2024 yılının son günleriydi… Her şeyin yavaşladığını düşündüğüm bir anda telefonum çaldı. Hayat bazen gerçekten en beklemediğin anda yön değiştiriyor ya, öyle bir şeyler oluyor sanki dedim. O telefon, beni İstanbul’daki TV8 stüdyolarında yapılacak Survivor parkur testine davet ediyordu. İçimde hem yıllardır sporun içinde olmanın verdiği özgüven hem de çocukluk heyecanına benzeyen bir kıpırtı vardı.

Ancak dürüst olmak gerekirse, tam da o dönem hayat için bambaşka planların içindeydim. İşlettiğim atölye, hayatın akışı derken çok da “hazırım” dediğim bir zaman değildi. Buna rağmen zaten seçmelere 2 gün kala çağırıldığımız

parkurda iki turu tamamladım. Süreye bakılırken, aslında sadece tamamlamanın bile ne kadar ciddi bir kondisyon ve odak gerektirdiği ortadaydı. Diğer taraftan o ortamda kişiler birbirleriyle ekip bile oluvermişti. Parkuru tamamladıktan sonra bizimle görüşme yapan kişi o gün aklımın başka yerde olduğunu sezmişti benim hakkımda öyle bir gözlemi olmuş. Orada tüm performansınızı dikkatlice izliyorlar ve kayda alıyorlar.

Hayatta hep sporla iç içe olmayı tavsiye eden biri olarak, bu deneyim bana başka bir şey daha öğretti: Hayatın getireceği sürprizlere de her an hazır olmak. Yaklaşık 150 kişinin olduğu, yarım futbol sahasında koşturan insanlardan sadece biri olarak, balerinlerden boksörlere birçok yarışmacıyla alanda tanışarak ve o kısa sürede de tanışıp birlikte ulaşımı vb sağlayarak belki adaya gitmeden ekip ruhunu bile tattım :)