Enflasyon.. Savaş.. Faiz.. Döviz.. İstikrar.. Cari açık.. Tasarruf.. Rant.. Üretemiyoruz.. Adalet.. Dışa bağımlılık.. Stokçuluk.. vs vs…
Bugün ülkemizde ekonomi neden bozuk, alım gücü neden düşük, maliyetler neden yüksek diye sorsanız alacağınız cevap; yukarıda yazdığım sebeplerden en az bir tanesidir.
Türkiye’de hayvancılığın en büyük gider kalemi yemdir. Bir süt üreticisine ya da besiciye sorun; alacağınız ilk cevap da “Yem fiyatları belimizi büküyor” olacaktır.
Yem fabrikalarının kullandığı reçeteler değişebilir ancak mantık aynıdır. Peki kabaca bir maliyet hesabı yapacak olursak; Maliyet Kalemi 50 kg yemde yaklaşık pay, Arpa + buğday %30-35, Mısır %20-25, Soya küspesi %15-20, Ayçiçeği küspesi %10-15, Vitamin, mineral, katkılar %5, Üretim, enerji, işçilik %8-10, Ambalaj ve nakliye %5-7. Peki haklı bir soru soralım. Arpa fiyatı düştü. Buğday fiyatı düştü. Hasat bereketli geçti.
O halde yem neden ucuzlamıyor?
Verdiğimiz tablo üzerinden devam edecek olursak örneğin 50 kg süt yeminin satış fiyatı 850 TL olsun.
Arpa ve buğdayın yem içindeki maliyeti yaklaşık 280 TL olsun.
Hububat fiyatları %20 düştüğünde bu kalemin maliyeti yaklaşık 56 TL azalır.
Diğer maliyetler değişmezse çuval fiyatının yaklaşık 790-800 TL seviyesine gerilemesi beklenebilir.
Ancak piyasada çoğu zaman bu düşüş ya hiç yansımıyor ya da sadece 10-20 TL gibi sembolik indirimlerle sınırlı kalıyor. İşte üreticinin tepkisi de tam burada başlıyor.
Elbette yem sadece arpa ve buğdaydan oluşmuyor. İçinde soya küspesi, mısır, vitaminler, mineraller ve çeşitli katkılar bulunuyor. Enerji maliyetleri, işçilik ve nakliye de fiyatın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Bunu kimse inkar etmiyor.
Ancak burada dikkat çeken başka bir tablo var.
Ham madde fiyatları yükseldiğinde yem fiyatları neredeyse ertesi gün zamlanıyor. Ama aynı ham maddeler ucuzladığında indirim için aylarca bekleniyor. Üreticinin sorguladığı nokta tam da bu çifte standarttır.
Hayvancılık bugün sadece süt ya da et üretmek değildir. Aynı zamanda ülkenin gıda güvenliğini sağlamaktır. Tamda burda geçtiğimiz günlerde okuduğum bir mülakatı sizlere aktararak neden üretmeliyizin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı yem fiyatlarının düşmemesinin sebebini Rusya-Ukrayna savaşının hammadde tedariğini zorlaştırdığını bu nedenlede yem fiyatlarının etkilendiğini dile getiriyor. Aylardır sizlere üretimin önemini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Dışa bağımlılığa son vermeli ve çiftçiyi desteklemeliyiz diyorum.
Eğer üretici yem maliyetinin altında ezilirse önce hayvan sayısı azalır, ardından süt üretimi düşer, sonrasında et fiyatları yükselir. Bedelini ise sadece çiftçi değil, sofradaki herkes öder.
Şeffaflık artık bir tercih değil, zorunluluktur. Yem sanayisi, maliyet kalemlerini daha açık paylaşmalı; kamu kurumları ise piyasayı yakından izlemelidir. Ham madde ucuzladığında bunun üreticiye ne kadar ve ne zaman yansıdığı net biçimde ortaya konulmalıdır.
Çiftçinin istediği mucize değil.
Sadece şu sorunun makul bir cevabı:
“Eğer zamlar bir gecede uygulanabiliyorsa, indirimler neden aylarca bekliyor?”
Bu soruya verilecek samimi cevap, belki de hayvancılığın geleceği için atılacak en önemli adımlardan biri olacaktır.