Değerli okurlar sürdürmekte olduğum ‘ABD’nin İşlediği Savaş Suçları’ yazı dizimde bu haftaki köşemde ‘Küba ve ABD ilişkileri’ yer alacaktı. Ancak; CHP ile ilgili Mutlak BUTLAN kararı önce yüreğime, sonra da gelip köşeme oturdu. Lütfen hoşgörünüz…
KEMAL KILIÇDAROĞLU VE JOHN STEİNBECK
YAŞARKEN ÖLMEK ne demek?..
“Onurlu yaşamak yetmez, onurlu ölmek de gerekir”
John Steinbeck, Amerikalı gerçekçi bir yazardır ve İrlanda asıllıdır.
Eserlerinde genellikle işçi/emekçi yaşamını ve toplumsal sorunları dile getirmiştir.
Romanları ve öyküleri, Amerikan toplumunun sıkıntılarını ve insanların zorluklarını derinlemesine ele almasıyla tanınır.
1936 ve 1953 yıllarında Ulusal Kitap Ödülü’ne, 1940 yılında Pulitzer Ödülü’ne ve 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştür.
Steinbeck ayrıca 1964 yılında Başkanlık Özgürlük Madalyası’na layık görülen çok az yazardan biridir.
Pulitzer Ödülü’nü "Fareler ve İnsanlar" adlı romanıyla kazanan Steinbeck, eseriyle tarım işçilerinin yaşamını, çaresizlik ve bunalımlarını ustalıkla anlatmıştır.
İşçi sınıfı edebiyatçısı olarak çok sevilen Steinbeck’in oğlu askere alınır ve Vietnam’a gider. Steinbeck’in Vietnam ilgisi ve yolculuğu böyle başlar. Bir arkadaşının gazetesi için savaş muhabirliği yapmaya karar verir ve Vietnam’a gider.
Birçok Amerikan genci ve onların yakınları, ‘askere çağrı kağıtlarını’ meydanlarda yakıp barış çağrısı yaparken, Steinbeck’in tavrı farklıdır; ona göre bu eylemciler vatan hainidir.
Oğlu bile, babasına, bu savaşın ne kadar haksız olduğunu, büyük bir halk direnişine karşında kazanmanın olanaksız olduğunu vb. anlatır; ama hep boşunadır…
Barış yanlısı aydın kitleyi ve okurlarını hayal kırıklığına uğratan yazarın bu son durumu için; PEN ‘Uluslararası Yazarlar Birliği’ toplanarak Steinbeck’in, ABD’nin Vietnam savaşını destekleyen ilk yazısının yayın tarihinden bir gün önce ölmüş sayılması önerisini uzun uzun tartışmıştır.
Şimdi gelelim bizim Kılıçdaroğlu’na:
1- 13 Nis 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada CHP lideri Özel ve parti yönetimini hedef alarak; "Türk demokrasisinin önümüzdeki dönemde hak ettiği bir ana muhalefete kavuşacağına inanıyoruz" ifadesini kullanıyor.
Kaybettiği kurultay sonrasında hiç basın açıklaması yapmayan, Yetkisiz mahkemenin’ 21Mayıs 2026’ BUTLAN kararından bir gün önce,
2- 20 Mayıs'ta K. Kılıçdaroğlu sosyal medyadan videolu paylaşımında, CHP'yi "ulu çınar" olarak nitelendirmiş ve "Bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Beni iyi dinleyin … İftiralarınız da tehditleriniz de vız gelir! Ben doğruyu söylerim, ben hakikatin yanında dururum" demişti.
Sizce de çok ilginç değil mi? Hep suskun ve mağdur havalarındaki Kılıçdaroğlu önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni ana muhalefet tanımı ve hemen ardından yetkisiz mahkemenin tam butlan kararından gün bile değil, saatler önce tekrar sahneye çıkıyor. CHP Genel Merkez Binası savaş alanına dönüyor.
Bana göre “Kılıçdaroğlu butlan kararının açıklanacağını daha önceden biliyordu/öğrenmişti.” Buna tüm kalbimle inanıyorum.
Yine bana göre Kılıçdaroğlu’nu yönlendiren çok gizli, çok güçlü ve hukukçu ağırlıklı bir AKP ekibi var. Kılıçdaroğlu’nun ‘atacağı her adım ve garanti edilen alınacak sonuç, peşinen bilinmektedir’ diye düşünüyorum.
‘2010-2023’ 13 yıl Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanlığı döneminde destekleyerek peşinden yürüdüğümüz Kılıçdaroğlu’na onurlandırıcı sıfatlar da yakıştırmıştık.
- Demokrat Dede,
- Hak, Hukuk, Adalet Savaşçısı,
- Mütevazı Lider,
- Uzlaştırıcı,
- Namuslu Siyasetçi / Temiz Siyasetin Temsilcisi,
- Gandi Kemal…
13 yıl peşinden yürüyenlere yaşattığı hayal kırıklığı sonrasında bugün ise:
*Parti İradesine Karşı Gelen / *Müdahaleci, *Ayrıştırıcı ve Bölücü, *Kişisel İkbal Arayışında Olan, *AKP İşbirlikçisi gibi sıfatlar yakıştırılıyor.
JOHN STEİNBCK’in ABD-Vietnam savaşını konu alan ve ABD’yi haklı gören ilk gazete yazısından bir gün öncesinde öldüğü varsayılmış ve seven gönüllerde yaşarken ölmüştü.
Şimdi gelelim bizim Bay Kemal’e;
“Adımız miskindir bizim
Düşmanımız kindir bizim
Biz kimseye kin tutmayız
Kamu alem birdir bize” diye seslenen Yunus Emre’yi demek ki pek tanımıyor.
Kaybettiği 38. Kurultay kinini içinde hep büyütmüş ki; Butlan rüşvetine tav olup, kaybettiği koltuğa yapışıyor.
Ne yazık ki gönüllerde yaşarken öldü.
“Onurlu yaşamak yetmez, onurlu ölmek de gerekir”
Değerli okurlar; sevgiyle ve sağlıcakla kalınız,