İnsanlığın özellikle Hollywood filmleri ile tanıştığı yapay zeka, uzmanlar tarafından fikir birliğine varılması en zor konuların başında geliyor. İnsanlığın kendi eliyle yarattığı ve kendine ait bir bilinci olduğu söylenenyapay zekanın toplumlar üzerinde nasıl bir etki bırakacağı üzerine fikir jimnastiği yapılırken özellikle büyük Amerikalı şirketler bu alana daha da fazla yatırım yapıyor.

Son 3 yıl içerisinde büyük bir radikal değişimle insan yaşamının merkezine oturmaya başlayan yapay zekâ uygulamaları hayatın birbirinden farklı alanlarında kolaylıklar sağlasa da entelektüeller tarafından eleştiri oklarının hedefi olmayı sürdürüyor.

Yapay zekanın insana olan etkisinin olumsuz olacağı yönünde pozisyon alan isimlerden biri olan Yalova eski Belediye Başkanı Yazar Yakup Bilgin Koçal çok konuşulacak bir açıklamaya imza attı. Resmi Facebook hesabı üzerinden paylaşımda bulunan Koçal, Türkiye’nin Suriye’nin Kuzeyi’nde mücadele ettiği PYD ile Yapay Zeka’nın aynı gerçeğin iki farklı yüzü olduğuna dikkat çekti.

Yapay zekanın uygulamalarının ücretsiz ve hızlı bir şekilde insanların kullanımına bırakılmasının önemli bir nokta olduğunu belirten Koçal, emperyal güçlerin bu konuda çeşitli hesaplarının olduğunu iddia etti.

Vekil Becan ve Güleç ile Bir Arada
Vekil Becan ve Güleç ile Bir Arada
İçeriği Görüntüle

Yapay zekanın Hollywoodvari hayallere kapılmadan mantık çerçevesine incelenmesi gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Koçal, 4 gerçek ve karanlık (dark) amaç üzerine eğilerek düşüncelerini paylaştı.

4 Gerçek ve Karanlık Amaç Ne?

Koçal, yapay zekaya dair emperyal güçlerin hedeflerini, “İnsan Geri Bildirimi, Bilişsel Silahsızlandırma, Gerçekliğin Kontrolü ve Gerçeklik Mühendisliği ile Mutlak Tekel” kavramları üzerinden açıkladı.

Yapay zekânın hassaslaşmak için sunucularda olmayan “İnsan Geri Bildirimi”ne ihtiyacı olduğunu söyleyen Koçal, “Eğer bu işi yapmak için çalışanlar tutsalardı, trilyonlarca dolar maaş ödemek zorunda kalırlardı. Bunun yerine modeli “ücretsiz” sundular ve 8 milyar insan, maaş almadan ve büyük bir hevesle, “eğitmen” rolünü üstlendi” dedi.

Bilişsel silahsızlandırma kavramı ile insanlarda geri dönüşümü olmayan bir bağımlılık yaratılma tehlikesi bulunduğunu ifade eden Koçal, 5 yıl sonra, yapay zekâ olmadan e-posta yazamayan, kod yazamayan, hatta basit bir karar bile veremeyen bir nesil ortaya çıkma ihtimalinden bahsetti.

İnsanların bir gerçeğe ulaşmak için yakın bir zamana kadar 10 farklı siteyi kontrol ederek kendisinin sonuç çıkarabildiğini belirten Koçal, “Gerçekliğin Kontrolü ve Gerçeklik Mühendisliği” amacına dair olarak “Yapay zekâ bir “tek gerçek kaynağı”na (Single Source of Truth) dönüştüğünde, onun sahibi zihinlerin “tanrısı” olur. Eğer algoritma, belirli bir tarihî olayı “komplo”, belirli bir yalanı ise “bilimsel gerçek” olarak etiketlerse, insanların %99’u bunu kabul eder. Çünkü kimsenin araştırmaya ne zamanı ne de sabrı kalır. Bu, toplumun neye inanacağı üzerinde tam kontrol demektir” diyerek korkutucu bir gerçeği yüzümüze çarptı.

Emperyal güçlerin hedefi olduğunu iddia ettiği “Mutlak Tekel” amacına dair fikirlerini açıklayan Koçal, “Neden bu kadar acele? Neden daha güvenli hâle gelmesini beklemediler? Mantık: Dijital ekonomide kazanan, her şeyi alır. Devletler yasalar koymadan ve rakipler ortaya çıkmadan önce, piyasayı tamamen doyurmak. Dünyanın “beyin altyapısı” olmak istiyorlar. Her şey (tıp, hukuk, mühendislik, eğitim) bu şirketlerin API’lerine bağlandığında, artık geri dönüş olmaz. O zaman istedikleri ülke ya da grubun “zeka vanasını” kapatabilir ya da pahalılaştırabilirler. Bu, dijital sömürgeciliktir” ifadelerini kullandı.

“İnsanı bağımlı bir biyolojik birime dönüştürmek istiyorlar”

Yapay zekâya ilişkin güç odaklarının belirlediğini öne sürdüğü hedefleri değerlendiren Koçal, sürecin nihai amacına dair çarpıcı ifadeler kullandı. Koçal, “Amaç insanlığı yok etmek değil; çünkü ölüler tüketmez. Asıl hedef, insanı sisteme bağımlı bir biyolojik birime dönüştürmektir” dedi.

Bu yeni insan tipinin; sistem için sürekli veri üreten, abonelikler ve dijital hizmetler aracılığıyla para harcayan ancak bağımsız düşünme ve analiz yetisini büyük ölçüde kaybetmiş bir yapıya dönüştürüldüğünü savunan Koçal, bireylerin ekranda sunulan cevaplara sorgulamadan itaat eder hale geldiğini ifade etti.

Mevcut süreci “balayı dönemi” olarak tanımlayan Koçal, “Bağımlılık oluşması için şu an sistem cazip ve ücretsiz sunuluyor. Tıpkı ilk aşamada bedava verilen bir madde gibi… Ancak asıl bedel, bu bağımlılık yerleştikten sonra ödenecek” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Kaynak: Haber Merkezi