Değerli okurlarım sizlerle son selamlaşmamız 11/02/2026’da; ‘İNİŞLİ ÇIKIŞLI TÜRKİYE ABD İLŞKİLERİ/2’ başlıklı köşe yazımla olmuş. Sonrasında gönlümden geçen ve üzerinde çok araştırma yaptığım ‘ABD’nin İŞLEDİĞİ SAVAŞ SUÇLARI’ yazı dizimi sizlerle paylaşmaktı. Ancak!!!

10/02/2026 akşamı yaşadığım beynime pıhtı atma olayı; o günden bu güne aramıza girdi, selamlaşamadık.

Şükürler olsun ki eşimin durumumu erken fark etmesi sayesinde; olaya acil müdahale sonucu, bende hiçbir olumsuz iz kalmadan bu kötü sağlık sorunu atlatılmış oldu.

Olayın hikayesini kısaca ‘belki yararı olur’ düşüncesiyle sizlerle de paylaşmayı düşündüm.

Ben bir hafta sonra 80 yaşını bitirmiş olacağım.

10 Şubat 2026 akşam yemeği sonrası yaşadığım sağlık sorunumu katıksız ve abartısız sizlerle paylaşmayı kendime bir görev saymış durumdayım. Diliyorum ki sizler bu ve benzeri ve hatta hiçbir sağlık sorunu yaşamayasınız.

Saat 20 civarı yemek masasından kalkıp lavaboya elimi, ağzımı yıkamaya gittim. Havluya elimi uzatırken şiddetli bir deprem olmaya başladı. Eşim Deniz’e “deprem oluyor” diye sesleniyorum, eşim tepki vermiyor, şaka yaptığımı sanıyor. Ben “deprem daha da şiddetlendi” dememle, benim şaka yapmadığımı kavrıyor.

Ben lavabonun kapısında ayakta zor dururken o, alel acele getirdiği sandalyeye beni oturtuyor, kısa bir süre sonra beni koltuğa alıyor. Ben yaşananların farkındayım ama “geçicidir, geçer” havasındayım. Eşim olayın ciddiyetini kavramış olarak hemen oğlumu çağırıyor.

Bir bir buçuk saat içinde hastanede oluyoruz. Ben ayağa kalkamaz ve yürüyemez durumda acil servise ulaştırılıyorum. Tanı: BEYNE PIHTI ATMASI..,

Çok büyük bir şans nöbetçi Doktor Nöroloji Uzmanı ve hemen müdahale ediyor, sabah nöbeti biterken de beni meslektaşına emanet ediyor. 72 saatlik gözetim süresi sonrası ben yürüyerek ve hiçbir olumsuz iz olmadan eve dönüyorum.

l. Yakın yaşdaşlarımın ve hatta çok gençlerin bile yalız olmaması ve olayın hafife almaması gerekiyor. Bu nedenle eşime tekrar teşekkür ediyorum.

ll. Hastanede birçok tetkikler, tıbbi görüntü çekimleri yapıldı. Renkli DOBLER sonucunda sol boyun damarında %70, sağda %50 daralma tespiti yapılıyor.

lll. Kardiyoloji uzmanının detaylı muayene ve tetkikleri sonucunda; ‘Kardiyolojik takipte olmam, KAPAKÇIK DEĞİŞİMİ, STENT veya BALONCUK OPERASYONU için hazırlıklı olmamız’ öneriliyor.

IV. 6 Mart 2026’da yapılan anjiyoda; sol damarda %30, sağda %20 daralma olduğu tespiti yapıldı; “ameliyat, stent veya balon takma uygulamasına gerek olmadığı ortaya çıktı” ve biz derin bir nefes alıp, rahatladık.

V. Ancak Dobler sonucu ile anjiyo sonucu arasındaki çelişki bizi huzursuz etmişti. Bize, “renkli dobler’de damar iç cidarına yapışmış olan kireç tabakalarının, ışık yansıtması nedeniyle abartılı sonuç verebiliyor” diye açıklama yapıldı.

Acizane önerim/dileğim; kadın/erkek eşler olarak birbirimizi iyi ve duyarlı bir şekilde izleyelim. Endişe uyandıran bir durumu ”geçer” diye hafife almayalım.

Yalnız yaşamak durumunda olanlar için:

Yalnızlık ne kadar zor… Elbette çeken bilir. Rahmetle andığım usta şairimiz; Kemalettin Kâmi Kamu’nun

Kimsesizlik dizelerinde bunu içimiz acıyarak duyumsarız. Hele son iki dizede…

Varsın yine bir yudum su veren olmasın
Başucumda biri bana "su yok" desin de.

Siz değerli okurlarıma, tüm dost ve arkadaşlarıma sağlıkla, mutlulukla yaşanacak bir ömür diliyorum.

Son ve önemli bir not/uyarı:

Biz 1964-1974 Yıldız Teknik ‘Yıldız Üniversitesi’ Makine Mühendisliği mezunlar yaklaşık elli yıldır; her yıl Ekim ayında yurdumuzun farklı bir yerinde eşli ve düzenli olarak buluşuruz.

2024 buluşmamız Balıkesir/Edremit’te bulunan bir oteldeydi. Buluşmaya katılmak üzere arabasıyla gelmekte olan bir arkadaşımız, otele üç beş yüz metre mesafedeki akaryakıt istasyonuna giriyor. Aracından inerken düşüp yere yığılıyor.

Olay yerine ulaşan sağlık ekibi arkadaşımızı Edremit’te bulunan bir hastaneye ulaştırıyor. Teşhis: BEYİN KANAMASI…

Arkadaşımız kan sulandırıcı ilaç kullandığı için gerekli olan acil operasyon beklemeye alınıyor. Arkadaşımızı bir hafta sonra kaybettik.

Olay bizlerde derin bir üzüntü yarattı ama ötesinde de yaşımızın doğal gereksinimi olan kan sulandırıcı hapı sorgulamaya, ciddi ciddi düşünmeye başladık.

Her gün düzenli alarak aldığım kan sulandırıcı hapımı haftada bir bazen iki olarak almaya başladım. Aradan 16 ay geçince ağır fatura avucuma konuldu.

Takdir ve değerlendirmeyi siz saygıdeğer okurlara bırakıyor, hiçbir sağlık sorunu yaşamayasınız dileğimi yineliyorum.

AÇIK TEŞEKKÜR

Yalova Eğitim ve Araştırma hastanesinde olay akşamı nöbetçi olan ve sabah nöbeti bitene kadar benimle çok yakından ilgilenen Nöroloji Doktoru Aysun İnce Güven’e,

Olay sabahında kardiyolojik muayenemi yapan ve tetkiklerimi talep edip değerlendiren Kardiyoloji Doktoru İsmail Üngan’a,

MR, Tomografi ve Dobler gibi görüntü kayıt doktoru ve çalışanlarına,

Laboratuvar doktoru ve çalışanlarına,

Gece gündüz hep yanımızda olan bay/bayan hemşirelere,

Eşim ve ben içtenlikle teşekkür ediyoruz.