ABD ve İsrail’in, Şubat ayının sonu itibarıyla İran’a başlattığı operasyonun 10. gününün tamamlanmasının ardından tehlikeli manzaralar ortaya çıkıyor. İran, çevre ülkelerdeki Amerikan üslerine ve İsrail’in başkenti Tel Aviv’e karşı füze saldırıları gerçekleştirirken, ABD ve İsrail ortaklığıyla İran’daki kritik öneme sahip alanlar vuruluyor. Bu kapsamda düzenlenen saldırılardan birinde İran’daki petrol tesislerinin vurulması endişe yarattı.
Saldırının ardından ortaya çıkan yangınlarda duman ve zehirli gazların İran’ın başkenti Tahran’ı sarmasının ardından, Türkiye’nin de dahil olduğu çevre ülkelerin bu durumdan etkilenip etkilenmeyeceğine ilişkin açıklamalar gelmeye başladı.
Bu kapsamda Yalova Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulunan Radyobiyolog Dr. Deniz Öner, mevcut meteorolojik veriler ve hava akımı analizlerine göre Türkiye için kısa vadede anlamlı bir risk beklenmediğini ifade etti.
Kısa Vadede Risk Yok
İran’daki petrol depoları ve rafinerilerin vurulması sonrası ortaya çıkan duman ve kirletici gazların (SO₂, NOx, hidrokarbonlar) yağışla birleşerek asit yağmuru oluşturabileceği yönünde İran içerisinde yerel uyarılar yapıldığının bilgisini veren Dr. Öner, “Özellikle Tahran çevresinde yoğun duman ve “siyah/asidik yağmur” gözlendiği bildiriliyor. Ancak mevcut meteorolojik veriler ve hava akımı analizlerine göre Türkiye için kısa vadede anlamlı bir risk beklenmiyor” ifadelerini kullandıktan sonra kirletici gazların, meteoroloji ve atmosfer taşınımına açıklık getirdi.
“Kirleticilerin rüzgar yoluyla Orta Asya yönünde hareket etmesi daha olası”
Petrol tesislerinin yanmasıyla birlikte kükürt dioksit (SO₂), azot oksitler (NOx), hidrokarbon ve partikül maddeler gibi kirleticilerin atmosfere salınabildiğini söyleyen Dr. Öner, “Bu gazlar bulut içinde su ile reaksiyona girerek sülfürik ve nitrik asit oluşturur; yağış varsa asit yağmuru şeklinde yere iner” dedi. Uzmanların değerlendirmelerine göre; yangın kaynaklı kirleticilerin yerel olarak İran üzerinde yoğunlaşmış durumda olduğunu işaret eden Dr. Öner, “Bölgedeki hakim rüzgârlar doğu ve kuzeydoğu yönüne doğru taşıma eğiliminde. Bulutların Orta Asya yönüne hareket etme olasılığı daha yüksek. Bu nedenle Türkiye için şu anda: doğrudan taşınım beklenmiyor ve kirleticilerin mesafe nedeniyle hızla seyrelmesi bekleniyor” şeklinde konuştu.
“Üç koşul aynı anda gerçekleşirse Türkiye etkilenebilir”
Türkiye’nin kirletici gaz etkisinde kalabilmesi için üç koşulun aynı anda gerçekleşmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Öner, “Batı yönlü güçlü üst seviye rüzgârlar (jet akımı), kirleticilerin yüksek irtifaya taşınması (pyro-convective plume), Türkiye üzerinde yağışlı sistem bulunması… Bu üçü gerçekleşirse çok düşük konsantrasyonlu uzun menzil taşınımı olabilir” dedi. İran’da yaşanan olayın tarihsel olarak bir benzerinin Kuveyt’te olduğunu hatırlatan Dr. Öner, “1991’deki Kuveyt petrol yangınlarında duman bulutları binlerce kilometre taşınmış, ancak uzak bölgelerde konsantrasyon ciddi şekilde düşmüştür. Bu tür olaylarda etkiler genelde: kaynağa birkaç yüz km yakın bölgede ciddi, 1000 km’den sonra çevresel olarak sınırlı olur” diyerek sözlerini tamamladı.




