ABD’nin Maskelenmiş Yüzü -10

ABD- LÜBNAN İLİŞKİLERİ 1983

Lübnanlıların Kökeni

Bölgenin tarihsel süreçteki jeopolitik konumuna bağlı olarak oldukça çeşitlidir. Temel olarak Antik Çağ'da bölgede hüküm sürmüş Fenikeliler, daha sonraki dönemlerde Arap Yarımadası'ndan göç edenler, Aramiler, Asurlular ve Haçlılar, Osmanlılar gibi farklı medeniyetlerin genetik ve kültürel karışımından meydana gelir.

Lübnan, 1516'daki Yavuz Sultan Selim'in Mercidabık ve Ridaniye seferleriyle Osmanlı topraklarına katılmış ve yaklaşık 400 yıl bu idare altında kalmıştır.

· Özerklik (Mutasarrıflık) Dönemi: 1860'taki Maruni-Dürzi çatışmalarının ardından 1861'de bölgeye özel bir statü (Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı) verilerek Osmanlı'ya bağlı ancak Hristiyan bir vali tarafından yönetilen özerk bir yapıya kavuştu.

· Ayrılış (I. Dünya Savaşı Sonu): Mondros Ateşkes Antlaşması (1918) sonrası bölge İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından işgal edildi.

· Fransız Mandası: Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayan 1920 tarihli San Remo Konferansı kararları doğrultusunda Lübnan, Fransa'nın manda yönetimine bırakıldı. Osmanlı devleti ile imzalanan Sevr Antlaşması (1920) ile bölgedeki Osmanlı egemenliği resmen sona erdi.

· Büyük Lübnan ve Bağımsızlık:

Lübnan, I. Dünya Savaşı'nın sonlarında, Osmanlı ordularının bölgeden çekildiği 1918 yılında Osmanlı hakimiyetinden çıktı. Osmanlı'nın ardından bölge 1920'de Fransız mandası altına alındı ve 22 Kasım 1943 tarihinde Fransa'dan ayrılarak bölge içinde yer aldığı komşusu Suriye ile birlikte egemen bir devlet olmuştur.

Lübnan’ın güncel demografik yapısı

Lübnan'da, Türk vatandaşı olarak yaşayan yaklaşık 60 bin civarında Türk bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Osmanlı döneminden bu yana bölgede yerleşik olan ve sayıları on binleri aşan (tahmini 50.000'den fazla) yerel Lübnanlı Türkmen topluluğu da ülkede yaşamaktadır.

Lübnan'da önemli bir Alevi nüfusu yaşamaktadır. Genellikle "Arap Alevileri" veya "Nusayriler" olarak bilinen bu topluluk, temel olarak ülkenin kuzeyindeki bölgede yoğunlaşmıştır.

Lübnan Alevi Meclisi tarafından temsil edilen ve sayıları on binlerle ifade edilen bu topluluk, ülkenin çok kültürlü ve çok dinli yapısının bir parçasıdır.

İhanet, söylem ve kan dökülmesinin kronolojisi ve arka planı

İsrail ve Filistin Kurtuluş Örgütü (PLO, Yaser Arafat’a bağlı) birliklerin Beyrut içindeki mevzilerinden güvenli ve barışçıl bir şekilde çekilmesini denetlemek ve geride kalan Filistinli sivillerin güvenliğini sağlamakla görevlendirilmiş olan çok uluslu barış gücü, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İtalyan askerlerden oluşuyordu ve imzalanan ateşkes anlaşmasının bir parçası olarak Ağustos 1982'de Lübnan'a geldi.

PLO'nun çekilmesi Eylül ayı başlarında tamamlandı. Çok uluslu gücün büyük kısmı kısa süre sonra Doğu Akdeniz'deki gemilere çekildi. Ancak, 14 Eylül 1982'de Lübnan'ın seçilmiş cumhurbaşkanı Cemayel'e yapılan suikast büyük bir şiddet dalgasına yol açtı. Hristiyan milisler, Cemayel'in ölümüne misilleme olarak Tabra ve Şatila mülteci kamplarında yüzlerce Filistinliyi (tahminler yüz ile birkaç bin arasında değişiyor) öldürdü. Bu katliamların ardından çok uluslu barış gücü birlikler hızla Lübnan'a geri gönderildi.

ABD bölgede;

· 1983 Beyrut kışla bombalaması ve Lübnan İç Savaşı

23 Ekim 1983 tarihinde Lübnan İç Savaşı döneminde, Beyrut Uluslararası Havaalanı'nda Amerikan ve Fransız askerlerinin barındığı binaların önünde bomba yüklü iki kamyonun patlatılması sonucu:

241 Amerikan, 58 Fransız askeri, 6 sivil ve 2 intihar bombacısının öldüğü ve

Yaralı 75 olduğu kaydedildi. Bombalamanın sorumluluğunu daha sonra Hizbullah olarak bilinen İslami Cihad Örgütü üstlendi.

Bu olay ABD Deniz Piyadelerinin II. Dünya Savaşı'nda Iwo Jima Muharebesi'nden ve ABD Ordusu'nun Vietnam Savaşı'nda Tet Taarruzu'nun ilk gününden bu yana; bir günde en fazla asker kaybettiği olaydır. Ayrıca II. Dünya Savaşı'ndan bu yana yurtdışında Amerikalılara yönelik en ölümcül saldırıdır. Kullanılan patlayıcı, 5.400 kg ağırlığında TNT'ye eşitti.

· 1986 Rehine Krizi

ABD ve Lübnan arasında 1986 yılındaki ilişkilerin merkezinde, Lübnan İç Savaşı sırasında Hizbullah tarafından kaçırılan Amerikalı rehineler ve bunları kurtarmak amacıyla yürütülen gizli diplomasi yer alır. ABD, rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail aracılığıyla İran'a gizli silah sevkiyatı yapmıştır.

1986 yılında yaşanan bu olayların öne çıkan detayları şöyledir:

• ABD'nin Bölgedeki Politikası: Soğuk Savaş ve Lübnan İç Savaşı'nın gölgesinde geçen bu yıllarda ABD, Lübnan topraklarındaki çatışmaları yatıştırmak ve kendi vatandaşlarını kurtarmak için aracılar üzerinden doğrudan müzakereler yürütmek zorunda kaldı.

• Rehineler Krizi: Lübnan'da faaliyet gösteren ve daha sonra Hizbullah adını alan, İran yanlısı silahlı gruplar, ABD'nin Orta Doğu'daki politikalarına karşı Amerikalı diplomatları ve sivilleri hedef alarak esir tutuyordu.

• İran-Kontra Skandalı (İrangate): ABD yönetimi, Lübnan'da İran destekli grupların elinde tutulan Amerikalı rehineleri kurtarabilmek için İsrail üzerinden İran'a gizlice silah sattı.

• Skandalın Patlak Vermesi: ABD'nin, "Büyük Şeytan" olarak tanımladığı İran'a silah sattığı ilk kez Kasım 1986'da Lübnan'da yayınlanan Ash-Shiraa dergisi tarafından kamuoyuna duyuruldu. Bu durum uluslararası çapta büyük bir krize dönüştü.

· 12 Ocak 2011 Koalisyonun çöküşü

• Lübnan'da Hizbullah ve yandaşları, ülkenin eski başbakanı Refik Hariri'nin 2005 yılında gerçekleşen suikasta öldürülmesine dair Birleşmiş Milletler soruşturmasının taleplerini karşılamadığı gerekçesiyle hükümetten çekildiler.

• Hizbullah çekilince Cumhurbaşkanı, Mişel Süleyman'dan yeni hükümeti kurmasını istedi.

· 2015 yılında ABD-Lübnan ilişkileri

ABD'nin Lübnan güvenlik kurumlarını güçlendirmeye odaklandığı istikrarlı bir dönem yaşadı. Ancak süregelen iç siyasi kriz, 2015 ortalarından itibaren hükümetin felç olmasına ve Lübnan'da cumhurbaşkanı seçilememesine neden oldu. Bu durum, o dönemde ABD'nin bölgedeki terörle mücadele ve istikrar politikalarını önemli ölçüde zorlaştırdı.

• Terörle Mücadele ve Güvenlik: ABD yönetimi, Lübnan güvenlik güçlerinin sınır güvenliğini sağlamasını ve devlet otoritesini güçlendirmesini desteklemeye devam etti. Destekler, Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin yeteneklerini artırmayı amaçlıyordu.

• Cumhurbaşkanlığı Krizi: Lübnan'da Michel Süleyman'ın görev süresinin dolmasının ardından 2014'te başlayan başkanlık boşluğu 2015 yılı boyunca devam etti. Cumhurbaşkanının yokluğunda, içinde Hizbullah'ın da yer aldığı kabine siyasi anlaşmazlıklar sebebiyle düzenli toplanamaz hale geldi.

• Bölgesel Etki: ABD, Lübnan'daki durumla ilgili politikalarında temel olarak Hizbullah'ın siyasi ve askeri etkisini sınırlandırmaya ve İran'ın bölgesel gücünü dengelemeye odaklandı.

Lübnan neden hep istikrarsız

· Mezhepsel ve siyasal çok parçalı yapı,

· Ülkedeki siyasi sistem; Hıristiyanlar, Sünniler, Şiiler ve Dürziler gibi çok sayıda farklı dini ve etnik grup arasında hassas dengelere dayanmaktadır. Bu parçalı yapı, iç siyasette sürekli bir istikrarsızlığa yol açmaktadır.

· Filistin üzerinden İran ve İsrail arasındaki bölgesel güç mücadelesi olarak değerlendirilebilir.

Değerli okurlar bir sonraki yazım ABD- El Salvador 1980olacaktır.

Sevgiyle, mutlulukla ve sağlıcakla kalınız.