Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Haliç Kongre Merkezinde Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması gerçekleştirildi. Sektörün içinden biri olarak bende konuyu yakından takip ettim.

Tarım Bakanlığı tarafından benzer daha öncede birçok teşvik hayata geçirilmişti. Bu sütunlardan sizlerle de bu teşviklerle ilgili düşüncelerimi paylaşmıştım. Dışa bağımlılığın azaltılması, yerli üretimin arttırılması adına bu teşvikleri desteklediğimi söylemiştim. Çünkü bu konu ülkemizin gıda güvenliğini doğrudan etkiliyor demiştim.

Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından yeni teşvikler açıklandı. Öncelikle konu hakkında bilgi sahibi olmayan okurlarımız için kısaca durumu özetlemek isterim…

Kadın ve genç çiftçi kredisi limitini 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarılacak.

Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vadeyle öz kaynak katkısı aramadan ve Kredi Garanti Fonu teminat desteğiyle finansman imkanı sunulacak.

Atıl durumda bulunan büyükbaş süt ve besi işletmeleri yeniden üretime kazandırılacak.

Süt hayvancılığı yatırımlarına 60 milyon liraya, besicilik yatırımlarına ise 40 milyon liraya kadar kredi sağlanacak. Bu krediler 2 yıl geri ödemesiz, 8 yıla varan vadelerde olacak.

Çiftçilerin kendi elektriğini üretmesini teşvik edilecek. Bu kapsamda 15 milyon liraya kadar, 8 yıl vadeli kredi imkanı sağlanacak.

Küçükbaş hayvancılıkta kredi limitini 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılıkta ise 3 milyon liraya yükseltilecek.

Toplantıda açıklanan teşvikleri bu şekilde özetleyebiliriz. 2026 için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırılan rakam ise 930 milyar lira olarak açıklandı.

Yapılan tüm açıklamalar elbette ki sektörün içinde yer alan herkese umut oldu. Şüphesiz ki üretim için finansmana erişimin kolaylaştırılması önemlidir. Ancak bugün üreticinin aklındaki en büyük soru "Yeni ne açıklandı?" değil, "Bu açıklamalar sahaya ne kadar yansıyacak?" sorusudur. Tarım sektörü son yıllarda benzer müjdeleri defalarca duydu.

En büyük arzumuz tabi ki konunun biran evvel hayata geçirilmesi ve sektörün ayağa kalması.

Neden mi biran önce hayata geçirilmeli.. Çünkü…

Hayvancılıkta damızlık ve besilik hayvan ithalatı devam ediyor.

Süt üreticisi artan yem maliyetleri nedeniyle işletmesini ayakta tutmakta zorlanıyor.

Birçok aile işletmesi üretimden çekiliyor.

Genç nüfus köyde kalmak yerine şehirde farklı iş alanlarına yöneliyor.

Üretici krediye ulaşsa bile yüksek girdi maliyetleri nedeniyle yatırım yapmaktan çekiniyor.

Aslında sorun krediye ulaşmak kadar krediyi geri ödeyebilecek ekonomik ortamın oluşturulamamasıdır. Bugün açıklanan destekler elbette değerlidir. Ancak kredi, tek başına çözüm değildir. Çünkü kredi borçtur. Borç ise ancak kazanç varsa ödenebilir.

Üretici ürününü maliyetinin üzerinde satamıyorsa, süt para kazandırmıyorsa, et üreticisi zarar ediyorsa verilen krediler yeni yatırımlardan çok mevcut borçların çevrilmesine hizmet edecektir.

Tarım yalnızca finansman meselesi değildir!

Planlama meselesidir.

Maliyet meselesidir.

Pazarlama meselesidir.

Fiyat istikrarı meselesidir.

En önemlisi de güven meselesidir.

Üretici geleceğini görebildiği zaman yatırım yapar. Yarın sütünü kaça satacağını bilen çiftçi ahırını büyütür. İthalat baskısının azalacağını gören besici yeni hayvan alır. Ürününü değerinde satabileceğine inanan çiftçi bankadan kredi kullanmaktan korkmaz.

Bugün açıklanan destekler doğru uygulanır, bürokratik engeller azaltılır ve gerçekten üretime dönüşürse sektör adına önemli kazanımlar sağlayabiliriz.

Umarım ben teşvik verdim ama kimse kullanamadı, onun için halen bu sıkıntılar devam ediyor, sözleri yerine; verilen teşviklere yukarıda saydığım gibi hiçbir engele takılmadan üretici ulaştı ve ülkemizin geleceği için önemli adımlar atıldı sözlerini duyarız.

5. Tarım Ekosistemi Buluşması'nda açıklanan kararların yalnızca birer müjde olarak kalmaması, üretim artışı, güçlü kırsal kalkınma ve kendi kendine yetebilen bir tarım sektörü için kalıcı sonuçlar doğurması dileğiyle…