Ramazan Ayı’nın tarihsel başlangıcıi hakkında çok önemli bilgiler veren İl Müftüsü Yılmaztürk, bu özel ayda gerçekleştirilebilecek ibadetler hakkında da konuştu.
Müslümanlar için kutsal kabul edilen üç ayların en önemlisi olan ve “On Bir Ayın Sultanı” olarak adlandırılan Ramazan Ayı 19 Şubat Perşembe günü itibariyle start aldı. Müslümanların bu yıl 29 gün boyunca gerçekleştireceği oruç ibadetinin başlangıcının hemen öncesinde Yalova Gazetesi’ne konuk olan Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk, Ramazan Ayı üzerine çok özel açıklamalarda bulundu.
Ramazan Ayı’nın tarihi ve oruç ibadetinin çıkışı hakkında konuşan İl Müftüsü Yılmaztürk, Müslümanların bu ay boyunca gerçekleştirebileceği ibadetler hakkında da değerlendirmelerde bulunurken bu ay kapsamında en önemli yükümlülüklerden olan “Filtre, Fidye ve Zekat” ibadetleri hakkında da Yalovalıların merak ettiği soruları cevaplandırdı.
“İslam’ın doğuşu başladı ve Peygamberimizin peygamberliği de Ramazan ayında başladı”
Ramazan Ayı’nın Arabi aylardan biri olarak Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen tek ay olduğunu belirterek açıklamalarına başlayan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Hicri takvimin 9. ayına Ramazan ayı denir. Ramazan ayında önemli bir hadise meydana geldi. Miladi 610 yılının Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim indirilmeye başlandı. Böylece İslam’ın doğuşu başladı ve Peygamberimizin peygamberliği de Ramazan ayında başladı. Bu kutlu başlangıcın şerefine Cenab-ı Hak Teala, bu ayı diğer aylardan üstün kıldı ve bu ayda gelen Kadir Gecesi, bir ömre bedel olarak, bin aydan hayırlı kılındı. Çünkü yeni bir din doğdu, yeni bir kitap indi. Artık ahirete kadar bir daha kitap inmeyecek, bir daha din gelmeyecek, bir daha peygamber gelmeyecek. Netice itibarıyla 1450 yıldır bu süreç aynı şekilde devam ediyor. Bugüne kadar yeni bir kitap gelmedi, yeni bir peygamber de gelmedi. Peygamberimiz son peygamber, Hatemün Nebiyyin, peygamberlerin mührü olarak geldi ve İslam 1400 sene içerisinde dünyanın neresine girerse girsin, tüm ülkelerde Müslümanlar, bazılarında çoğunluk, bazılarında azınlık olmak üzere, her yerde devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.
“Oruç ibadeti Ramazan Ayı için farz kılındı”
İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye olan hicretinin ikinci yılında oruç ibadetinin farz kılınmasıyla Ramazan Ayı’nın başka bir boyut kazandığına dikkat çeken İl Müftüsü Yılmaztürk, “Yani bir taraftan Ramazan ayında Kur’an-ı Kerim indirildi, Peygamberimizin peygamberliği başladı ve İslam’ın doğuşu gerçekleşti. Diğer taraftan da oruç ibadeti o ayda farz kılınmış oldu. Hicretin 2. yılından itibaren, yani 622’de hicret gerçekleştiğine göre, 624 yılından bugüne kadar Müslümanlar oruç tutuyorlar. Bu gelenek tekrar edilmiş oldu. Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği üzere, sizden öncekilere, yani bizden önce dünyada yaşamış imanlı nesillere farz kılınmış olan oruç, Cenabı Hak Teala tarafından bize de farz kılındı. İmanlı gelenek İslam ümmetinde de devam etmiş oldu” dedi.
Ramazan Ayı’nda Hangi İbadetler Yapılabilir?
Müslümanların, Ramazan Ayı içerisinde gerçekleştirebilecekleri ibadetlerden örnekler vererek açıklamalarda bulunan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Ramazan ayı, öncelikle oruç ayıdır. Ama bunun dışında Ramazan’a mahsus başka ibadetler de vardır. Birincisi teravih namazıdır. Gündüz oruç tutup bedenen kendini geliştiren insanlar, akşam teravih namazında huzura kavuşurlar. Teravih demek, rahatlamak demektir. Dolayısıyla teravih, Ramazan’a mahsus bir ibadettir ve yatsı vaktinden sonra kılınır. Camilerimizin tamamında cemaatle kılınır. İkincisi, mukabelelerdir. Peygamber Efendimiz zamanında her sene o ana kadar inmiş olan Kur’an ayetleri, Peygamberimiz tarafından okunur ve Cebrail Aleyhisselam ile karşılıklı mukabele yapılırdı. Bu gelenek, Müslümanlar arasında yaşatılmaya başlandı. Günümüzde hem camilerimizde hem de Kur’an kurslarımızda mukabeleler okunmaya devam etmektedir. Üçüncüsü, itikaf ibadetidir. Ramazan’ın son 10 gününde yapılan sünnet bir ibadettir. Peygamber Efendimiz her sene bu dönemde inzivaya çekilir, Rabbi ile baş başa kalır, topluma kendisini soyutlar ve sadece ibadetle meşgul olur. Günümüzde bu ibadeti yapmak isteyen kardeşlerimiz, itikafa girmek istedikleri camilere müracaat eder, camiler itikafa hazır hale getirilir ve zaruri ihtiyaçlar dışında dışarı çıkmadan son 10 günü ibadetle geçirirler. Dördüncüsü, fitre ibadetidir. Ramazan Bayramı’ndan önce doğan çocuklar dahil olmak üzere, sağlıklı her kişi için verilen baş sadakasıdır. Fitre, manevi bir sigortadır. Akıl sağlığı yerinde olmayan kişiler bu yükümlülükten muaftır. Fitre, fakirin sofrasını doyurmayı ve toplumda adaleti sağlamayı amaçlar. Beşincisi, zekattır. Genellikle Ramazan ayında hesaplanır ve bir yıl boyunca kazancın kırkta biri (%2,5) ihtiyaç sahiplerine verilir. Bu sayede malımızı temizler ve topluma karşı görevimizi yerine getirmiş oluruz. Allah’ın verdiği malın, fakir ve fukaraya hakkını teslim etmiş oluruz. Ayrıca Ramazan ayı, sahur ve iftarla da özeldir. Açlığın ve susuzluğun değerini insanlara hatırlatır. İftar sofralarında maddi bir zevk olduğu gibi manevi bir tat da yaşanır. Oruç, sabrı ve dayanıklılığı artırır, suç oranlarını ve toplumsal olumsuzlukları azaltır. Ramazan ayı baştan sona bir bereket ayıdır; hem veren hem alan mutlu olur, kardeşlik ve paylaşma bilinci güçlenir” şeklinde konuştu.
“Fidye ve filtre, Ramazan’ın birinci gününden sonuna kadar verilebilir”
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yıl ki filtre ücretinin taban fiyatını 240 Türk Lirası olarak belirlediğini işaret eden İl Müftüsü Yılmaztürk, üst sınırın ise kişinin imkanına göre değişebileceğini söyledi ve filtre verilen ihtiyaç sahibinin karnının doyurulabilmesinin çok önemli olduğunu söyledi. Oruç tutamayan hastalar ve engelliler için fidye verilebileceğinin bilgisini veren İl Müftüsü Yılmaztürk, “Fidye, günlük fitre miktarına eşittir ve tutamadıkları gün sayısı ile çarpılarak ödenir. Fitre ve fidyeler Ramazan’ın başından son gününe kadar verilebilir. Bayram öncesi verilmesi özellikle önemlidir ki, ihtiyaç sahipleri bayramda da faydalanabilsin” diyerek sözlerine son verdi.



