Atatürk Cumhurbaşkanı olarak yurt dışına hiç gitmemiştir. Fakat sık sık yurt gezilerine çıkmıştır. Bu geziler temel atma veya toplu açılış gibi törensel geziler değildir. Daha çok devrimleri doğrudan halka anlatmak veya sonuç ve etkilerini yerinde gözlemlemek amacıyla yapılmıştır.
Geziler süresince değişik konular üzerinde durulmuş, günlük olaylar, koşullar ve sonuçları ayrıntılarıyla değerlendirilmiştir. TBMM tutanak yazıcılarınca not olarak tutulmuş, gezi sonunda Atatürk’ün gözetimi altında rapor haline getirilerek ilgililere ulaştırılmıştır.
Zaman zaman karşılaşılan acil sorunlar hakkında önem derecesine göre, doğrudan Başbakana telgraflarla uyarıcı bilgiler verilmiştir.
ODTÜ Tarih Bölümü emekli Öğretim Görevlisi Sosyolog Antropolog Gürbüz Tüfekçi, 1930 ve 1931 yıllarında yapılan iki ayrı yurt gezisine ait notları kitaplaştırarak Kaynak Yayınlarından yakın tarihle ilgilenen okurlara sunulmuştur. Şimdi buradan alınan birkaç örneğe göz atalım.
Vergi adaletsizliği bugün olduğu gibi o günlerde de varmış. Çifte vergilendirmeye dikkat çeken gözlemleri tutanaklara şöyle geçmiş;
“…. Dahili muamele vergisinin tahakkuk ve tahsil şekilleri mükerrer tahsil mahzurları kaydedilmiştir. Mesela memlekette istihsal olunan (üretilen) zeytin yağları muamele vergisi verdikleri halde aynı yağdan yapılan sabunlar da aynı oranda vergi vermekte ve yağa ait vergiler tenzil olunmamaktadır. Bunun gibi memlekette yapılan iplikler için muamele vergisi tediye olunduktan (ödendikten) sonra, o iplikle yapılan kumaş ve bezler için de iplik vergisi tenzil edilmeden muamele vergisi alınmaktadır. Eğer bu kumaştan dahili bir imalathanede hazır elbise yapılırsa vergi üç kat oluyordu. Bu yüzden artan maliyet fiyatı memlekette pahalılık vücuda getiriyor…”
Üretici ve tüketicilerin korunması amacıyla kooperatiflerin önemini ve yaygınlaştırılmasını, hazırlanan geniş kapsamlı raporlarla hükümete önermiştir. Şimdi bunlardan özetler aktaralım.
“…. Köylü hatta küçük çiftlik ve arazi sahipleri, mahsullerini ölü fiyatla alacaklılara teslime veyahut piyasanın en gayri müsait zamanlarında aracılara satmaya mecbur olmamalıdır.”
“Aydın İncir Müstahsilleri Kooperatifinin temin ettiği faydalar bütün Ege mıntıkasında bu nevi teşekküller hakkında iyi fikirler verecek ve teşvik tesiri yapacaktır. Diğer taraftan aynı tip kooperatiflerin bütün memlekette tatbikatına başlamak mühim bir zarurettir.”
“ Memleket üretiminin satışını tanzim etmek bir büyük iktisat işimizdir. Bir taraftan kredi kooperatifleri ile istihsali kolaylaştırır ve maliyet fiyatlarımızı düşürürken, diğer taraftan da satış fiyatını arttırmak lazımdır ki üreticilerin emeği ziyan olmasın. Satış tedbirleri, birçok aracının yaptığı karın mümkün mertebe çok kısmını çiftçiye götürdükten başka, mallarımızın standardizasyonunu, ambalajını kendiliğinden temin edecektir. Zirai kredi kooperatifleri ile birlikte yapılacak satış kooperatiflerinde, nüfusunun üçte ikisi üretici olan vatanımız için parlak bir istikbalin umut verici çehresi görünmektedir.”
Bu tür raporlar ve tespitler kağıt üzerinde kalmamış, daha sonraları Çukobirlik, Tariş, Fiskobirlik, Antbirlik gibi kooperatifler kurulmuş ve her biri ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan dev kuruluşlar haline gelmişlerdir. Ne yazık ki bu gün siyasi çıkarlar uğruna her biri acınacak durumda.
Ve bir telgraf;
Adana 16/2/1931
Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine,
Dörtyol’da mühim bir portakal meselesi vardır. Bu sene fiyat düşük ve ağaçların mühim bir kısmı hasta olduğu halde portakal satışından 700.000 lira girmiştir. Buraya on gün evvel gelen mücadele memurları ile görüştüm, ağaçları hastalıktan kurtarmaya çalışıyorlar. Hastalığın mühim bir kısmı köklerdedir. Bunun için bir taraftan tedaviye devamla beraber diğer yandan yanlış yetiştirme, fena sulama ve yanlış gübreleme işleriyle devamlı mücadele lazım geldiği anlaşılıyor. Usulü dahilinde turunca aşı yapılarak hazırlanan fidanlar getirilip yetiştirilirse bu servet az zamanda birkaç misli artabilir. Münhal bulunan kaymakamlığa bir an evvel değerli bir zatın tayinini rica ederim.
Reisicumhur
Gazi Mustafa Kemal