İslam dünyası için büyük önem taşıyan Kurban Bayramı, bu yıl 27 Mayıs Çarşamba günü itibarıyla başlayacak. Bayrama sayılı günler kala vatandaşlar, kurban ibadetlerini yerine getirebilmek için kurbanlık hayvan alımlarını sürdürüyor.
Türkiye genelinde olduğu gibi Yalova’da da vatandaşlar, geçtiğimiz haftalardan itibaren kurbanlıklarını temin ederek bayram hazırlıklarına başladı.
Yalova’da Kurban Bayramı denildiğinde akla gelen önemli isimlerden biri olan ve 2000 yılında kurulan Yalova Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin 2014 yılından bu yana Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Hüseyin Kulaber, Yalova Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Sektörün mevcut durumu hakkında konuşan Kulaber, bugünkü şartlarda Yalova’da hayvancılık faaliyetlerini sürdürmenin oldukça zor olduğunu belirterek, bu alanda yıllardır emek veren yetiştiricilere “madalya verilmesi gerektiğini” söyledi.
Açıklamalarında Kurban Bayramı öncesindeki satışlara da değinen Kulaber, hijyen kurallarına uyan ve kaliteli hizmet sunan işletmelerin satışlarını geçtiğimiz hafta itibarıyla tamamladığını ifade etti. Ellerindeki kurbanlıkları henüz bitiremeyen işletmelerin ise Kurban Bayramı’na kadar satışlarını sürdüreceğini belirtti.
Hayvancılık Sektöründe Yaşanan Gerilemenin Nedenlerini Paylaştı
2000 yılında Halit Güleç’in başkanlığında kurdukları Yalova Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nde 18-20 bin bandında büyükbaş hayvanları olduğunu ancak seneler içerisinde bu oranında kademeli bir düşüş yaşadıktan sonra günümüze kadar 10 bin sayısına kadar gerilediğini belirten Kulaber, “Yalova hayvancılık açısında sayı olarak en geri kalmış yerlerden biri haline geldi. Bunu başlıca sebepleri var. Nüfus yoğunluğumuzun giderek artması hayvancılığı olumsuz etkiledi. Yerleşim alanlarının değişmesi ve genişlemesi, hayvancılık yapanların mahalle aralarına kalmasına sebep olduğu için vatandaşların şikayetlerine sebep oldu. Bunlara ek olarak da girdi maliyetleri her geçen yıl daha da arttı. Yetiştiricilere uygulanan cezalar da bize yardımcı olmuyor ve bu alanda faaliyet gerçekleştirenleri küstürüyor” dedi. Hayvancılığın devam edebilmesi için yeni nesillerin bu alana ilgi duymalarının sağlanması gerektiğini söyleyen Kulaber, “Yeni neslin hayvancılığa yönelmesi için çocukların küçük yaşlardan itibaren bu yaşamın içinde olması gerekiyor. Bakanlığımız da aile işletmelerine destek veriyor ve bu çok önemli. Çocukların belirli bir yaştan sonra değil, küçük yaşlardan itibaren ahır ortamını tanıması lazım. O kokuyu alması, o yaşamı görmesi gerekiyor. İnsan ancak yaşayarak bu işe bağlanabilir. Eğer küçük yaşta bu kültürün içinde büyürse, hayvancılık onun için bir yük değil, cazip bir meslek haline gelir” şeklinde konuştu.

“Hayvanlarla bir çocuk gibi ilgilenmek gerekiyor”
Hayvancılığa büyük bir sevgiyle bağlı olan ve bu mesleği devam ettiren büyüklere madalya takılması gerektiğini açıklayan Kulaber, “Gerçekten söylüyorum, bu işi sürdüren insanlar büyük fedakârlık yapıyor. Bizim 24 saatimiz dolu geçiyor. Rahat bir nefes alacak boş zamanımız olmuyor. Gece saat 3’te doğum başlıyor, hayvan düştü mü, kalktı mı diye sürekli kontrol ediyoruz. Ahırlara gece ziyaretleri yapıyoruz. Yani bizim gündüzümüz de yok, gecemiz de yok. Hayvanlarla bir çocuk gibi ilgilenmek gerekiyor. Gerçekten çocuk gibi ilgileniyoruz. Düğünümüz olmuyor, cemiyetimiz olmuyor. Ailecek rahatça bir yere gidip seyahat etme imkânımız bile çok kısıtlı. Bu nedenle bugün hâlâ bu sektörde direnebilen insanlara gerçekten ödül verilmesi gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Toplumun hayvancılığa olan bakışının değişmesi gerektiğini işaret eden Kulaber, “Komşuların sürekli şikâyet etmesi ya da hayvancılığa küçümseyerek bakması sektörün önündeki sorunlardan biri. Oysa hayvancılık doğası gereği emek isteyen ve belli şartları olan bir iş. Koku da bunun doğal bir parçası. İnsanların bunu anlayışla karşılaması gerekiyor” dedi.
Türkiye ve Yalova’daki hayvancılık sektörü üzerine çok konuşulacak ifadelerinin ardından açıklamalarını sürdüren Kulaber, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi son durum hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
“Yalova’da bu işi düzgün yapan işletmeler kurban satışlarını bitirmiş durumda”
Yalova’daki kurban satışlarında geçtiğimiz seneye göre gerileme yaşandığını belirten Kulaber, “Son dönemlerde sektörde bazı sıkıntılar yaşanmaya başladı ve bu durumdan dolayı şikâyetler de artıyor. Eskiden kurbanlar işletmelerde kesilse bile aileler bu süreci birebir yaşıyordu. İnsanlar kurban vecibesini yerine getirirken çocuklarıyla birlikte adeta bir panayır havasında o ortamı hissediyordu. Bizler geçmişte kurbanın ne olduğunu yaşayarak öğrendik. Sevgiyle, saygıyla ve manevi atmosferi hissederek bu ibadetimizi yerine getiriyorduk. Ancak bugün maalesef çocuklarımıza bunu aynı şekilde yaşatamıyoruz. Çünkü yeni nesil artık bu ortamın içinde bulunmuyor. Tabii artık kurbanlıklar genellikle işletmelerde kesiliyor. Burada önemli olan nokta şu; işletmeler hijyenik, temiz ve dini vecibelere uygun şekilde hizmet veriyorsa, vatandaş da o işletmeleri tercih ediyor. İnsanlar artık daha bilinçli. Temizlikten ve düzenden memnun kaldıkları yerlere tekrar gidiyorlar. Bugün Yalova’da bu işi düzgün yapan işletmeler kurban satışlarını bitirmiş durumda. Hatta bazıları satışlarını bir hafta öncesinden tamamladı. Ancak bazı işletmeler hâlâ hayvanlarının yüzde 30’luk kısmını satabilmiş değil. Bu da insanların tercihlerini net şekilde ortaya koyuyor. Yalova küçük bir yer. Bir işletmede yaşanan olumsuzluk hemen kulaktan kulağa yayılıyor. Vatandaş bir kere memnun kalmazsa bir daha aynı yerde kurban kestirmiyor. Neresi daha temiz, düzenli ve güven vericiyse oraya yöneliyor.” dedi.
Yurt Dışı Bağışlarını Eleştirdi: “Haksız Rekabet”
Belli başlı kurumlar aracılığıyla yapılan kurban bağışlarının haksız rekabet yarattığını ve bu durumdan olumsuz etkilendiklerini söyleyen Kulaber, “Kurum ismi vermek istemiyorum ama yurt dışına gönderilen kurban bağışları çok arttı. Hisse fiyatları da oldukça düşük rakamlara yapılabiliyor. Örneğin 5 bin 600 lira ya da 8 bin lira gibi rakamlarla hisse bedelleri oluşuyor. Maddi durumu sıkıntılı olan vatandaşlar için bu durum daha cazip hale geliyor. Çünkü insanlar hem daha düşük maliyetle ibadetini yerine getirdiğini düşünüyor hem de kesim ve dağıtım süreçleriyle uğraşmıyor. Özellikle yeni nesil bu konularda zorlanıyor. Kurban etinin nasıl paylaştırılacağını, kimlere dağıtılacağını bilmeyenler var. Oysa kurban ibadetinin güzel taraflarından biri paylaşmaktır. Etin bir kısmı evde kalır, bir kısmı eşe dosta dağıtılır, bir kısmı da ihtiyaç sahiplerine verilir. Asıl manevi taraf da burada ortaya çıkıyor. İnsanların bunu çocuklarıyla birlikte yaşaması gerekiyor. Kurban etinin eve girmesi de sünnetlerden biridir. Benim görüşüm; ailelerin çocuklarıyla birlikte bu ibadeti yaşayarak yerine getirmesi gerektiğidir. Allah herkese kurban vecibesini yerine getirmeyi nasip etsin” şeklinde konuştu. Yurt dışı bağışlarının Yalova’daki sektörlerine zorluklar yarattığını bir kez daha yineleyen Kulaber, “Çok düşük maliyetlerle yapılan bu bağışlar, hayvan yetiştiriciliğini olumsuz etkiliyor. Vatandaş açısından baktığınızda hem ekonomik geliyor hem de zaman kazandırıyor. İnsanlar ‘Hiç uğraşmadan ibadetimi yerine getiriyorum’ diye düşünüyor. Ama kurban ibadetinin özünde paylaşmak, birlikte yaşamak ve çocuklara bunu öğretmek vardır. İnsan kendi eliyle dağıttığında, ihtiyaç sahibine ulaştırdığında o maneviyat daha farklı hissediliyor. Bizim temennimiz; herkesin ailesiyle birlikte kurban ibadetini yaşayarak yerine getirmesi” ifadelerini kullandı.

“Kurbanda hisse fiyatı 30 ile 60 bin arasında değişiyor”
Kurban fiyatlarındaki yaşanan değişim hakkında da bilgi veren Kulaber, “Girdi maliyetlerinin çok artmasına rağmen fiyatlarda ciddi bir yükseliş olmadı. Geçen yıl büyükbaş kurbanlıklarımız 20 bin ila 24 bin lira arasında başlıyor, 40-50 bin liraya kadar çıkıyordu. Bu yıl ise fiyatlar yaklaşık 30 bin liradan başladı ve hayvanın durumuna göre 50-60 bin liraya kadar çıkabiliyor. Burada en önemli konu, yetiştiricinin maliyetlerinin sürekli artması. Ot, yem, elektrik, su, mazot gibi bütün giderler yükseldi. Buna rağmen satış fiyatlarına aynı oranda zam yapılamadı.” dedi. Geçtiğimiz yıla göre kârlarının düştüğünü söyleyen Kulaber, “Geçen seneye göre yetiştiricinin kazancı daha da azaldı. Bir hayvandan elde edilen gelir, önceki yıllara göre daha düşük seviyede kaldı. Şunu da özellikle söylemek isterim; Kurban Bayramı’ndan sonra kesilen ya da elde kalan hayvanların yerine yeni hayvan koymak artık çok daha maliyetli olacak. Çünkü yem fiyatları artıyor, giderler artıyor. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte et fiyatlarının da yükselmesi kaçınılmaz görünüyor” şeklinde konuştu. Ortalama bir kurbanlık büyükbaş hayvanın satış fiyatının ne olduğu sorusuna cevap veren Kulaber, “Tamamen karkas et ağırlığına göre değişiyor. Bir hayvanın verimi ve kilosu fiyatı doğrudan etkiliyor. Ortalama bir büyükbaş hayvanda karkas et miktarı 150 ila 200 kilogram arasında olabiliyor. Aslında kurbanı sadece et üzerinden değerlendirmemek gerekir. Çünkü kurban ibadetinin manevi yönü çok daha önemli. Ancak mezbaha ve hizmet açısından konuşacak olursak; kesim, parçalama, paylaştırma gibi hizmetler de maliyet oluşturuyor. Bugün geldiğimiz noktada, hizmetler de dahil edildiğinde karkas etin kilogram maliyeti yaklaşık 900 ila 1000 lira arasında değişebiliyor. Bu rakam, verilen hizmetin kapsamına göre farklılık gösterebiliyor.” İfadelerini kullandı.
Kurbanlık Alınırken Nelere Dikkat Edilmeli?
Kurbanlık hayvan seçerken dikkat edilmesi gerekenleri açıklayan Kulaber, “Kurbanlık olacak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların belirli şartları taşıması gerekir. Hayvanın sağlıklı olması, uzuvlarının tam olması ve kurban kesimine uygun yaşta bulunması gerekiyor. Halk arasında ‘kapak açmış’ denilen durum vardır. Bu, büyükbaş hayvanın iki yaşını doldurmuş olması anlamına gelir. Hayvanın süt dişlerinin düşüp yerine kalıcı dişlerin çıkmış olması gerekir. Ayrıca hayvanın semiz, sağlıklı ve iyi görünümlü olması önemlidir. Kurban yerine sağlıklı şekilde ulaşması gerekir. Kurbanın tekbirlerle ve maneviyatına uygun şekilde kesilmesi de çok önemlidir” dedi. Kurban keserken dini vecibelerin en güzel şekilde yerine getirilmesi ve çocuklara bu bilincin yaşatılmasının önemi hakkında konuşan Kulaber, “Kurban sadece kesim değildir; paylaşmak, birlikte olmak ve maneviyatı yaşamaktır. Kurban etinin evde pişirilmesi, ailece yenmesi ve bunun bir gelenek olarak sürdürülmesi çok kıymetlidir. Peygamber Efendimizin sünnetlerinden biri de budur” şeklinde konuştu ve yetiştiricilerin, işletmecilerin ve vatandaşların Kurban Bayramı’nı sağlıkla, huzurla ve kazasız belasız geçirmesini temenni ederek sözlerine son verdi.

