111 yıl önce Çanakkale’de destan yazan şehitlerimizi törenle, dualarla ve etkinliklerle andık. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı Atatürk Anıtı önünde tören düzenlendi. Atatürk Anıtına çelenklerin sunulmasının ardından saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşımız okundu. Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Yalova Şube Başkanı Özcan İla yaptı.

İla, “Bugün burada, aziz milletimizin istiklâli ve istikbâli uğruna yazdığı en büyük destanlardan biri olan 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111.’nci sene-i devriyesini idrak etmek ve bu mukaddes vatan uğruna, bir daha geri dönmemek için gidenlerin, tarihe destanlar yazdıran, kahramanları yâd etmek, hatırlamak, hatırlatmak ve vatan uğruna toprağa düşen aziz şehitlerimize dualar göndermek için toplanmış bulunmaktayız. Çanakkale; bir savaşın çok ötesinde, yedi düvele karşı binlerce vatan evladının istiklâl ve istikbal sevdasıyla çağrıldığı mukaddes bir cephedir. Vatan müdafaası uğruna cepheye koşan kahramanlarımızın yazdığı büyük bir varoluş destanıdır. 1915 yılında, dünyanın en güçlü donanmalarına sahip devletlerin karşısında duran bir millet vardı. O gün cephede belki silahımız azdı, cephanemiz sınırlıydı; fakat yüreklerindeki iman, vatan ve millet sevgisi hiçbir kuvvetle ölçülemeyecek kadar büyüktü. İşte o iman, Çanakkale’de çeliği dize getirmiş; bir milletin bağımsızlık iradesini bütün dünyaya ilan etmişti. Çanakkale Geçilmez! Çanakkale; Seyit Onbaşı’nın sırtladığı mermide milletin kaderidir. Siperde “Allah-u Ekber!” nidalarıyla şahadete yürüyen Mehmetçiktir. 57. Alay’ın gözünü kırpmadan canını feda edişidir. Seddülbahir’de direniş, Conkbayırı’ nda cesaret, Gelibolu’nun her tepesinde fedakârlıktır. 1071’de Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını açan irade, 1915’te, Çanakkale’de tezahür eden millî ruh ve şuur; 1922’de Dumlupınar’da bağımsızlık için ayağa kalkan kararlılık; milletimizi tarih sahnesinde daima dimdik ayakta tutmuş, aynı hedefte birleşmenin, bir olmanın ve vatan uğruna kenetlenmenin en güçlü göstergesi olmuştur. Millî Mücadele’nin kazanılmasını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağlayan işte bu millî ruh ve şuurdur. Dün olduğu gibi bugün de millet olarak varlığımızı sürdürebilmemizin en temel şartı; birlik ve beraberlik içinde aynı inanç ve kararlılıkla hareket edebilmektir. Çünkü bir millet, tarihine ve değerlerine sahip çıktığı kadar millettir. Ecdadımız Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan kutlu yürüyüşte kanını ve canını feda ederek bu toprakları bizlere vatan kılmış ve mukaddes bir emanet olarak bırakmıştır. Önemli olan tek şey; ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanması, ezanımızın semalarda yankılanması ve Türk milletinin birliğidir. 1071 Malazgirt Zaferi’nden itibaren ebedî yurdumuz olan bu toprakların bedeli; “Vatan sana canım feda!” diyerek bir gül bahçesine girer gibi toprağa koşan şehitlerimizin mübarek kanıyla sulanmış, gazilerimizin fedakârlıklarıyla ödenmiştir. İşte bu yüzden şehitlik ve gazilik, yalnızca bir unvan değil; milletimizin varlığını, birlik ve beraberliğini yaşatan en yüce makamlardır. Aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz; millî bilincimizin, vatan sevgimizin ve birlik ruhumuzun en güçlü timsalleridir. Bugün bu topraklarda başımız dik, onurlu ve huzur içinde yaşayabiliyorsak; bunu aziz şehitlerimizin fedakârlığına ve gazilerimizin kahramanlığına borçluyuz. Bu millet, vatan uğruna can veren aziz evlatlarını asla unutmaz. Biz biliyoruz ki; düşen sancak, düşen vatan demektir. Bu aziz millet, sancağını hiçbir zaman yere düşürmemiştir ve düşürmeyecektir. Ordu ve milletin omuz omuza topyekûn mücadelesiyle, milli birlik ruhuyla elde edilmiş zaferler; milletimizin hafızasında yaşayan, her nesle sorumluluk yükleyen bir iman ve istiklâl mektebidir. Bu aziz yurdun hangi büyük fedakârlıklarla bizlere emanet edildiğini hatırlatan ebedî bir mirastır. Çünkü o kahramanların ardında; Bir milletin en ağır imtihanını veren; Gözyaşlarını ve acıyı yüreğine gömerek vakarla duran analar, babalar, eşler ve yetim kalan evlatlar vardır. Ve bu milletin yüreğinde Çanakkale ruhu, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır. Bu anlamlı gün vesilesiyle, Sultan Alparslan'dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e kadar bin yıldır bize vatan olan bu topraklarda bugünlere, bu seviyelere gelmemizi sağlayan bütün devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Başta Ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden Aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle yâd ediyor; hayatta olan kahraman gazilerimize, şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun, makamları peygamberlere komşu olsun! Ne mutlu şehitlerimizin izinden yürüyenlere! Ne mutlu bu cennet vatan uğruna gözünü kırpmadan şehadete yürüyenlere! Ne Mutlu Türk’üm Diyene!” dedi.

Küçükberber, ‘Kutsal emaneti sonsuza kadar yaşatacağız’
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törende konuşma yapan Deniz Üsteğmen Can Küçükberber, “Çanakkale Zaferi Boğazları ve İstanbul'u ele geçirmek isteyen itiraf devletlerine karşı zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan Kahraman Türk Ordusu'nun geri bundan diktiği kahramanlık abidesidir. Çanakkale Zaferi büyük bir ruhsuzun Gelibolu'da gösterdiği vatan sevgisidir. Çanakkale Zaferi yalnızca I. Dünya Savaşı'nın bir cephesi değil, dünya tarihinde en müstesna olaylarından biridir. En önemlisi de Çanakkale Zaferi milli mücadelemizin önsözüdür. 18 Mart 1915 Cumhuriyetimizin tohumlarının atıldığı bugünün savaş şartlarına göre üstün sayılacak Fransız-İngiliz ortak donanmasının inanmış Türk ordusu tarafından bozguna uğratıldığı gündür. Düşmana göre hasta adamı yıkmak için para, makine ve iyi bir plan yeterliydi. Tüm bunlara sahip olmalarının vermiş olduğu özgüvenle son bir hamle peşindeydiler. Ancak bir noktada yanıldılar. Kazanmak için tek bir şeye ihtiyaç vardı. İnanç. O inançta Türk milletini sarsılmaz iradesinde fazlasıyla mevcuttu. Tam 111 yıl önce 18 Mart 1915 sabahı Fransızlar Anadolu Yakası'nı, İngilizler Rumeli Yakası'nı bombardıman altında tutarak boğazlardan çok kısa sürede geçmeyi ummuşlardır. Ancak karşılarına 7 Mart'ı 8 Mart'a bağlayan gece Nusret Mayın Gemisi'yle boğaza mayın döşen Türk denizcisi çıkmıştır. Ardından Türk askeri yaklaşık 7 saat süren bombardımana karşılık vererek 270.000 ton ağırlığındaki 278 ağır topa sahip zırhlı gemilerden Oğuz Buvet ve İresistible kruvazörleriyle 7 adet mayın gemisini batırmış. Gulvis, Sofren ve İnflexible'ı ağır yaralamıştır. Böylece 18 Mart gecesi Türkler İngiliz ve Fransızların boğazları geçemeyeceğini tüm dünyaya göstermiştir. Yarbay Mustafa Kemal, Conk Bayır ve Kocaçimen'de işgalcileri durdurmuş, 19. Tümen ve 57. Alay'ı kendi istihbaratı ile cepheye sürerek Çanakkale Cephesi'nin düşmanı eline geçmesini engellemiş ve hem boğazları hem de İstanbul'u kurtarmıştır. Cephedeki savaşlar 17 Aralık gecesi Anzak Bölgesi'nden yapılan tahliye harekatı ile başlamış. 9 Ocak 1916 tarihinde tamamlanmıştır. Çanakkale Zaferi hiç kuşkusuz sonuçları itibariyle tarihin akışını ve her şeyden önemlisi Türk ulusunun kaderini değiştiren çok önemli bir başarıdır. Çanakkale Zaferi vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı söz konusu olduğunda Türk milletinin neleri başarabileceğinin en güzel kanıtıdır. Başarabiliriz cümlesini Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, "Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" cümlesiyle Seyit Onbaşı 275 kiloluk topla adlı Gönüllere kazınmış on binlerce şehit süngüsüyle eylem haline getirmiştir. Çanakkale'den tüm cihanda başarmıştık, başarıyoruz, başaracağız diye haykırıldık ve biz orada sadece düşmana ve makus talimizi değil ön yargıları da yendik. Çanakkale zaferi ismi açısından her ne kadar bölgesel gibi görünse de sonuçları evrensel nitelikte olmuş Türklerin azim ve kararlığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Aziz şehitlerimiz Türk Silahlı Kuvvetleri sizlerin bıraktığı zafer meşalesini daha da yükseğe taşıyacak ve kendisine verilen her türlü görevi başarıyla yerine getirmeye devam edecektir. Bizlere kutsal bir emanet olarak bırakmış olduğunuz Türkiye Cumhuriyeti'ni sizlerden aldığımız güç, inanç ve özveriyle Atatürk ilke ve değerleri doğrultusunda cumhuriyetin temel değerlerine sadık kalarak gerektiğinde gözümüzü kırkmadan canımızı feda ederek sonsuza kadar koruma, yaşatma, azim ve kararlılık İçerisindeyiz. Ölürsem şehit kalırsam gazi anlayışını benimseyen asil Türk milleti ve güvenlik güçlerimizin kahraman mensupları 7 eklim 3 kıtaya barış ve huzur götüren atarlarına yaraşır şekilde milli ve manevi değerlerimiz uğruna canlarını seve seve feda etmekten çekinmemiştir. Kanları ve canları pahasına büyük mücadeleler sonucu cumhuriyetimizi kurarak bizlere armağan eden başta ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Olmak üzere Hakkın rahmetine kavuşan tüm şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi minnetle anıyor. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi. Atatürk Anıtı önündeki törenin sona ermesinin ardından şehitliklerimizde de tören düzenlendi.

Şehitlerimiz dualarla yad edildi
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü etkinlikleri kapsamında, Yalova Şehitliğinde ve Yalova Polis Şehitliğinde tören düzenlendi. Saygı duruşunun ardından şehitlerimiz için saygı atışı yapıldı. Ardından Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta tarafından şehitlik şeref defteri imzalandı. Şehitlerimizin kabirlerine karanfillerin bırakılmasının ardından kuranı kerim tilaveti okundu ve Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk tarafından dualar edildi. Şehitliklerimizdeki törenin ardından Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Yalova Şube Başkanlığı, Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta ve il protokolü tarafından ziyaret edildi.

RDKM’de tören düzenlendi
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla Raif Dinçkök Kültür Merkezi Toplantı Salonunda da tören düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal marşımızın okunmasının ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta yaptı.
Vali Usta, “Çanakkale’yi geçilmez kılan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Ülkemizin güvenliği, milletimizin huzuru, devletimizin bekası için gece gündüz demeden faaliyet halinde olan güvenlik güçlerimize, gözbebeğimiz Mehmetçiğimize Yüce Allah’tan kolaylıklar diliyorum. 18 Mart 1915 tarihi, "Çanakkale Geçilmez" sözleriyle vücut bulan ve kadını, erkeği, genci ve yaşlısıyla bir milletin varoluş mücadelesinin temelinin atıldığı; dünya tarihinde eşine az rastlanır bir destanla ülke topraklarının vatan yapıldığı günün adıdır. Malumunuz; ülke, sınırları çizilmiş siyasi bir oluşum, bir toprak parçasıdır ve ülkelerin sınırları genellikle diplomasi masalarında çizilir. Oysa vatanın sınırı, muharebe meydanlarında bedel ödenerek çizilir. Bu bedel de savaş meydanlarında verilen canlar, dökülen kanlardır. Yani toprağı vatan kılan, şehit ve gazi kanlarıdır. İstiklal Marşımızdaki "Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!" dizelerinde gezinen ruh ve mana işte budur. Çünkü o toprak alelade, sıradan bir toprak değildir; zamanı ve mekânı inanç paydasında buluşturmuş ve uğruna bedel ödenmiş mübarek vatan toprağıdır. Çanakkale Savaşı, ülke topraklarını vatan yapmak yolunda akıl ve iman gücünün birleşerek Cumhuriyetin temellerinin atıldığı muhteşem bir zaferdir. Milletimizin bu zaferi, tüm dünyaya verilmiş bir bağımsızlık mücadelesi örneği ve bir insanlık dersidir. Çünkü Çanakkale; çeliğin inançlı göğüslere mağlup olduğu, dev donanmaların Nusret gemisine yenik düştüğü, fillerin ebabil kuşlarına ezildiği, mağrurların tevazu karşısında silindiği, çokluğun azlığa, imkânın imana yenildiği yerdir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!" sözlerinin vücut bulduğu bu zafer; Türk milletinin istiklal, istikbal ve vatan uğruna neleri feda edebileceğinin, nelerden vazgeçebileceğinin en açık örneğidir. Hiçbir zaman geri dönmeyi düşünmeyen kahraman ecdadımız, muzafferiyeti ile hem milletimizin hem de mazlum coğrafyaların kaderini değiştirmiştir. Çanakkale Zaferi, milletimizin Anadolu topraklarındaki tutunma serüveninde Malazgirt Zaferi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu, İstanbul’un fethi ve İstiklal Savaşı gibi tarihimizi değiştiren en önemli hadiselerden bir tanesidir. Gönül coğrafyamızın farklı köşelerinden aynı amaç için bir araya gelen yüz binlerce Mehmetçiğin sergilediği emsalsiz irade; "medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarı" vatan topraklarından kovarak Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış ve Cumhuriyetin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bugün bu topraklarda canımızdan ve malımızdan emin olarak özgür bir hayat sürüyorsak, bunu aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz.

Bu nedenle bu vatan için toprağa düşen askerlerimizi ve bir hilal uğruna batan güneşleri çok iyi anlamalı; bizlere bu cennet vatanı miras bırakan kahramanlarımıza karşı sorumluluklarımızı bilmeli ve bu bilinci gelecek nesillere en güzel şekilde aktarmalıyız. 18 Mart, şehitlerimize duyduğumuz minnetin ve şükranın çokça ifade edildiği müstesna bir gündür. Vatan için adanmışlığı ve fedakârlığı zirvede yaşayan kahramanlarımıza senede bir gün değil, ömür boyunca aynı duygularla yaklaşmak hem inancımızın hem de vatandaşlığımızın gereğidir. Bu milletin necip evlatları; vatana ve mukaddesata yönelen tehditlere karşı gösterdiği kararlı duruşunu, inşallah aynı şuur ve kararlılık ile bundan sonra da gösterecek ve her biri göğsümüzün yıldızı olan o isimsiz kahramanlarımıza layık olacaktır. Ne mutlu sizlere ki öyle yiğit evlatlar yetiştirdiniz. Onlar şehadet şerbetini içerek cennetteki mekânlarına genç yaşta kuruldular. Onlara daima minnettarız. Bu aşamada yapacağımız en güzel görev, onları dualarımızla anmak ve hatıralarını hep canlı tutmaktır. Mehmet Akif’in "Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber / Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber" dizelerinde dile getirdiği gibi; cennette Peygamberimize komşu olurken, şehadetleriyle de sizlere büyük bir miras bıraktılar. Diğer anneler ve babalar çocuklarına mal mülk bırakırken, şehitlerimiz sizlere "şehit ailesi" olmak gibi gururla taşıyacağınız bir paye kazandırdılar. Şehadet makamı ve şehit yakınlığı, herkese nasip olmayan, şerefle taşınacak bir unvandır. Bununla ne kadar övünürseniz azdır. Ben de bu fedakârlığınız ve asil duruşunuz için karşınızda saygıyla eğiliyor; her türlü sorun ve sıkıntınızda daima yanınızda olacağımı bir kez daha ifade ediyorum. Bu duygularla; Çanakkale Zaferi’nde birer kahraman olarak ölümsüzleşen başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere; dünden bugüne vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü uğruna hayatlarını feda eden şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Şehit yakınlarımızın, gazilerimizin ve aziz milletimizin bu onurlu gününü en kalbi duygularımla kutluyor; hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağlıcakla kalın, Allah’a emanet olun” şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Şehit Sercan Yazar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan oratoryo ve tiyatral gösteriyle 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü etkinlikleri tamamlandı.



