TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yalova İl Temsilciliği görevini 2009-2017 yılları arasında, 12., 13., 14. ve 15. dönemlerde yürüten Yüksek Mimar İsmail Hakkı Gültekin, Yalova Gazetesi’ne yaptığı yazılı açıklamalarla Yalova’daki gündemi yeniden belirlemeye devam ediyor.
Yalova’nın ulaşımından ve su sorununa kadar geniş bir çerçevede açıklamalar yapan Yüksek Mimar Gültekin son dönemde ise Yalova Belediyesi’nin “2026 Performans Programı”na dair eleştiriler yöneltiyor. Yalova Gazetesi’nde özel olarak çıkan son iki haberde bu konu üzerine değerlendirmelerde bulunarak programın yetersizliğinden dem vuran Yüksek Mimar Gültekin, bu konuda son bir yazılı açıklama daha bulundu ve Türkiye Deprem Yönetmeliği’nin yok sayıldığını iddia etti.
“Yalova, birinci derece deprem bölgesinde olmasına rağmen risk analizi yok”
Yalova Belediyesi’nin 2026 Performans Programı’nın, kolonları dikilmiş ama taşıyıcı sistemi eksik bir bina gibi olduğunu işaret eden Yüksek Mimar Gültekin, “Dışarıdan bakıldığında bir yapı varmış gibi görünüyor; ama içine girdiğinizde Türkiye Deprem Yönetmeliği yok sayılmış, yapı denetim süreçleri tanımlanmamış, kent planlama ilkeleri göz ardı edilmiş. Bu haliyle program, kentin geleceğini kağıt üzerinde çizilmiş ama sahada uygulanmamış bir proje haline getiriyor” dedi. 2018 yılında yayımlanan Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ni hatırlatan Yüksek Mimar Gültekin, “Her yapı, bulunduğu zemin koşullarına göre risk analizi yapmak zorunda. Yalova, birinci derece deprem bölgesinde. Buna rağmen programda tek bir risk analizi yok. Deprem dayanıklılığı hesaplanmamış bir bina, ilk sarsıntıda çöker. Deprem dayanıklılığı hesaplanmamış bir kent planı, ilk kriz anında halkı enkaza mahkûm eder” ifadelerini kullandı.
“2026 Programı halkı yok sayıyor”
Yapı Denetim Sistemi’nin, her kolonun, her kirişin, her malzemenin kontrol edilmesini zorunlu kıldığına dikkat çeken Yüksek Mimar Gültekin, “Programda izleme-değerlendirme mekanizması yoksa, hedefler denetimsiz kalır. Denetimsiz hedefler, denetimsiz bina gibi çöker. Kent planlama bilimi der ki: Bir şehir, halkın ihtiyaçları ve katılımıyla planlanır. 2018 Programı halkın sesini duyuyordu. 2026 Programı ise halkı yok sayıyor. Katılım olmadan kent planı olmaz. Kullanıcı ihtiyaçları dikkate alınmayan bina işlevsiz olur; halkın sesi yok sayılan kent ise güvensizleşir” dedi. Türkiye Belediyeler Birliği ve Yalova Belediyesi’nin 2026 Performans Programlarını karşılaştıran Yüksek Mimar Gültekin, “Türkiye Belediyeler Birliği’nin 2026 Performans Programı, bir yapının statik hesapları gibi hayati göstergelerle dolu: mali disiplin, çevresel sürdürülebilirlik, afet ve risk yönetimi, ulaşım ve altyapı, vatandaş katılımı, dijital dönüşüm… Yalova’nın programında ise bu göstergelerin çoğu eksik. Yani bina dışarıdan düzgün görünüyor ama iç hesapları yapılmamış” ifadelerini kullandı.
Yalovalılara Seslendi “Bugün Susarsanız, Yarın Enkaz Altında Kalabilirsiniz”
Performans programlarının bir bürokratik metin değil, halkla yapılan bir sözleşme olduğunu belirten Yüksek Mimar Gültekin, “Bu sözleşme eksik, bu yapı güvensiz. Yalova halkı, bu programı sorgulamak ve yeniden inşa etmek sizin görevinizdir. Ayağa kalkın, sesinizi yükseltin! Çünkü kent, halkın iradesiyle ayakta durur; kağıt üzerindeki boş vaatlerle değil” dedi. Mimar olarak uyarılarda bulunduğunu söyleyen Gültekin, “Deprem yönetmeliği olmadan kent olmaz! Denetim yoksa güven yok! Katılım yoksa kent yok! Performans göstergesi olmayan program, kolonları eksik bina gibidir! Bugün susarsanız, yarın enkaz altında kalabilirsiniz. Yalova halkı, harekete geçin! Bu programı kabul etmeyin, sorgulayın, yeniden inşa edin. Çünkü bu kent sizin yaşam alanınız, sizin güvenliğiniz, sizin geleceğiniz” ifadelerini kullandı.
Deprem Kentinde Performans Programı Nasıl Olmalı?
Deprem kentindeki performans programının nasıl olması gerektiğine ilişkin kendi düşüncelerini paylaşan Yüksek Mimar Gültekin, “Yalova’nın 2026 Performans Programı, kağıt üzerinde bir bina planı gibi görünüyor; kolonları çizilmiş ama taşıyıcı sistemi eksik. Deprem yönetmeliği yok sayılmış, denetim süreçleri tanımlanmamış, halkın sesi programa yansımamış. Bu haliyle program, kentin geleceğini güvenli bir yapı değil, ilk sarsıntıda çökecek bir taslak haline getiriyor. Asıl merak uyandıran nokta ise şu: Peki bu eksiklerin yerine ne konmalı? Bir deprem kentinde performans programı nasıl tasarlanmalı? Risk analizleri, tıpkı statik hesaplar gibi ayrıntılı ve bilimsel olmalı. İzleme-değerlendirme mekanizmaları, yapı denetim süreçleri kadar sıkı ve şeffaf olmalı. Vatandaş katılımı, kent planlamasının temel taşı gibi programa yerleştirilmeli. Çevresel sürdürülebilirlik, ulaşım ve dijital dönüşüm göstergeleri, yapının nefes almasını sağlayan pencereler gibi açılmalı. Bugün Yalova’nın performans programı eksik bir bina gibi duruyor. Ama yarın, doğru temeller atılırsa, bu kent yalnızca ayakta kalmakla kalmaz; güvenli, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir geleceğe kavuşur” diyerek sözlerine son verdi.



