Çok değil birkaç ay öncesine kadar kuraklıkla sınanan, musluklardan akan suyun bile kıymetinin her geçen gün daha fazla hissedildiği Yalova’mızda yağış azlığı nedeniyle ciddi bir susuzluk tehdidiyle karşı karşıyaydık. Baraj neredeyse tamamen biterken, su kesintileri ile tasarruf etmeye çalıştığımız bir dönemi yaşadık hep birlikte. Çok şükür o günler geride kaldı ve yağışlarla birlikte barajın seviyesi yeniden yükselerek yüzümüzü güldürdü.
Bir süredir eskiden gündeme aldığım konuları yeniden irdeliyorum. Çünkü henüz bu konularda gerekli önlemlerin alınmadığını görüyorum. Bu konulardan bir tanesi de su ve baraj. Bu konu hakkında daha öncede uyarılarım olmuştu, onları yine tekrarlamakta fayda olduğunu düşünüyorum.
Konumuza dönecek olursak, dün su sıkıntısıyla karşı karşıya iken bugün ise karşımızda bambaşka bir tablo var. Yağışlar arttı, dereler doldu, kaynaklar canlandı… Ancak bu kez de suyu tutacak, yönetecek ve geleceğe aktaracak yeterli altyapı olmadığı için bu nimet adeta göz göre göre boşa akıp gidiyor. Dün yokluğundan yakındığımız su, bugün ise plansızlığın kurbanı oluyor.
Yalova’nın su ihtiyacını karşılayan baraj, artan nüfus ve değişen iklim koşulları karşısında yetersiz kalmaktadır. Mevcut kapasitesi, ani ve yoğun yağışları depolayacak düzeyde değildir. Bu da hem taşkın riskini artırmakta hem de büyük bir su kaynağının heba olmasına neden olmaktadır.
Oysa çözümü belli. Yıllardır hepimizin defalarca dile getirdiği yeni bir barajın yapılması.
Yeni bir baraj, sadece su depolamak anlamına gelmez. Aynı zamanda tarımın sürdürülebilirliği, sanayinin devamlılığı ve en önemlisi halkın geleceğe güvenle bakabilmesi demektir. Yalova gibi hem tarım hem de turizm potansiyeli olan bir şehir için su, en stratejik kaynaktır. Bu kaynağın yönetilememesi, şehrin geleceğini riske atmaktır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün geleceğin su şehri dediği Yalova’nın susuzlukla boğuşuyor olması çok manidar.
Bugün sosyal medyaya girdiğinizde karşınıza yüzlerce boşa akan suyun, derelerin, kaynakların görüntüleri çıkıyor. Böyle olunca da insan ister istemez düşünüyor ve aklına şu sorular geliyor. Dün susuzluk yaşanırken kalıcı çözüm için ne gibi bir planlama yapıldı? Ve bugün bu kadar su boşa akarken neden halen somut bir adım atılmıyor?
Unutulmamalıdır ki su yönetimi, sadece bugünü değil yarını da düşünmeyi gerektirir. Plansızlık, doğanın sunduğu en büyük nimeti bile bir soruna dönüştürebilir. Yalova’nın bugün yaşadığı tam olarak budur.
Artık geç kalınmadan harekete geçilmelidir. İlgili kurumlar, yerel yönetimler ve merkezi idare el ele vererek Yalova’nın su geleceğini güvence altına alacak projeleri hayata geçirmelidir. Yeni baraj yatırımları, modern su yönetim sistemleri ve uzun vadeli planlamalarla bu çelişki sona erdirilmelidir.
Bilmem farkında mısınız ama geleceğimiz boşa akıyor!