2003–2008 yılları arasında Yalova Valisi olarak hizmet verdiği dönemde, Altınova’dan Armutlu’ya kadar olan mevkideki turizm alanlarının ziyaret edilebilmesi amacıyla; 127 kilometrelik ana arter ve 62 kilometrelik bağlantı yolu olmak üzere toplam 189 kilometrelik yolun inşa edilmesine öncülük eden Prof. Dr. Yusuf Erbay, bu çalışmalarla “Yeşil Mavi Turizm Seyir Yolu”nun hayata geçmesini sağladı.

Yazar Çiğdemoğlu Çiftlikköy’de Okurlarıyla Buluştu
Yazar Çiğdemoğlu Çiftlikköy’de Okurlarıyla Buluştu
İçeriği Görüntüle

İstanbul İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Erbay, Çiftlikköy Sahil Mahallesi Atatürk Caddesi’nde hizmet veren Sofa Kafe çatısı altında eski dostlarıyla bir araya geldi. Yalova’nın ilerleyişinde ve çehresinin değişiminde önemli bir yere sahip olan “Yeşil Mavi Yol”a dair bir sunum gerçekleştiren Prof. Dr. Erbay, Yalova’nın mevcut durumuna ilişkin de önemli mesajlar verdi.

Yalova Ciftlikkoy Eski Vali Akademisyen Yesil Mavi Yol Konusma (1)

“Yeşil Mavi Yol, Fantezi olsun diye oluşturulmadı”

Yalova’da ya da herhangi bir ilde plan yaparken, mevcut durumun ve mülkiyet yapısının dikkate alınması zorunlu olduğunu söyleyen ve kendi Valilik döneminde planlamalar yaptıktan sonra maden ocağı ruhsatı vermediğini belirterek “Yeşil Mavi Yol” projesi hakkında konuşmaya başlayan Prof. Dr. Erbay, “Bu proje, rastgele ortaya atılmış bir fikir değildir. “Bir yeşil mavi yol yapalım, insanlar gezsin” gibi bir fantezi söz konusu değildir. İki yıl boyunca çevre düzeni planı üzerinde çalıştık; çok sayıda toplantı yaptık. Sonunda, turizm okulunda yapılan yoğun ve katılımcı bir çalıştay sürecinin ardından tüm paydaşları sürece dahil ederek bu planı oluşturduk. Yalova’nın vizyonu ve misyonu doğrultusunda, katılımcı esaslara dayalı bir çevre düzeni planı ortaya koyduk. Yönetişim ve yeni yönetim anlayışını teoride değil, pratikte uyguladık. Bu kapsamda Yalova Konseyi’ni oluşturduk. Üniversite, özel sektör, sanayi ve ticaret odaları, gazeteciler ve vatandaşlar dâhil olmak üzere toplumun tüm kesimlerini sürece kattık. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden akademisyenler de çalışmalara katkı sundu” şeklinde konuştu.

Yalova Ciftlikkoy Eski Vali Akademisyen Yesil Mavi Yol Konusma (3)

“Türkiye’den bu projeye katılan ilk yer Yalova oldu”

Çalışmanı önemli bir çıktısının da Birleşmiş Milletler Model Orman Projesi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Erbay, “2008 yılında bu projeyle karşılaştık. Altyapımızın hazır olduğu görülerek, dünyada ender rastlanan bir hızla iki yıl içinde kabul edildik ve Türkiye’den bu projeye katılan ilk yer Yalova oldu. Bu da yapılan işin sadece planlarda kalmadığını, somut sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Burada yalnızca arsa ya da kat sınırlamalarından söz etmiyoruz; bütün alanı kapsayan stratejik ve sürdürülebilir bir kalkınma anlayışından bahsediyoruz. Bu noktada birkaç kavrama değinmek gerekir. Bunlardan ilki sürdürülebilirliktir. 1972 Stockholm Konferansı’ndan başlayıp Rio Zirvesi ve Gündem 21 ile şekillenen bu kavram, bugün kapsayıcı ve yeşil sürdürülebilirlik anlayışına evrilmiştir. Sürdürülebilirlik yalnızca zaman boyutuyla, yani gelecek kuşakların haklarını korumakla sınırlı değildir. Mekân boyutu da dikkate alınmadığında, dünya genelinde büyük eşitsizlikler ortaya çıkmaktadır. Kuzey–güney ayrımı, gelir adaletsizliği, iklim değişikliği ve göç olgusu bunun sonucudur. Bugün dünyada iklim göçmeni, çevre göçmeni ve savaş göçmeni gibi farklı göç türleri vardır ve bu mesele hâlâ tam olarak tanımlanabilmiş değildir” ifadelerini kullandı.

Yalova Ciftlikkoy Eski Vali Akademisyen Yesil Mavi Yol Konusma (2)

“Doğanın direncini kırmamak gerekir”

Günümüzde de çok önem kazanan “Direnç” kavramına değinen Prof. Dr. Erbay, “Sosyal dirençlilikten yapıların dirençliliğine kadar, insan yaşamını etkileyen bütün alanlarda dirençli noktaların güçlendirilmesi gerekir. En azından zincirin kırılacağı yerdeki direncin artırılması zorunludur. Bugün “dirençli kentler” kavramı üzerinde sıklıkla duruluyor. Depremle ilgili konuşanların büyük bir bölümü, kentlerin ve çevrenin dirençli hâle getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Peki, dirençlilik nedir? Dirençlilik; kabul edilebilir bir yıkımı absorbe ettikten sonra ayakta kalabilme, kendini toparlayabilme yeteneğidir. Bu kavramı çevre bağlamında ele aldığımızda, çevrenin direnci karşımıza çıkar. Buradan hareketle çevre kırımı kavramına da değinmek gerekir. Çevrenin direnci, bir taraftan kirletme, diğer taraftan kullanma baskısı altındadır. Yani “contamination” ve “pollution” dediğimiz süreçler söz konusudur. Doğayı kullanmak zorundayız; ancak bunun da bir sınırı vardır. Büyümenin bir sınırı vardır. Doğanın direncini kırmamak gerekir. Bu aslında çok basit bir ilkedir. Doğadan alırsınız, kullanırsınız; ancak doğanın kendini yenileme kapasitesi vardır. Siz bu yenileme kapasitesini zorlar, hatta tahrip ederseniz, doğa kendini yenileyemez hâle gelir. İşte o noktada doğanın direnci kırılmış olur. Bu, insanın bu gezegendeki varlığının sınırına geldiği noktadır. “Büyümenin sınırları” denilen şey tam olarak budur” dedi.

Yalova Ciftlikkoy Eski Vali Akademisyen Yesil Mavi Yol Konusma (6)

“Bu çalışmalar sırasında tek bir ağaca, tek bir doğal değere zarar verilmedi”

Yeşil Mavi Yol’un sadece bir yol projesi olmadığına işaret eden Prof. Dr. Erbay, “Çıkış noktası itibarıyla, stratejik plan ve çevre düzeni planı sonrasında hayata geçirilen, hemen her sektörü kapsayan bütüncül bir bölgesel kalkınma projesidir. Bu projeyle ilgili olarak yazdığım bir makale çeşitli yerlerde yayımlandı. Bu kapsamda ODTÜ’de çevre hukuku derslerine girerek, birkaç yıl boyunca lisans düzeyinde dersler verdim. Gazi Üniversitesi’nde, bugünkü adıyla Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde de dersler verdim. Bu çalışma, Yalova’da yapılan planlama sürecini ve yerel yönetimlere verilen yetkilerin nasıl kullanıldığını anlatan, akademik olarak da atıf alan bir çalışmadır. Yeşil Mavi Yol; kültürel, tarihî, doğal ve ekonomik değerlerin birlikte ele alındığı; Model Orman Projesi gibi uluslararası ölçekli çalışmalarla da ilişkilendirilen bir kalkınma yaklaşımıdır.” şeklinde konuştu. Yeşil Mavi Yol güzergâhında yaklaşık 200 kilometrelik yol çalışması yapıldığının bilgisini veren Prof. Dr. Erbay, “Bu çalışmalar sırasında tek bir ağaca, tek bir doğal değere zarar verilmemiştir. Köy yolları, orman yolları ve mevcut stabilize yollar iyileştirilmiş, yeni tahribat oluşturulmamıştır. Bu proje, dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve Bayındırlık Bakanı Faruk Özak tarafından da ilgiyle izlenmiştir. Karadeniz’de uygulanan “Yeşil Yol” projesi, bu çalışmadan esinlenmiştir” ifadelerini kullandı.

Yalova Ciftlikkoy Eski Vali Akademisyen Yesil Mavi Yol Konusma (5)

“Termal’deki 400 çınar ağacını Uludağ Üniversitesi ile iş birliği yaparak rehabilite ettik”

Yeşil Mavi Yol’un Yalova’daki güzergâhında Sermayecik Köyü’nün önemli bir merkez olduğunu belirten ve yolun güzergahı hakkında konuşan Prof. Dr. Erbay, “Bu bölgede organik çilekçilik yeniden canlandırılmış, tarımsal üretim desteklenmiştir. Köy yolları iyileştirilmiş, köy içi düzenlemeler yapılmıştır. Ürün şenlikleri ve sosyal alanlar oluşturulmuştur. Güzergâh boyunca oluşturulan seyir alanlarından biri de Büyüktepe’dir. Buradan İstanbul, Bursa, Orhangazi, Uludağ ve İznik Gölü aynı anda görülebilmektedir. Bu alan, Yeşil Mavi Yol’un önemli duraklarından biridir. Bu güzergâhın ikinci önemli aksı Elmalı üzerinden sahile inen yoldur. Üçüncü aks ise Termal yoludur. Termal’e giden yol, 2005 yılında ciddi biçimde yenilenmiş ve bugün kullanılan hâline kavuşturulmuştur. Bu yol, planlarda yer almayan; ancak ihtiyaç doğrultusunda hayata geçirilen önemli bir bağlantı yoludur. Yürüyüş yollarını düzenledik. Oradaki 400 çınar ağacını Uludağ Üniversitesi ile iş birliği yaparak rehabilite ettik. Çoğu hastalanmıştı. Boş olan alanlara ise 300 yeni ağaç diktik; bunu Orman Teşkilatı ile birlikte yaptık. Her yerde bu tür çalışmalar vardı. Sadece anlattığım alanlarda değil, toplamda irili ufaklı 300’e yakın proje hayata geçirildi. Haydariye Köyü’nde bulunan, suyun düştüğü şelalenin olduğu alanın yolunu ve çevre düzenlemesini biz yaptık” dedi.

Yalova Ciftlikkoy Eski Vali Akademisyen Yesil Mavi Yol Konusma (7)

“Ekonomi ile ekoloji arasındaki dengeyi korumaya çalıştık”

Amaçlananın Yalova’daki turizmi sadece termal turizme sıkıştırmamak, çevredeki alanlarla entegre bir turizm seyir yolu oluşturmak olduğunu söyleyen Prof. Dr. Erbay, “Bu yol üzerinde iki göl oluşturduk: Büyük Dipsiz Göl ve Küçük Dipsiz Göl. Bu göller yoktu. Büyük Dipsiz Göl’de küçük bir alan vardı. İlk başsavcıyla birlikte çalıların arasından geçerek gittik. Orman müdürümüzle birlikte alanı açtık, kurumuş ağaçları temizledik. Beton kullanmadık. Doğaya uygun şekilde, taşla bir set oluşturduk. Küçük bir heyelanla suyun önünü kapattık. Şimdi orada kocaman bir göl var. Sonbaharda manzarası yedi göllerle yarışır. Yalova’nın farklı bölgelerinde benzer çalışmalar yapıldı. Esenköy’e inen yol yapıldı. Mecidiye Köyü’nde küçük bir rüzgâr gülü kurduk. Organik pazarlar açıldı, Kızılcık Şenlikleri yapıldı. Armutlu tarafında 40 bine yakın fıstık çamı diktik. Kayaları delen özel makineler aldık. Amaç, ekolojiyi bozmadan, orman ürünlerinden geçim sağlanmasıydı. Bütün bunlar “model orman” anlayışının bir parçasıydı. Ekonomi ile ekoloji arasındaki dengeyi korumaya çalıştık. Ancak Yalova il olduktan sonra, ilin tamamını kapsayan projelerin ne anlama geldiğini anlatmakta zorlandık. İnsanlar sadece Yalova merkezini görüyordu” şeklinde konuştu.

“İzin verseydik 6 Milyon 900 bin ağaç kesilecekti”

Kendi döneminde Yalova’nın doğu bölgesine kurulan tersaneler ve buna dair yapılan eleştiriler hakkında konuşan Prof. Dr. Erbay, “Beş tane sanayi bölgesi yapıldı; çevre düzeni planlarında yoktu. Sonradan eklendi. Tersaneler meselesi de budur. Yalova ilçe iken, Kocaeli sanayi planlamasının bir parçasıydı. Tuzla’daki tersaneler sıkışınca, buraya yönelme başladı. Eğer planlı şekilde toplanmasaydı, bütün Armutlu’dan Yalova’ya kadar kontrolsüz yayılacaktı. İstanbul Metropoliten Planı, Kocaeli planı ve bölgesel planlar vardı. Bu planları yok sayarak Yalova’da bağımsız bir plan yapma şansınız yoktu. Buna rağmen planlarda olmayan sanayi bölgeleri kuruldu. Asıl sorgulanması gereken budur” ifadelerini kullandıktan sonra maden sahalarına ilişkin durum hakkında da “Bu bölgede 70’e yakın maden ruhsatı talep edildi. Kum ve çakıl ocağı ruhsatı vermedik. Vermeyince, maden ruhsatı adı altında geldiler. Bakanlık yazılar gönderdi, “İlan edin, teslim edin” dedi. Biz Mahalli Çevre Kurulu kararıyla reddettik. Eğer verseydik, 6 milyon 900 bin ağaç kesilecekti. Bunlar sıradan ağaçlar değil; kestane, pelit, ıhlamur gibi zengin orman dokusuydu. Bugün hâlâ ayakta olmalarının sebebi bu kararlardır. Sonuç olarak biz siyasetten değil, bilimden, planlamadan ve çevre hukukundan yana durduk. Ben o zaman şöyle bir hesap yapmıştım: Gözünüzü kapatıyorsunuz; her saniye önünüzden bir kayın ağacı, bir çınar ağacı geçiyor. Ve bu, 24 gün boyunca, her saniye bir ağaç olacak şekilde devam ediyor. Uyku yok, durmak yok. Böyle bir sayıdan bahsediyoruz. İnsanlar bu rakamlar bir cümlede söylendiğinde “Üç-beş ağaç kesildiğinde kıyamet kopuyor” zannediyor. Oysa konu bu değil” dedi.

Muhabir: Göktuğ Doğukan Yüksel