İYİ Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İpek Özkal Sayan, Yalova’ya gelerek partilileri ile buluştu. Yalova’da çeşitli temaslarda bulunan Genel Başkan Yardımcısı Sayan, İYİ Parti Yalova İl Binası’nda yerel basın mensupları için gerçekleştirilen kahvaltı organizasyonun ardından Yalova ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken merak edilen sorulara açık yüreklilikle cevap verdi. Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen okul saldırısı hakkında da konuşan Sayan, duygusal anlar yaşadı.
“Yalova’nın birçok sorunu var”
Genel Başkanları Musavat Dervişoğlu’nun Yalovalılara selamı olduğunu söyleyerek açıklamalarına başlayan Sayan, “Marmara’nın incisi, doğasıyla, emeğiyle ve üretimiyle öne çıkan güzel Yalova’da sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bu şehir, deniziyle, toprağıyla ve çalışkan insanlarıyla aslında çok daha fazlasını hak ediyor. Ancak ne yazık ki hem Türkiye genelinde hem de özelde Yalova’da bir yönetilememe durumu ile karşı karşıyayız. Bu nedenle Yalova, potansiyelinin oldukça gerisinde kalıyor. Yalova’nın elbette birçok sorunu var. Sayın başkanımızla da dün akşam bunları konuştuk, bilgi notlarını da inceledim. En önemli sorunlardan biri deprem gerçeğidir. Ancak ne yazık ki ne Türkiye hazır ne de Yalova hazır. Yalova merkezindeki yapıların neredeyse tamamının risk altında olduğu açıkça ortadadır. Şehir merkezi dere yatakları ve sahil şeridi boyunca, zayıf bir zemin üzerine kurulmuştur. Yapı denetimi tartışmalıdır, plansız büyüme ise devam etmektedir. Toplanma alanları da yetersizdir. Bunun sorumluları bellidir. 24 yıldır iktidarda olan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıdır. Yakın zamanda 50 bin vatandaşımızı kaybettiğimiz büyük bir felaket yaşadık. “Asrın felaketi” dediler ama hesap vermediler, sorumluluk almadılar, istifa etmediler. Bugün ise yaptıkları yapılarla övünüyorlar. Türkiye böyle bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyadır” dedi.

“Bu ülkenin evlatlarını kim koruyacak?”
Yalova’nın bir diğer önemli sorunun çevre olduğunu işaret eden Sayan, “Marmara Denizi hızla kirlenmektedir. Yalova’nın doğal güzellikleri göz göre göre yok edilmektedir. Rant uğruna şehrin geleceği feda edilmektedir. Turizm potansiyeli vardır ancak planlama yoktur. Gençler konusu da çok önemlidir. “Ev genci” diye bir kavram ortaya çıktı. Üniversiteden mezun olan gençler iş bulamadığı için evlerine kapanmak zorunda kalıyor. Gençlerimizin eğitim düzeyi yüksek olmasına rağmen, bu eğitime uygun iş alanları oluşturulamamaktadır. Çiftçiler üretmek istiyor ancak maliyetler altında eziliyor. Seracılık can çekişiyor. Gübre, tohum ve mazot maliyetleri artmış durumda. Köyler boşalmıştır. Basın emekçilerine de değinmek istiyorum. Türkiye’de basın, büyük baskılar altında görev yapmaktadır. Eleştirinin cezalandırıldığı, basının baskı altında tutulduğu bir ortamdan geçiyoruz. Bu nedenle gerçek sorunlar yeterince konuşulamamaktadır. Türkiye’nin ve Yalova’nın sorunları aslında iç içedir. Ancak bugün özellikle hepimizin yüreğini yakan olaylar yaşadık. Bu ülkenin evlatlarını kim koruyacak? Hastanelerde yeni doğan bebeklerimizi koruyamıyoruz. “Yeni doğan çetesi” gibi vahim olaylar ortaya çıkmıştır. Muhalefetin talep ettiği araştırma komisyonlarına dahi izin verilmemiştir. Okullarda da benzer güvenlik sorunları yaşanmaktadır” şeklinde konuştu.
“Gençler kendi emekleriyle üniversiteyi kazanıyor ama geleceğe dair umutları yok”
Okulların en güvenli yerler olması gerektiğini ancak öğrenciler ve öğretmenlerin kaybedildiğini söyleyerek son yaşanan olaylara atıf yapan Sayan, “Sabah evinden çıkan bir çocuğun ölüm haberinin gelmesi kabul edilemez. Bu bir ihmal değil, açık bir yönetim zafiyetidir. Okullarda güvenlik bir tercih değil, zorunluluktur. Bu ihmalin hesabı sorulacaktır. Bu ülke sahipsiz değildir; çocuklarımız da sahipsiz değildir. Bugün çocuklar “3 gündür okula gidemiyoruz” diyor. Böyle bir tablo kabul edilemez. Siyasi sorumluluk alan var mı? Yok. 50 bin insanımızı kaybettik, kim istifa etti? Hiç kimse. Orman yangınları, ekonomik krizler, afetler… Hepsinde aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Gençlerimiz hayal kuramıyor. Liyakat sistemi çökmüş durumda. Gençler kendi emekleriyle üniversiteyi kazanıyor ama geleceğe dair umutları yok. Biz İYİ Parti olarak şunu söylüyoruz: Gençlerin hayal kurabildiği, şehirlerin rantla değil planla yönetildiği, sorumluların hesap verdiği bir Türkiye istiyoruz. Eğer yönetemiyorsanız, gidin. Sorumluluğunuzu alın ve bu millete hesap verin. Bu ülkede hiçbir sorumsuzluk cezasız kalmayacaktır. Er ya da geç herkes yaptığının hesabını verecektir. Biz yaşamak istiyoruz. Korkmadan, güvende, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamak istiyoruz. Ancak mevcut düzen içinde bu mümkün değildir. Bu nedenle sandığın bir an önce milletin önüne gelmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Altılı Masa’nın yeniden kurulacağını düşünmüyorum”
Geçmiş dönemde kurulan bir altılı masa gibi önümüzdeki dönemde de bir ittifakın kurulup kurulmayacağına ilişkin soruya cevap veren Sayan, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye “ucube” bir sistemle yönetiliyoruz. Bu sistem aslında ittifakları da mecbur kılıyor. Yönetim kısmını söylemiyorum; oradaki yapısal sorunlardan bahsetmiyorum. Bütün imzaların tek bir kararla, sadece Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla çıktığı, idari, adli, akademik ve askeri bürokrasinin tamamen partizanlaştığı bir süreçten bahsetmiyorum. Ama seçim sistemine gelecek olursak, ne yazık ki ideolojilerin zayıfladığı ve ittifakların yükseldiği, hatta mecburen yükseldiği bir dönemdeyiz. Geçen seçim döneminde, 2023 seçimlerinde kimler kimlerle yan yana geldi hepimiz gördük. Cumhur İttifakı açısından baktığımızda, Demokratik Sol Parti’nin bile ittifak masasına oturduğunu gördük. O dönem bunu eleştirmiştik. Burada önemli olan sadece ittifaklar değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanı adayının kim olduğudur. Bir partinin ittifakı olabilir ama mutlaka güçlü bir Cumhurbaşkanı adayı da olmalıdır. Bu sebeple Altılı Masa tekrar kurulur mu? Ben Altılı Masa’nın yeniden kurulacağını düşünmüyorum. Ancak ideolojik olarak birbirine yakın ya da aynı seçmen tabanını konsolide eden partiler yan yana gelebilir. Fakat böyle bir dönemde hiçbir partinin ittifak yapmasını da doğru bulmuyorum. İYİ Parti açısından baktığımızda, şu anda çeşitli siyasi dedikodular ortaya atılıyor; “ittifak yapılıyor mu?” gibi. Hayır, biz şu anda ittifak yapmıyoruz. Seçmen tabanımız da bunu istemiyor” dedi.
“Amacımız ortak, ancak yöntemlerimiz ve ideolojilerimiz farklıdır”
Terörsüz Türkiye adlandırılan süreci “İhanet Süreci” olarak tanımladıklarını belirten Sayan, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyona bir üye vermedik. İYİ Parti’nin sandalyesi boş kaldı ve bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Biz, İmralı’nın koşullu salıverilmesi ya da terör örgütü mensuplarının serbest bırakılması gibi süreçlerin altına imza atmayız. Bu durum bizi diğer muhalefet partilerinden ayıran önemli bir farktır ve seçmenimiz tarafından da desteklenen bir tutumdur. Bu nedenle seçime kadar partilerin kendi ideolojileriyle ayrı ayrı çalışması gerektiğini düşünüyorum. Ancak genel olarak muhalefet partilerinin amacı aslında ortaktır: Mevcut 24 yıllık iktidarı değiştirmek. Cumhuriyet Halk Partisi ayrı çalışıyor, İYİ Parti ayrı çalışıyor, diğer muhalefet partileri de kendi çalışmalarını sürdürüyor. Yani amacımız ortak, ancak yöntemlerimiz ve ideolojilerimiz farklıdır. Buna rağmen bütün muhalefetin bir birlik oluşturması gerektiği yönünde beklentiler var. Ancak mevcut durumda ayrı ayrı çalışmanın daha doğru olduğunu düşünüyoruz. İYİ Parti’yi ise terörle mücadeledeki duruşu nedeniyle ayrı bir yerde değerlendiriyorum. Peki İYİ Parti Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendi adayını çıkaracak mı? Sayın Genel Başkan aday olur mu? Siyasette 24 saatte çok şey değişir. Ne olacağı bugünden kesin olarak bilinemez. Ancak Sayın Genel Başkanımızdan gurur duyuyorum ve böyle bir göreve gelmesi halinde bunu en iyi şekilde yapacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

“Ara seçim değil, erken seçim istiyoruz”
Memleket Partisi’ndeki siyasi yaşamının hatırlatılması ve Muharrem İnce’ye kırgınlığının olup olmadığının sorulması üzerine Sayan, “Siyasette kırgınlık ve küslük olmaz. Ben siyasete ilk başladığım yerden çok şey öğrendim. Ne yapmam gerektiğini de, ne yapmamam gerektiğini de tecrübe ettim. Siyaseti severek yapıyorum. Bu ülke için küçük de olsa bir katkı sağlayabilirsek ne mutlu bize” ifadelerini kullandı. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ara seçim ve erken seçim taleplerinin İYİ Parti açısından nasıl değerlendirildiğini açıklayan Sayan, “Biz ara seçim değil, erken seçim istiyoruz. Çünkü Türkiye’nin gündemi erken seçimdir. Hukuki açıdan da tartışmalar var. Bazı hukukçular bunun anayasal zorunluluk olduğunu söylerken, bazıları Türkiye Büyük Millet Meclisi onayı gerektiğini ifade ediyor. Türkiye’de konuşulması gereken çok fazla sorun var: emeklilerin durumu, eğitim, sağlık, çevre, yapay zekâ ve siber güvenlik gibi alanlar. Ancak bu konular yeterince konuşulamıyor. Ara seçim tartışmaları, ülke gündemini gereksiz yere meşgul edebilir. Vatandaş artık sorunların konuşulmasını ve çözümler üretilmesini istiyor. Sokakta kararsız seçmen kitlesi var ve bu kitle aslında büyük bir potansiyel oluşturuyor. Biz İYİ Parti olarak erken seçim diyoruz. Hemen seçim diyoruz. Vatandaşın sandıkta sözünü söylemesini ve değişimi gerçekleştirmesini istiyoruz” diyerek sözlerine son verdi.




