Yalova Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği görevini sürdüren Muhsin Sevencan, Yalova’nın gizli kalmış tarihi üzerine yaptığı araştırmalarla dikkat çekmeye devam ediyor. İlk eseri "Yalova ve Çevresinde Belgelerle Ermeni Terörü”nün ardından sırasıyla "Kocaeli Sancağı Yalakabad (Yalova) Kazası 1840 Müslim Nüfus Defterleri" ve "Beşinci Kol Faaliyetlerinin Hedefindeki II. Abdülhamid Han" adlı eserlerini yayımlayan Sevencan, geçtiğimiz aylarda "Güney Marmara Bölgesi Ermeni Olayları: Siyah Kitap" adlı eserini Yalova kamuoyuna sunarak önemli bir çalışmaya daha imza attı.

Yalova üzerine çalışmalarına hız kesmeden devam eden Sevencan, Yalova’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 105. yıl dönümü dolayısıyla 19 Temmuz Pazar günü Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde stant kurdu. Gün boyunca okurlarıyla bir araya gelen Sevencan, kitapları için düzenlediği imza gününde vatandaşlarla buluştu.

Yalovalı Genç Sanatçı Ahmetheo Kendi Şarkılarıyla Dikkat Çekiyor
Yalovalı Genç Sanatçı Ahmetheo Kendi Şarkılarıyla Dikkat Çekiyor
İçeriği Görüntüle

Sevencan, düzenlediği imza günü ve eserleri hakkında Yalova Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunurken, yakın dönemde hayata geçirmeyi planladığı yeni çalışmaların da müjdesini verdi.

Yalova'nın Hafızasını Kitaplara Taşıyor (3)

“İlk kitabım için dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül arayarak teşekkür etmişti”

2008 yılında yayımladığı "Yalova ve Çevresinde Belgelerle Ermeni Terörü" adlı eserinin akademik çevrelerden büyük takdir topladığına dikkat çeken Sevencan, “Genelkurmay Başkanlığı bu kitap için bana bir teşekkür mektubu gönderdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de telefonla arayarak teşekkürlerini iletti. Yerel tarih üzerine yapılan çalışmalara büyük önem verildiğini özellikle ifade ettiler. Çünkü genel tarihin yaşanan olayları tek başına tam anlamıyla yansıtamadığını, her bölgede yerel tarih çalışmaları yapılması ve bunların bir araya getirilmesiyle tarihin daha anlamlı ve bütüncül şekilde ortaya konulabileceğini belirttiler. Türk Tarih Kurumu da bu eserim dolayısıyla bana teşekkür etti.” dedi.

İlk kitabının ortaya çıkması için 5 yıllık bir çalışma yürüttüğünü belirten Sevencan, “Osmanlı arşivlerinden topladığım belgeleri önce günümüz alfabesine aktardım, ardından Türkiye Türkçesine sadeleştirdim. İstedim ki gençler de rahatlıkla anlayıp okuyabilsin. Çünkü belgelerin orijinal dili oldukça ağırdı. Ayrıca kaynakları sistematik bir şekilde gösterdim. Böylece tam anlamıyla akademik bir çalışma ortaya çıktı.” şeklinde konuştu.

Yalova'nın Hafızasını Kitaplara Taşıyor (5)

“Yalova'nın milattan önce 5000'li yıllara, Fenikeliler dönemine kadar uzanan tarihi var”

İkinci eseri "Kocaeli Sancağı Yalakabad (Yalova) Kazası 1840 Müslim Nüfus Defterleri" hakkında konuşan Sevencan, “Yalova'da önemli bir eksiklik olduğunu fark ettim. Zaman zaman insanların, ‘Yalova'nın tarihi yok’, ‘Yalova nedir ki?’ gibi ifadeler kullandıklarını duyuyordum. Oysa Yalova'nın son derece köklü bir geçmişe sahip olduğunu bu eserle ortaya koymaya çalıştım. Bu kapsamda, II. Mahmud dönemine ait 1840 yılı nüfus defterlerini günümüz Türkçesine çevirdim. Kitapta Yalova'nın o dönemdeki 18 köyü ile merkez yerleşimi yer alıyor. Bugün hâlâ o dönemdeki lakapları ve soyadlarını taşıyan aileler Yalova'da yaşamlarını sürdürüyor. Bu da kentin ne kadar köklü bir tarihe sahip olduğunun önemli bir göstergesi. Eserde yalnızca Osmanlı dönemine değil, Yalova'nın milattan önce 5000'li yıllara, Fenikeliler dönemine kadar uzanan tarihine de yer verdim. Nüfus defterlerinin orijinal sayfalarını kitabın içerisine ekledim, yanlarına da günümüz Türkçesine çevrilmiş metinlerini koydum. Ayrıca köylerle ilgili önemli tarihi bilgiler ve arşiv kayıtlarını da ekledim. Böylece eser, adeta Yalova'nın tarihini anlatan kapsamlı bir tanıtım kataloğuna dönüştü. Bu kitabın ilginç bir sonucu da oldu. Nüfus kayıtlarını inceleyen bazı aileler, geçmişteki miras haklarını tespit ederek mahkemelere başvurdu. Yaklaşık 8 ila 10 aile, bu eser sayesinde mirasına ulaştı ve aile köklerini ortaya çıkardı. Bu yönüyle kitap, Yalovalılar arasında büyük ilgi gördü.” ifadelerini kullandı.

“Tarihi olayları roman diliyle kurguladım”

Sultan II. Abdülhamid Han'ı konu aldığı roman türündeki eseri hakkında bilgi veren Sevencan, “Bu kitap da yaklaşık 8 yılımı aldı. Konusu, Sultan II. Abdülhamid Han'ın ve Osmanlı Devleti'nin karşı karşıya kaldığı gizli faaliyetler ve suikast girişimleridir. Bu eser için binlerce Osmanlıca belge üzerinde çalıştım. Abartmıyorum; yaklaşık 5 bin sayfalık arşiv belgesini Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine çevirdim. Daha sonra bütün bu tarihi verileri bir roman kurgusu içerisinde bir araya getirdim. Romandaki mekânlar gerçek, olaylar gerçek, kişiler gerçek. Ben sadece bu tarihi olayları roman diliyle kurguladım. Özellikle Sultan II. Abdülhamid'e yönelik gerçekleştirilen suikast girişimini anlatırken bazı akademik çalışmalarda dahi yanlış bilgilerin yer aldığını gördüm. Bu nedenle sadece özet raporlarla yetinmedim. Dönemin savcılarının aldığı ifade tutanaklarını Osmanlı arşivlerinden çıkardım. Yakalanan sanıkların bizzat verdikleri ifadeleri esas alarak çalışmayı tamamen gerçek belgelere dayandırdım.” şeklinde konuştu.

II. Abdülhamid'i konu alan romanında Yalova'dan izler var

Romanının beş bölümden oluştuğunu ve bunlardan dördünün Yalova'da geçtiğini söyleyen Sevencan, “Hafiyelerin Yalova'daki operasyonlarını konu alıyor. Son bölümde ise Yıldız Sarayı önünde Sultan II. Abdülhamid'e yönelik gerçekleştirilen, dünyanın ilk canlı bomba ve bomba yüklü araç suikastı olarak değerlendirilen saldırıyı ele aldım. Bu eserin Yalova açısından da yerel bir yönü bulunuyor. Olayların önemli bir bölümünün Yalova'da yaşanmış olması kitaba ayrı bir değer katıyor. Elbette bu olaylar başka bir şehirde de yaşanabilirdi ancak tarihin Yalova'da şekillenmiş olması bu eseri kent açısından da önemli hâle getiriyor. Bu kitabı özellikle her Türk gencinin okumasını arzu ediyorum. Çünkü eser, Osmanlı Devleti'nin ve Türk milletinin verdiği varlık mücadelesini, bir imparatorluğun nasıl büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldığını ve yıkılışa doğru nasıl sürüklendiğini anlatıyor. Bu nedenle kitabı tüm gençlerimize gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“Türkler aleyhine yazılan kitapların karşısına ‘Siyah Kitap’la çıktım”

Geçtiğimiz aylarda yayımlanan "Siyah Kitap" üzerine açıklamalarda bulunan Sevencan, “İngiliz tarihçi Arnold Toynbee, Türkler aleyhine ‘Mavi Kitap’ adlı eseri kaleme aldı. Fransız diplomat Jules Cambon da Türkler aleyhine ‘Sarı Kitap’ adlı çalışmayı yayımladı. Bu eserlerde Türk milleti suçlanır nitelikte bir yaklaşım sergilendi. Bugün Ermenilerin gündeme getirdiği asılsız soykırım iddiaları da bu anlayışın bir devamı niteliğinde. Ben de buna fikrî bir cevap vermek amacıyla ‘Siyah Kitap’ adlı eserimi hazırladım. Bir anlamda onların karşısına Siyah Kitap'la çıktım. Bu kitabın en önemli özelliği şu: Giriş bölümünde, Amerika Birleşik Devletleri başkanlarının her 24 Nisan'da ‘soykırım’ ya da ‘büyük felaket’ ifadeleriyle yaptığı açıklamalara arşiv belgelerine dayanarak tek tek cevap verdim. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın ABD Başkanı Joe Biden'ın ‘soykırım’ açıklamasına verdiği tepkinin tam metnine de kitapta yer verdim. Bunun yanı sıra, örnek olması amacıyla Güney Marmara Bölgesi'nde yaşanan acıları ve Türk halkına yönelik saldırıları sistematik bir şekilde ele aldım.” dedi.

“Yerel tarih çalışmaları, genel tarih çalışmalarını besleyen kaynaklar gibidir”

Kitabının 15 yıl önce Türk Tarih Kurumu aracılığıyla yayımlanmasının planlandığını ancak bunun gerçekleşemediğini belirten Sevencan, “Daha sonra çalışmayı yeniden gözden geçirerek kapsamını genişlettim, yeni bilgiler ve belgeler ekledim. Son hâlini bu yıl yayımladık ve özellikle 24 Nisan'dan önce kamuoyuyla buluşturduk. Bence bu eser de oldukça kıymetli bir çalışma oldu. Çünkü tamamen arşiv belgelerine dayanıyor. Kitaptaki dipnotlara baktığınızda bunu açıkça görebilirsiniz. Eserde tam 174 arşiv belgesi doğrudan kullanıldı. Ancak bu 174 belgenin dışında, kitabın hazırlanma sürecinde yaklaşık bin belge daha incelendi. Amacım Yalova'ya, Türk milletine ve toplum hayatına katkı sunabilmekti. Bu çalışmaların en önemli özelliği ise şudur: Yerel tarih çalışmaları, genel tarih çalışmalarını besleyen kaynaklar gibidir. Bu nedenle akademik çevreler ve devletin üst düzey yetkilileri yerel tarih araştırmalarına büyük önem veriyor. Çünkü genel tarih çalışmalarında her ayrıntıyı anlatmak mümkün olmuyor. Ancak yerel çalışmalar sayesinde olayları çok daha ayrıntılı, derinlikli ve somut biçimde ortaya koyabiliyorsunuz.” şeklinde konuştu.

“Geçmişi belgeleyip gelecek kuşaklara aktarabilmek benim için büyük bir mutluluk”

Termal ile ilgili bir eserinin daha bulunduğunu ve yakın zamanda mizanpajının tamamlanacağını belirten Sevencan, “Yazmak ve topluma bir şeyler kazandırmak benim için artık bir hobiye, hatta bir yaşam alışkanlığına dönüştü. Bence bu dünyadaki en büyük sermaye, geride kalıcı bir eser bırakabilmektir. Bazı insanlar ekonomik güçleri sayesinde okul, cami, hastane ya da hayır kurumları inşa ediyor. Benim böyle bir ekonomik gücüm olmayabilir ancak topluma bırakabileceğim en değerli mirasın yazdığım eserler olduğuna inanıyorum. İnsanlara fayda sağlayacak çalışmalar ortaya koyabilmek, geçmişi belgeleyip gelecek kuşaklara aktarabilmek benim için büyük bir mutluluk. Bizim için en güzel şey, geride anlamlı bir iz bırakabilmek. Yapabileceğimiz en kıymetli hizmet de sanırım budur.” diyerek sözlerini tamamladı.

Yalova'nın Hafızasını Kitaplara Taşıyor (4)

Muhabir: Göktuğ Doğukan Yüksel