Bir zamanlar imkânsız deniyordu. İnsan bedeninin sınırları, bilimsel veriler ve uzman görüşleri, maratonun 2 saatin altında koşulamayacağını söylüyordu. Ta ki Eliud Kipchoge, 2019 yılında bu sınırı sembolik olarak aşana kadar. Resmi kabul edilmese de o koşu, zihinsel bir bariyeri ortadan kaldırdı. “No human is limited” sözü, maraton tarihinin en güçlü cümlelerinden biri hâline geldi.
Ve yıllar sonra bu kez resmi yarış koşullarında, maraton gerçekten 2 saatin altına indi. 2026 yılında Sabastian Sawe, Londra Maratonu’nda 1:59:30 koşarak tarihte ilk kez bu sınırı resmi olarak aşan isim oldu. Bu gelişme; antrenman bilimi, beslenme, ekip çalışması ve teknolojinin birleşimiyle mümkün oldu. Bir zamanların “ulaşılamaz” hedefi, artık yeni bir referans noktası.
Ama maratonun asıl değeri sadece bu elit derecelerde saklı değil. Çünkü gerçek şu ki, çoğu insan için maratonu bitirmek bile başlı başına büyük bir başarı. 42 kilometre 195 metreyi tamamlamak; fiziksel dayanıklılığın ötesinde, sabır, disiplin ve güçlü bir zihinsel duruş gerektiriyor.
Bu mesafeye hazırlanmak, yalnızca koşu antrenmanlarından ibaret değil. Beslenme düzeni, uyku kalitesi, sakatlıklardan korunma, vücudu dinleme… Hepsi sürecin ayrılmaz bir parçası. Maraton, detayları affetmeyen ama karşılığını mutlaka veren bir yolculuk.
Dört maratonluk deneyimimde bunu adım adım yaşadım. Üçüncü maratonumu Runatolia Maratonu’nda 4 saatte tamamladım ve genel kadınlarda ilk 10’a girebildim. Bu sonuç, doğru hazırlığın ve istikrarın bir yansımasıydı.
Sonrasında hedefim daha netti: İstanbul Maratonu’nda 4 saatin altına inmek. Yarış boyunca sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da güçlü kalmak gerekiyordu. Ve 3 saat 35 dakikalık derecemle bu hedefin ötesine geçerek genel Türk kadınlar arasında 4. oldum.
Elbette çevremde 3 saat civarında maraton koşan çok yetenekli sporcular var. Bu seviyeler ciddi bir özveri ve yüksek kapasite gerektiriyor. Ancak elit atletler, bambaşka bir kulvarda. Onların performansı, maratonun sınırlarını yeniden tanımlayan ayrı bir kategori.
Yine de maratonun en etkileyici yanı şu: Aynı parkurda herkes kendi hikâyesini yazıyor. Kimi için bitiş çizgisini görmek bir hayalin gerçekleşmesi, kimi için kişisel rekor, kimi için ise sadece vazgeçmemek…
Bugün 2 saatin altına inen maraton, insan potansiyelinin nereye gidebileceğini gösteriyor.