Türkiye Cumhuriyeti’nin yasama organı olarak kabul edilen ve 600 milletvekilinden oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki faaliyetler devam ediyor. Ülkenin geleceğine ilişkin önemli konuların karara bağlandığı TBMM’de, an itibarıyla AK Parti grubunun “250 sıra sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine görüşmeler yapılırken, kürsüye çıkan vekiller konuya ilişkin değerlendirmeler yapıyor.
AK Parti’nin teklifinin belirli kısımlarına muhalefet cephesinden eleştiriler gelirken, Cumhuriyet Halk Partisi Yalova Milletvekili Tahsin Becan’dan da bir açıklama geldi. Meclis kürsüsüne çıkarak yaklaşık 5 dakikalık bir konuşma yapan Becan, AK Parti’nin kanun teklifindeki 1. ve 2. maddeye temel olarak itirazları olmadığını belirtse de çekinceleri olduğuna dikkat çekti. Konut ve barınma sorununun her geçen gün Türkiye genelinde daha da arttığını işaret eden Becan, bu durumdan kendi seçim bölgesi olan Yalova’nın da muzdarip olduğunu dile getirdi.
“Teklifteki 1. maddeye ilişkin çekincemiz, 2. maddeye ise itirazımız var”
“250 sıra sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” teklifi üzerine söz aldığını söyleyen ve Genel Kurulu selamlayarak konuşmasına başlayan Becan, “Teklifin 1’inci maddesine de 2’nci maddesine de temelde bir itirazımız yok. Şöyle ki ilk maddenin, idarenin elindeki dağınık verilerin tek bir merkezde toplanması yönüyle, taşınmaz piyasasına ilişkin kamusal bilgi altyapısının geliştirilmesine hizmet eden bir yönü bulunuyor. 2’nci maddeyle ise Toplu Konut İdaresi’nin orta ve alt gelir grubuna yönelik konut üretim maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla 2028’e kadar damga vergisi istisnası sağlayarak, daha uygun şartlarla konut inşa etmesine olanak sağlanıyor. Ancak 1’inci maddedeki çekincemiz, milyonların kimlik bilgilerini, devlet kurumlarının temel verilerini, vatandaşların aşı karnelerini, aile kimlik ve plaka numaralarını, tapu bilgilerini dahi çaldıran, hatta parayla satışa sunulmasına sessiz kalan iktidarın ne yapacağıdır. 2’inci maddeye ilişkin de itirazımız, yaklaşık 24 yılı aşkın bir süredir iktidarda bulunmasına karşın ülkede konut problemini çözemeyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nedir. Çünkü AKP, Türkiye’de bugün barınma hakkını finansallaştırmış ve piyasa temelli konut edindirme modelini yaratmıştır. Üstelik Türkiye’nin en büyük konut geliştiricisi ve müteahhidi olan TOKİ’nin bir kamu kuruluşu olması da bu durumu engelleyememiştir” dedi.
“2025 yılında kiralar OECD ortalamasında yüzde 7, Türkiye’de ise yüzde 77 arttı”
Konut sorununun ortaya çıkış nedenleri üzerine ifadeler kullanan ve iktidarın uygulamalarını hatırlatan Becan, “Geçmişte uygulamaya konulan ve devam ettirilen yanlış politikalar sonucunda ortaya çıkan dengesizlikler, imar afları, şehirleşme, çevre, iklim krizi, arsa tedariki, girdi fiyatlarındaki aşırı artışlar, kent rantlarının vergilendirilmesi, konut üretim ve satışının finansmanı, deprem, kentsel dönüşüm, vergi sistemi, yabancılara ev satışı gibi konular bir bütün halinde ele alınmadan, palyatif ve günü birlik sonuç doğuracak tedbirlerle çözümlenemez” şeklinde konuştu. Bakanlıklarla yerel yönetimlerin arasında sıkışmış kentlerin, planlama, tapu değerleri ve imar uygulamalarıyla ilgili büyük bir keşmekeşin içinde kaldığı gerçeğinin herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğini söyleyen Becan, “Veriler, barınma sorununun Türkiye’de artık yapısal bir krize ve kirada oturmanın adeta lüks tüketime dönüştüğünü gösteriyor. 2025 yılında kiralar OECD ortalamasında yüzde 7, Türkiye’de ise yüzde 77 arttı. Resmi olarak, Türkiye İstatistik Kurumu'nun Ocak ayı verilerini açıklamasıyla kira ve işyerlerine uygulanacak tavan zam oranı yüzde 34 olarak hesaplandı. Bu durum sürdürülebilir değil. Oysa pratik çözümlerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Örneğin; Emlak vergileriyle ile ilgili olarak eğer bir konut veya işyeri alacaksanız belediye beyan değeri resmi expertiz değeri gerçeğe yakın olarak belediyelerce tespit edilmelidir. Vatandaş da bu expertiz değeri üzerinden vergisini, harcını daha az bir oranda ödemelidir. Bunu sağladığınızda tapu dairelerinde elden bavullarla para taşıma dönemi bitip, banka yoluyla reel hareket sağlanırsa vergi kaçağını da önlersiniz. Bunun yanı sıra kiracı-mal sahibi uyuşmazlıkları da son bulmuş olur. Kira bedellerini de belirlerken bir yasayla belediyedeki mülkün expertiz değerinin örneğin %5’i kira bedeli derseniz, sorunun belli kısmını çözersiniz. Ayrıca bir mülkü olandan alınan vergi 2.,3.,4. mülke doğru artarak uygulanmalıdır ki çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınmış olsun” ifadelerini kullandı.
“Kentsel dönüşüm süreci, tapudaki hukuki belirsizlikler ve mülkiyet sorunları nedeniyle bir türlü hız kazanamıyor”
İktidarın uygulamalarına yönelik eleştirilerini sürdüren ve Yalova’nın da konut krizinde nasibini aldığını belirten Becan, “21. yüzyılda rekabet halinde başladığımız birçok ülkeyle aramızdaki mesafeyi kapatmamız gerekirken, hatalı siyasal tercihler ve sanayinin güvencesi olan hukuk, yolsuzlukla mücadele, hesapverebilirlik, düzenleyici kurumların etkinliği, saydamlık ve şeffaflık alanlarında dünyada çizdiğimiz görüntü ve gerçekleştirilmeyen yapısal dönüşümler, önemli fırsatları kaçırmamıza yol açtı. Seçim bölgem Yalova’da da tablo maalesef farklı değil. Yatırım ve istihdam fırsatları, eksik planlama, tapu ve kentsel dönüşümdeki belirsizlikler nedeniyle değerlendirilemiyor. Kentsel dönüşüm süreci, tapudaki hukuki belirsizlikler ve mülkiyet sorunları nedeniyle bir türlü hız kazanamıyor. Bu süreç, yüksek maliyetler, yetersiz kira destekleri ve şeffaf olmayan uygulamalarla halkımızı zorluyor. Depreme hazırlık rant için değil, insan hayatı için yapılmalıdır. Ama bu sadece Yalova’nın sorunu değildir; Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca yurttaşımız benzer mağduriyetler yaşamaktadır” diyerek sözlerine son verdi.





