Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar için yeni bir dönem başladı. Kimi ilk kez okul öncesi eğitime adım attı, kimi ise ilkokula başlayarak harflerle, seslerle ve okuma-yazmayla tanıştı. Bu dönem, ailelerin çocuklarının konuşmalarını daha dikkatli fark etmeye başladığı zamanlardan biridir.

“R sesini söyleyemiyor.”
“S sesini farklı çıkarıyor.”
“Bazı kelimeleri biz anlıyoruz ama başkaları anlamıyor.”

Ve ardından çoğu zaman aynı cümle gelir:

“Okuma yazmayı öğrenince düzelir.”

Ne yazık ki bu her zaman doğru değildir.

Çocukların küçük yaşlarda bazı konuşma seslerini hatalı üretmesi gelişimin doğal bir parçası olabilir. Bir çocuk bir sesi başka bir sesle değiştirebilir, bazı sesleri atlayabilir veya kelimeleri yetişkinlerden farklı söyleyebilir. Yaş ilerledikçe ise konuşmanın giderek daha anlaşılır hâle gelmesi beklenir.

Okul öncesinden okul dönemine geçiş bu açıdan özellikle önemlidir. Çünkü evde çocuğun konuşmasına alışmış olan anne-baba, onun ne söylediğini çoğu zaman kolayca anlayabilir. Okulla birlikte ise iletişim çevresi genişler. Öğretmenler, arkadaşlar ve çocuğu daha önce tanımayan kişiler devreye girer. Böylece uzun süredir fark edilmeyen bazı konuşma güçlükleri daha görünür hâle gelebilir.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bir harfi öğrenmek ile o konuşma sesini doğru üretmek aynı şey değildir.

Çocuk “r” harfinin hangisi olduğunu gösterebilir, yazabilir ve okurken tanıyabilir; ancak konuşurken “r” sesini hâlâ doğru üretemeyebilir. Çünkü okuma-yazma bilgisi ile konuşma seslerinin doğru biçimde üretilmesi birbirinden farklı becerilerdir.

Bu nedenle okuma-yazma öğrenmek, artikülasyon bozukluğunun tedavisi değildir.

Üstelik bazı çocuklarda konuşma sesi güçlüklerine, kelimelerin ses yapısını fark etme ve sesleri birbirinden ayırt etme gibi fonolojik farkındalık becerilerindeki güçlükler de eşlik edebilir. Bu beceriler ise okuma ve yazmayı öğrenme süreci açısından önemlidir. Dolayısıyla belirgin bir konuşma güçlüğünde “Okula başladı, biraz daha bekleyelim” yaklaşımı her zaman en doğru seçenek olmayabilir.

Peki ne zaman yönlendirme düşünülmeli?

Çocuğun konuşması özellikle aile dışındaki kişiler tarafından sık sık anlaşılmıyorsa, belirli seslerdeki hatalar uzun süredir devam ediyorsa, çok sayıda sesi farklı söylüyorsa veya konuşmasındaki güçlük sınıfta söz alma, arkadaşlarıyla iletişim kurma ya da kendini ifade etme isteğini etkiliyorsa bir dil ve konuşma terapisti tarafından değerlendirilmesi uygun olabilir.

Burada “değerlendirme” sözcüğünün altını çizmek gerekir. Bir uzmana başvurmak, çocuğun mutlaka terapiye başlaması gerektiği anlamına gelmez. Bazı çocuklarda gelişimin takip edilmesi yeterlidir. Önemli olan, bekleme kararının “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle değil, çocuğun gelişim özelliklerine göre verilmesidir.

Ailelerin yapabileceği en iyi şeylerden biri de çocuğun konuşmasını sürekli düzeltmek yerine doğru söyleyişe doğal biçimde model olmaktır. Örneğin çocuk “tedi” dediğinde “Yanlış söyledin, kedi de, hadi tekrar et” demek yerine, “Evet, kedi geldi” şeklinde doğru üretimi doğal konuşmanın içinde sunmak daha uygundur.

Çocuğun konuşmasıyla alay etmek, onu kardeşiyle veya sınıf arkadaşlarıyla karşılaştırmak ya da aynı sesi defalarca tekrarlatmak ise iletişim isteğini olumsuz etkileyebilir.

Yanlış Bilinenler ve Doğrusu

“Okuma yazmayı öğrenince düzelir.”
Doğrusu: Harfleri öğrenmek ile konuşma seslerini doğru üretmek farklı becerilerdir. Okuma-yazma eğitimi artikülasyon terapisinin yerini tutmaz.

“Büyüyünce mutlaka geçer.”
Doğrusu: Bazı gelişimsel ses hataları zamanla ortadan kalkabilir; ancak her konuşma sesi güçlüğü kendiliğinden düzelmez.

“Sürekli tekrar ettirirsek düzelir.”
Doğrusu: Çocuğun henüz doğru üretemediği sesi sürekli tekrar ettirmek her zaman yararlı değildir. Doğru yaklaşım, hatanın özelliğine göre değişir.

“Dili tembel olduğu için söyleyemiyor.”
Doğrusu: Konuşma sesi bozukluklarını yalnızca “dil tembelliği” ile açıklamak doğru değildir. Konuşma, motor ve dilsel birçok sürecin birlikte çalışmasını gerektirir.

“Okula başladıysa artık çok geç.”
Doğrusu: Okul çağındaki çocuklarda da değerlendirme ve terapi mümkündür. Ancak güçlük fark edildiğinde doğru zamanda yönlendirme yapılması önemlidir.

Yeni eğitim yılı yalnızca çocukların okuma-yazmayı öğrenmeye başladığı bir dönem değildir. Aynı zamanda onların konuşmalarını, kendilerini ne kadar rahat ifade edebildiklerini ve çevreleri tarafından ne kadar kolay anlaşıldıklarını gözlemlemek için de iyi bir fırsattır.

Her ses hatası bir bozukluk değildir. Ama her ses hatasının okula başlayınca veya okuma-yazma öğrenince kendiliğinden düzeleceğini düşünmek de doğru değildir.

Bazen yapılabilecek en doğru şey beklemek değil, doğru zamanda değerlendirmektir.

Yeni eğitim yılının; çocuklarımız, ailelerimiz ve öğretmenlerimiz için sağlıklı, huzurlu, verimli ve güzel bir dönem olmasını diliyorum.

Uzm. Dkt. Harun Ayas
Dil ve Konuşma Terapisti

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır ve bireysel değerlendirme yerine geçmez. Çocuğunuzun konuşma sesleri, konuşma anlaşılırlığı veya dil gelişimiyle ilgili bir güçlük olduğunu düşünüyorsanız bir dil ve konuşma terapistine başvurunuz. Gerekli görülen durumlarda işitme ve tıbbi değerlendirme için ilgili sağlık profesyonellerine yönlendirme yapılabilir.

Bilimsel Kaynaklar

  • American Speech-Language-Hearing Association (ASHA). Speech Sound Disorders: Articulation and Phonology. Practice Portal.
  • Crowe, K. & McLeod, S. (2020). Children’s English consonant acquisition in the United States: A review. American Journal of Speech-Language Pathology, 29, 2155–2169.
  • Walquist-Sørli, L. ve ark. (2025). Are speech sound difficulties risk factors for difficulties in language and reading skills? A systematic review and meta-analysis. Journal of Speech, Language, and Hearing Research, 68, 164–177.