Türkiye’yi özellikle son 10 yıldır etkisi altına alan yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı, birçok sektörü olumsuz etkiliyor. Her yeni zam dalgası, vatandaşların yaşam şartlarını zorlaştırırken sektör temsilcilerinin de zor duruma düşmesine neden oluyor.
Günümüzde de devam eden enflasyon sorunu, Türk vatandaşlarının temel gıda maddesi olan ekmeğin fiyatına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Girdi maliyetlerinin yeni yılla birlikte daha da artmasının ardından, çevre illerde ekmeğe yapılan zamların Yalova’ya ne zaman yansıyacağı merak konusu olmuştu. Geçtiğimiz yılın Ağustos ayından itibaren Yalova’da 200 gramı 15 Türk Lirası’na satılan ekmeğin, önümüzdeki günlerden itibaren 230 gramı 20 Türk Lirası’ndan satılması bekleniyor.
Yalova’daki fırıncıların en kısa sürede devreye girilmesini istediği bu tarife öncesinde yeni bir ses yükseldi. Yalova’nın tanınmış esnaflarından, Yıldız Ekmek Fırını işletme sahibi Mehmet Yıldız, çok sert açıklamalarda bulundu.
40 yıllık mesleki yaşantısında mevcut yaklaşıma benzer bir durumla karşılaşmadıklarını ifade eden Yıldız, ilgilileri “Yakın Zamanda Fırınlar Kepenk İndirmeye Başlar” sözleriyle sert bir dille eleştirdi.
“Türkiye'de ekmek ile ilgili kararname çıkıyor. Fırıncılar Federasyonunun görüşü bile alınmıyor!”
Uzun geçen yıllar içerisinde böyle bir dönemle karşılaşmadıklarını belirten Yıldız, “Yaklaşık 40 yıldan beri bugün ki kadar meslekleri ilgili böylesine dehşete düşecek bir şaşkınlık yaşamadık. Her geçen gün de iş kötüye gidiyor. İşin sonu nereye varacak bu gidişle bunu da kestirmek mümkün değil. Geçen gün bir kanalda, Türkiye Fırıncılar Federasyon Başkanının bir röportajını izledim. Baktım o da aynı hezeyanı yaşıyor. Başkan diyor ki; "Türkiye'de ekmek ile ilgili kararname çıkıyor. Fırıncılar Federasyonunun görüşü bile alınmıyor; keşke usulen de olsa bir görüşümüzü alıp yine de kendi bildiklerini yapsalardı!" Bu bile yapılmıyor. Türkiye'nin en önemli gıda maddesi olan ekmekle ilgili yapılan bir çalışmada Fırıncılar Federasyonunun görüşünü nasıl alınmaz ki? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? “Ben yaptım oldu. Her şeyin doğrusunu ben bilirim. Ben ne yaptıysam doğrudur” mantığı asla doğru bir yaklaşım tarzı değildir. "Ekmek" insan hayatında muhakkak var olması gereken eskilerin anâsır-ı erbaa dedikleri; ateş, hava, su ve toprak gibi bir beşincisi ekmektir. Bugün üç öğün soframızda olması gereken olmazsa olmazlardan birisidir ekmek. Bunu diğer sektörlerle eş göremezsin. Görürsen hata yaparsın ve neticede sıkıntıyı tüm toplum çeker” dedi.
“Ekmeğin fiyatının belirlenmesi arapsaçına döndü”
Mevcutta fırınlarda çalışanların %80’nin emekli olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Önümüzdeki on yıl sonra bu çalışanların hiçbiri çalışmaya durumu müsait olamayacak ve bütün fırınlar usta yetişmediğinden dolayı kapanma noktasına gelecektir… Acaba Ticaret Bakanlığının veya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu konuda bir görüşü ve çalışması var mı? İkinci önemli sıkıntı; " ekmeğin fiyatlandırma" konusudur. 2015'li yıllara kadar ekmek fiyatını belirleme hakkı Ticaret Odaları, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Esnaf Odaları Birliğine ait idi. Girdi maliyetlerindeki artış, enflasyonun durumuna göre 6 ayda veya yılda bir ekmek fiyatı bu odalar tarafından revize ediliyordu. Fakat 2015’den sonra bu durum değişti. İş arapsaçına döndü. Yetki odalarda olmasına rağmen; alt komisyon, üst komisyon, Ticaret Genel Müdürlüğü derken, daha önce odalarda bir haftada aldığımız tarife süresi önce bir ay a daha sonra iki ay a çıkarıldı. Ticaret Bakanlığı; değirmenciyi serbest bırakmış, mayacıyı serbest bırakmış, yakıtı serbest bırakmış bütün girdileri serbest bırakmış, adamlar ayda bir iki sefer zam yapmak suretiyle Fırıncının ensesinde boza pişiriyorlar. Hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. Ama fırıncıya sıra gelince iki ay bekle deniliyor. Bu iki ay bekleme süreci içinde ham madde girdi fiyatlarına yapılan yeni zamlar ile yapılacak olan zam yapılmadan fırıncının elinden alınmış oluyor. Bu yöntem kabul edilebilir hak ve adalet anlayışına uygun doğru bir yöntem değildir” ifadelerini kullandı.
“Bedeli sadece fırıncı mı ödemeli?”
Fırıncılar vatanseverlerin fedakâr ve cefakâr bir topluluk olduğunu söyleyen Yıldız, “Cumartesi-Pazar demeden, bayram- seyran demeden 7/24, 365 gün vatandaşımızın sofrasına katkı sunmak için sıcak ekmek üreten ve bu uğurda çaba sarf eden kimselerdir. Gerekirse hiç para kazanmadan, bu millete hizmet etmekten kaçınmayacak istiklal harbindeki sıkıntıların paylaşımını benimseyecek özveriye sahip karakterdedirler. Ama sesi çıkmıyor diye bu külfet tamamen fırıncıya yıkılmamalı, değirmenci de, uncu da, mayacı, da, diğer ham madde girdi sahipleri de bu külfete ortak ettirilmelidir. Geçen seneyi ele alalım. Ağustos ayında alınan 200 Gr. 15 TL. Ekmeğin fiyatı onaylandıktan sonra yılbaşına kadar; değirmenci %25 Mayacı %42 diğer girdilere de ortalama %30 zam geldi. Yılbaşında da iş görenlere %30 zam yapıldı. Ortalama maliyetlere yapılan zam %30 dur. Ama her ne hikmetse yılbaşından sonra fırıncının ekmek zammı bugüne kadar keyfe keder 3 ay bekletilmiştir. Ekmek temel gıda maddesidir. Ucuz olması gerekir. Enflasyonist dönemlerde bile fazla zam yapılmamalıdır. Hepsi doğru. Ama bu bedeli sadece fırıncı mı ödemeli? Şimdi burada bir hakkaniyetsizlik ve adaletsizlik yok mu? Yapanın yanında kâr kaldığı bir ülkede yaşamamalıyız. Nimet ile külfet eşit oranda paylaşılmalıdır. Aksi halde bu durumda ezilen ve üzülen her zaman aynı taraf olur ki bu da doğru değildir” sözlerini sonlandırdı.



