi temalı heykellere yöneldim. Felsefeyle heykeli birleştirmeyi düşünüyorum.”

12 Şubat’ta Sokrates Heykeliyle Konferans
Bilgin, 12 Şubat’ta Raif Dinç Köprüsü Kültür Merkezi’nde Prof. Dr. Cengiz Çakmak ile birlikte felsefe konferansı gerçekleştireceğini ve bu konferansta Sokrates heykelini de sergileyeceğini belirterek,
“Bundan sonra yapacağım konferanslarda heykellerle anlatımı desteklemeyi planlıyorum,” dedi.

Yalova’da Tiyatro Dolu İki Gün
Yalova’da Tiyatro Dolu İki Gün
İçeriği Görüntüle

“Sanat Evleri Olmalı” Önerisi
Sanat eğitiminin yaygınlaşması gerektiğine dikkat çeken Bilgin, önemli bir öneride bulundu:
“Halk eğitim merkezlerinde heykel kursları çok yetersiz. Benim fikrim, devam zorunluluğu olmayan sanat evlerinin kurulması. İnsanlar istediği zaman gelip küçük bir heykel, bir resim yapabilmeli. Sanat iyileştirir. Sanatla uğraşan birinin kötü olacağını düşünmüyorum. Daha iyi bir dünya için sanata ihtiyacımız var.”

Heykel çalışmalarına haftada en az bir gün, 4-5 saat ayırmaya çalıştığını belirten Emine Bilgin, küçük workshoplar düzenlemeyi ve bu alanda belediye ve kaymakamlıklarla iş birliği yapmayı da hedefliyor.

“Heykel Benim İçin Hem İfade Aracı Hem Terapi” (3)

Muhabir: Sezgin Altınel