İslam’ın en önemli ibadetlerinden biri olan kurban ibadetini yerine getirecek Müslümanlar, Kurban Bayramı’nı kutlamaya hazırlanıyor. Ramazan Bayramı ile birlikte İslam dünyasının iki büyük bayramından biri olan Kurban Bayramı dolayısıyla Türkiye’deki Müslümanlar, 27-30 Mayıs tarihleri arasında kurban keserek dini vecibelerinden birini yerine getirecek.
Tüm İslam âlemi için büyük önem taşıyan bayrama sayılı günler kala, Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk, Yalova Gazetesi’ne konuk oldu. Kurban ibadeti ve Kurban Bayramı üzerine önemli değerlendirmelerde bulunan İl Müftüsü Yılmaztürk, kimlerin kurban kesmesi gerektiği ve kurban etinin nasıl paylaşılması gerektiği konusunda da bilgiler verdi.
“Kurban Bayramı, gayrimüslimlere de bereket ve paylaşım getiriyor”
Kurban Bayramı, Müslümanların iki büyük bayramından biri olduğuna dikkat çekerek açıklamalarına başlayan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Biri Ramazan Bayramı’dır; diğer adıyla İydü’l-Fıtr’dır. Diğeri ise İydü’l-Adha, yani Kurban Bayramı’dır. ‘Udhiye’ kelimesi kurbanlık anlamına gelir. Kurban Bayramı’nda kesilen hayvana da ‘udhiye’ denir. Kurban Bayramı, Zilhicce ayının 10. gününde başlar. Zilhicce, hicri takvimin son ayıdır. Ondan sonra Muharrem ayı gelir ve Muharrem aynı zamanda hicri yılın ilk ayıdır. Zilhicce’nin 9. gününde hacılar Arafat’ta vakfeye dururlar. 10. günün sabahında ise kurban ibadetinin ilk kez gerçekleştiği mekânlardan biri olan Mina’da kurbanlar kesilir. Dünyanın dört bir yanında da Mina dışında yaşayan Müslümanlar, bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde kurbanlarını keserler. Allah rızası için kesilen ve Allah’a adanan hayvana kurban denir. Kurban, yakınlaşmak demektir. ‘Karube’ fiilinden türemiştir. Türkçede kullandığımız ‘akraba’ kelimesi de aynı kökten gelir ve yakın anlamını taşır. Dolayısıyla bu günlerde hem kurban ibadetini yerine getirenler hem de o ibadetten faydalanan insanlar bayramın bereketini yaşarlar. Hac ibadetini yerine getirip kurbanını kesen hacılar da bayram yaparlar. Kurban kesemeyen insanlar ise diğer Müslümanların ikramlarıyla bayram sevincine ortak olurlar. Aslında bu ibadet, topyekûn İslam ümmetini kuşatan bir ibadettir. Hatta günümüzde vekâlet yoluyla kurban kesimlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, Diyanet Vakfı ekiplerimiz yurt dışında Müslüman-gayrimüslim ayrımı yapmadan ihtiyaç sahiplerine kurban eti ulaştırmaktadır. Dolayısıyla Kurban Bayramı sadece Müslümanlara değil, gayrimüslimlere de bereket ve paylaşım getiren bir bayramdır.” şeklinde konuştu.
“İnsan, sevdiği şeylerden Allah rızası için vazgeçebilmeyi öğrenmelidir”
Kurban ibadetinin tarihçesi hakkında konuşan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Kurban ibadetinin temelinde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail’in teslimiyeti vardır. Hz. İbrahim’in gördüğü rüya üzerine, Allah’a olan bağlılığını göstermek adına en sevdiği varlığı, yani oğlu İsmail’i Allah yolunda kurban etmeye yönelmesi büyük bir imtihandır. Hz. İbrahim aynı rüyayı üst üste üç kez görünce, oğlu İsmail’i alıp Mina bölgesine götürüyor. Tam kurban edeceği sırada Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de anlatıldığı üzere, Cebrail Aleyhisselam vasıtasıyla bir koç gönderiyor. Bıçak kesmiyor ve Hz. İsmail’in yerine o koç kurban ediliyor. O günden bugüne bu ibadet devam ediyor. Aslında burada verilmek istenen mesaj şudur: İnsan, sevdiği şeylerden Allah rızası için vazgeçebilmeyi öğrenmelidir. Anadolu’da annelerin evlatlarına söylediği ‘Sana kurban olurum’ sözü de aslında bunu ifade eder. İnsan, sevdiği kişi için fedakârlık yapmaya hazır olduğunu belirtir. Müslümanlar da kurban ibadetiyle, ‘Biz Allah yolunda gerektiğinde her şeyimizden, hatta canımızdan bile vazgeçebiliriz’ mesajını sembolik olarak ifade etmiş olurlar. Bu yönüyle kurban, Hz. İbrahim’in teslimiyetini her yıl yeniden hatırlatan bir ibadettir” ifadelerini kullandı.
“Her işte olduğu gibi kurban kesimi de işin ehline bırakılmalı”
Kurban’ın, imkânı olan Müslümanlar için vacip olduğunu belirten ve toplumsal yönünün de çok güçlü olduğunu işaret eden İl Müftüsü Yılmaztürk, “Çünkü insanlar kestikleri kurbanın etini ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlar. Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte kurban etleri dondurucularda muhafaza edilerek yıl boyunca ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabiliyor. Eskiden aynı anda kesilen binlerce kurbanın etinin korunması zordu. Şimdi ise daha geniş imkânlar var. Böylece fakirler, yetimler, garipler ve ihtiyaç sahipleri yıl boyunca bu ibadetin bereketinden faydalanabiliyor. Kurban kesen insanlar da ‘Veren el, alan elden üstündür’ anlayışıyla hareket ederek manevi bir huzur yaşıyorlar. Başkalarına faydalı olabilmenin mutluluğunu ve manevi hazzını tatmış oluyorlar” dedi. Kurban kesilirken uyulması gereken dini kurallar hakkında bilgiler veren İl Müftüsü Yılmaztürk, “Kurban kesilirken öncelikle Allah adına kesmek gerekir. ‘Bismillahi Allahu Ekber’ diyerek, tekbirlerle birlikte hayvanın usulüne uygun şekilde yatırılması ve ona eziyet edilmeden kesilmesi gerekir. Keskin bir bıçak kullanılmalı ve işlem mümkün olduğunca tek seferde tamamlanmalıdır. Bu işi mutlaka ehil kişilere yaptırmak gerekir. Her yıl televizyonlarda görüyoruz; acemi kasaplar ya hayvanlara zarar veriyor ya da kendilerini yaralıyorlar. Kurban Bayramı’nda hastanelere koşan insanlarla ilgili haberler sıkça yapılıyor. Bu nedenle, her işte olduğu gibi bu işi de uzmanına bırakmak gerekir. Hayvana eziyet edilmemeli, korkutulmamalı ve ürkütülmemelidir. Başka hayvanların yanında kesim yapılmamalıdır. Gözleri bağlanarak sakin bir şekilde kesim alanına getirilmesi daha uygundur. Önemli olan, kurbanın en güzel ve en merhametli şekilde kesilmesini sağlamaktır.” şeklinde konuştu.
“Kurban eti ne kadar çok paylaşılırsa o sevabı o kadar çok olur”
Kurban’ın nasıl dağıtılması gerektiğine ilişkin sorumuzu cevaplayan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Genel olarak kurban eti üçe ayrılır. Bir kısmı ailemiz için ayrılır. Çünkü kurban, mübarek bir zamanda Allah rızası için kesilmiş mübarek bir ibadettir. Kurban etinden yemek bereket kabul edilir. İkinci olarak, ihtiyaç sahiplerine ve kurban kesememiş kardeşlerimize dağıtılır. Üçüncü olarak da komşularımıza ikram edilir. Komşumuzun kurban kesmiş olması önemli değildir. Bizim kestiğimiz kurbandan onların da tatması güzel bir gelenektir. Yani kurban etini hem kendimize ayırabiliriz hem komşularımıza hem de ihtiyaç sahiplerine dağıtabiliriz. Ne kadar çok paylaşılırsa, sevabı da o kadar fazla olur. Elbette bu durum kişinin maddi durumuna ve aile yapısına göre değişebilir. Maddi imkânı çok iyi olan bazı vatandaşlarımız kurbanlarının tamamını bağışlayabiliyor. Özellikle vekâlet yoluyla kurban kesimi yapan kardeşlerimiz, kurbanlarının tamamını yurt içinde veya yurt dışında ihtiyaç sahiplerine ulaştırabiliyor. Her yıl yaklaşık olarak Yalova’dan, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla 2 bine yakın kurban vekâlet yoluyla farklı ülkelere bağışlanıyor. Biz de bu konuda aracılık yapmış oluyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kırgınlıkları geride bırakalım”
Kişinin kendisine ayırmadan bütün kurban etini de dağıtabileceğini açıklayan İl Müftüsü Yılmaztürk, "Bu da ayrı bir güzelliktir. Özellikle ihtiyaç sahipleri, kurban kesemeyen aileler ve öğrenciler düşünülebilir. Üniversite öğrencilerinin tamamı yurtta kalmıyor; evlerde kalan öğrenciler de var. Onlar da bu kurban etlerinden faydalandırılabilir. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Ülkemizde çok yaygın olmasa da yıl boyunca et göremeyen insanlar dünyanın farklı bölgelerinde hâlâ var. Özellikle yurt dışında çok fakir ve zor şartlarda yaşayan ülkeler bulunuyor. Oralardaki insanlar da en azından yılda bir kez et yiyebilsin diye bu organizasyonlar yapılıyor. Arkadaşlarımızın anlattığı örnekler var. Hayatında hiç et tatmamış insanlar olduğu söyleniyor. Bu vesileyle ilk kez et yemiş oluyorlar. Allah inşallah onların da bu zor durumlarından kurtulmalarını nasip etsin” dedi. Yalova halkının Kurban Bayramı’nı kutlayan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Cenab-ı Hak sağlık, sıhhat ve afiyet ihsan eylesin. Rabbim bizleri tekrar tekrar Kurban Bayramları’na ulaştırsın. Kazasız belasız, huzurlu bir bayram geçirmeyi Allah’tan niyaz ediyorum. Özellikle sıla-i rahim yapılmasını tavsiye ediyorum. Yakın akrabalarımızdan başlayarak büyüklerimizi ziyaret edelim. Gitme imkânımız olmayanları da arayalım. Artık görüntülü konuşma imkânları da var. İnsanlar birbirlerini mutlaka sorsunlar. Kim olursa olsun, dargın bile olsak bayramlar barışmak için önemli bir fırsattır. Çünkü gelecek seneye kimin ulaşıp ulaşamayacağı belli değildir. Belki de bu son bayramımız olabilir. Bu nedenle bayramı gerçek anlamıyla yaşayalım. Birbirimize ellerimizi uzatalım, bayramlaşalım. ‘Mübarek günde küslük olur mu?’ diyelim ve kırgınlıkları geride bırakalım” diyerek sözlerine son verdi.




