Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin eski Başbakanlarından Ahmet Davutoğlu, resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla partiyi kapatma kararı aldıklarını duyurdu. Davutoğlu'nun açıklaması, Türkiye siyasetinde geniş yankı uyandırdı.
Partinin kapanma kararının ardından birçok siyaset yorumcusu ve uzman, Gelecek Partisi'nin neden başarısız olduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gelecek Partisi'nin Yalova Kurucu İl Başkanı olarak görev yapan ve 2024 yılında partisinden istifa eden İYİ Parti Yalova İl Parti Sözcüsü Eczacı Kürşat Emre Çandır da Yalova Gazetesi'ne dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Partinin kuruluş sürecindeki teşkilatlanma çalışmalarında yapılan hatalara dikkat çeken Çandır, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri'ni hatırlatarak Saadet Partisi ile kurulan seçim iş birliğinin Gelecek Partisi'ne zarar verdiğini savundu.
“Gömleğin ilk düşmesi yanlış iliklendi”
Gelecek Partisi’nin kapanma kararı üzerine değerlendirmelerde bulunmaya başlayan Çandır, “Hani bir söz vardır ya; bir gömleğin ilk düğmesi hatalı iliklenirse, o gömlek hiçbir zaman düzgün durmaz. En üstteki düzeni ve insicamı yakalayamaz. Yani ilk düğme hatalı iliklenirse, sonraki bütün düğmeler de yanlış gider. Ne yazık ki Gelecek Partisi'nin bugün geldiği nokta tam olarak bunu ifade ediyor” dedi. Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’ni kurma kararını almasının toplumda büyük bir heyecan yaratmış olduğunu hatırlatan Çandır, “Çünkü AK Parti'de yapmak istediği ancak yapmasına izin verilmeyen birçok konu vardı. Siyasi ahlakın güçlendirilmesi, adalet mekanizmasının yeniden şekillendirilmesi, ekonomide atılacak olumlu adımlar gibi başlıklarda önemli hedefleri bulunuyordu. Ahmet Hoca'nın göreve geldiği dönemdeki dolar kuruna bakın. Ardından 15-18 ay sonra görevden ayrıldığı zamanki dolar kuruna bakın. Arada çok büyük farklılıklar olmadığını göreceksiniz. Yani birçok alanda AK Parti'deki görev süresinde olumlu izler bırakmıştı. AK Partiden ayrılış şekli ise bizim de pek içimize sinmedi. Türk toplumu, tarih boyunca mağdurun, ezilenin ve hakkı yenenin yanında olmuştur. Ahmet Davutoğlu'nun yaşadığı mağduriyet algısı da toplumun bir kesiminde karşılık buldu. Bizde de karşılık buldu” ifadelerini kullandı.
“Kongre telaşı genel merkeze büyük hatalar yaptırdı”
Gelecek Partisi’ne ilişkin yapılan en büyük hatanın daha başta yapılmış olduğunu belirten Çandır, “Bir siyasi hareket, ancak güçlü teşkilatlarla anlam kazanır. Teşkilatlar güçlü değilse, yukarıda ne kadar güçlü olduğunuzu düşünürseniz düşünün, bunun sahaya yansıması olmaz. Ne yazık ki süreç böyle işlemedi. Biz ilk il başkanı olarak atandığımızda bize söylenen şuydu: 'Bir an önce büyük kongreyi yapmamız gerekiyor.' Peki neden? Çünkü önce 41 ilde kongrelerin tamamlanması, ardından büyük kongrenin yapılması ve büyük kongrenin üzerinden de altı ay geçmesi gerekiyordu. Ancak bu şartlar yerine getirildiğinde siyasi parti ilk genel ya da yerel seçime katılma hakkını elde edebiliyordu. Genel merkez bize sürekli, 'Bir an önce kongreleri tamamlamamız, büyük kongreyi yapmamız gerekiyor. Çünkü erken seçim ihtimali var. Her an erken seçim olabilir. İlk genel seçime katılma hakkını mutlaka kazanmamız gerekiyor.' diyordu. Hatırlarsanız benzer bir süreci İYİ Parti de yaşamıştı. Seçime katılma hakkını zamanında elde edemeyince bazı milletvekilleri Cumhuriyet Halk Partisi listelerinden Meclis'e girmişti. Biz de aynı durumu yaşamamak için büyük bir aceleyle kongre sürecine girdik. İşte o kongre telaşı, heyecanı ve hız ne yazık ki genel merkeze çok büyük hatalar yaptırdı” şeklinde konuştu.
“Başka partilerde mahalle başkanı olamayacak kişiler Gelecek Partisi’nde İl Başkanı oldu”
Gelecek Parti’nde yapılan İl Başkanı atamalarını eleştiren Çandır, “Diğer partilerde, hatta birçok siyasi partide mahalle başkanı bile yapmayacağınız; tecrübesiz, eğitimsiz, yetersiz, siyasete uzak ve toplumda karşılığı olmayan birçok isim, ne yazık ki Gelecek Partisi'nde il başkanı olarak atandı. Bu isimlerin önemli bir bölümü, büyük kongrenin ardından uzun süre geçmesine rağmen hâlâ bir il yönetimi bile oluşturamadı. Bunun birçok örneği var. Bolu, Düzce… Daha birçok il sayabiliriz. Aradan bir buçuk, iki yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ merkez ilçe yönetimini kuramamış il başkanları vardı. Oysa bir merkez ilçe teşkilatını kurmak için topu topu 16 kişi gerekiyor. Elinizde 16 kişi olduğunda merkez ilçeyi kuruyor, ardından üye kayıtlarına başlıyorsunuz. Düşünün, iki yıl geçmiş ama hâlâ merkez ilçe teşkilatını kuramamış bir il başkanı görevde tutuluyor. Bu durumda insan ister istemez şunu düşünüyor: Demek ki bu arkadaşın çevresi yok, siyasete yabancı, teşkilatçılığı bilmiyor ya da bu işi yapabilecek kapasiteye sahip değil. Eğer bir kişi iki yıl boyunca bir teşkilatı kuramıyorsa, artık o görevi kendisinden almanız gerekir. Kendisine, "Bugüne kadarki gayretleriniz için teşekkür ederiz. Bundan sonra başka bir isimle devam edeceğiz." dersiniz ve görevi iade alırsınız. Ama aradan iki yıl geçmesine rağmen bu yapılmadı” dedi.
“Yalova'da gösterdiğimiz gayret ve çaba ne yazık ki birçok ilde gösterilmedi”
Kendi döneminde Yalova’daki teşkilatlanmanın sağlanması için büyük çaba sarf ettiklerini söyleyen Çandır, “Ben görevi bıraktığımda yaklaşık 550 üyemiz vardı. Ama örneğin Eskişehir gibi büyük bir şehirde, yanılmıyorsam o dönem sadece 50 civarında üye bulunuyordu. Yani Yalova'da gösterdiğimiz gayret ve çaba ne yazık ki birçok ilde gösterilmedi. Biz gece gündüz çalıştık. Sürekli sahadaydık, projeler ürettik, faaliyetler gerçekleştirdik. Hatta "Gelecek Postası" adını verdiğimiz bir gazete bile çıkardık. Bir siyasi partinin il teşkilatının gazete çıkaracak kadar üretken olması önemli bir göstergedir. Bununla da yetinmedik. Her üyemiz adına bir fidan diktik. Toplamda 500'ün üzerinde fidanı Armutlu Kent Ormanı'na kazandırdık. Bugün hâlâ o fidanlar orada duruyor. Parti kapandı belki ama o fidanlar yaşamaya devam ediyor. Ne yazık ki bizim ortaya koyduğumuz bu emek ve çaba birçok ilde gösterilmedi. Daha önemlisi, genel merkez de bu konuda gerekli müdahaleyi yapmadı. Eğer zamanında neşter vurulmuş, işlemeyen teşkilatlarla ilgili gerekli kararlar alınmış olsaydı, bugün çok farklı şeyler konuşuyor olabilirdik” ifadelerini kullandı.
“Saadet Partisi ile ortak şekilde yerel seçime girilmesini büyük bir hata olarak görüyorum”
Gelecek Partisi’nin geçmişte uyguladığı seçim stratejilerinin de yanlış olduğunu vurgulayan Çandır, “İlk genel seçime Altılı Masa çatısı altında girildi. CHP listelerinden 10 milletvekili bir şekilde Meclis'e girdi. Hemen ardından ise yerel seçim süreci başladı. Yerel seçimler, bir siyasi partinin kendi kimliğini ve duruşunu ortaya koyduğu seçimlerdir. Parti, kendi adaylarını çıkarır; doğrularıyla, yanlışlarıyla seçmenin karşısına çıkar ve kendi gücünü test eder. Bu nedenle Saadet Partisi ile ortak şekilde yerel seçime girilmesini büyük bir hata olarak görüyorum. Bu hata birçok ilde yapıldı. Biz ise Yalova'da özellikle Saadet Partisi ile ortak seçime girmek istemedik. Çünkü boyumuzun ölçüsünü almak istedik. Yalova'da gerçekten var mıyız, yok muyuz? Ne kadar karşılığımız var? Bizi destekleyen kaç kişi var? Bugüne kadar yaptığımız çalışmaların seçmende nasıl bir karşılığı oluşmuş? Vatandaşın gözündeki yerimiz nedir? Bunları görmek istedik. Eğer Saadet Partisi ile ya da AK Parti veya başka bir siyasi partiyle ortak seçime girseydik, ortaya çıkacak sonuç bizim gerçek gücümüzü göstermeyecekti. Biz bu seçimi bir turnusol kâğıdı olarak gördük ve Yalova'daki gerçek karşılığımızı ölçmek istedik” şeklinde konuştu.
“Gelecek Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı kimdi? Bilen var mı?”
Ahmet Davutoğlu’nun memleketi olan Konya’da Gelecek Partisi’nin aday çıkarmayarak Saadet Parti’ye destek verdiğini hatırlatan Çandır, “Bana göre bu doğru bir yaklaşım değildi. Sonuçta bir siyasi partinin genel başkanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin seçilmiş son başbakanı olan Ahmet Davutoğlu'nun memleketinde kendi partisinin adayını çıkarmayıp başka bir partinin adayını desteklemesi tabanda ve sahada hoş karşılanmaz. Siz her ne kadar, "Biz ittifak yaptık, stratejik davrandık." deseniz de vatandaş bunu farklı okur. Vatandaş, sizin mücadeleden kaçındığınızı düşünür. Bu sadece Konya örneğiyle sınırlı değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerine bakalım. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, bir siyasi partinin en önemli adaylıklarından biridir. En güçlü, en popüler isimler burada yarışır. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun adı genel başkanlık için konuşuluyor. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yıllar önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı. Dolayısıyla İstanbul adayı, bir siyasi parti açısından son derece kritik bir isimdir. Peki Gelecek Partisi'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı kimdi? Bilen var mı? Adını duyan var mı?” dedi.
“İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkan adayı çıkarmayacağını bilseydim, vallahi ben İstanbul'da aday olurdum”
Gelecek Partisi İstanbul dışında Ankara, İzmir, Konya, Bursa ve Eskişehir'de de aday çıkarmadığını aktaran Çandır, “Yanılmıyorsam 81 ilin sadece 11'inde belediye başkan adayı gösterildi. Yaklaşık bin 300 seçim çevresi bulunan Türkiye'de; büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyeleri dikkate alındığında sadece 100'ü biraz aşkın sayıda aday çıkarıldı. Biz de o 100 küsur adayın içerisinde Yalova'da ve Çiftlikköy'de Mehtap Başkanımızla birlikte adeta Don Kişot gibi mücadele ettik. Rüzgâr değirmenleriyle savaşır gibiydik. Hatta Ahmet Hoca Yalova'ya geldiğinde kendisine şunu da söyledim: "Eğer Gelecek Partisi'nin İstanbul'da Büyükşehir Belediye Başkan adayı çıkarmayacağını bilseydim, vallahi ben İstanbul'da aday olurdum." Sayın Başbakan da bu sözüm üzerine tatlı bir tebessümle bana gülümsedi. Şimdi siz, Türkiye'nin en büyük şehirlerinde bile aday çıkarma cesaretini gösteremiyorsanız, toplum sizi konuşmaz, adınızı anmaz ve zamanla unutursunuz. Ne yazık ki Gelecek Partisi'nin yaşadığı da tam olarak bu oldu. İşte sözün başında söylediğim gibi, ilk düğme yanlış iliklendi. Yanlış il başkanı tercihleri, yanlış atamalar ve ilk günden yapılan hatalar zaman içinde birikerek büyüdü. O ilk yanlışların üzerine yeni yanlışlar eklendi ve sonuçta parti bugün geldiği noktaya geldi; ne yazık ki kapatıldı” ifadelerini kullandıktan sonra kararın Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.





