Saadet Partisi Yalova İl Başkanlığı’nın geçtiğimiz hafta Yalova Uygulama Oteli’nde “Ortak Akıl, Güçlü Şehir” adında gerçekleştirdiği çalıştaya şehrin birçok ileri geleni katılarak Yalova’nın mevcut sorunları üzerine açıklamalarda bulunmuştu. Bu isimlerden biri olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Yalova Temsilci Sefa Uygun, program söz alarak önemli notlara parmak bastı. Türkiye’nin günümüz mimarisinde kabul gören postmodernist anlayışa eleştiriler getiren Uygun, kaçak yapılaşmaya karşı mücadelenin önemine dikkat çekti.

“Apartman yönetimine bile katılmayan bir toplum yapımız var”

Mimarlar Odası'nın Yalova’nın geleceği konusunda daha fazla katılımcı olması gerektiğine ilişkin eleştirilere katıldığını belirten Uygun, “Ama kabul edelim ki kafası en karışık meslek odalarından bir tanesiyiz. Neden mi? Merhum Yazıcıoğlu’nun da belirttiği üzere; maalesef apartman yönetimine bile katılmayan bir toplum yapımız var. Yani daimi olarak sivil toplum kuruluşlarından veya bir yönetsel güçten medet umuyoruz, ben bunu çok yanlış buluyorum. Kafamızın karışık olmasına gelince; imar planlarından tutun da bir plan revizyonundaki en küçük detaya, 'yan çıkma müsaadesi alınabilir mi?' gibi spesifik bir konuya kadar her hususta odamıza başvuruluyor. Biz de bu samimiyetle hepsini karşılamak istiyoruz” dedi. 9 Nisan tarihinin mimarlar için çok önemli olduğunu işaret eden Uygun, “9 Nisan tarihi hem Mimarlar Odası için hem de toplumumuzun kültürü için çok önemlidir; Mimar Sinan Haftası'dır. Takdir edersiniz ki biz Mehter Marşı'nı da edebiyatımızın önemli bir kısmını da milli eserlerimizi de yanılmıyorsam ancak Tanzimat sonrası sistemli hale getirebildik. Tanzimat sonrası yazarlarımızdan Ahmet Cevdet Bey, Mimar Sinan’ın anılarını yazan arkadaşı Mustafa Çelebi’nin o meşhur eseri için bir ön yazı yazmıştır. Orada Yavuz Sultan Selim zamanından Mimar Sinan’ın vefatına kadar olan hikâyeler anlatılır. Ahmet Cevdet Bey o ön yazıda şundan bahseder: 'Şehirci Osmanlı ne Antik Yunan'ı reddetti ne de geçmişini; ama şuna odaklandı: Şehirciliğimiz, toplumculuğumuz insan odaklı olacak; çevreyle, doğayla barışık olacak ve siyasi erkimizi temsil edecek.' Hakikaten de biz bunun yansımalarını Balkanlar'da görüyoruz. 600 yıl boyunca toplum normlarıyla çok oynamadan ilerledik; sadece takdir edersiniz ki endüstri devrimini kaçırdık, o başka bir husustur. Ama günün sonunda kendimizi bir şekilde eğitimli kadrolarımızla Cumhuriyet'e attık” şeklinde konuştu.

“Şehirlerimizde “Kakofoni” diyebileceğimiz bir durum hâkim”

Cumhuriyet’in “Milli Akım Mimarlığı” ile Anadolu’daki çorak yapılaşmayı değiştirmeye çalıştığını belirten Uygun, “Cumhuriyet sosyal donatılar üretti, sanayiyi şehre çekti ve Avrupa’daki birçok toplum gibi endüstriyel bir yapılanmaya gitti. Ama bugün postmodernizmle beraber, bahsedilen o düşün dünyası eksikliğini hakikaten yaşıyoruz. Şehirlerimizde, kaba tabirle 'kakofoni' diye adlandırdığımız kaotik bir durum mevcut. Bizim şu anda 'milli yıkım' değil, tekrardan bir 'milli akım' oluşturmamız lazım. Peki bu milli akım nasıl olacak? Dedik ya, imparatorluğumuz da Cumhuriyetimiz de insan odaklı bir yaklaşımla davrandı. Yavuz Hocamla beraber, yaklaşık iki hafta önce Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği himayesinde düzenlenen “Mikromobilite ve Sağlıklı Kentler Çalıştayı”na katıldık. Hiç edebiyat yapmadan, tamamen normlar üzerinden konuşuyorum: Yalova'nın kentsel planlamasındaki sosyal donatı oranı Türkiye'nin en altındadır. Biz genelde hep araçları konuşuyoruz; otoparklar yapalım, araçları seyahat özgürlüğü gereği merkeze sokalım diyoruz. Oysa Yakup Bey de bahsetti; bundan birkaç yıl sonra 'insan mobilizasyonu' konuşulacak. Peki Yalova'nın bu noktadaki en büyük potansiyeli nedir? Sahili. Peki sahilimiz yeterli mi? Hayır. Çözüm artık makro ortamda sahil sürekliliğinin kabul edilmesidir. Üniversitenin o sahipsizliğinden, kontrolsüzlüğünden hep bahsettik; hedefimiz üniversiteyi de çevreleyen ve sahiplenen bir sahil bandı olmalı. Makro planımızı bu yönde büyütmeliyiz. Zor mu? Hayır efendim; takipçilikle ve kurumlar arası uzlaşıyla Yalova'ya sahili geri iade edilebilir. Yavuz Hocamın referans verdiği 'Sağlıklı Kentler' tüzüğüne uygun şekilde bu normları sağlayabiliriz. Kent kimliği dediğimiz şey, dışarıdan gelen göçmeni veya misafiri doğru bir yapılanmayla karşılayabilmektir. Siz şehri doğru kurgulayıp insanı doğru karşılayamazsanız, o kişinin kente entegrasyonunu da sağlayamazsınız” ifadelerini kullandı.

Yalova Mimarlar Odasi Il Temsilci Saadet Partisi Calsitay Sehircilik Kacak Yapilasma Deprem Haber (1)

CHP’li Tahsin Becan’dan Tersaneler İçin Meclis Araştırması Çağrısı
CHP’li Tahsin Becan’dan Tersaneler İçin Meclis Araştırması Çağrısı
İçeriği Görüntüle

“Kaçak yapılaşma, şehrin benliğini ve harmonisini bozuyor”

Yalova’daki kaçak yapılaşmaya karşı mücadelede Yalova’nın önceki dönem belediye başkanlarından Cengiz Koçal’ı hatırlatan Uygun, “Merhum Cengiz Koçal Bey’i anmak benim için çok değerlidir; ben de kendisini defaatle rahmetle anıyorum. Hatta onun hikâyelerini bir yerlerden bulup öğrenmeye çalışıyorum. Cengiz Bey döneminde, 91-95 yıllarında Yalova küçük bir ilçeyken bile Arnavutköy'ü planlamış, Türkiye'nin çok önünde vizyonlar ortaya koymuştu. Bizim şimdi o vizyonu tekrardan masaya koyup planlamamız lazım. Aynı yıllarda kaçak yapılaşma konusundaki tavizsiz duruşunu da biliyoruz; projesinde yoksa küçük bir tente bile yaptıramazdınız” dedi. Kaçak yapılaşmanın zararlarını açıklayan Uygun, “Kaçak yapılaşma, herkesin 'milli akım' değil 'milli yıkım' yaparak kendi tarafına yonttuğu bir şehirleşme modelidir. Bu model turizm gelirlerimizi doğrudan etkiler; mimarlık ekosistemini sağlayan Ege illeriyle yarışmamızı imkânsız hale getirir. Öte yandan en büyük sorun bence emniyetle alakalıdır. Yılbaşında yaşadığımız o elim hadiseyi hatırlayın; kimse buna dikkat çekmedi ama o yapının büyük bir kısmı kaçaktı. Bu durum sadece nüfus kayıtlarını değil, şehrin benliğini ve harmonisini de ziyadesiyle bozmaktadır” şeklinde konuştu.

“Yalova, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı normlarının 20 yıl önünde ancak…”

Deprem konusuna ilişkin olarak yaşadığı bir hikayeyi paylaşan Uygun, “Türkiye'de sivil toplum kuruluşları ve odalar maalesef sadece seçim zamanı hatırlanıyor. Bir gün değerli Ümit Özdağ Bey geldi ve tok bir ses tonuyla; 'Güneyde gerçekleşen depremde asıl sorunu bulduk; perde beton zorunluluğunun olmaması ve taşıyıcı sistemdeki süreksizlikler' dedi. Biz de oda olarak kendisine; 'Efendim biz bu sorunu Yalova’da 20 yıl önce çözdük' cevabını verdik. Hakikaten Yalova, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı normlarının 20 yıl önündedir. Ancak önümüzde büyük bir engel var: Kayıtlı yapılarda Türkiye’nin önündeyiz ama Türkiye’nin en dar arterlerine sahip kentinde, her bir çatı katındaki kaçak yapının olası bir afet durumunda başımıza çıkaracağı sıkıntılardan şu anda bihaberiz. Bu konuda hiçbir projeksiyon gerçekleştirilmemektedir” diyerek sözlerine son verdi.

Muhabir: Göktuğ Doğukan Yüksel